Ana Sayfa Blog Sayfa 29

MANAVGAT’TA ADALET İLE ZULÜM AYNI YERDE BARINABİLİR Mİ?

0

Galatasaray iki hafta öce Fenerbahçe’yi yendi Manavgat sokakları yıkıldı. Galatasaray Antalyaspor’u yendi, şampiyon oldu, şehrin takımı Antalyaspor ise küme düşmeye çok yaklaştı. Gelin görün ki Manavgat sokakları yine yıkıldı. Ev kiralarının yüksekliğinden, 5 aylık işsizlikten, zeytinliklerin kesilmesinden, tefecilikten, yolsuzluk ve rüşvet iddialarından yıkılmayan Manavgat sokakları alışıla gelmiş maç sonuçları için yıkıldı.

Saat 02.30’a kadar arabaların korna sesleri susmadı, abartılı bağrışmalar dinmedi, davul, zurna sesleri akıl alır gibi değil. Stadyumun içinde olması ve kalması gereken her şey Manavgat sokaklarına taştı. İstanbul fethedildiğinde bu denli coşku yaşanmış mıdır bilmiyorum.

Beni şaşırtan o kalabalıkta yer alan insanların kente olan sorumluluğunu, “mutlak” bir şekilde sorumsuzluğa dönüştürerek kenti kaosa sürüklemesidir. Bebeklerin, çocukların seslerden korkmasına aldırmadan; yaşlıların, hastaların, işten yorgun argın gelmiş emekçilerin dinlenme saatlerine aldırış etmeden yapılan kutlamalar Manavgat’ın bir kez daha kuralsızlığa nasıl da mahkûm edildiğine ve bunu engellemekle mükellef olanların işlerini nasıl da yapmadıklarını gözler önüne serdi. Her türlü trafik kuralının ihlal edildiği, kabahatler kanununun hiçe sayıldığı şampiyonluk kutlamaları düpedüz toplumun toplum olmaktan çıktığını ve toplumsal unsurların birbirlerine nasıl da yabancılaştığını kanıtlar nitelikteydi.

Kent insanlarının toplumun bir kısmının mutluluğuna katılma ve buna katlanma zorunluluğu var mıdır? Hani nerede kaldı mektep sıralarında öğretilen haklarda eşitlik ilkesine? Eğlenme hakkına kamu görevlileri saygı duyuyor da neden dinlenme hakkının kullanımına saygı duymuyorlar?

Şampiyonluk kutlamalarının oluşturacağı rahatsızlığın çok önceden belli olmasına ve daha da önemlisi birkaç hafta öncesinde tecrübe edilmesine rağmen neden idari görevliler bu eğlenceleri organize ederek belirli bir yerde yapılmasını sağlayacak önleyici tedbirleri almadı? Ortaya çıkan hengamenin getirdiği rahatsızlık faturasını bu kentin emekçileri, yaşlıları, çocukları, doktor bulmakta zorlanan hastaları ödemek zorunda mı? Sokaklara dökülen ve abartılı eğlencenin içerisindekiler komşularının hakkına acaba neden saygı duymaz?

Maç bu, gelir geçer sokaklara dökülmeye gerek var mı? Ne var ki insanlık onuru için sokaklara dökülmemiz gereken zamanlarda eğer Manavgat sokaklarına dökülmüyorsak işte orada bir sorun ve insanlığa karşı ciddi bir samimiyetsizlik var demektir.

Manavgat; yolsuzluk, rüşvet bataklığına saplandığında, tefeciler ocakları söndürdüğünde, emlak baronları kiracıları ezdiğinde, zeytinlikler farklı nedenlerle kesildiğinde, turizm işçiliği paryalığa dönüştüğünde, Doğu Türkistan, Arakan, Gazze ve daha nice yerlerde insanlar asimile edilirken hatta etnik temizlemeye kurban giderken protesto için bir araya gelmeyenler saatlerce bir maç ve şampiyonluk kutlaması için Manavgat’ı ortalığı ayağa kaldırdı. Bu manzara bu memlekete yakıştı mı?

Madem konu açıldı söylemeden edemeyeceğim zulmün olduğu yerde buna ses çıkarmayanlar insanlığın vicdanında vebal altında kalmıştır. Manavgat’ta mahrumiyet içinde yaşayan insanlar her geçen gün artarken, Doğu Türkistan ve Gazze; zorbaların elinde kırımdan geçirilirken sessiz kalmak sadece tiranları değil sessiz kalanı da töhmet altında bıraktı. Kanaatimizce zulme, haksızlığa ve hakka karşı savaş açanlara ses çıkaramayanların sorunu tavırsızlıktır, şuursuzluktur hatta bencilliktir.

Zulmün etrafında dolananlara ses çıkarmayanlar aslında zalimi cesaretlendirenlerdir. Çünkü kötülük; duymak ve görmek istemediğimizde güçlenir, zulme giden parke taşları o anda döşenir.

Zalime karşı elimizle veya dilimizle bir şey yapamıyorsak bari kalbimizle buğz edelim yani kalbimizle kötülüğe karşı tavır geliştirelim, kötülükten nefret edelim. Ama onu da yapmıyoruz ve “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” kaidesindeki rolümüzü üstleniyoruz.

Ne de zormuş Manavgat’taki mazlumun yanında durmak, ne de zormuş Doğu Türkistan’da, Gazze’de ağlayan mazlumun hıçkırıklarını duymak. “Savunmak zorunda mıyım?” diyenlere soruyorum sizin zalimden ne farkınız var? Pasaportunuz farklı ama kalpleriniz aynı!

Susmak onaydır, susmak güçlü olanın haklı olduğuna inanmaktır. Cemil Meriç’e atfedilen bir metinde geçtiği gibi: “Bu yüzden, hakikatin tarafında olmak, herkes konuşurken değil, herkes susarken konuşabilmektir. Mazlumun sesi olmak, yalnızca cesaret değil, bir kulluk sorumluluğudur. Kalp vicdanı kaybettiğinde, dilsizlik ahlak olmaya başlar. Oysa, adaletin rengi nettir, gri değildir.”

Daha başka ne denilebilir bilmiyorum ama Manavgat’ta yaşadıklarımız yenilir yutulur şeyler değil. Ne Manavgatlının hakkına sahip çıkıldı ne de uzaktakinin. Allah Manavgat’ın sonuna hayreylesin. Kalın sağlıcakla.

MUHİTTİN BÖCEK İTİRAFÇI MI OLUYOR?

0

Muhittin Böcek’in etkin pişmanlıktan yararlanmak için başvuru da bulunduğu ileri sürüldü

İddialara göre, cezaevinden geniş güvenlik önlemleri altında Antalya Adliyesi’ne getirilen Muhittin Böcek’in, Cumhuriyet Savcısı’na ifade vermeye başladığı iddia edildi. Öğle saatlerinde başlayan ifade alma işlemlerinin akşam saatlerine kadar devam ettiği ve Böcek’in soruşturmanın seyrini değiştirebilecek bilgiler paylaştığı öne sürülüyor.

Aynı dosya kapsamında tutuklu bulunan Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in de geçtiğimiz günlerde benzer bir adım attığı biliniyor. Gökhan Böcek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bağlantılı bir soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlık başvurusunda bulunmuş ve bildiklerini anlatarak ifade vermişti.

TUBA VURAL ÇOKAL HAKKINDAKİ İDDİALARA YANIT VERDİ

0

Tuba Vural Çokal İddialara Yanıt Verdi.

Geçtiğimiz günlerde Antalya medyasında çıkan bir köşe yazısında 100 milyon liralık icra dosyasını kapatmak için 200 bin euro rüşvet istendiği öne sürülerek AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ile ilgili iddialar gündemi meşgul etmişti. İddialar arasında icraya konu olan borcun bekletilmesi için AK Parti Antalya Milletvekili Tuğba Vural Çokal’ın danışmanı tarafından talimat verildiği ve Çokal’ın Antalya bürokrasisinde kadrolaşma vardı.

İddiaların odağındaki Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddetti. Çokal, isminin bilinçli olarak tartışmaya açılmak istendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Son günlerde Antalya SGK üzerinden yürüyen bir soruşturma kapsamında, birbirleriyle çelişen iddia ve açıklamalar üzerinden şahsımın ismi kamuoyunda tartışmaya açılmak istenmektedir. Açık şekilde ifade etmek isterim ki bahsi geçen süreçlerle ilgili şahsımın herhangi bir bilgisi, ilgisi ya da yönlendirmesi bulunmamaktadır. Kamu görevinin de siyasetin de şahsî nüfuz alanı değil, millete hizmet sorumluluğu olduğuna inandım ve bu anlayışla hareket ettim.

SGK başta olmak üzere kamu kurumlarının uzun süredir dijital denetim sistemleriyle çalıştığı bilinmektedir. Mali hareketler, işlem kayıtları ve kurumsal süreçler ilgili denetim mekanizmaları tarafından açık şekilde takip edilmektedir. Kamu zararına yol açabilecek her türlü işlem hukukî ve idarî merciler tarafından ortaya çıkarılabilecek durumdadır. Buna rağmen yürüyen bir soruşturma üzerinden şahsımın ismini tartışmanın merkezine çekmeye yönelik çabalar, hukukî hassasiyetten çok algı oluşturmaya dönük bir yaklaşım görüntüsü vermektedir.”

“Yapılan haberlerde ismimin büyük puntolarla ve fotoğraflarımla birlikte kullanılması, ardından metin içerisinde küçük ifadelerle “iddia edildi” şeklinde geçiştirilmesi ya da olayın doğrudan şahsımla ilgisi bulunmamasına rağmen çevrem üzerinden ilişki kurulmaya çalışılması gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu taşıyan basın anlayışının, ima ve çağrışımlarla kişileri hedef haline getiren yöntemlerden uzak durması gerekir. Şahsımı hedef alan gerçek dışı ithamlar, yanıltıcı yayınlar ve itibar zedelemeye yönelik her girişim hakkında gerekli hukukî süreçleri başlattığımı kamuoyunun bilgisine sunarım” denildi.

 

SESLİ MAKALE / ÜMİT UYSAL, HURAFE, CHP; ALKIŞLAYAN AKP

0

SESLİ MAKALE / ÜMİT UYSAL, HURAFE, CHP; ALKIŞLAYAN AKP

Ömer Kaçmaz tarafından kaleme alınan köşe yazısını https://www.gezginadamdergisi.com/7392-2/ linkini tıklayarak okuyabilirsiniz.

NAİL KAMACI, MUHİTTİN BÖCEK’İN TAHLİYE EDİLMEMESİYLE İLGİLİ SERT ÇIKTI

0

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen “rüşvet ve yolsuzluk” soruşturmada mahkeme ara kararını açıkladı. 

CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, “Dosyada ortaya çıkan tablo; para verdiği iddia edilen kesimlerin korunup kollandığı, tüm yükün ise tek taraflı biçimde siyasi alana yıkılmaya çalışıldığı yönünde ciddi soru işaretleri yaratmaktadır” dedi.
 
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen “rüşvet ve yolsuzluk” soruşturmada mahkeme ara kararını açıkladı. Mahkeme heyeti tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ve Gökhan Böcek’in tutukluluk hallerine devam kararı verirken, Fazlı Ateş’in ise tahliyesine hükmetti. Açıklanan karar ise CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı tepki gösterdi.
Hukukun herkese eşit mesafede olmasının önemine değinen Kamacı, “Bugün kamuoyunda da yüksek sesle dillendirilen ve basına yansıyan, iddianamenin sadece ‘irtikap’ iddiası ile hazırlanması, rüşvet suçlamalarının ise dışarıda bırakılmasıdır. Dosyada ortaya çıkan tablo; para verdiği iddia edilen kesimlerin korunup kollandığı, tüm yükün ise tek taraflı biçimde siyasi alana yıkılmaya çalışıldığı yönünde ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Eğer ortada bir suç ilişkisi olduğu iddia ediliyorsa, bunun yalnızca siyasi hedef haline getirilen kişiler üzerinden yürütülmesi hukuk değil, seçici adalettir. Hukuk herkese eşit anlayışıdır, uygulanmayacaksa, burada adaletten değil siyasi operasyondan söz edilir” diye konuştu.
Basına servis edilen görüntülerin dava ile ilgisi olmadığını ve bu görüntülerin özel hayatı ihlal olduğunu ifade eden Kamacı, “İkinci olarak; bugün kamuoyuna servis edilen görüntüler ve özellikle insanların özel telefonlarından çıkan aile mahremiyetine ait içeriklerin, dava ile doğrudan hiçbir ilgisi olmamasına rağmen medyaya servis edilmesi artık açık bir siyasi operasyon yöntemine dönüşmüştür. Devlete emanet edilen kişisel verilerin ve özel hayatın korunması gerekirken, insanların aile yaşamının, çocuklarının ve özel ilişkilerinin itibarsızlaştırma amacıyla kamuoyu önüne atılması hukuk değil, doğrudan karakter suikastıdır. Henüz mahkeme kararı dahi ortada yokken medya üzerinden linç düzeni kurulması, toplumda korku yaratma ve siyasi itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır” sözlerini kaydetti.
Hukukun, muhalefeti cezalandırmak için bir araca dönüştürülmesinin kabul edilemez olduğunun altını çizen Kamacı, “Hukuk, muhalefeti cezalandırma aracına dönüştürülemez. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; yargının siyasallaştırılmasına, hukuk eliyle siyasi sonuç üretilmeye çalışılmasına ve medya üzerinden yürütülen karakter suikastlarına boyun eğmeyeceğiz. Antalya halkı şunu çok iyi bilmelidir: Bizler hukukun üstünlüğünü savunurken, hukukun siyasetin sopası haline getirilmesine de hukuk değil korku düzeni vardır. Ve hiç kimse, devlet gücünü sonuna kadar karşı duracağız. Çünkü adaletin olmadığı yerde kullanarak toplumu susturabileceğini sanmamalıdır” diyerek açıklamasına son verdi.

CAVİT ARI’DAN MÜCADELE ÇAĞRISI

0

CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, Antalya Karaalioğlu Parkının 1. derece sit alanı statüsünü değiştiren düzenlemeyi eleştirerek Karaalioğlu Park alanının yapılaşmaya açılmaması gerektiğini ifade etti.

Karaalioğlu Parkı’ndan açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Cavit Arı ise söz konusu parkın yapılaşma ile karşı karşıya kaldığını belirterek kritik çağrılarda bulundu. Karaalioğlu Parkı’nın Antalya’nın en önemli simgelerinden bir tanesi olduğunun altını çizen Milletvekili Cavit Arı, parkın Antalyalıların en çok ziyaret ettiği yerlerden bir tanesi olduğunu ifade etti.

Meslek odalarına, STK’lara ve Antalyalılara açık çağrıda bulunan Milletvekili Arı, söz konusu parkın yapılaşmaya açılmasının önüne geçmeye ve tekrar eski statüsüne geri döndürülmesi için mücadele etmeye davet etti.

Karaalioğlu Parkı’ndan konuşan Milletvekili Cavit Arı şu ifadelere yer verdi:  “Antalya Karaalioğlu Parkı, 1940’lı yıllardan bu tarafa Antalya’nın en önemli değeridir, simgesidir ve bütün Antalyalıların en çok uğrak yerlerinden birisidir. Bu bölge heykelleriyle Antalya’mızın en önemli değeridir.

Bu yeşil dokuyla ilgili bugüne kadar birinci derece sit alanı olması nedeniyle korundu ve bugünlere geldi. Şimdiyse bu alan birinci derece sit alanı olmaktan çıkarıldı ve sürdürülebilir alan haline dönüştürüldü.

Buradan tüm Antalyalı hemşehrilerimize, meslek örgütlerine, sivil toplum örgütlerine sesleniyorum: Bu alanın yapılaşmaya açılmasının önüne geçelim ve tekrar eski statüsünün korunması, yani eski statüsüne geri döndürülmesi için birlikte mücadele edelim.

Buradan yine yetkililere sesleniyorum: Bu alan Antalya’nın en gözde yeridir. Kesinlikle ve kesinlikle yapılaşmaya açılamaz. O nedenle mutlak koruma alanı olarak statüsünde değişiklik yapılmasını talep ediyoruz.” dedi.

KURBANLIK KUZU GÖZÜYLE YARDIM BEKLEYEN BİR MİLLET HALİNE GETİRİLDİK!

0

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç TBMM’de: “Kiraya mı, ilaca mı, torununa bayram harçlığına mı? Devletin yıllarca hizmetinde bulunmuş, ömrünü bu ülkeye adamış milyonlarca emeklimiz adeta unutulmuş, yok sayılmış durumdadır” dedi.

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç TBMM’de düzenlediği basın açıklamasında iktidarın bayram ikramiyesi miktarını ve emeklilere olan yaklaşımını eleştirdi. Şerafettin Kılıç Basın toplantısında öne çıkanlar şu şekildeydi:” Öncelikle dar boğazı, milletin yakinen maruz kaldığı ekonomik buhranı konuşmaktan, üzülerek ifade ediyorum ki başka konuya sıra gelmiyor.

Vatandaşımız pazara gidemiyor, marketten eli boş dönüyor, faturasını ödeyemiyor, evladına harçlık veremiyor. Çünkü bu ülkede artık alın terinin karşılığı verilmiyor!

Bugün Türkiye’de bir emeklinin ortalama maaşı 20-25 bin lira. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 34 bin lirayı aşmışken, bu maaş neye yetsin? Kiraya mı, ilaca mı, torununa bayram harçlığına mı? Devletin yıllarca hizmetinde bulunmuş, ömrünü bu ülkeye adamış milyonlarca emeklimiz adeta unutulmuş, yok sayılmış durumdadır.

2026 Kurban Bayramı öncesi emeklilerimize verilecek ikramiye yine sadece 4.000 lira olarak belirlenmiştir. Ve bu ödeme, bayramdan hemen önce, yani 20–25 Mayıs civarında kademeli şekilde yatırılacaktır.

Şimdi soruyoruz: 4.000 lira ile bugün bir emekli ne yapabilir? Bir kurban hissesine yaklaşabilir mi? Torununa bayram harçlığı verebilir mi? Mutfağını doldurabilir mi? Hayır!

Bu ikramiye, artık bir bayram desteği değil; emekliye “idare et” denilen bir sadaka düzenine dönüşmüştür.

Vergiye zam, harçlara zam, kiraya zam, ulaşıma zam, elektriğe zam, doğalgaza zam, mazota zam… ama ikramiye iki senedir aynı! İkramiyeye zam yok!

Ülkeyi sürüklediğiniz krizin faturasını daha ne zamana kadar vatandaşın sırtına yükleyeceksiniz! Biz bunu reddediyoruz.

En düşük emekli maaşı en azından asgari ücretin altında olmayacak şekilde belirlenmeli, bayram ikramiyeleri en az bir maaş olacak şekilde emekliye ödenmelidir.”

ÜMİT UYSAL, HURAFE, CHP; ALKIŞLAYAN AKP

0

Ümit Uysal sadece hayal kırıklığıdır. Neden mi? En başından anlatayım.

Hıdırellez adı verilen kimine göre şenlik kime göre bayram olan etkinlik temelde pek çok toplumda baharın gelişini, çorak toprakların yeşillikle buluşmasını ifade ederken, göçerler için yaylanma dönemini ifade eder.

Hıdırellez’e önem veren toplumlar iyi niyetlerini ve beklentilerini göstermek için ilgi çekici pek çok eğlenceyi, ziyafeti de düzenlemeyi unutmaz. Ne var ki Hıdırellez günü zamanla belki de eski yaşam alışkanlıklarının yeni düzene uydurulması istenciyle hurafelerle doldurularak kutsal bir hale getirildi. Hıdırellez ne zaman hurafelerle dolduruldu bilemeyiz ancak ateşin üstünden atlarken nasip ümidi içerisine girmek, gül ağacının altına resimler koyup dilek tutmak, oyuncak ev yapıp gerçeğini ummak, anahtarı suya atıp araba dilemek gibi medeni Müslüman bir Türk’e yakışmayacak pek çok hurafelerle doldurulduğunu görüyoruz.

Şehirleşmeye yani medenileşmeye tepki gösteren taşralı kırsal ahalinin değişime gösterdiği bir tepki olan hıdırellez İslami dönemde meşruiyet kazanmak için Hızır ve İlyas Aleyhisselamların kıssaları etrafında yeni bir form elde etti ve varlığını devlet dışı ilkel organizasyonlarla sürdürmeyi başardı. Hatta zamanla İlyas Peygamber Hıdırellez anlatılarından ve uygulamalarından çıkarılarak Hızır Aleyhisselam etrafında oluşan şahsiyet etrafında şekillendirildi. Bu normalidir çünkü halktır bu; yapar, tebaadır bu; düşünür. Hayata tutunmak, geleceğe dair ümit besleme adına içini hurafelerle doldurduğu gelenekleri inşa eder. Kısacası Hıdırellez İslami dönem Türk devletlerinde bir takvim enstrümanı olarak kullanılmışsa da hurafelere dayalı bir kutlama olmasını tanımamıştır. Bundan mütevellit Atatürk’ü ve Cumhuriyetin kurucularını Hıdırellez gününde ateş üstünde atladığını gösteren bir fotoğraf ya da dilek tutarken bir ağaç dalına bez başladığını, denize bir şeyler attığını gösteren fotoğraf bulamazsınız. Osmanlı Devleti de bu işe mesafelidir. Nitekim ünlü Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi, böyle bir günün kutsallığına inanmamak şartıyla sadece eğlenmenin, yiyip içmenin sakıncalı olmadığını söyler.

Şehir hayatının merkezinde olmaması gereken Hıdırellez, Cumhuriyet döneminde de tartışmalıydı. Devlet erkanı bu etkinliklerde yer almamaya önem verirdi. Netice de Diyanet İşleri Başkanlığı bu bayramın hurafelerle doldurulduğunu defalarca söylemişti. Ne de olsa Cumhuriyet rejimi laikti, bilimseldi, akla dayanırdı, pozitivisti ve Atatürk’ün eseriydi. Atatürk hurafeye karşı çıkan bu uğurda tekkeleri, zaviyeleri, türbeleri kapatmıştı. Malum ilgili düzenleme hala 1982 anayasasında mevcuttur.

Devlet erkanı Hıdırelleze katılmazdı ve o Hıdırellez şenlikleri ki ateşin üstünden atladığınızda uzun yıllar sizi terör örgütü sempatizanlığından dolayı gözlem altına alırdı. Hatırlayın seksenlerin sonu ve doksanlı yıllarda ateşten atlayanlar örgüt mensubu muamelesi görürdü. Anlayacağınız Manavgat prtokolü, Belediye Başkanı o yıllarda olsaydı o ateşin üstünden atlar mıydı? O yıllarda sahiplenmedikleri Hıdırellez ve ateşin üstünden atlamayı neden bugün her yıl yapıyormuş gibi çaka satarlar? Türkiye’de işler 2010’dan sonra değişmeye başladı. Bölücü hareketlerin eylem yapma, devlete rest çekme alanına çevirdikleri Hıdırellez ve ateşi iktidar tarafından sahiplenildi. Kadim bir Türk adeti olduğunu kanıtlayan araştırmalar, paneller, makalelerin ardı arkası kesilmedi. Şimdilerde yerel gazetelere bakıyorum da CHP’de bu kervana katılmış. CHP’li Kepez, Manavgat, Muratpaşa belediyeleri birdenbire Hıdırellezi sahiplendi, kutlamaya başladı. Modern Türkiye’nin kurucusu olduğunu her fırsatta dile getiren CHP’li belediyeler ateşleri yakıp üzerinden atlamaya başladılar ya da suya dileklerini attıklarını gösteren fotoğrafları paylaştılar.

CHP’li belediye yöneticileri ateşten atlarken partilerine yapışan ve çıkmayan yolsuzluk iddialarının sona ermesi için mi atladılar veya gül ağaçlarının dibine iktidar resimleri çizip gömdüler ya da ağaçlara bez parçalarını bağlarken parti içi bölünmelerin sona ermesi adına mı bunları yaptılar bilemem? Ama bildiğimiz şey AK Parti’nin bu tabloyu izlerken kahkahalar attığıdır. CHP’nin akılla ve bilimle sorunlarını çözmek yerine hurafelerle doldurulmuş ilkel dönemlerden ve alemlerden kalan bir anlayıştan medet beklemesi gerçekten trajik. İlericilik iddiasındaki CHP’li yerel seçilmişlerin partisini batıl inançlarla doldurulmuş bir bayramla kurtaracağına inanması nasıl da AK Parti kompleksi içerisinde gericiliğe teslim olduğunu gösterir.

Gelelim Ümit Uysal’a. Ümit Uysal’ın CHP Antalya Teşkilatları içerisinde konuşabilenler arasında ki en donanımlı üye, seçilmişler içerisinde de en entelektüeli ve aydını olduğunu hep söylemişizdir. Ne var ki Ümit Uysal, Muratpaşa Belediyesinin bir organizasyonu ile hurafe bir inancın doğal sonucu olarak dileklerini Akdeniz’in maviliklerine ulaştırmak için harekete geçebiliyorsa orada bir sıkıntı var demektir. Muratpaşa’nın seçkin, aydın, eğitimli insanlarını peşine takarak batıl bir uygulamayı bir kamu kurumu eliyle yaymaya çalışması bizce yakışıksızdır. Manzarayı gördüğümde iyi ki Ümit Uysal, ahaliyi Kaleiçi Surları dibindeki Zincirkıran Mehmet Bey, Yivli Minare önündeki Nigar Hatun, Kaleiçi merkezdeki Ahi Kızı ya da Burhanettin Onat Caddesinin dibindeki Şeyh Sinan Türbelerine götürerek çevredeki ağaçlara bez parçalarını bağlatıp dilek tutturmamış, resim çizdirip ağaç dibine gömdürmemiş dedim!

Gelelim esas soruya. Ümit Bey gibi gerçeğe akıl ile ulaşılır diyen Atatürk’ün yolundan gittiğini söyleyen biri neden batıl olan, hurafelerle dolu yukarıdaki manzarayı inşa eder?

Şahsi kanaatimizce Ümit Uysal’da sinyallerini son yıllarda çok güçlü bir şekilde verdiği AK Parti politikalarını örnek almaya başladı. Kanaatimizce mikro milliyetçilik kartına yatırım yapmak isteyen Uysal, CHP’li eski Antalya Reisi Bekir Kumbul’un başlattığı Yörük Edebiyatına dayalı yerel siyaseti konsülde etmek istiyor. Yörük tandanslı yerel siyasi söylem Muhittin Böcek, Şükrü Sözen ve Niyazi Nefi Kara ile zirve yapmasından sonra yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile bu üç siyasetçinin politik açıdan iflas etmesi Yörüklüğe dayalı mikro milliyetçi söylemi de gözden düşürdü. Belki AK Parti’nin bu siyaseti devralacağından endişe etmesi belki de Uysal’ın Yörük köklere sahip Antalyalılardan alacağı destekle partideki konumunu sağlama endişesi ya da şehrin dinamizminden yorulan Muratpaşalıları Hıdırellez bahanesiyle sosyal bir etkinlikle eğlendirme arzusu; onu böyle bir yola sürükledi, bilemeyiz. Bildiğimiz şey Atatürk’ün partisinde, Atatürkçülüğün en güçlü olduğu bir ilçede, Ümit Uysal eliyle aklın ve bilimin hükmettiği 21. Yy. da politik hedefler doğrultusunda Ümit Uysal’ın AK Parti popülizmine Manavgat, Kepez Belediyeleri gibi teslim olmasıdır. Laik, Cumhuriyetçi ve Milliyetçi düzenin zayıflamasında CHP’nin o çok eleştirdiği AK Parti politikaları ile Hıdırellez üzerinden yapılan hurafenin ihyası siyaseti bizce aynıdır. CHP; AK Parti’yi dini istismar etmekle itham ederken kendisi akılla, mantıkla bağdaşmayan ve bir kısım ritüelini Aziz Yorgi bir kısım uygulamasını da Hızır Aleyhisselam’dan alan inancı istismar etmektedir. Her iki tarafta hurafeli veya hurafesiz fark etmeksizin tüm inançları istismar edebiliyor. Ne diyelim? Tez, zamanla anti tezine dönüşür dedikleri bu olsa gerek. Kalın sağlıcakla.

NOT: AK Parti’ye AKP demek gibi bir alışkanlığım yoksa da başlığın anlamlı olması için AKP tabirini kullandım. Kırılan AK Partili seçmen ve yöneticiler varsa ayrı ayrı özür dilediğimi belirtmek isterim.

 

MANAVGAT’TA TRAFİK BİLİNCİ İÇİN GÜÇ BİRLİĞİ

0

Manavgat’ta Trafik Bilinci İçin Güç Birliği: Cumhuriyet Meydanı’nda Önemli Etkinlik

Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü trafik ekipleri, “Trafikte her kural, bir hayatı korumak içindir” mottosuyla vatandaşlarla bir araya geldi. Etkinlikte sergilenen yapay zeka destekli yeni nesil radar teknolojinin gücünü gözler önüne serdi.
Trafik güvenliği konusunda farkındalık yaratmak ve kuralların hayati önemine dikkat çekmek amacıyla Manavgat Cumhuriyet Meydanı’nda kapsamlı bir bilgilendirme etkinliği düzenlendi. İlçe Jandarma ve İlçe Emniyet Trafik birimlerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği organizasyona vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

Teknolojik Radarlar İlgi Odağı Oldu
Etkinliğin en dikkat çeken unsurlarından biri, trafik denetimlerinde kullanılmaya başlanan yapay zeka destekli yeni nesil radar cihazları oldu. Teknolojik donanımları yerinde inceleyen vatandaşlara, bu sistemlerin kaza risklerini minimize etmedeki rolü ve çalışma prensipleri hakkında detaylı bilgiler verildi.

Kurallara Uyan Sürücülere Plaket
Sadece bilgilendirmenin değil, teşvikin de ön planda tutulduğu etkinlikte;
• Trafik kurallarına tam uyum sağladığı tespit edilen örnek sürücülere takdir plaketleri takdim edildi.
• Okul çağındaki çocuklara yönelik özel bir alan oluşturularak, miniklere temel trafik kuralları eğlenceli bir dille anlatıldı.
• Günün anısına ve bilinçlendirme faaliyetleri kapsamında yüzlerce kişiye bilgilendirici broşür ve kitapçıklar dağıtıldı.


“Hedef: Sıfır Kaza”
Yetkililer, “Trafikte her kural, bir hayatı korumak içindir” prensibiyle hareket ettiklerini belirterek, denetimlerin yanı sıra bu tür eğitici faaliyetlerin Manavgat genelinde devam edeceğinin altını çizdi. Vatandaşlar ise uygulamadan duydukları memnuniyeti dile getirerek, özellikle yeni radar sistemleri sayesinde yolların daha güvenli hale geleceğine dair inançlarını paylaştı.

SESLİ MAKALE / “KOKUŞMUŞLUĞUN TRAVMASI”

0

Zübeyir Sarıkaya tarafından kaleme yazılan köşe yazısının yazınsal halini https://www.gezginadamdergisi.com/kokusmuslugun-travmasi/ linkini tıklayarak okuyabilirsiniz.