21.3 C
Antalya
Perşembe, Mayıs 14, 2026
Ana Sayfa Yazarlar Ömer Kaçmaz ÜMİT UYSAL, HURAFE, CHP; ALKIŞLAYAN AKP

ÜMİT UYSAL, HURAFE, CHP; ALKIŞLAYAN AKP

0
226

Ümit Uysal sadece hayal kırıklığıdır. Neden mi? En başından anlatayım.

Hıdırellez adı verilen kimine göre şenlik kime göre bayram olan etkinlik temelde pek çok toplumda baharın gelişini, çorak toprakların yeşillikle buluşmasını ifade ederken, göçerler için yaylanma dönemini ifade eder.

Hıdırellez’e önem veren toplumlar iyi niyetlerini ve beklentilerini göstermek için ilgi çekici pek çok eğlenceyi, ziyafeti de düzenlemeyi unutmaz. Ne var ki Hıdırellez günü zamanla belki de eski yaşam alışkanlıklarının yeni düzene uydurulması istenciyle hurafelerle doldurularak kutsal bir hale getirildi. Hıdırellez ne zaman hurafelerle dolduruldu bilemeyiz ancak ateşin üstünden atlarken nasip ümidi içerisine girmek, gül ağacının altına resimler koyup dilek tutmak, oyuncak ev yapıp gerçeğini ummak, anahtarı suya atıp araba dilemek gibi medeni Müslüman bir Türk’e yakışmayacak pek çok hurafelerle doldurulduğunu görüyoruz.

Şehirleşmeye yani medenileşmeye tepki gösteren taşralı kırsal ahalinin değişime gösterdiği bir tepki olan hıdırellez İslami dönemde meşruiyet kazanmak için Hızır ve İlyas Aleyhisselamların kıssaları etrafında yeni bir form elde etti ve varlığını devlet dışı ilkel organizasyonlarla sürdürmeyi başardı. Hatta zamanla İlyas Peygamber Hıdırellez anlatılarından ve uygulamalarından çıkarılarak Hızır Aleyhisselam etrafında oluşan şahsiyet etrafında şekillendirildi. Bu normalidir çünkü halktır bu; yapar, tebaadır bu; düşünür. Hayata tutunmak, geleceğe dair ümit besleme adına içini hurafelerle doldurduğu gelenekleri inşa eder. Kısacası Hıdırellez İslami dönem Türk devletlerinde bir takvim enstrümanı olarak kullanılmışsa da hurafelere dayalı bir kutlama olmasını tanımamıştır. Bundan mütevellit Atatürk’ü ve Cumhuriyetin kurucularını Hıdırellez gününde ateş üstünde atladığını gösteren bir fotoğraf ya da dilek tutarken bir ağaç dalına bez başladığını, denize bir şeyler attığını gösteren fotoğraf bulamazsınız. Osmanlı Devleti de bu işe mesafelidir. Nitekim ünlü Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi, böyle bir günün kutsallığına inanmamak şartıyla sadece eğlenmenin, yiyip içmenin sakıncalı olmadığını söyler.

Şehir hayatının merkezinde olmaması gereken Hıdırellez, Cumhuriyet döneminde de tartışmalıydı. Devlet erkanı bu etkinliklerde yer almamaya önem verirdi. Netice de Diyanet İşleri Başkanlığı bu bayramın hurafelerle doldurulduğunu defalarca söylemişti. Ne de olsa Cumhuriyet rejimi laikti, bilimseldi, akla dayanırdı, pozitivisti ve Atatürk’ün eseriydi. Atatürk hurafeye karşı çıkan bu uğurda tekkeleri, zaviyeleri, türbeleri kapatmıştı. Malum ilgili düzenleme hala 1982 anayasasında mevcuttur.

Devlet erkanı Hıdırelleze katılmazdı ve o Hıdırellez şenlikleri ki ateşin üstünden atladığınızda uzun yıllar sizi terör örgütü sempatizanlığından dolayı gözlem altına alırdı. Hatırlayın seksenlerin sonu ve doksanlı yıllarda ateşten atlayanlar örgüt mensubu muamelesi görürdü. Anlayacağınız Manavgat prtokolü, Belediye Başkanı o yıllarda olsaydı o ateşin üstünden atlar mıydı? O yıllarda sahiplenmedikleri Hıdırellez ve ateşin üstünden atlamayı neden bugün her yıl yapıyormuş gibi çaka satarlar? Türkiye’de işler 2010’dan sonra değişmeye başladı. Bölücü hareketlerin eylem yapma, devlete rest çekme alanına çevirdikleri Hıdırellez ve ateşi iktidar tarafından sahiplenildi. Kadim bir Türk adeti olduğunu kanıtlayan araştırmalar, paneller, makalelerin ardı arkası kesilmedi. Şimdilerde yerel gazetelere bakıyorum da CHP’de bu kervana katılmış. CHP’li Kepez, Manavgat, Muratpaşa belediyeleri birdenbire Hıdırellezi sahiplendi, kutlamaya başladı. Modern Türkiye’nin kurucusu olduğunu her fırsatta dile getiren CHP’li belediyeler ateşleri yakıp üzerinden atlamaya başladılar ya da suya dileklerini attıklarını gösteren fotoğrafları paylaştılar.

CHP’li belediye yöneticileri ateşten atlarken partilerine yapışan ve çıkmayan yolsuzluk iddialarının sona ermesi için mi atladılar veya gül ağaçlarının dibine iktidar resimleri çizip gömdüler ya da ağaçlara bez parçalarını bağlarken parti içi bölünmelerin sona ermesi adına mı bunları yaptılar bilemem? Ama bildiğimiz şey AK Parti’nin bu tabloyu izlerken kahkahalar attığıdır. CHP’nin akılla ve bilimle sorunlarını çözmek yerine hurafelerle doldurulmuş ilkel dönemlerden ve alemlerden kalan bir anlayıştan medet beklemesi gerçekten trajik. İlericilik iddiasındaki CHP’li yerel seçilmişlerin partisini batıl inançlarla doldurulmuş bir bayramla kurtaracağına inanması nasıl da AK Parti kompleksi içerisinde gericiliğe teslim olduğunu gösterir.

Gelelim Ümit Uysal’a. Ümit Uysal’ın CHP Antalya Teşkilatları içerisinde konuşabilenler arasında ki en donanımlı üye, seçilmişler içerisinde de en entelektüeli ve aydını olduğunu hep söylemişizdir. Ne var ki Ümit Uysal, Muratpaşa Belediyesinin bir organizasyonu ile hurafe bir inancın doğal sonucu olarak dileklerini Akdeniz’in maviliklerine ulaştırmak için harekete geçebiliyorsa orada bir sıkıntı var demektir. Muratpaşa’nın seçkin, aydın, eğitimli insanlarını peşine takarak batıl bir uygulamayı bir kamu kurumu eliyle yaymaya çalışması bizce yakışıksızdır. Manzarayı gördüğümde iyi ki Ümit Uysal, ahaliyi Kaleiçi Surları dibindeki Zincirkıran Mehmet Bey, Yivli Minare önündeki Nigar Hatun, Kaleiçi merkezdeki Ahi Kızı ya da Burhanettin Onat Caddesinin dibindeki Şeyh Sinan Türbelerine götürerek çevredeki ağaçlara bez parçalarını bağlatıp dilek tutturmamış, resim çizdirip ağaç dibine gömdürmemiş dedim!

Gelelim esas soruya. Ümit Bey gibi gerçeğe akıl ile ulaşılır diyen Atatürk’ün yolundan gittiğini söyleyen biri neden batıl olan, hurafelerle dolu yukarıdaki manzarayı inşa eder?

Şahsi kanaatimizce Ümit Uysal’da sinyallerini son yıllarda çok güçlü bir şekilde verdiği AK Parti politikalarını örnek almaya başladı. Kanaatimizce mikro milliyetçilik kartına yatırım yapmak isteyen Uysal, CHP’li eski Antalya Reisi Bekir Kumbul’un başlattığı Yörük Edebiyatına dayalı yerel siyaseti konsülde etmek istiyor. Yörük tandanslı yerel siyasi söylem Muhittin Böcek, Şükrü Sözen ve Niyazi Nefi Kara ile zirve yapmasından sonra yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile bu üç siyasetçinin politik açıdan iflas etmesi Yörüklüğe dayalı mikro milliyetçi söylemi de gözden düşürdü. Belki AK Parti’nin bu siyaseti devralacağından endişe etmesi belki de Uysal’ın Yörük köklere sahip Antalyalılardan alacağı destekle partideki konumunu sağlama endişesi ya da şehrin dinamizminden yorulan Muratpaşalıları Hıdırellez bahanesiyle sosyal bir etkinlikle eğlendirme arzusu; onu böyle bir yola sürükledi, bilemeyiz. Bildiğimiz şey Atatürk’ün partisinde, Atatürkçülüğün en güçlü olduğu bir ilçede, Ümit Uysal eliyle aklın ve bilimin hükmettiği 21. Yy. da politik hedefler doğrultusunda Ümit Uysal’ın AK Parti popülizmine Manavgat, Kepez Belediyeleri gibi teslim olmasıdır. Laik, Cumhuriyetçi ve Milliyetçi düzenin zayıflamasında CHP’nin o çok eleştirdiği AK Parti politikaları ile Hıdırellez üzerinden yapılan hurafenin ihyası siyaseti bizce aynıdır. CHP; AK Parti’yi dini istismar etmekle itham ederken kendisi akılla, mantıkla bağdaşmayan ve bir kısım ritüelini Aziz Yorgi bir kısım uygulamasını da Hızır Aleyhisselam’dan alan inancı istismar etmektedir. Her iki tarafta hurafeli veya hurafesiz fark etmeksizin tüm inançları istismar edebiliyor. Ne diyelim? Tez, zamanla anti tezine dönüşür dedikleri bu olsa gerek. Kalın sağlıcakla.

NOT: AK Parti’ye AKP demek gibi bir alışkanlığım yoksa da başlığın anlamlı olması için AKP tabirini kullandım. Kırılan AK Partili seçmen ve yöneticiler varsa ayrı ayrı özür dilediğimi belirtmek isterim.