Ana Sayfa Blog

BU ŞEHRİN BİR BAROSU MU VAR YOKSA ARZUHALCİSİ Mİ VAR?

Antalya’da baro seçimleri yaklaşırken mevcut baro başkanı Sayın Ali Çağdaş Bozaner bize son derece şaşırtıcı gelen bir açıklama yaptı. Bozaner “Bu Kentin Bir Barosu Var” mottosuyla hareket ettiklerini belirterek yeni dönem için aday olduğunu açıkladı. Akdeniz Gerçek Gazetesinden öğrendiğimize Bozaner açıklamasında “Sözden ziyade somut adımlara ve eyleme öncelik” verdiklerini kaydederek “Az zamanda çok ve büyük işler başarmak” idealiyle kalıcı eserler bıraktıklarının altını çizdi.

Buraya kadar her şey tamam da peki kazın ayağı gerçekten de öyle mi? Herkesçe malumdur ki barolar sadece avukatlar arasında dayanışmayı sağlamak, onların sorunlarını çözmek, meslek kurallarını uygulamak için faaliyet yürütmezler. Baroları diğer meslek kuruluşlarından ayıran en önemli fark adaletin tesis edilmesinde ana aktörlerden biri olmasıdır. Mesela Anayasa Mahkemesine, İl ve İlçe İnsan Hakları ve İl Cezaevi İzleme Kurullarına, Tüketici Hakem Heyetleri vb organlara üye ve temsilci seçerek adalet sisteminin en önemli paydaşlarından birine dönüşür. Barolar, hukukun üstünlüğü ilkesini savunan ve toplumda adaletin yerleşmesine katkıda bulunan en önemli yapılanmaların başında yer alıyor desek herhalde yanılmayız. Kısacası barolar insan haklarının korunması ve toplumsal adaletin sağlanması açısından şüphesiz ki büyük bir rol üstlenmektedir.

Bundan dolayıdır ki barolar zaman zaman hak ihlalleri ve hukukun üstünlüğünün zedelenmesi konularında ortak basın açıklamaları yaparak faaliyet yürüttükleri şehirde yaşanan hak ihlallerini de kayıt altına alır, hadiseye taraf olur, durumu kamuoyu ile paylaşır ve tarihe de not düşer. Türkiye öyle baro başkanları görmüştür ki onların tutum ve davranışları tarafsızlığın ne olduğunu herkese öğretmiştir. Örneğin Özdemir Özok Türkiye Barolar Birliği başkanlığı döneminde hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konularında ödünsüz olduğu söylenir.  Kendisine teklif edilen Anayasa Mahkemesi üyeliğini, eski bir CHP üyesi olması dolayısıyla tarafsızlığına gölge düşürmesine neden olabileceğinden dolayı Ahmet Necdet Sezer’in atamasını reddederek tarihi bir etik duruş sergilemişti.

Antalya’nın Gazetecilerini Görmezden Geldiler

İki yıldır görevine devam eden Antalya Baro Başkanı Ali Çağdaş Bozaner ve yönetimi Antalya ve 19 ilçesinde bazı muhalif yerel medya organlarına karşı siyasi ve hukuki baskı artmasına rağmen konuya dair kayda değer bir basın açıklaması yapmadığı gibi ifade hürriyetinin korunmasında basın mensuplarına gerekli desteği de sunmadı. Gazetecilerin ifade ve fikir hürriyetini sınırlandıracağı son derce açık olan davalar, tutuklamalar, gözaltılar, tutuklu veya tutuksuz yargılamalar karşısında bu kentin barosundan herhangi bir ses çıkmadı. İfade hürriyetine vurulan darbelere karşı takınılan sessizlik Antalya Barosunun en büyük eksikliği olarak Antalya Basın Tarihindeki yerini çoktan aldı.

Mart 2026’da Birgün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı’nın yaptığı haberler ve paylaşımlar nedeniyle tutuklanmasını, demokratik toplum düzenine vurulmuş ağır bir darbe olarak nitelendiren Antalya Barosu kendi görev süresi içerisinde tutuklanan, dava açılan Antalyalı Gazeteciler hakkında ise herhangi bir açıklama yapmayarak üç maymunu oynamaya çalıştı.

Antalya Barosunun basın açıklamalarını yayımladığı resmi sitesinde yerel gazetecilere yönelik artan baskıya dair maalesef ki hiçbir açıklama yok. Ama aynı Antalya Barosu, 2026 yılının Mart ayında Birgün Gazetesinden İsmail Arı ve Alican Uludağ’ın; 2020 yılında ise ODA Tv’den Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç’ın tutuklanmasını önce kınadı sonrasında da tutuklamanın hukuka aykırılığını tartışmaya açtı. “Bu Kentin Bir Barosu Var” mottosuyla hareket eden Antalya Barosu, yaptığı haberlerden dolayı tutuklanan, hakkında dava açılan Antalya Gazetecileri hakkında ise tek kelime etmedi aynı pek çok siyasi partinin İl ve İlçe Başkanları gibi! Kısacası “Bu kentin Bir Barosu Var” mottosunu kullanan Antalya Barosu Başkanı ile “Sandıkta Hesaplaşalım” klişesini kullanan demokrat görünümlü ve çoğunlukçuluk için yanıp tutuşan sandık fetişistlerinden bizce hiçbir fark yoktur.

İdeolojik hasletlerden midir yoksa Antalya Barosunun popüler olma arzusundan mı kaynaklandığı bilinmez ama Antalya Barosu ve sayın Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, Nalan Akpınaroğlu gibi hapse atılan, gözaltına alınan, tutuklu yargılanması istenen, köşe yazılarına veya haberlerine erişim engeli getirilen Antalya’nın sayılı yerel gazetecisine sahip çıkmadığı, onların yaşadığı mağduriyetle ilgilenmediği açıktır. Belli ki Antalya Barosu yerel basını görmezden geliyor, gazetecilerin fikir ve ifade hürriyetine verdiği önem iktidarın verdiği önemi bile geçemiyor. Zaten mağdur olanın durumuna, konumuna, gücüne göre tavır almak; herkese eşit davranmak yerine kişiye özel bir tutum veya ayrıcalık göstermek bu kentin son 20 yıldaki genel karakteristik özelliğine dönüşmedi mi? Anlayacağınız Antalya’da süslü cümleler etrafında Anayasal haklarımızın korunmasında gazeteci olsun veya olmasın tüm yurttaşlara destek vermesi gerekenler nabza göre şerbet vermeye devam ediyor.

Akpınaroğlu’na sadece dilekçe desteği verebileceğini söyleyen, “Bu Şehrin Barosuna” sormak lazım, Birgün Gazetesinin muhabirlerine veya popüler olan gazetecilere basın açıklamasıyla destek verirken bu kentin gazetecisine neden basın açıklamasıyla destek vererek kamuoyunun konuyla alakadar olmasına katkı sağlamadınız ve neden gazeteciler arasında ayrım yapmayı tercih ettiniz? Siz bilmiyorsanız biz sizlere hatırlatalım, Akpınaroğlu ve Akpınaroğlu gibi ekmeğini okuyarak, yazarak, araştırarak kazanan, yurttaşları mağdur eden konuları gündeme taşımaktan başka hiçbir günahı olmayan gazeteciler zaten o göndereceğiniz destek dilekçelerini rahatlıkla yazabiliyorlar. Dilekçeye çok ihtiyaçları olsaydı “Bu Kentin Barosu”na değil bir arzuhalciye giderlerdi.

Antalya Barosu Başkanı Avukat Ali Çağdaş Bozaner’in acaba dediği gibi sizce “Bu Kentin Bir Barosu” mu var? Yoksa “Bu Kentin Bir Arzuhalcisi” mi var?

Kalın sağlıcakla.

ÜMİT UYSAL “CEHALET ZİNCİRİNİ MUTLAKA KIRACAĞIZ”

0

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal Yaptığı Bir Konuşmayla Türkiye’nin Kalkınmadaki Serüvenini Değerlendirdi.

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Türkiye’nin geçmiş yıllarda yaşadığı ekonomik ve siyasi olaylara dikkat çekerek kritik açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin dijital zeka çağına hazır olmadığını savunan Başkan Ümit Uysal, Türkiye’nin geçmiş yüzyıllarda yaşadığı sömürgeleşme, savaşlar, ekonomik sıkıntılar ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kalkınma hamlelerinin yeterince anlaşılmadığını ifade etti.

Geçmişi Yeterince Anlayamıyoruz

Uysal konuşmasında: “19. yüzyılda nasıl sömürgeleştiğimizi kavrayamıyoruz… Bunu kavrayamayınca 93 Harbi, Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı’nda askerlerimizin ve halkımızın neden açlıktan öldüğünü de anlayamıyoruz” sözlerine yere vererek “Bu açlıktan Cumhuriyetle çıktığımızı, kapitülasyonları ve işgali yenebilmemizin aynı zamanda açlığı yenmek olduğunu da bilmiyoruz… Bunları idrak edemeyince Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirdiği mucizevi kalkınmayı da yeterince önemsemiyoruz” dedi.

Geçmişten Yararlanmalıyız

Geçmişten elde edilen birikimin önemine değinen Uysal: “Bugünün gerçeklerine geçmiş yüzyılın deneyimlerini hatırlayarak yaklaşmıyoruz… Deneyim hazinemizi çöpe atıyoruz… Deneyim hazinemizi çöpe atınca bol bol güncel hata yapıyoruz ve kalkınamıyoruz, bir türlü kalkınamıyoruz. Sosyal kopuşlara, ayrışmalara kolay prim veriyoruz. Elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz. Mutlaka bu cehalet zincirini kıracağız, ülkemizi ve gelecek nesillerimizi yüzyılın vahşi rekabetinde mutlaka var edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

A101 SOSYAL İŞ SENDİKASI TARAFINDAN PROTESTO EDİLDİ

0

DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası A101 Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı.

DİSK Sosyal-İş Mağaza Market Komisyonu adına konuşan Saliha Bahadırlı, çalışanların raf düzenlemeden kasaya, depodan mağaza temizliğine kadar birçok işi üstlendiğini belirterek ağır çalışma koşullarına ve işçilerin temel ihtiyaçlarının dahi talep haline gelmesine tepki gösterdi. İşçilerin üç ana talebi ücretsiz suya erişim sağlanması, yemek ücretlerinin iyileştirilmesi, oturarak çalışma ve dinlenme hakkının güvence altına alınması.

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı ve DİSK Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Atar, yüksek enflasyon nedeniyle alım gücü düşen market çalışanlarının asgari ücretle, yetersiz sosyal haklar ve ağır şartlar altında çalıştırıldığını vurguladı.

Sosyal-İş Genel Sekreteri Deniz Gülşen ise A101 Genel Müdürlüğü önünde başlatılan kampanyanın yalnızca A101 işçilerinin değil, bütün market işçilerinin taleplerini gündeme taşımayı amaçladığını söyledi. A101’de yaklaşık 70 bin işçinin çalıştığını, CarrefourSA birleşmesiyle bu sayının 80 bine ulaşacağını belirten Gülşen, market sektöründe 600-700 bin arasında işçi bulunduğunu ifade etti.

Gülşen, emek mücadelesinin temel talepleri arasında ücretlerin ve gelirlerin artırılması, izin sürelerinin uzatılması, çalışma sürelerinin kısaltılması ve yan hakların geliştirilmesinin bulunduğunu belirterek, market işçilerinin ise bugün çok daha temel ihtiyaçları için mücadele ettiğini söyledi. “Su, yemek ve oturma” taleplerinin dahi mücadele konusu haline geldiğini belirten Gülşen, “Böyle işçi eylemi olmaz. Bir işyerinde bu talepler olmaz arkadaşlar. Bu bir emek mücadelesi değil; bu haysiyet mücadelesi, onur mücadelesi” dedi.

Eylem, “Suyumuzu istiyoruz”, “Yemek ücretimizi iyileştirin” ve “Oturma hakkımızı tanıyın” taleplerinin ardından “Geliyoruz, örgütleniyoruz, tüm haklarımızı alacağız” sloganıyla sona erdi.

Haber Kaynak Kızıl Bayrak ( https://kizilbayrak85.net/ana-sayfa/haber/sinif/a101-genel-merkezi-onunde-eylem )

MANAVGAT BELEDİYESİ: “İDDİALAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

0

Manavgat Belediyesi, Taşağıl Soğuk Hava Deposuyla İlgili İddialara Yanıt Verdi

Manavgat Belediyesi, Taşağıl Mahallesinde yer alan ve mülkiyeti Manavgat Belediyesine ait olan Soğuk Hava Deposu ve Ambalaj Tesisi hakkında ortaya atılan “kaçak ve imarsız yapı” iddialarına resmi bir açıklamayla yanıt verdi. Belediyeden yapılan açıklamada, tesisin tamamen yasal süreçlere uygun olarak inşa edildiği vurgulandı.

Tesis Yasal Süreçlerle İnşa Edildi

Belediyeden yapılan açıklamada tesisin, belediyeye ait taşınmaz üzerinde, ihale yoluyla ve gerekli yapı ruhsatları alınarak yapıldığı, yapım ve ruhsatlandırma döneminde herhangi bir imar engeli bulunmadığı açıklandı. Meclis kararları, ihale kayıtları ve yapı ruhsatı gibi tüm belgelerin resmi arşivlerde yer aldığı hatırlatılan açıklama da tesisin bulunduğu alandaki imar planının yaklaşık 30 yıl önce gerçekleştirildiği, sonradan açılan bir dava nedeniyle yargı sürecine taşındığı açıklandı.

Devam eden hukuki sürecin sadece soğuk hava deposunu değil, bölgedeki genel imar uygulamalarını ve mevcut yapılaşmaları da kapsadığı hatırlatılan açıklamada sonradan verilen mahkeme kararlarının daha önce usulüne uygun ve ruhsatlı şekilde inşa edilmiş bir binayı geriye dönük olarak “kaçak” yapamayacağı ifadelerinin altı çizildi.

Hukuki Süreç Başlatılacak

Belediye yetkilileri, tesis üzerinden kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çekerek gerçeğe aykırı iddialarda bulunanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılacağı ifade edildi.

 

SESLİ MAKALE YAYINDA

0

Ömer Kaçmaz tarafından yazılan ve Gezgin Adam Dergisi’nde yayımlanan köşe yazısının yazılı halini https://www.gezginadamdergisi.com/ali-cetinin-muhittin-bocek-aski-ve-toplumsal-curume/ linkini tıklayarak okuyabilirsiniz.

MANAVGAT’TA KUM HIRSIZLIĞINA SUÇÜSTÜ!

0

Antalya’nın Manavgat ilçesinde jandarma ekiplerinin titiz devriye faaliyeti sırasında, yasa dışı kum hırsızlığı suçüstü önlendi.

Yürütülen çalışmalar kapsamında Jandarma devriye faaliyeti esnasında ekipler, doğadan izinsiz kum alındığını tespit etti.

Olay yerinde yapılan ilk incelemede; 1 iş makinesinin kum kazarak 2 kamyona yükleme yaptığı belirlendi. Gerçekleştirilen kimlik ve yetki kontrollerinde; İş makinesinin sürücüsünün M.A.K. olduğu, Kamyon sürücülerinin ise H.S. ve A.S. isimli şahıslar olduğu tespit edildi.

Araçlara El Konuldu, Adli İşlem Başlatıldı

Suçta kullanılan iş makinesi ile kum yüklü kamyonlara resmi olarak el konuldu. Şüpheli şahıslar gözaltına alınarak haklarında adli tahkikata başlandı.

 

ANTALYA DEMRE’DE NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK OPERASYONU

0

Demre İlçesinde Bilişim Sistemleri Kullanılmak Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık Yapanlara Karşı Operasyon Gerçekleştirildi

Antalya Demre’de internet üzerinden villa/bungalov kiralama ilanı vererek vatandaşları dolandıran şahısların yakalanmasına yönelik başlatılan çalışmalarda 6 kişiye operasyon gerçekleştirildi.

Yapılan çalışmalar neticesinde; A.Ç. isimli mağdurun, internet üzerinden villa/bungalov kiralama ilanı veren şüpheli şahıslarla iletişime geçtiği, kendisine bildirilen farklı banka hesaplarına para göndererek dolandırıldığının anlaşılması üzerine şüphelilerin yakalanması ve suç delillerinin ele geçirilmesi amacıyla 3 farklı ilde 6 şüpheliye eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Gözaltına alınan şüphelilerin 2’si tutuklanırken 4’ü hakkında adli kontrol kararı verildiği bildirildi.

Antalya İl Jandarma Komutanlığınca yapılan açıklamada, bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarının önlenmesi ve suç ve suçlularla mücadeleye yönelik çalışmalarını azim ve kararlılıkla devam edeceğinin altı çizildi.

DOĞU TÜRKİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI İÇİN TOKYO’DA YÜRÜYÜŞ

0
Japonya’da Çin’in Uygur Türklerine yönelik politikalarına karşı düzenlenen yürüyüş ve etkinliklerde, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri protesto edildi. Tokyo ve diğer şehirlerde gerçekleşen gösterilere Japon halkı yoğun ilgi gösterdi.

Japonya’da, Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik baskı ve asimilasyon politikalarını protesto etmek amacıyla başkent Tokyo başta olmak üzere birçok şehirde destek yürüyüşleri ve farkındalık etkinlikleri düzenlendi.

Tokyo’nun merkezinde bir araya gelen göstericiler, ellerinde Doğu Türkistan bayrakları ve çeşitli dövizlerle Çin’in Uygurlara yönelik politikalarını kınadı. Çin’in Tokyo Büyükelçiliği önünde yapılan protesto gösterisinde, uluslararası topluma Uygur halkının yaşadığı zulme karşı daha güçlü bir tutum alma çağrısı yapıldı.

Etkinlikler yalnızca yürüyüşle sınırlı kalmadı. Japonya Uygur Derneği’nin organizasyonuyla ülkenin farklı şehirlerinde bilgilendirme stantları kuruldu, broşürler dağıtıldı ve belgesel gösterimleri yapıldı. Şimane Eyaleti’ndeki bazı tren istasyonlarında düzenlenen bilgilendirme faaliyetlerinde Japon halkı etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.

Öte yandan, Japonya’nın Mie Eyaleti’ne bağlı Yiga kentinde 27-28 Ocak 2025 tarihlerinde düzenlenen uluslararası toplantıda, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri masaya yatırıldı. Japonya hükümetinin de destek verdiği bu toplantı, ülkede konuyla ilgili düzenlenen üçüncü resmi etkinlik olarak kayda geçti.

Japonya Uygur Derneği yetkilileri, ülkede yürütülen bilinçlendirme çalışmalarının Doğu Türkistan meselesine olan ilgiyi artırdığını belirterek, Japon halkının gösterdiği desteğin uluslararası farkındalığın yükselmesine katkı sağladığını ifade etti.

Japon hükümeti ise konuya ilişkin temkinli ancak destekleyici bir yaklaşım izliyor. Japonya, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde Çin’in Uygur Türklerine yönelik uygulamalarını eleştiren ülkeler arasında yer alıyor.

Haber Kaynak İstiklal Gazetesi ( https://www.istiklal.com.tr/dunya/japonyada-dogu-turkistana-destek-yuruyusu-duzenlendi-890471h )

TURİZM SEKTÖRÜ TOPARLANIYOR MU?

0

Turizm sektörü ikinci yarıda toparlandı, doluluklar arttı

NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür, Turizm Ekonomi’ye yaptığı değerlendirmede, savaşın etkisiyle yılın ilk yarısında gerileyen turizm sektörünün haziran ve temmuz aylarıyla birlikte toparlanmaya başladığını söyledi.

Gür, ziyaretçi sayısı ve geceleme düşmesine rağmen turist başına gelirde azalma olmadığını belirterek, Türkiye’nin üst gelir grubuna yönelik tanıtım çalışmalarını artırması gerektiğini vurguladı.

2027 sezonuna ilişkin çalışmaların 2026 verileri üzerinden şekilleneceğini aktaran Gür, TGA’nın döneme özgü tanıtım faaliyetlerinin olumlu sonuçlar vereceğini ifade etti. Rusya ve BDT, Balkanlar, İngiltere ve Almanya’nın resort turizmi açısından önemini koruduğunu belirten Gür, Çin, Güney Kore ve Japonya gibi uzak pazarlara yönelik tanıtımların da sürdüğünü kaydetti.

NG Grubu’nun performansını da değerlendiren Gür, haziran ayından itibaren dolulukların iyi gittiğini söyledi. Antalya’daki NG Phaselis Bay’da kasım ayına kadar yoğun doluluk beklediklerini belirten Gür, Sapanca ve Afyon’daki otellerde de ilk yarıdaki gerilemenin ardından toparlanmanın sürdüğünü açıkladı.

Gür, artan maliyetler karşısında kaliteli hizmetin sürdürülebilmesi için kurun biraz daha yukarı yönlü seyretmesinin beklentiler arasında olduğunu ifade etti.

Haber kaynak Turizm Haber ( https://www.instagram.com/p/DdRyiuHC6R5/ )

ALİ ÇETİN’DEN MUHİTTİN BÖCEK ELEŞTİRİSİ

0

AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ve beraberindeki AK Parti Antalya Milletvekilleri Muhittin Böcek ve çevresinde şekillenen yönetimi bir kez daha eleştiri yağmuruna tuttu.

Çetin, kamu kaynağının emanet olduğunu, kamu görevinin sorumluk gerektirdiğini söyledi. Çetin, “Belediyecilik makam odası değildir, kişisel ilişkiler değildir, birtakım kişilere imkân oluşturmak değildir, kamu görevinin itibarını zedeleyecek davranışlara göz yummak hiç değildir. Belediyecilik vatandaşa hizmettir, yoldur, sudur, ulaşımdır, altyapıdır, çevredir, sosyal hizmettir, şehrin geleceğini planlamaktır, kamu ahlakını ve vatandaşın güvenini korumaktır.” diye konuştu.

Çetin konuşmasını şöyle devam ettirdi: “Peki, bizler bunu isterken Antalya’da durum böyle mi? Maalesef değil! Cezaevinde tutuklu bulunan Muhittin Böceğin kendisi, Ekibi ve Ailesi ile birlikte yaptığı yolsuzluk, rüşvet ve kamuoyunca bilinen birçok suç ve işlemler den dolayı, Muhittin Böcek’in 5 Temmuz 2025 tarihinde başlayan ve ek soruşturmalarla devam eden yargı süreci tüm Antalyalıların gözü önünde cereyan etmektedir. Yolsuzluk, rüşvet, irtikap, suçtan kaynaklı mal varlığını aklama, edimin ifasına fesat karıştırma, ihaleye fesat karıştırma, çocuğun nitelikli cinsel istismarı gibi birçok konuda soruşturması devam eden Muhittin Böcek, sanki hiçbir şey yokmuş, hayal dünyasında yaşıyor gibi kamuoyunun derinden sarsıldığı konuları örtbas etmeye çalışmaktadır.” dedi.

Muhittin Böcek’e yönelik çok sert ifadeler kullanan Çetin, “Ahlaki iflasın eşiğine gelmiş bu şahsın, iddianamede yalnızca birtakım sözlü iddialar ve ifadeler değil; banka kayıtları, MASAK raporları, HTS kayıtları, dijital materyaller, tanık ve şüpheli beyanları, tapu kayıtları ve mali bilirkişi değerlendirmeleri gibi çok sayıda delil türüne yer verildiği açıklanmıştır. Takdir edersiniz ki Antalya’nın, Türkiye’nin gündeminde bulunan yolsuzluk, rüşvet ve yüz kızartan ahlak dışı iğrenç konularla gündeme gelmesi bizleri üzmektedir. Oysa Antalya’da AK Parti anlayışı, Büyükşehir ve ilçe belediyelerinde hep büyük eserler, projeler ve hizmetler ile gündeme gelmiş ve gelmektedir.” açıklamasına yer verdi.

Çetin, “’Yavuz hırsız ev sahibini bastırır’ misali, AK Parti ile yarışamayanların yüzsüzlükleri Antalya ve Türkiye gündeminde iftiraları ve gündem saptırmaya çalışmaları ile yer tutma gayretleri, omurgasız kişiliklerini bir kez daha açığa çıkarmalarından öte bir şey değil, sadece nafile çırpınışlardır. O yüzden siyaseti makam hırsı, şan, şöhret ve şehvetten öte başka hiçbir amaç için algılamayanların, Türkiye’nin gündemine ahlak dışı yaşamları, itibar yoksunu davranışları ile oturanların bizim değerlerimize dil uzatmasına geçmişte olduğu gibi bugün de asla müsaade etmeyeceğiz. Yargı nezdinde, hukuk çerçevesinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hesabını soracağız.” dedi.

“Ahlaktan yoksun yaşayanların iftiralar ve yalanlarıyla haysiyet ve şeref cellatlığında ısrarcı olmaları, ahlaksız kişiliklerinin kendileri tarafından bir kez daha ortaya saçılmasından öte bir durum değildir” diyen Çetin, “Antalya’nın adının böyle gündemlerle anılmasını istemiyoruz. Antalya’nın adı turizmle, tarımla, üretimle, ihracatla, teknoloji ile, girişimcileriyle, gençleriyle, bilimiyle, sanatı ve kültürüyle anılmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır üzerinde hassasiyetle durduğu temel bir ilke vardır: milletin emaneti olan kamu kaynakları hiçbir makamın veya kişinin şahsi tasarruf alanı değildir. Bu anlayışın temelinde beytülmal kavramı vardır, yani milletin ortak emaneti. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi herhangi bir siyasi partinin bütçesi değildir, bir belediye başkanının şahsi bütçesi hiç değildir. O para Antalyalının parasıdır. Antalya bunu hak etmiyor. Antalyalılar bunu hak etmiyor. Antalya’nın kaynakları üzerinde hiç kimsenin şahsi tasarruf hakkı yoktur. Bu süreci hukuk çerçevesinde dikkatle ve yakından takip etmeye devam edeceğiz” dedi.