Ana Sayfa Blog Sayfa 16

HER TÜRLÜ GÜNAHLARINIZ İTİNAYLA TEMİZLENİR

0

Müslüman nüfusun egemen olduğu İslam topraklarında yaşamamıza rağmen uzun süreden beri karşılaştığımız ahlaki çöküş maalesef ki hayatın her alanında karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bunun son örneği ise Manavgat Belediyesine verdiği rüşvetin detaylarını kamuoyuna açık açık anlatan bir dernek başkanının yeni macerasında görüyoruz. Ancak bu hadise de dikkatimizi çeken temel mesele ise doymak bilmeyen şımarık yerel bir burjuvanın ahlaki zafiyet içerisinde yaptıkları değil onu aklamaya, toplumun gözünde meşrulaştırmaya çalışan bazı yayın kuruluşlarının bir merkez tarafından hazırlanan haberi yayınlayarak toplumu manipüle etmeye çalışmasıdır. Gayrı kanuni ilişkilerle adı anılan kriminal bir kişinin halk kahramanı ve sosyal sorumluluk projesi geliştiren figür olarak tanıtımının yapılması sadece ahlaki açıdan değil hukuki açıdan da son derce problemlidir.

Reklama dönük ve bir haramzadeyi aklamaya çalışan bir haberin farklı yerel medya organlarınca piyasaya haber kisvesi adı altında sunulması bir menfaat temini için mi yoksa hatır gönül ilişkisinden mi kaynaklandır bilinmez ama Manavgat’ta yürütülen bu çalışma bizlerde Hıristiyanlarda yaygın olarak görülen günahları temizleme ayinlerini hatırlattığını söylemeliyiz.

Hıristiyanlığın Katolik ve Ortodoksluk mezheplerinde benzer şekilde görülen günahları temizleme ayini ile Manavgat’ta görülen maskaralığın benzerliğini sizlere şu şekilde açıklamaya çalışayım.

  1. Aşama Vaftiz: Malum Hıristiyan teolojisine göre tüm insanlar dünyaya Hz. Adem ve Hz. Havva’dan miras kalan “aslî günah” ile gelir. Bu durumdan ve sonrasında işlenen tüm günahlardan arınmanın ilk ve temel adımı vaftizdir. Türkiye’de ve özellikle de Manavgat’ta kanuni olmayan yollarla rant elde edenlerin toplumsal meşruiyet elde etme sürecinin ilk aşamasını vaftize benzetebiliriz. Vaftiz sırasında uygulanan suya daldırma veya su dökme yoluyla gerçekleştirilen bu kilise ritüeli Manavgat’ta kalemini ve medya olanaklarını toplumun aleyhine kullanmaktan çekinmeyen asalak sınıfına para dağıtarak, tatil hediye ederek görüyoruz. Maddi menfaati temin eden bu sefil güruh için artık Manavgat’ın kriminal tipler suçsuzdur, günahsızdır ve onlar kendilerini korumak için yolsuzluğa bulaşmıştır. Kısacası onlar mağdurdur. Buna dair yazılar yazılır, ekranlarda konuşmalar yapılır. Böylelikle kriminal ahlaksız tiplemelerin yeniden şerefli bir toplum içerisinde doğması sağlanır.
  2. Aşama İtiraf Sakramenti (Rahmeti): Hıristiyan teolojisinde itiraf ve tövbedir. Kişi, işlediği günahları yaratıcı adına bir rahibe itiraf eder. Rahip, kişinin samimi pişmanlığına dayanarak yaratıcının affediciliğini bildirir ve günahları bağışlar. Bizim Manavgat’ta itiraf aşaması basın açıklaması şeklinde yapılır. Sonra bu açıklama papaz kılıklı medya mensuplarınca dramatik ama bir o kadar karizmatik bir konuşma veya yazı üslubuyla halka anlatılır. İtiraf metni topluma pişmanlık ve toplumdan özür dileme, toplumun merhametini talep etme olarak sunulur.
  3. Aşama Komünyon: Günahlardan arınma sürecinin ve yaratıcı ile birleşmenin doruk noktasıdır. Günah itirafından (Tövbe) geçen inananlar, temiz bir vicdanla komünyon ayinine katılarak ruhsal beslenmeyi ve arınmayı sürdürürler. Manavgat’ımızda bu aşama gasp edilen, yağmalanan, çökülen, talan edilen kamu mallarının bir kısmının mütegallibe tarafından halka koklatılması olarak karşımıza çıkar. Mesela bedava çay, kahve, içecek dağıtılması, toplu yemeklerin verilmesi, turizm verilerinin kameralar karşısında açıklanması ve bunun çok önemli bir işmiş gibi halka yutturulması… Böylelikle günah temizleyen papaz tipli Manavgat’ın medya unsurlarıyla Manavgat’ın zalimleri Manavgatlıya fedakar ve alicenap bir şahsiyet olarak sunulur.
  4. Aşama Kutsal Yağlama: Ağır hasta olan kişilere uygulanan bu Kilisi ritüeli hem fiziksel şifa hem de ruhun günahlardan arındırılması ve huzura kavuşması amacıyla icra edilir. Tabi burada hasta olan kişi Manavgat için halk, millet ve devlet düşmanı olan mütegallibedir. Sürülen yağ ise elde edilen haksız kazancın halkla ilişkiler çalışmalarına katılanlara pay edilmesi yani bahşiş olarak dağıtılmasıdır. Yağlamayı bahşişten fazla pay almak için abartan hastalıklı medya klikleri, bahşişlerini manipülasyon yayınlarını kamuoyu ile paylaşmadan alıyorlardır. Acem diyarından ülkemize gelen dolandırıcıların şahı Rıza Zarrab abilerinin onlara verdiği öğüt gibi: “ Kevaşenin bahşişini peşin öde.”

Burası Manavgat yani her türlü günahın hiç işlenmemiş gibi sunulduğu, dünyalık menfaat için günahlarınızın medya üzerinden itinayla silindiği, Atatürk şiirleri ile memleketin haraca bağlandığı, devrimcilik sloganlarıyla çıkar sağlamanın egemen olduğu, beceriksiz iş bilmezlerin kendini göstermek için şahsını lider ilan ettiği kapitalistleşmekte olan bir yer. Anlayacağınız mütegallibe çok ama dur diyen yok!

Tabi bunlar yaşanırken bir de yolunu bulamayanlar var. Onlarda sosyal medya üzerinden ürkek oda başkanlarına, işletmecilere çatarak onlardan “beni basın danışmanı olarak işe alın” yani bana haraç ödeyin ben de sesimi çıkartmayayım derler. Aslında günah temizleyenlerle bu şantajcı görünümlü sefil taife mensupları aynı grubun parçasıdır. Nitekim son gruptakilerde aynı ilk grup gibi yolunu bulmada mahirdir. Saçtan, makastan girerler bir sakal koparırlar, oda başkanının binasından girerler gayri resmi danışman olur. Yani parayla susturulurlar. Çarpıtmaları meşhurdur. Ezan vakti havlayan köpek gibidirler.

Menfaatlerine göre milliyetçi, solcu, devrimci, sağcı olabilen bu tipler aslında bir kentin nasıl da yağmalandığının delilidir. Bu tipler halk düşmanlığında medya işbirlikçiliğinin nasıl olduğunu da gösterir. Belki de bu yönüyle İletişim Fakültelerinde ders konusu olarak okutulmalıdırlar.

Ya da her şeyi boş verelim ve o kadim kurala geri dönelim: “Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetini araştırmayın...” İşte bu yüzden hukuk diye bir şey vardır. Yanlışları, yolsuzluğu ve yağmayı görürsen, duyarsan savcı orada gidersin şikâyet edersin. Bir mesleğin şerefini ayaklar altına alarak insanlara şantaj var söylemlerle seslenmezsin. Allah sonumuzu hayretsin ve bizleri bu münafıklardan uzak tutsun. Kalın sağlıcakla.

ANTALYA’DA MUHSİN YAZICIOĞLU OPERASYONU

0

İki Emekli Binbaşı Gözaltında

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin hayatını kaybettiği 25 Mart 2009 tarihli helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Antalya’da şafak operasyonu düzenlendi. Operasyonda iki emekli binbaşı gözaltına alındı.

Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş’ta meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir operasyon düzenlendi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda şüpheli hakkında işlem yapıldı.

Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, soruşturmanın Kahramanmaraş’tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredilmesinin ardından yeni bir aşamaya geçildiği belirtildi. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin çalışmaları sonucu 10 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği bildirildi. Şüpheliler arasında yer aldığı belirtilen emekli Binbaşı E.S. ile kara pilot Binbaşı M.Ç.’nin de sabah saatlerinde Antalya’da polis ekipleri tarafından gözaltına alındığı öğrenildi. Şüphelilerin sağlık kontrolünün ardından ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldüğü belirtildi.

1 TONA YAKIN YASAKLI MADDE YAKALANDI

0

Antalya’nın da aralarında bulunduğu 73 ilde düzenlenen geniş çaplı narkotik operasyonlarında 985 kilogram uyuşturucu madde ile 1 milyon 639 bin 239 uyuşturucu hap ele geçirildi.

Antalya, Emniyet Genel Müdürlüğü koordinesinde Türkiye genelinde gerçekleştirilen dev uyuşturucu operasyonlarının merkezlerinden biri oldu. Antalya’nın da aralarında yer aldığı 73 ilde uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda yaklaşık 1 ton uyuşturucu madde ile 1 milyon 639 bin 239 adet uyuşturucu hap ele geçirilirken, binlerce polis ve narkotik dedektör köpeği operasyonda görev aldı.

Operasyonun Antalya’nın yanı sıra İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Gaziantep, Mersin, Konya, Samsun ve toplam 73 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği bildirildi.

Güvenlik güçleri, uyuşturucu ticaretine yönelik önemli miktarda suç unsuruna el koyarken, organizasyonlara da ağır darbe vurulduğu açıklandı.

Operasyonlar kapsamında 1.780 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 935’i tutuklanırken, 224 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Diğer şüphelilerin adli işlemlerinin ise sürdüğü bildirildi.

Antalya’nın da dahil olduğu Türkiye genelindeki operasyonlara 2 bin 670 ekip, 6 bin 675 polis, 17 hava aracı ve 34 narkotik dedektör köpeği katıldı.

LGS TERCİHLERİ BAŞLADI

0

2026 LGS tercih dönemi bugün itibariyle başladı. 27 Temmuz’a kadar devam edecek tercihlerin sonuçları 5 Ağustos’ta açıklanacak.

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında tercih süreci bugün itibarıyla başladı. LGS sonuçlarının açıklanmasının ardından öğrenciler, hayalini kurdukları liselere yerleşebilmek için tercihlerini e-Okul sistemi üzerinden yapabilecek.

Yerleştirme işlemleri bu yıl da yerel yerleştirme, merkezi yerleştirme ve pansiyonlu okullar olmak üzere üç farklı kategoride gerçekleştirilecek. Öğrenciler, puan ve yüzdelik dilimlerine göre tercih listelerini oluşturacak.

Merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okullar için adaylar en fazla 10 okul tercihinde bulunabilecek. Yerel yerleştirme kapsamında ise öğrencilerin en fazla 5 okul seçme hakkı bulunuyor.

Bu yıl pansiyonlu okulların tercih ekranında yatılı ve gündüzlü seçenekler ayrı kategoriler halinde sunulacak. Böylece öğrenciler barınma durumlarına göre daha kolay tercih yapabilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, tercih sürecinde öğrenci ve velilere destek olmak amacıyla okullarda danışmanlık hizmeti sunacak. Ayrıca adaylar, rotamaarif.gov.tr adresi üzerinden okulların kontenjan bilgilerine, eğitim modellerine ve fiziki imkanlarına ilişkin detaylara ulaşabilecek.

Tercih işlemleri 27 Temmuz’da sona erecek. Yerleştirme sonuçları ile boş kalan kontenjanlar ise 5 Ağustos’ta açıklanacak.

URUMÇİ KATLİAMININ GÖLGESİNDE TÜRKİYE’NİN SESSİZLİĞİ

0

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral’dan Gündem Değerlendirmeleri

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral gerçekleştirdiği basın açıklamasında 5 Temmuz 2009 tarihinde barışçıl gösterilere silahla müdahale eden Çin Hükümet güçlerinin Urumçi’de yaptığı katliamda şehit düşen Doğu Türkistanlı Müslüman Türklere Allah’tan rahmet dileyerek Çin Hükümetinin katliamını asla unutmayacaklarını belirtti.

Basın açıklamasında Ankara’daki NATO Zirvesinden dolayı Manavgat’ta Valilik kararıyla temel hak ve hürriyetlere yönelik getirilen kısıtlamalara da değinen Demiral, İsrail’in güvenliğini önceleyen bir anlayış sergileyen NATO uğruna yapılan sınırlamaların anlamsız olduğunu vurguladı. “Zirve sonuç bildirgesinde Gazze, Doğu Türkistan ve Rohinya’ya ilişkin hiçbir ifadeye yer vermeyen bir ittifak için Manavgatlının temel hürriyetlerine yapılan müdahalenin kabul edilemez” olduğunun altını çizdi.

Manavgat’ın tarım, turizm ve sanayi alanında Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, buna rağmen Manavgatlının refah seviyesinin artmadığını söyledi. Açıklamalarına “Sorun kaynak eksikliği değil hem yerel hem de merkezi yönetimi elinde bulunduran AK Parti ve CHP zihniyetidir. Bütün imkânlara rağmen vatandaş hak ettiği yaşam standartlarına ulaşamıyor. Yöremiz üretim için gerekli tüm kapasiteye sahip olmasına rağmen zamlarla Manavgatlı üreticinin, yatırımcının belini kırıyorlar” cümleleriyle devam etti.

 Antalya Büyükşehir Belediyesinin geçen hafta günlük kullanım suyuna, AK Parti iktidarının da her gün gerçekleştirdiği zamlara da değinen Demiral, zamların çözüm olmadığını zamların ancak CHP ve AK Parti’nin yanlış politikalarının yükünü millete fatura etmek olduğunun altını çizdi. “Manavgat’ın ve memleketin günü kurtaran politikalara değil; üretime, yatırıma, planlamaya ve kalkınmaya ihtiyacı var” diyen Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, “Sorun kaynak eksikliği değil, yönetim anlayışıdır. Bütün imkânlara rağmen Manavgatlı hak ettiği yaşam standartlarına ulaşamıyor” dedi.

Demiral, Manavgat’ın bereketli topraklara, genç nüfusa ve stratejik avantajlara sahip olmasına rağmen bu imkânların hem meslek odaları, hem yerel iktidar CHP hem de 23 yıldır bizi faize teslim eden AK Parti iktidarı tarafından doğru yönetilemediğini ifade etti.

Basın açıklamasında Manavgat’ın geçen sene 24 milyon geceleme ile Antalya’da en fazla turisti ağırladığını hatırlatan Demiral, buna rağmen turizm gelirlerinin toplumun geneline yansımadığını söyledi. “Asıl mesele kaç turistin geldiği kaç gecelemenin yapıldığı değildir. Asıl mesele bu gelirden Manavgatlının ne kadar pay aldığıdır” ifadelerini kullanan Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı Demiral, turizm gelirlerinin yalnızca büyük otellerde toplanmaması gerektiğini ifade etti.  Esnafın, emekçinin, taksicinin, üreticinin ve küçük işletmelerin de turizmden hak ettiği payı alması gerektiğini belirten Demiral, hükümetin kötü giden 2026 turizm sezonu için gerekli tedbirleri alması gerektiğini ifade etti.

 

ARIKAN ANTALYA’DAN İKTİDARA YÜKLENDİ

0

“Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran politikalar değil; üretim, adalet ve kalkınmadır”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Antalya’da düzenlenen “Türkiye Buluşmaları” programında ekonomi, tarım, turizm, sanayi, NATO Zirvesi ve Gazze konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yanlış ekonomi politikalarının üreticiyi ve sanayiciyi çıkmaza sürüklediğini belirten Arıkan, “Çiftçi artık ne kadar kazanacağını değil, sezonu en az zararla nasıl kapatacağını düşünüyor.” dedi. Programın ardından Antalya Toptancı Hali’ni ziyaret eden Arıkan, üretici ve esnafın sorunlarını yerinde dinledi.

Antalya’dan Türkiye’ye Mesaj

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile birlikte Antalya’da düzenlenen “Türkiye Buluşmaları” programında vatandaşlarla bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda konuşan Arıkan, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasal tabloyu değerlendirirken çözüm önerilerini de paylaştı.

Konuşmasının başında Antalya’nın sahip olduğu büyük potansiyele dikkat çeken Arıkan, Türkiye’nin sorunlarının kaynak yetersizliğinden değil, yanlış yönetim anlayışından kaynaklandığını söyledi.

“Türkiye’nin günü kurtaran politikalara değil; üretime, yatırıma, planlamaya ve kalkınmaya ihtiyacı var.”

Türkiye’nin bereketli topraklara, genç nüfusa ve stratejik avantajlara sahip olduğunu belirten Arıkan, bu imkânların doğru yönetilemediğini ifade etti.

“Sorun Kaynak Değil, Yönetim Anlayışı”

Antalya’nın tarım, turizm ve sanayi alanında Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Arıkan, buna rağmen vatandaşın refah seviyesinin artmadığını söyledi.

“Sorun kaynak eksikliği değil, yönetim anlayışıdır. Bütün imkânlara rağmen vatandaş hak ettiği yaşam standartlarına ulaşamıyor.”

Çiftçinin En Büyük Hesabı: Zararı Azaltmak

Konuşmasının önemli bölümünü tarıma ayıran Arıkan, Antalya’nın Türkiye’nin yaş meyve ve sebze üretimindeki öncü rolüne dikkat çekti.

Korkuteli’nin mantarı, Elmalı’nın elması, Finike’nin portakalı, Demre’nin sivri biberi, Kumluca’nın domatesi, Alanya’nın muzu ve Gazipaşa’nın avokadosunun yalnızca Antalya’nın değil, Türkiye’nin üretim gücünü temsil ettiğini belirten Arıkan, üreticinin bugün ağır ekonomik şartlarla mücadele ettiğini söyledi.

“Çiftçimiz artık ‘Bu yıl ne kadar ürün alırım?’ diye değil, ‘Bu sezonu en az zararla nasıl kapatırım?’ diye hesap yapıyor.”

Mazot, elektrik, gübre, yem ve zirai ilaç fiyatlarının sürekli arttığını belirten Arıkan, üreticinin emeğinin ise her geçen gün değersizleştiğini ifade etti.

“Faize 13 Kat Daha Fazla Kaynak Ayrıldı”

Ekonomi yönetimini rakamlarla eleştiren Arıkan, yılın ilk beş ayında tarımsal desteklemelere yaklaşık 98 milyar lira, faiz ödemelerine ise 1 trilyon 262 milyar lira ayrıldığını söyledi.

“Çiftçiye verilen desteğin yaklaşık 13 katı faize ödeniyor. Öncelik üretimde değil, faizdedir.”

Üreticinin ürününü sattıktan sonra yeniden bankaya giderek kredi çekmek zorunda kaldığını belirten Arıkan, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için üretim maliyetlerinin mutlaka düşürülmesi gerektiğini kaydetti.

“Tüm Tarımsal Girdilerden Vergi Kaldırılmalı”

Saadet Partisi’nin tarım politikalarını da açıklayan Arıkan, üreticinin üzerindeki vergi yükünün kaldırılması gerektiğini söyledi.

Elektrikten mazota, gübreden tohuma, yemden zirai ilaca kadar tüm üretim girdilerinde vergi indirimi değil, tamamen kaldırılması gerektiğini savunan Arıkan, bunun üreticinin nefes almasını sağlayacağını ifade etti.

Expo Alanı İçin Dikkat Çeken Öneri

2016 yılında büyük umutlarla açılan ancak bugün atıl durumda bulunan EXPO alanına da değinen Arıkan, buranın yeniden Türkiye tarımının merkezi hâline getirilebileceğini söyledi.

1120 dönümlük alanın;

Tarımsal AR-GE merkezleri,

Ziraat ve Veteriner Fakülteleri,

Tarım Meslek Liseleri,

Tohum ve gübre araştırma merkezleri,

Pazarlama ve ihracat destek birimleri

ile donatılmış büyük bir Tarım Kampüsü olarak değerlendirilmesini önerdi.

“Çiftçi Ankara’nın yolunu değil, EXPO’nun yolunu tutmalıdır.”

Turizmde Rekor Var, Refah Yok

Antalya’nın geçen yıl 17 milyondan fazla turisti ağırladığını hatırlatan Arıkan, buna rağmen turizm gelirlerinin toplumun geneline yansımadığını söyledi.

“Asıl mesele kaç turist geldiği değil; bu gelirden Antalyalı’nın ne kadar pay aldığıdır.”

Turizm gelirlerinin yalnızca büyük otellerde toplanmaması gerektiğini ifade eden Arıkan, esnafın, taksicinin, üreticinin ve küçük işletmelerin de turizmden hak ettiği payı alması gerektiğini belirtti.

Sanayici De Zor Durumda

Antalya sanayisinin de ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Arıkan, yüksek enerji maliyetleri, finansmana erişim güçlüğü ve nitelikli ara eleman eksikliğinin üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.

Milli Görüş hükümetleri döneminde Antalya’ya kazandırılan Selamet Çırçır ve Prese Fabrikası, Dokuma Fabrikası ve MKE Antalya Pil Fabrikası gibi yatırımları hatırlatan Arıkan, yeniden üretim odaklı kalkınmanın mümkün olduğunu dile getirdi.

“Her Alanda Kriz Yaşanıyor”

Türkiye’nin çok yönlü bir kriz sürecinden geçtiğini ifade eden Arıkan, şu değerlendirmede bulundu:

“Ekonomide kriz, adalette kriz, eğitimde kriz, sağlıkta kriz, tarımda kriz, sanayide kriz, konutta kriz, çevrede kriz… Türkiye artık krizleri yöneten değil, krizlerle yönetilen bir ülke hâline geldi.”

NATO Zirvesi Ve Gazze Eleştirisi

Konuşmasının dış politika bölümünde NATO Zirvesi’ni değerlendiren Arıkan, Türkiye’nin dış politikada bağımsız hareket etmesi gerektiğini söyledi.

“Güçlü devlet, başkalarının senaryosunda rol alan değil; kendi senaryosunu yazan devlettir.”

NATO’nun İsrail’in güvenliğini önceleyen bir anlayış sergilediğini savunan Arıkan, zirve sonuç bildirgesinde Gazze’ye ilişkin hiçbir ifadeye yer verilmemesini eleştirdi.

“Gazze’ye Ağlayıp Gazze Katilleriyle Güldüler”

Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Arıkan, hükümete sert eleştiriler yöneltti.

“Medyamız NATO Zirvesi’nin menüsünü konuşurken Gazze’de çocuklar hâlâ ekmeğe ulaşamıyor. Ne yazık ki iktidar Gazze’ye ağlayıp Gazze katilleriyle gülmeyi tercih etti.”

Türkiye’nin dış politikada yalnızca söylem değil, mazlumların yanında somut duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti.

“ONARICI DEVLET ANLAYIŞI”

Programın son bölümünde Saadet Partisi’nin yeni siyaset vizyonunu anlatan Arıkan, “Onarıcı Siyaset” ve “Onarıcı Devlet” anlayışını kamuoyuyla paylaştı.

Devletin yeniden güven veren bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten Arıkan, adalet, liyakat, ehliyet ve ortak aklın yeniden devlet yönetiminin temel ilkeleri olması gerektiğini söyledi.

“Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca yeni bir iktidar değil; yeni bir devlet anlayışıdır.”

Toplumdaki kutuplaşmanın sona erdirilmesi gerektiğini belirten Arıkan, gerçek ittifakın siyasi partiler arasında değil, devlet ile millet arasında kurulacak güven bağıyla mümkün olacağını ifade etti.

Babacan: “Yeni Bir Alternatif İnşa Etmek İstiyoruz”

Programda konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Türkiye’nin iki kutuplu siyaset anlayışından çıkması gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin çıkışı ancak yeni bir alternatif inşasıyla mümkün. Güçlü ve geniş tabana dayanan yeni bir alternatif oluşturmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Toptancı Hali’nde Üreticilerle Buluştu

Programın ardından Antalya Toptancı Hali’ni ziyaret eden Mahmut Arıkan, üretici, komisyoncu ve esnafla bir araya geldi.

Üreticilerin maliyet artışları, pazarlama sorunları ve düşük alım fiyatlarına ilişkin taleplerini dinleyen Arıkan, Saadet Partisi olarak üreticinin emeğini koruyan, üretimi teşvik eden ve adil gelir dağılımını esas alan politikaları hayata geçirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.

Mehmet Şimşek Göndermesi

Ziyaret sırasında bir esnafın veresiye defterini inceleyen Arıkan, “Veresiye defteri dolu mu? Bu defteri Mehmet Şimşek’e kaptırma” ifadelerini kullanarak ekonomi yönetimine göndermede bulundu.

Antalya temaslarını gün boyu sürdüren Arıkan, “Türkiye Buluşmaları” kapsamında farklı kesimlerle bir araya gelmeye devam etti.

 

DEVRİMCİ FAŞİZM ÖRNEĞİ: CHP’NİN EMEKLİ HAKLARI PROTESTOSU

0

Devrim ve faşizm… Normal şartlarda yan yana getirilmesi bile imkansız olan, birbirine taban tabana zıt iki kavram. Gelgelelim, modern Türkiye gibi her değeri mahirane bir tarzda tüketen siyasilerin bol miktarda bulunduğu politik hayatımızda, bu iki tezat terim bile bir şekilde yan yana getirilebiliyor.

Teoride faşist ideolojiler şiddeti, aşırı milliyetçiliği, totaliter ve otokratik bir yapılanmayı çağrıştırır. Devrimci ideolojiler ise toplumu ve devleti bu baskıcı eksenden kurtarmaya çalışan bir iddiaya sahiptir. Kitabi nazariyeyle bakıldığında sol gelenek; hoşgörüyü, kamuculuğu, kadın haklarını, fırsat eşitliğini ve gelir adaletini vadeder; kardeşlik duygusunu kökleştirmeyi hedefler.

Peki ya bu devrimci solun Türkiye’deki hem ulusal hem de yerel uygulayıcılarında bu teoriyi pratikle bir arada görmek mümkün mü? Zor bir soru olsa da cevap yalındır: Baktığınız kişiye, gruba, partiye ya da sendikaya göre değişir.

Son iki yıldır enflasyonun altında ezilen, adeta can çekişen emekliler feryatlarını defalarca kamuoyuna duyurmaya çalıştı. Ülkenin dört bir yanında eylemler, basın açıklamaları yapıldı. CHP’li vekiller ve Nail Kamacı gibi il başkanları da bu eylemlerin neredeyse tamamında boy göstererek partinin emekli hassasiyetini bir gövde gösterisine dönüştürmek istedi. Belki çok konuşmadılar ama orada bulunarak ortaya çıkan siyasi ranttan nemalanmaya çalıştıkları son derece açıktı.

Gerçekten bu kadroların ülkedeki geçim derdiyle ilgilenmeleri ne kadar samimi? Bana hiçbir zaman içten gelmedi. Nasıl gelsin ki? Kadrolarında bol miktarda müteahhit, iş insanı, bürokrat, otel sahibi, hukukçu ve doktor barındırırken; tabanında işçi, emekçi ve emekli bulundurmayan bir parti, emek mücadelesinde ne kadar sahici olabilir?

CHP’nin arka bahçesi konumundaki Tüm Emeklilerin Sendikası’nın birkaç gün önce Eskişehir’de gerçekleştirdiği emekli eyleminde yaşananlar, kendisini “devrimci sol” olarak tanımlayan bazı isimlerin içindeki faşist anlayışı tüm çıplaklığıyla Türkiye’ye gösterdi.

Eylemde, sendikanın Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı isimli “devrimci yoldaş”, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’yü ve DİSK Emekli-Sen Şube Başkanı Hatice Kılıç’ı psikolojik ve sözlü baskı altına alarak alenen aşağıladı. Şube Başkanı, bir anda meydandaki emeklileri unuttu ve Milletvekili Süllü’yü “mutlak butlancı” olduğu gerekçesiyle, çok çirkin bir üslupla eylem alanından kovdu. Üstelik o vekilin, anayasa gereği Türk milletini temsil etme vasfını bile bile…

Bu zorbalığa karşı çıkan Hatice Kılıç’a da sert bir tavırla hiddetlenen Şube Başkanı, Hatice Hanım’ın cinsiyetini hedef alarak, “Kadınsın diye bir şey demiyoruz” lafıyla devrimci bir faşistin nasıl olabileceğini cümle âleme kanıtladı.

Sayın Vekil’in konuşmasına fırsat vermeden onu alandan kovan bu zihniyetin yaptığını, ancak Hitler dönemi Nazi Almanya’sında kurulan Halk Mahkemelerinde (Volksgerichtshof) görebiliriz. O mahkemelerde de yargılananlar dinlenmez, hakaret edilir, vatan retoriği yapılır ve insanlar ipe gönderilirdi. CHP’nin derdi gerçekten emekli olsaydı, kameraların önünde eylemi neden bir “mutlak butlan” hesaplaşmasına çevirirdi? Faşizmin en temel vasfının, manipülasyonu devrimci sembollerle yapmak olduğunu hatırlayınca taşlar yerine oturuyor.

En trajikomik olanı ise ağzında mikrofon olan o devrimci faşistin, “Sen kadınsın, konuşamazsın” demenin kibarcası olan o malum cümlesiyle, eşitlikçi toplum maskesinin altındaki erkek egemen, faşizan düzen sevdasını ifşa etmesidir.

Güya Türkiye’de kadına şiddeti önlemek için CHP iktidarı gerekliymiş… Basit bir parti içi hukuk (mutlak butlan) tartışmasında kadın bir vekile ve kadın bir sendika temsilcisine yapılan muameleyi gördük. Kendileri bizzat kadına psikolojik şiddet uygulayıp onu cinsiyeti üzerinden aşağılarken, bu memlekette kadına şiddeti nasıl engelleyecekler?

Bir insanın totaliter, otoriter fikirleri benimsemesi kendi tercihidir. Ama bunu kalkıp solculuk, devrimcilik maskesiyle, Türkiye’yi “otoriterlikten kurtarma” iddiasındaki bir yapının içinde yaparsanız, orada devasa bir samimiyet sorunu var demektir.

İşin üzücü tarafı, alandaki emeklilerin de bu faşizan çığırtkanlığa ses çıkarmaması, hatta kadın vekil meydanda çocuk gibi azarlanırken arkadan “yuuuh” çekerek bu geleneğe ortak olmalarıdır.

Kısacası, asla yan yana gelemeyecek olan devrimcilik ve faşistlik kelimeleri, Eskişehir’deki o meydanda maalesef birleşti. Bu “başarı”, ülkeye sevgi ve kardeşlik iklimi vadeden ancak kendi üyeleri arasında bile saygı köprüsü kuramayan CHP’lilere ait.

CHP’nin başında ister Özgür Özel olsun ister Kılıçdaroğlu, kafa değişmedikçe sonuç değişmez. Kendinizi istediğiniz kadar demokrat ve ilerici olarak tanımlayın, bu zihniyetle hiçbir menzile varamazsınız.

Ne de olsa gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi güzel bir huyu vardır. Tıpkı mevcut AK Parti ve MHP iktidarının, kendilerini Kızıl Elma peşinde koşan muhafazakar, İslami bir hareket olarak tanımlamasına rağmen Gazze’nin ya da Doğu Türkistan’ın hayrına somut hiçbir şey yapmadığını Türk milletinin nihayet görmesi gibi…

Kalın sağlıcakla.

 

MUHİTTİN BÖCEK’İN YARGILANDIĞI YOLSUZLUK DAVASINDA ARAR KARAR ÇIKTI

0

Mühittin Böcek Davasında Ara Karar

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen “rüşvet” ve “yolsuzluk” soruşturması kapsamında yargılanan, aralarında Muhittin Böcek’in de bulunduğu 41 sanıklı davanın 3’üncü duruşması yapıldı. Mahkeme heyeti, ara kararını açıklayarak duruşmayı 8 Eylül’e erteledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde gerçekleştiği iddia edilen rüşvet ve yolsuzluk iddialarına ilişkin açılan davanın 3’üncü duruşması gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de aralarında yer aldığı 2’si tutuklu 41 sanığın yargılanmasına devam edildi. Mahkeme heyeti, tarafların beyanlarının ve taleplerinin alınmasının ardından ara kararını açıkladı.

Duruşmada sanık avukatlarının tahliye ve adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasına yönelik taleplerini değerlendiren mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ile Gökhan Böcek’in üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Heyet ayrıca, davada tutuksuz yargılanan bazı sanıklar hakkında daha önce uygulanan adli kontrol tedbirlerinin de aynen sürdürülmesini kararlaştırdı.

Dosyadaki eksik hususların tamamlanması, tanıkların dinlenmesi ve dijital materyaller ile ilgili inceleme raporlarının beklenmesi amacıyla duruşma ileri bir tarihe ertelendi. Mahkeme heyeti, davanın 4’üncü celsesinin 8 Eylül tarihinde görülmesine karar verdi.

 

 

CHP’DE GÖREVDEN ALINAN İL BAŞKANI İLÇE BAŞKANLIĞINDA AĞIRLANDI

0

CHP’de Kriz Derinleşirken Manavgat ‘ta İlginç Gelişmeler Yaşandı

CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından görevden alınan Nail Kamacı CHP Manavgat İlçe Başkanlığına gelerek Kılıçdaroğlu yönetimine dönük ağır açıklamalarda bulundu. Kamacı’nın açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekildeydi:

Yeni Parti Sinyali Verildi

Yaşananları bir yol kazası olarak görüyorum. Yol kazaları tamir edildikten sonra devam eder. Ama arkadaşımın dediği gibi başka bir yerde devam eder, bunları aşarız. Benim ikinci parti açışımı öyle olursa doksan ikide burada hatırlayanlar vardır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Merkez İlçe Başkanı olarak görev yaptım. Cumhuriyet Halk Partisi bugüne kadar ülkede yapıcı bir muhalefet ve etmenin gereğini yerine getirdi. En azından ülkenin üniter yapısıyla ilgili değerleri korumayı bildiği ve götürdü.

Manavgat’a Teşekkür

Bu anlamda izlediğimiz yoldan bugüne kadar yaptığımız bütün çalışmalardan memnun olduğumu belirtmek istiyorum. Öncelikle Manavgatlılara teşekkür etmek istiyorum. Görevden aldıktan sonra en fazla telefonu Manavgat’tan aldım.

Mutlak Butlan Kararının Arkasında İktidar Var

Konuşmasında  Ak Partiye yüklenen Kamacı kararın çıkmasında AK Parti’nin etkili olduğunu vurguladı. CHP’nin son seçimlerde yerel de iktidara ulaşmasının AK Parti’yi endişelendirdiğini vurgulayan Kamacı mevcut yönetişmin AK Parti ile mücadele edemeyeceğini vurguladı.

Kamacının açıklamalarının tamamını sosyal medya kanallarımızdan izleyebilirsiniz.

 

BAŞKANLAR ANTALYA’DA BULUŞUYOR

0

Babacan ve Arıkan Antalya’ya Geliyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Antalya Buluşması” programı kapsamında Antalyalılarla bir araya gelecek.

Saadet Partisi Antalya İl Başkanlığı tarafından düzenlenecek “Antalya Buluşması” programında, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Antalya’ya geliyor.

Antalya’nın ekonomik, sosyal ve siyasal gündeminin ele alınacağı programda; turizm, tarım, ticaret, yatırım, sivil toplumun rolü ve ülke gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunulacak. İş dünyası temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşların katılımının beklendiği etkinlikte, Antalya’nın mevcut sorunları ve çözüm önerileri de masaya yatırılacak.

Programla ilgili açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin, Antalya’nın ortak akıl ve istişare kültürüyle geleceğe hazırlanması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Mahmut Arıkan’ın katılımlarıyla gerçekleştireceğimiz ‘Antalya Buluşması’ etkinliğinde; Antalya’mızın turizm, tarım, ticaret ve yatırım potansiyelini, sivil toplum kuruluşlarımızın katkılarını ve ülkemizin güncel meselelerini kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz. Antalya’nın geleceğine katkı sağlayacak fikirlerin paylaşılacağı bu önemli buluşmaya tüm hemşerilerimizi davet ediyoruz.”

Tekin, programın yalnızca siyasi bir toplantı olmadığını, Antalya’nın ortak meselelerinin konuşulacağı geniş katılımlı bir istişare zemini olacağını vurgulayarak şunları söyledi:

“Toplumun tüm kesimlerini aynı masa etrafında buluşturmayı hedefliyoruz. İş insanlarımızı, üreticilerimizi, esnafımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı, meslek odalarımızı, siyasi parti il başkanlarımızı ve tüm vatandaşlarımızı bu önemli programa bekliyoruz.”

“Antalya Buluşması”, Mimar Sinan Kültür Merkezi’nde saat 18.30’da gerçekleştirilecek. Programa Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın yanı sıra çok sayıda davetli, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, iş dünyası mensubu ve vatandaşın katılması bekleniyor.