Ana Sayfa Blog Sayfa 17

BİR KÂSE AŞURE GÜNAHLARI ÖRTMEYE YETER Mİ?

0

Geleneksel kültürümüzde aşure; dayanışmanın, bolluğun ve bereketin simgesidir. Ne var ki, son yıllarda bu güzel hasletlerin ve anlamlı etkinliklerin de tamamen şirazesinden çıkarıldığına hep birlikte şahit oluyoruz.

Türkiye gibi bir ulus devlette, farklı kültürleri bir araya getirdiği iddia edilen aşure programları, artık ne yazık ki sosyal devletin ve belediyeciliğin sunamadığı hizmetleri kamufle etmek için kullanılan birer aparata dönüştürülmüş durumda.

Burada asıl takılmamız gereken nokta, Türk-İslam medeniyetinin evlatlarının sanki tamamen farklı kültürlere mensupmuş gibi gösterilmesidir. Aşure programlarının, bu “farklı” topluluklar arasındaki birliği sağlayan bir panzehir gibi pazarlanması, arka planda neyi amaçladıklarını açıkça ortaya koyuyor. Bu cehalet kokan yorumları yapanların, bir dönem “Dinler arası diyalog” denilen saçmalığı milletin hayatına sokmaya çalışanlarla aynı art niyeti taşıdıkları aşikardır. Ancak bu tehlikeli oyun, başka bir yazının konusu olabilecek kadar derin olduğu için şimdilik burada kesiyorum.

Gelelim asıl samimiyet testine… Normal şartlarda kamu malını yağmalayan, kamu kurumlarından devşirdikleri nüfuzla türlü yolsuzluk ve rüşvet çarkını döndüren kişi veya kurumların düzenlediği aşure etkinlikleri ne kadar samimi olabilir?

Milletin malına sahip çıkamayan, korkak ve şerefi aldığı maaş kadar olan birtakım bürokratların gözü önünde yolsuzluklar yapılırken dayanışmayı, bolluğu ve bereketi akıllarına getirmeyenler, şimdi çıkmış aşure dağıtıyor. Bu, milleti uyutmaktan ve göz boyamaktan başka bir şey değildir.

Bu asil millet, tarihinin hiçbir döneminde kamu kurumlarından bir kap aşure ya da bir somun ekmek dilenmemiştir. Milletin sizden tek bir talebi vardır: Kamu malına sahip çıkmanız ve hak ettiği hizmeti dürüstçe sunmanızdır!

Derneklerin, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) siyasi bir güç devşirmek, “ben de buradayım” diyerek vitrine çıkmak için düzenledikleri aşure etkinlikleri ise tam bir komediye dönüşmüş durumda.

Fotoğraf çektirme ve sosyal medya paylaşımı yapma yarışına girilen bu alanlarda hep aynı simaların boy göstermesi oldukça ibretlik bir manzaradır. Manavgat ve Antalya’da milletin malı yağmalanırken, memleketin geleceği ranta kurban edilirken her şeyi bilen, gören o STK temsilcilerinin, meslek odası başkanlarının nasıl sus pus olduğunu hepimiz çok iyi hatırlıyoruz değil mi?

Aşureye, düğüne, cenazeye koşa koşa giden bu temsilciler, turizm kaynaklı ağır ekonomik sıkıntılarla boğuşan meslek erbabının yanına uğramıyor. Onların vahim durumu hakkında iki kelam etmeyenlerin, aşure kuyruklarında fotoğraf yarışı yapması içine düştüğümüz ahlaki bataklığı net bir şekilde özetliyor. Kendi ellerinizle aşure dağıtmak ya da o organizasyonun masrafını karşılamak; kent hayatında üstlenmediğiniz o ahlaki ve etik sorumluluğu ortadan kaldırır mı sanıyorsunuz?

Gelelim madalyonun diğer yüzüne ve asıl can alıcı soruya: İş bilmez, fotoğraf çektirmekten başka bir işe yaramayan bu oda ve STK temsilcilerine vatandaş, esnaf veya siyasi partiler neden hak ettiği tepkiyi göstermez?

Aşure kuyruğundaki Manavgat halkı; yaz günü sivrisinekle mücadele etmesi gerekirken asli görevini bırakıp aşure dağıtan Antalya ve Manavgat Büyükşehir/İlçe Belediyesi idarecilerine neden iki çift laf etmiyor? Meslek odalarının yöneticilerine, “Biraz az yiyip gezin de esnafın önünü açacak projeler üretin” diye neden hesap sormuyor?

İnsanda biraz ar, biraz yüz olmalı. Her türlü haramzadeliği yapacaksın ya da yapılırken yapana ses çıkarmayacaksın; sonra da sahneye çıkıp aşure dağıtarak veya o aşureyi yiyip “Allah razı olsun” diyerek arınacağını sanacaksın…

Manavgat’ta bir kâse aşureyle günahlarından kurtulacağını, o fotoğraflarla kendilerini aklayacaklarını düşünen yöneticiler, STK ve oda temsilcileri varsa onlara tavsiyem; iki değil, üç defa düşünmeleridir.

Kalın sağlıcakla.

ANTALYA’DA FUHUŞ VE FUHŞA ARACILIK DAVASI

0

Antalya Merkezli 3 İlde “Son Durak” Operasyonu: 14 Tutuklama

Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda, fuhşa teşvik ve aracılık suçlamasıyla gözaltına alınan 18 şüpheliden 14’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Operasyon kapsamında fuhşa zorlanan 35 mağdur kadın ise kurtarıldı.

Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından, ilimiz genelinde “Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Zorlama” suçunu işleyen şahısların deşifre edilerek yakalanması ve fuhşa zorlanan kadınların kurtarılması amacıyla geniş kapsamlı bir projeli çalışma başlatılmıştır.

Eş Zamanlı Operasyon İçin Düğmeye Basıldı

Yapılan teknik ve fiziki takipli çalışmaların tamamlanmasının ardından, Antalya merkezli olmak üzere Adana ve Antalya illerinde belirlenen adreslere eş zamanlı olarak “Son Durak” adı verilen operasyon gerçekleştirildi. Operasyon neticesinde: 18 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alınırken, fuhşa zorlandığı tespit edilen 35 mağdur kadın ekiplerce kurtarıldı. kurtarılmıştır.

Çok Sayıda Dijital Materyal ve Nakit Para Ele Geçirildi

Şüphelilerin ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda; suçtan elde edildiği değerlendirilen yüklü miktarda Türk Lirası ve döviz ile yasa dışı faaliyetlerin yürütülmesinde kullanıldığı tespit edilen çok sayıda dijital materyal ele geçirilerek el konuldu.

14 Şüpheli Tutuklandı

Emniyetteki işlemlerinin ardından “Fuhşa Teşvik, Aracılık veya Zorlama” suçundan adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 14’ü tutuklanarak cezaevine teslim edildi.

Yapılan açıklamada, “Antalya Emniyet Müdürlüğü olarak suç ve suçlularla mücadelemiz yasaların verdiği yetki ve kararlılıkla hız kesmeden devam edecektir.” Denildi.

 

ANTALYA BÜYÜKŞEHİR’DEN MÜJDE SUYA ZAM

0

Halkçı Belediyecilikte Yine Zam Furyası

Halkçı Antalya Büyükşehir Belediyesinden içme suyuna yeni bir zam daha geldi. Muhittin Böcek döneminde yapılan zamlarla ülkedeki en pahalı içme suyuna sahip üç şehrinden birine dönüşen Antalya’da suya yeni bir zam daha yapılması vatandaş tarafından tepkiyle karşılandı. Başkan Vekili Büşra Özdemir döneminde de devam eden suya zam furyası Halkçı Belediyeciliğin Antalya’da fiyat artırmada ne kadar da istikrarlı ve kurumsal olduğunu gözler önüne serdi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürlüğü içme suyunda birim değişikliğine gitti. Bir önceki ayın ÜFE ve TÜFE ortalaması esas alınarak yapılan hesaplamayla, su birim fiyatlarına yüzde 2,230 oranında artış uygulandı. Yeni düzenleme, Antalya merkez ve tüm ilçelerindeki abonelere bu ay ki faturalarında yansıyacak.

Açıklanan yeni tarifeye göre, mesken abonelerinde insani su kullanım hakkı kapsamındaki 1-5 metreküp arası ilk kademe su tüketim bedeli 16 lira 64 kuruş oldu. Evlerde en çok tüketilen kademe olan 1-20 metreküp arası birim fiyat 34 lira olarak belirlenirken; tüketimi artan hanelerde 21-40 metreküp arası 83 lira 76 kuruş, 40 metreküpten fazla kullanım ise 119 lira 66 kuruş olarak faturalandırılacak. Ticari işletmeler ve inşaatlarda ise ilk kademe (1-10 metreküp) birim fiyatı 34 liradan başlayacak.

Antalya’da 6360 sayılı yasa kapsamında köy statüsünden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinde uzun süredir geçiş süreci kapsamında indirimli su tarifesi uygulanıyordu. İlgili mevzuatta belirlenen sürenin 31 Aralık 2025 itibarıyla sona ermesiyle birlikte indirimli uygulama da sona erdi. Düzenleme ile birlikte şehir merkezinde oturan bir kişinin su birim fiyatı ile köyde yaşayan bir vatandaşın su tüketim birim fiyatı eşitlendi.

 

AGD MANAVGAT’TAN “YAZ TADİLİ” PROGRAMI MANAVGAT FARK KOLEJİNDE BAŞLADI

0

AGD’nin Yaz-Et Programı Manavgat Fark Kolejinde Başladı

Antalya’nın Manavgat ilçesinde çocukların yaz tatilini hem eğlenerek hem de öğrenerek geçirmelerini sağlayacak “Yaz Etkinlikleri” tadil programı başladı. Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Manavgat Temsilciliği tarafından düzenlenen 6 haftalık eğitim maratonu için tüm hazırlıklar tamamlandı.

6 Temmuz’da başlayıp 14 Ağustos’ta sona erecek olan programa, ilçedeki 7-15 yaş grubunda toplam 140 öğrenci öğrenim görecek. Kurs süresince öğrencilere milli ve manevi değerler aktarılırken, velilere kolaylık sağlamak adına servis imkanı ve öğle yemeği desteği de sunulacak.

Program kapsamında Kur’an-ı Kerim, İlmihal, Siyer-i Nebi ve Adab-ı Muaşeret derslerinin yanı sıra; ata binme, okçuluk ve yüzme kursları düzenlenecek. Öğrenciler, akıl zekâ küpü oyunları, piknikler ve çeşitli sosyal faaliyetlerle dopdolu bir yaz dönemi geçirecek.

Programın açılış konuşmasını yapan AGD Manavgat Temsilcisi Ahmet Ali Gök insan yetiştirmenin önemini vurguladı. Dernek olarak amaçlarının geleceğe yönelik köklü bir medeniyet anlayışını gençlere yerleştirmek olduğunu vurguladı. Yavrularımızın sadece bilgiyle değil güzel ahlakla, vatan, millet sevgisiyle, Kuranı Kerim’in ışığında yetiştirilmesinin önemine değinen Ahmet Ali Gök’ün konuşmasından sonra öğrenciler eğitmenleriyle tanışarak ders başı yaptılar.

GAZİPAŞALI ÇİFTÇİDEN ASAT’A VE TEDAŞ’A İSYAN

0

Millet Uzaya Çıkıyor Biz Köyün Elektriği ve Suyu ile Uğraşıyoruz”

Gazipaşalı Çiftçi Özcan Güler, köylerinde yaşanan su ve elektrik kesintilerine isyan etti. Güler açıklamasında Gazipaşa Göçük Köyü sakinlerinin sesinin siyasi partiler ve yöneticiler tarafından duyulmasını ve mağduriyetlerinin giderilmesini istedi.
Çiftçi Özcan Gülerin açıklamalarının satırbaşları şu şekildeydi:

ASAT’ın VE TEDAŞ’ın Zulmü Altındayız

Üretim yapıyorum. Yalnız altı senedir bu köyde TEDAŞ’ın ve ASAT’ın zulmüyle karşılaşıyorum. Her gün bu köyde elektrik kesiliyor. Her hafta bu köyde ASAT’ın borusu patlıyor. Bir gram ilerleyemiyoruz. Bir gram öteye gidemiyoruz. Gerek serada kullandığımız dinamolarımız, sondajlarımız zarar görmekte evdeki hayatımızda, köydeki hayatımızda yaşamımız olumsuz etkilenmektedir. Kimse sesimizi duymuyor. CİMER’e yazıyoruz. Yüz seksen altıyı arıyoruz. TEDAŞ’ı arıyoruz. Müdürü arıyoruz. Ve hiçbir sonuç alamıyoruz. Gazi Paşa Göçük Köy halkının sabrı tükenmiş durumda.

Sesimizi Duyan Yok 

Paşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz CHP ilçe başkanım Fahri AK Parti ilçe başkanım Ramiz Yiğit Anahtar ilçe başkanım Kerim Gürcan İYİ Parti ilçe başkanım Mehmet Ali Çomruk bu köylünün sesini duyun. Sesini duyun. Gazi Paşa Göçük Köyü zulüm görmektedir. Zulüm görmektedir. Lütfen bu sesimizi, bu çığlığımızı duyun. Millet uzaya çıktı. Biz köyün elektrik suyuyla uğraşıyoruz.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ ASİMİLASYON TÜM ÇİN’E YAYILIYOR

0

Doğu Türkistan’a Çin’den Bir Darbe Daha

Çin Ulusal Halk Kongresi’nin Mart 2026 tarihindeki yıllık genel kurul toplantısında kabul edilen “Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası” isimli işgal ve asimilasyon yasası 1 Temmuz 2026 tarihi itibariyle resmen yürürlüğe girdi.

Çin Komünist Partisi’nin “Etnik Birlik ve İlerleme Yasası”nı yürürlüğe sokmasıyla din, dil, kültür ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere Doğu Türkistan’a yönelik uzun süredir uygulanan asimilasyon politikaları Çin’in yasal resmi politikasına dönüşmüş oldu.

Çin Komünist Partisi yasaya etnik azınlık şeklinde tarif ettiği milletlere “Çin ulusu için ortak topluluk hissinin güçlendirilmesi” diye tanımlanan bir misyon yükleyerek etnik azınlıkların anaokulundan itibaren Mandarin Çincesinin öğretilmesini şart koşuyor.

Çin’de veya Çin dışında “etnik birliği zedeleyecek veya etnik temelli ayrışmalara yol açacak” her türlü eylemin yasaklanacağını bildiren yasa Çin baskısından dolayı farklı ülkelere göç etmek zorunda kalan Uygur Türkleri gibi milletlere uluslararası alanda ayrılıkçılık iddiasıyla müdahale etme fırsatını veriyor.

Yasa ayrıca, eğitimde Mandarin Çincesini zorunlu dil olarak öne çıkarırken, Türkçe ve diğer yerel dillerin kullanım alanını daha da daraltıyor. İnsan hakları savunucuları, söz konusu düzenlemenin Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik asimilasyon politikalarına kalıcı bir hukuki dayanak oluşturacağı uyarısında bulundu.

Düzenlemeye karşı çıkan Doğu Türkistan diasporası, düzenlemenin Türk İslam geleneklerini korumak yerine onları tek bir Çin kimliği altında asimile etmeyi amaçladığını ifade etti.

Çin yönetimi ise yasasının üretimi ve zenginleşmeyi kolaylaştıracağını, etnik meselelerin çözümünü kolaylaştıracağını ifade ederek asimilasyon iddialarını inkar etti. Batı medyasının konuyu aylardır gündeme getirmesine rağmen Türkiye’deki pek çok basın kurumunun ve STK’nın konuya duyarsız kalması ise Türk kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı.

 

MUTLAK BUTLAN BİTTİ, ALİYE COŞAR “ANTALYA”YI HATIRLADI!

0

CHP’de yaşanan “mutlak butlan” tartışmaları ve sonrasındaki liderlik mücadelesi; tarafların karşılıklı ithamlarıyla siyasette kurumsal kimliğin ve nezaketin ne denli aşındığını tüm Türkiye’ye bir kez daha gösterdi. Koltuk kavgasında temel değerlerden nasıl uzaklaşıldığını, CHP’ye umut bağlayan sol-devrimci çevreler şaşkınlıkla izlemiş olabilir; fakat bölgeyi bilen gazeteciler olarak ortaya çıkan bu tabloya şanımıza yaraşır şekilde şaşırmadık.

Bu süreçte Antalya İl Binası önünde ve Manavgat İlçe Başkanlığında üst perdeden konuşanların başında Milletvekili Aliye Coşar geliyordu. Kendisini önce ilçe başkanı, sonra vekil yapan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı takındığı sert tavır gözlerden kaçmadı. Görevden alınan İl Başkanı Nail Kamacı’ya destek vermek için Attalos Heykeli önünde oturma eylemi yapan, protesto yürüyüşlerinde en ön safta yer alan Coşar, tabiricaizse parti içi hizipleşmenin dibine vurdu. Tabii bu hararetli hizip günlerinde, kafasını kaldırıp Antalya’yı esir alan kara sinekleri ya da çarşı pazarın düzensizliğini görecek vakti oldu mu, orası meçhul.

Anayasa’nın 80. Maddesi, “TBMM üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler” der. Ancak Sayın Aliye Coşar, mutlak butlan sürecinde safını belli etme yarışına öyle bir daldı ki, bırakın bütün milleti, yıllarca ekmeğini yediği Antalya’yı bile temsil etmeyi unuttu.

21 Mayıs’ta alınan yargı kararı sonrası kendisini parti içi delege savaşlarına teslim eden Sayın Vekil, “hemşerim, yoldaşım” dediği Manavgat ahalisinin hiçbir hayati sorununa eğilmedi. Zaten kendisini yerel medya ile buluşurken, halkın dertlerini dinlerken gören de yok.

Manavgat’tan kaçan yatırımcıların nasıl geri döndürüleceğinden tutun da turizm sektörünün yaşadığı derin bunalıma; bizleri canından bezdiren sivrisinek sorunundan, elektrik faturalarıyla yarışan astronomik su faturalarına kadar tek bir çözüm önerisiyle karşımıza çıkmadı. İlçe başkanlığı döneminde olduğu gibi, vekillik koltuğunda da Manavgat halkının yanında durmadı. Omurgalı ve istikrarlı siyasetçi bulmakta zorlandığımız şu yıllarda, Coşar’ın halktan uzak kalma konusundaki bu “istikrarlı” duruşu göz yaşartıyor! Zaten modern halkçılığın gereği de bu değil mi? AK Parti’den gelen zamları, hukuksuzlukları en gür sesinle eleştir; ama kendi partine mensup yerel yönetimlerin beceriksizliklerine, haksız zamlarına gözünü kapat, kulağını tıka… İşte Manavgat tipi CHP halkçılığı ve devrimciliği tam olarak budur!

TBMM kürsüsündeki heyecanını hala yenemediği için konuşma değil, adeta “okuma” hataları yapan Hukukçu Vekilimiz Aliye Coşar, geçtiğimiz günlerde Serik’in bazı mahallelerindeki mülkiyet sorununa dair bir konuşma yaptı. Doğrusu bu hamlesi bende büyük şaşkınlık yarattı.

Çünkü bahsettiği mesele; II. Mahmut’tan bugüne Osmanlı sultanlarının, Atatürk’ün, İnönü’nün ve dahi Cumhuriyet hükümetlerinin dirlik sisteminin tasfiyesinden bu yana çözmeye çalıştığı devasa bir tarihi düğümdü. Geçmişte Ermeni isyanlarına, tehcir süreçlerine kadar uzanan bu köklü mülkiyet probleminin özünü ıskalayan Sayın Vekil, 1970’lerin demode, popülist ve avami cümleleriyle meclis kürsüsünden güya çözüm reçetesi sundu.

Tarihsel kökeni olan bu mülkiyet sorunları, maalesef Atatürk sonrası dönemde Aliye Coşar gibi samimiyetsiz aktörlerin elinde birer siyasi oyuncağa döndü. Peki, bu süreçte sağcılar farklı mıydı? Elbette hayır. Onlar da ağalardan ve sermayeden yana saf tutarak burjuva refleksleriyle sorunu daha da kördüğüm haline getirdiler. Anlayacağınız Sayın Coşar, Serik’teki mesele üzerinden boyunu da partisinin kapasitesini de aşan devasa bir tarihsel problemi, sığ bir popülizmle geçiştirmeye kalktı.

Sayın Aliye Coşar, madem halkçı bir vekil olarak halkın çocuklarının refaha kavuşmasını istiyor; o halde buyursun, önce yönetiminde yoldaşlarının oturduğu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kapısını çalsın. Su faturalarının halkı ezmesini engellesin. Halk sağlığını tehdit eden sivrisinek sorununu çözmekten aciz Büyükşehir’in koordinasyon eksikliğini gitsin TBMM’de sorgulasın. Sadece AK Partililerin değil; adı usulsüzlük iddialarına karışan yerel belediyelerdeki “devrimci” ve “halkçı” siyasilerin icraatlarından da bahsetsin.

Bizler bu kentin evlatları olarak, Aliye Coşar’dan mutlak butlan kararı sürecinde sergilediği o tutkulu, o ateşli hak arama mücadelesini, bizim haklarımızı savunurken de görmek istiyoruz. Antalya sokaklarında oturma eylemi yapmasını değil; kentin, turizmcinin, esnafın ve vatandaşın gerçekçi sorunlarına gerçekçi çözümler üretmesini bekliyoruz.

Ne diyelim… Adını bu satırlara taşımayı zül saydığım Antalya vekillerinden biri mecliste modifiyecilerin hakkını ararken, diğeri kalkıp millete ait mülklerin “mümkünse bedelsiz” dağıtılmasını istiyor.

Siyasetimizin ve memleketimizin geldiği bu noktada, “Allah akıl fikir versin” demekten başka bir çare kalmıyor.

 

MHP MANAVGAT’TA HAKAN REHBER DÖNEMİ: KONGREDE YEREL SEÇİM MESAJI!

0

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Manavgat İlçe Teşkilatı, gerçekleştirdiği olağan kongre ile yeni yönetimini belirledi. Genel Merkez tarafından bir süre önce göreve atanan Hakan Rehber, delegelerin güvenoyunu alarak seçilmiş başkan olarak koltuğa oturdu. Kongreye, yerel yönetim eleştirileri ve 2029 yerel seçimlerine yönelik kararlılık mesajları damga vurdu.

Yoğun Katılımlı Kongre

Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) büyük bir coşkuyla gerçekleştirilen kongreye, MHP ve Cumhur İttifakı kanadından üst düzey katılım sağlandı. Kongreye; MHP Antalya Milletvekili Abdullah Başkan, MHP Antalya İl Başkanı Sadullah Güneş, Büyükşehir Belediyesi Meclis Sözcüsü Selçuk Senirli, AK Parti Manavgat İlçe Başkanı Niyazi Ünal, meslek odalarının başkanları, sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ve çok sayıda partili ile davetli katıldı.

Devlet Bahçeli’den Birlik Mesajı

Kongrenin açılışında, MHP Antalya İl Başkanı Sadullah Güneş kürsüye çıkarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kongreye ve Manavgat halkına gönderdiği özel mektubu okudu. Bahçeli’nin birlik, beraberlik ve kararlılık vurgusu yapan mesajı salondakiler tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.

“Manavgat’ı Hak Ettiği Yönetimle Buluşturacağız”

Delegelerin oylarıyla MHP Manavgat İlçe Başkanlığı görevine seçilen Hakan Rehber, teşekkür konuşmasında yerel gündeme dair sert eleştirilerde bulundu. Manavgat Belediyesi’nde son dönemde yaşanan rüşvet ve yolsuzluk iddialarını gündeme getiren Rehber, bu olayların Manavgat’ın hem ülke içinde hem de uluslararası alanda imajını zedelediğini belirtti.

MHP’nin genç ve dinamik başkanı Rehber, konuşmasında 2029 yerel seçimlerini işaret etmesi, salonda büyük yankı uyandırdı. Rehber’in bu konuşması, partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

MHP Manavgat’ın Yeni Yönetim Kurulu

Tek liste ile gidilen seçimlerin ardından Hakan Rehber başkanlığındaki MHP Manavgat İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu:

  • Kalender Şanlı
  • Mehmet Sözen
  • Halik Hanifi Yıldız
  • Özhan Öz
  • Fatih Aygül
  • Hafsa Şen Uslu
  • İsa Aydemir
  • Alihan Alemdar
  • Mehmet Tırşak
  • Ömer Can Külahlı
  • Buket Ergin
  • Mehmet Emin Yıldız
  • Ayhan Erdem
  • Tamer Kılınç
  • Yalçın Yaşar
  • Büşra Erkay Atçı
  • Mahmut Çağlar Ekşi
  • Mehmet Burak Özen
  • Beyza Bölükbaşı
  • Hasan Can Simav
  • Saadettin Erdem Ünsoy
  • Büşra Küçük

Kongre sonrası tebrikleri kabul eden yeni yönetim, vakit kaybetmeden saha çalışmalarına başlayacaklarının sinyalini verdi.

 

 

ANTALYA’DA DEV İŞ BİRLİĞİ: TÜRK VE UKRAYNALI İŞ DÜNYASINA ‘TAHKİM’ GÜVENCESİ

0

Antalya’da gerçekleştirilen ‘UTAUM Tahkim Günü’ etkinliği, Türk ve Ukraynalı iş insanlarını, hukukçuları ve öğrencileri bir araya getirdi. Savaş nedeniyle Antalya’ya yerleşen Ukrayna vatandaşlarının ticari güvenliğine vurgu yapılan zirvede, ticari anlaşmazlıkların çözümünde “tahkim ve arabuluculuk” mekanizmasının önemi masaya yatırıldı.

Uluslararası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (UTAUM), Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Ukrayna Antalya Başkonsolosluğu iş birliğiyle düzenlenen “UTAUM Tahkim Günü Antalya” bilgi şöleni büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe hukuk öğrencileri, avukatlar ve Türk-Ukraynalı iş dünyasının temsilcileri yoğun ilgi gösterdi.

“Hakem Kararları Tıpkı Mahkeme Kararları Gibi Geçerli”

Zirvenin açılışında konuşan UTAUM Hakem Heyeti Başkanı Av. Ali Selek, tahkimin doğru yönetilmediğinde büyüyebilecek ticari uyuşmazlıkları önlemede kritik bir rol oynadığını belirtti. UTAUM’un bağımsız, tarafsız ve özerk yapısına dikkat çeken Selek, şu ifadeleri kullandı:

“UTAUM, Türkiye ve yurt dışındaki gerçek ve tüzel kişiler arasında, sözleşme veya sözleşme dışı sebeplerden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın çözümlenmesi için tahkim ve arabuluculuk hizmeti sunmaktadır. Tahkimde taraf iradeleri esastır. En önemlisi de hakem ya da hakemlerce verilen kararlar, tıpkı mahkeme kararları gibi yasal bir geçerlilik taşır.”

Savaş Mağduru İş İnsanlarına Güvenli Liman: Antalya

Ukrayna Antalya Başkonsolosu Bogdan Konopliasty ise konuşmasında, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan vatandaşlarının güvenli bir ticari ortama ihtiyaç duyduklarını vurguladı. Türk ve Ukraynalı iş insanlarının olası ticari anlaşmazlıklarda mahkeme kapıları yerine hakem heyetlerine başvurmalarının, zaman kaybını önleyerek hızlı çözümler sunacağını belirten Konopliasty, bu doğrultuda yoğun bir mesai harcadıklarını ifade etti.

“Antalya’da 25 Bin Ukraynalı Yaşıyor, Hedef Şirket Sayısını Artırmak”

Başkonsolos Konopliasty, Antalya’daki Ukrayna varlığına ve ticari potansiyele dair önemli istatistikler paylaşarak açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Elimizdeki verilere göre Antalya ve ilçelerinde ikamet eden 25 bin Ukrayna vatandaşı var. Rutin konsolosluk işlemlerimizin ötesinde, vatandaşlarımızın adli ve ticari davalarına da destek olmak istiyoruz. Bu yüzden bu iş birliğini çok önemsiyoruz. Umarım bu adım, hem Türk hem de Ukraynalı vatandaşlarımızın hukuki hakları önünde yeni bir kapı açar. Antalya’da şu an Ukrayna menşeli 5 şirket bulunuyor. Doğru atılımlarla bu sayının zamanla artacağına inancım tam.”

Entegrasyonu Güçlendiren Adım

Zirveye, Ukrayna Antalya Başkonsolosunun özel davetiyle katılan Manavgat Kırım Tatar Türkleri Derneği Şube Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan da organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dr. Çalışkan, bu tür nitelikli organizasyonların kentte yaşayan yabancıların toplumsal ve ekonomik entegrasyonunu büyük ölçüde güçlendireceğini ifade etti.

Büyük bir ilgiyle takip edilen etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından, UTAUM yetkilileri tarafından konuşmacılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle son buldu.

 

TİP MANAVGAT’TAN DSİ’YE ŞOK SUÇLAMA

0

TİP Manavgat İlçe Başkanı Şerife Arslan’ın İddiaları Gündemi Sarstı

Antalya’nın Manavgat ilçesinde serinlemek için Alara Çayı’na giren ve tam 21 gün süren arama çalışmalarının ardından cansız bedenine ulaşılan A.P.’nin ölümü, geride büyük bir dram ve skandal iddialar bıraktı. Talihsiz gencin ailesinin arama kurtarma sürecine dair öne sürdüğü korkunç iddialar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Manavgat İlçe Başkanı Şerife Arıöz Arslan tarafından kamuoyuna duyuruldu. Parti binasında basın açıklaması yapan Arslan, bürokrasinin hantallığı yüzünden acılı ailenin günlerce çaresiz bırakıldığını öne sürdü.

İlk 3 Günden Sonra Yetki Karmaşası Başladı

Arama kurtarma çalışmalarının başlangıcına değinen TİP İlçe Başkanı Şerife Arıöz Arslan, Antalya İl Jandarma Komutanlığı koordinesinde yürütülen operasyonun ilk 3 gününde büyük bir titizlik ve gayretle sürdürüldüğünü belirtti. Ancak Arslan’ın iddiasına göre, ilk günlerin ardından başlayan yetki karmaşası, arama kurtarma çalışmalarının sekteye uğramasına neden oldu.

“DSİ Bölge Müdürlüğü Emir Verdi, İlçe Müdürlüğü Savsakladı”

Olayın en çarpıcı iddiası ise Devlet Su İşleri (DSİ) bünyesinde yaşanan iletişim kopukluğu ve ihmal zinciri oldu. Acılı ailenin, evlatlarının bulunabileceği Alara Çayı üzerindeki belirli bir noktanın taranması için yetkililere yalvardığını belirten Arslan, süreci şu sözlerle aktardı:

“Ailenin talebi üzerine Antalya DSİ 13. Bölge Müdürlüğü, olay yerinde bulunan DSİ’ye ait iş makinelerinin kullanılması yönünde kesin talimat verdi. Bölge Müdürlüğü’nden gerekli talimat gelmesine rağmen, Manavgat DSİ bu emri personeline iletmedi.”

Çareyi TİP Genel Başkan Yardımcısı Sera Kadıgil’de Buldular

Cansız bedene ulaşılana kadar geçen 21 günlük süreçte ailenin çalmadık kapı bırakmadığını ifade eden Başkan Arslan, yerel bürokrasinin duyarsızlığına tepki gösterdi:

“Aile; valilik, kaymakamlık, DSİ Bölge Müdürlüğü ve pek çok siyasi partinin kapısını çalarak yardım istemiş ancak hiçbir netice alamamış. En sonunda çaresiz kalan aile, TİP Genel Merkezimizi arayarak İstanbul Milletvekilimiz ve Genel Başkan Yardımcımız Sera Kadıgil’e ulaştı. Vekilimizin talimatı üzerine derhal harekete geçtik. Aileyi de yanımıza alarak karşılarına çıkarılan bürokratik engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olduk. Burada bizi asıl üzen ve kahreden, Manavgat bürokrasisinin içine düştüğü hantallıktır.”