Ana Sayfa Blog Sayfa 9

AK PARTİ’NİN 25. YILI: 24 YILIN MUHASEBESİ

0

Tam 24 yıl…

Cumhuriyet tarihinde siyasi bir parti açısından kolay rastlanmayacak bir süre. İktidar değişikliklerinin, koalisyonların, darbelerin, ekonomik krizlerin ve siyasi fırtınaların yaşandığı bir ülkede, AK Parti’nin 24 yıl boyunca kesintisiz iktidarda kalması başlı başına incelenmesi gereken bir siyasi başarıdır.

Ama 24 yılı sadece alkışlamak da, bütünüyle başarısız ilan etmek de doğru değildir.

Kimine göre AK Parti bir siyasi efsanedir. Kimine göre ise büyük umutlarla başlayan fakat zaman içinde kuruluş iddialarından uzaklaşan bir iktidardır.

İlk yıllarda Avrupa Birliği hedefi vardı. Demokratikleşme paketleri peş peşe geldi. Yasalar değişti, vesayet geriledi, siyasetin alanı genişledi. Dindar insanların kamusal hayattaki görünürlüğü arttı.

Fakat zaman içinde rüzgâr değişti. Dün savunulan bazı söylemler bugün terk edildi. Dün birlikte yürüyenler zamanla birbirinden ayrıldı. AK Parti, kuruluşundaki geniş koalisyondan giderek daha farklı bir siyasi yapıya evrildi.

Ve AK Parti, zaman içinde AKP diye anılmaya başladı. Bu sadece bir isim değişikliği değildir.

Bir siyasi hareketin geçirdiği dönüşümün toplumdaki karşılığıdır.

Partinin içinden çıkan isimler bugün farklı siyasi adreslerde. Dün aynı masada oturanlar bugün birbirlerinin en sert muhalifleri. Bir dönem yüzde 50’nin üzerine, hatta yüzde 57’lere yaklaşan oy oranları konuşulurken bugün yüzde 30’lar civarında seyreden bir siyasi gerçeklikle karşı karşıyayız.

Ama bütün bu ayrılıkların, bütün bu kırılmaların değişmeyen bir gerçeği var: Recep Tayyip Erdoğan. 24 yılın sonunda Erdoğan’ın karşısında hâlâ yenemediği bir rakip var: Enflasyon.

Bu rakip ne seçim meydanlarında konuşuyor ne miting yapıyor ne de sandığa giriyor. Ama vatandaşın cebinde yaşıyor.

24 yıllık iktidarın sonunda siyasi rakiplerin büyük bölümü geride bırakılmış olabilir.

Fakat enflasyon hâlâ minderin üzerinde. Her seçimde rakipler yenildi; enflasyon ise her güreşte yeniden ayağa kalktı.

Bugün yıllık enflasyonun yüzde 32 seviyelerinde olması, elbette geçmişteki çok daha yüksek oranlarla kıyaslandığında bir gerilemedir. Ancak 24 yıllık kesintisiz iktidar açısından bakıldığında soru şudur: Bu kadar uzun bir iktidarın sonunda vatandaş neden hâlâ “geçinemiyorum” diyor?

Fakat bir iktidarı yalnızca yaptığı yollarla, köprülerle veya savunma sanayisindeki başarılarıyla değerlendirmek yeterli değildir. Vatandaşın cebindeki para da bir başarı ölçüsüdür.

Hukukun üstünlüğü, eğitim, adalet, liyakat, gençlerin geleceğe güveni ve en önemlisi iktidarın kendi kuruluş ilkelerine ne kadar sadık kaldığı da bir ölçüdür.

AK Parti 24 yılda Türkiye’yi değiştirdi. Ama Türkiye de AK Parti’yi değiştirdi. İktidar uzadıkça güç arttı, güç arttıkça parti içindeki hizipleşme ve kavga da arttı.

ÇERÇEVE YASA BATILI MI YOK ETTİ YOKSA SİZ Mİ YOK OLDUNUZ?

0

Türklerin İslam dairesine girmesindeki en temel nedenlerden biri; sahip oldukları üretkenlik, sabır, askeri yaşam tarzı ve mücadeleci kimliğin İslam kimliği ile adeta birebir örtüşmesiydi. Özellikle “Mukaddesatçı” çevrelerin sıklıkla andığı “Hak geldi, batıl zail oldu” ayeti aslında her şeyi özetliyordu.

Batıl” yani yanlış ve kötü olan ile “Hak” yani iyi ve doğru olan arasındaki tarihsel çatışmada Müslüman Türkler; batıl olan tüm ideolojileri, yaşam tarzlarını ve ekonomik düzenleri vahyin aydınlattığı akılla, Sünnetullahla ve bunun sonucunda ortaya çıkan teşkilatlanmayla yerle bir etmeye çalıştı.

Tarihin İbret Aynası ve Kalkınma Mücadelesi

Türk Devlet düzenini İslam dairesine sokan Satuk Buğra Han’dan nice hükümdar bize batılla mücadelenin askeri, fenni ve toplumsal kalkınmanın önünü açtığını gösterdi. Hak uğruna yapılan bu mücadele; tekamülü, terakkiyi ve ittihadı sağladı. Batılla olan mücadeleyi sadece askeri ve güvenlik politikalarına hapsetmeyen Mukaddesatçı görüş üretim, refah ve kalkınma dengesini milli ve manevi bir ölçüyle savundu; imkân bulduğu nispette uygulamaya çalıştı. Kıbrıs Barış Harekâtı bunun en somut örneği oldu.

Tarihe mal olan her Türk-İslam devleti zaman zaman yol kazalarına uğrasa da bu yanlışlıklar bile gelecek nesillerin ibret alması için bırakılmış birer mirastı. Örneğin İsa Bolatin ve çetelerini örtülü ya da açık aflarla kontrol altında tutabileceğini sananların başlarına gelenlerinden ders almayanların, bugün “Çerçeve Yasa“ya evet demeleri gibi…

Siyasetin Popülizme Teslimiyeti

Asırlardır devam eden ve kıyamete kadar sürecek olan Hak ile batıl arasındaki mücadelede, Hakkın hâkimiyeti sadece memleketi değil tüm insanlığı kapsayacaktır. Ne var ki inancımızın gereği olan bu ilke hunharca suistimal edilmekte. Hem de “bizimkiler” diye tarif ettiğimiz siyasiler eliyle.

Son dönemde “Çerçeve Yasa” adıyla konuşulan düzenleme; özü itibariyle sadece batılı meşrulaştırma sürecine sokmamış aynı zamanda sureti haktan görünen pek çok siyasetçinin ve partinin hak davadan ne kadar koptuğunu göstermiştir.

Neyin ne olduğunu çok iyi bilen, AK Parti politikalarını eleştiren çevreler AK Parti ile aynı gemiye binmekten çekinmeyerek iktidarın popülizmine teslim oldular. İktidarın hoşuna giden barış, kardeşlik ve toplumsal mutabakat gibi söylemlerini “Hakkı hâkim kılmak için çalışıyoruz” diyerek alkışlayanlar, ideolojik çizgiden saptılar ve adı konulmamış bir gömlek çıkarma ayini gerçekleştirdiler.

Sessizlik ve İlkesizlik Kıskacı

Çerçeve Yasa tartışmaları sırasında halkın ezberini bozacak gerçeklerin ifade edilmesini zaten beklemiyorduk. Ne var ki “Maneviyatçılığı” temsil ettiğini iddia eden camia ve partiler duruşunu korumak adına “PKK batıldır ve batıla üstü kapalı da olsa af getirilemez” denilmeliydi. Ama denilmedi!

Hakkı hâkim kılmak istiyoruz” diyenler; konforlarını, itibarlarını ve olası seçimlerde yeniden vekil olma ihtimallerini kaybetmemek adına Hak ile batılın kardeş ilan edildiği yasa söylemlerine göz yummuştur. Toplumsal vicdana ve tarihin mirasına saplanan bu lehte oylar, doğru gibi sunulan bir yanlışın ocağımıza düşürdüğü yeni bir ateş olarak hafızalarımıza nakşedilmiştir.

Unutmayalım ki batıl durmayacak. Ne kazandığı gece zafer sarhoşu olacak ne de kaybettiği bir sabahta yas tutacak. Batıl elde ettiği her kazanımdan güç alarak yeni adımlar atmaya devam edecek. Şeytanın işbirlikçileri, yeraltındaki ve üstündeki tüm odaklarıyla yeni bir mücadele safhasına geçmek için hazırlıklarını çoktan tamamlamıştır.  Batıl yeni oyununu hazırlarken; haktan kopanlar ise bu gidişata herkesi ikna etme telaşına kapılmış ve kardeşim dediklerini AK Parti gemisine bindirmeye çalışıyor. Ne kadar da Pragmatist, Makyavelist, Oportünist bir alçaklık!

İstişare Ambalajı ve Çelişkiler

İslam toprağı olan Türkiye’de ister Kürt ister Türk fark etmeksizin Müslümanları, sivil veya asker devlet görevlilerini şehit eden tedhişçilerin ceza infazlarının belirli süreler sonra silinmesi kademeli bir af değil de nedir?

Bizlerin karşısına Ali İmran Suresi’nde yer alan “…iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven…” ayetiyle çıkanlara sormak gerekir: bir il başkanı ya da millet vekilliği adayı belirlerken mesaj gönderdik, istişare ettik diyenler son derece tartışmalı bir yasa için neden teşkilatlarına dayanmayı tercih etmedi? Kibir ve enaniyet denizinde yüzenler, istişare mekanizmasını teşkilattan kaçmak için kullananlar dar bir oligarşik  gruba dönüştüğünü acaba ne zaman fark edecek?

Yasayı savunanlar Türk askerinin, polisinin kahpe pusularla şehit edilmesini sanki normalmiş gibi anarken; köyler de şehit edilen, örgüt tarafından kaçırılan ve hangi tedhişçinin öldürdüğü dahi belli olmayan kardeşlerimizin hakkını neden ağızlarına almazlar? Onların yere düşen kanının bedelini kimse ödemeyecek mi? Yapanın yanına yaptığı her zaman ki gibi kar mı kalacak?

Ali İmran Suresi ile itaat bekleyenler, Bakara Suresi 179. ayetindeki “Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır…” hükmünü neden unuttular?

AK Parti’nin gemisine binenler, adını ve davasını siyasetlerinden kaldırdıkları o bilge liderin ne söylediğini hatırlıyor mu:

“… Suriye ve İran’dan sonra sıra Türkiye’de.”

Ve eklemişti: “Her şey AK Parti eliyle olacak.”

Kalın sağlıcakla.

ÜMİT UYSAL ÇERKESYA KAMPINDA KONUŞTU

0

Ümit Uysal Adrasan’da Konuştu

Kumluca Adrasan’da renkli ve anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Bu yıl 6’ncısı düzenlenen Çerkesya Gençlik ve Aile Kampı, doğayla iç içe bir ortamda kültürün yaşatılmasına ve paylaşılmasına olanak sağladı. Kamp programı, dördüncü buluşma sırasında çekilen “Kayıp Müzik” adlı belgeselin gösterimiyle başladı. Etkinlikler boyunca Çerkes kültürünün yaşatılmasına yönelik çalışmalar ele alınırken, programın sonunda geleneksel “Düğün” adı verilen gösteri sahnelendi. Tarih boyunca yaşanan göçlerin ve acıların unutulmadığı kampta, gelecek kuşakların benzer sıkıntılar yaşamaması temenni edildi.

Kamp kapsamında düzenlenen söyleşiye katılan Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Türkiye’nin farklı kültürlerin bir arada yaşaması açısından önemli bir yapıya sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin bir kültürler mozaiği oluşturduğunu ifade eden Uysal, şunları söyledi:

“Türkiye’miz Doğu ulusları için çok önemli bir fark üretiyor. Adeta çölde açan bir çiçek gibi, hiç olmayacak bir coğrafyada müthiş bir kültürler mozaiği. Bu mozaiğin ortaya çıkardığı anayasal ulus sözleşmesi ve eşit vatandaşlık ideali muhteşem. Doğu milletlerinde örneği yok.”

Çerkes kültürünü koruma yönündeki çabaları yürekten takdir ettiğini belirten Uysal, Çerkes toplumunun Türkiye’nin en cefakar ve güçlü topluluklarından biri olduğunu vurguladı. Konuşmasının sonunda Muratpaşa Belediyesi’nin farklı kentlerle kurduğu kardeş kent ilişkilerine de değinen Uysal, Adıge coğrafyasından herhangi bir şehirle kardeş kent olmaya her zaman hazır olduklarını dile getirdi.

 

İYİ PARTİ ANTALYA’DAN ÇERÇEVE YASAYA TEPKİ

0

İYİ Parti Antalya İl Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak tartışılan düzenlemeye tepki göstermek amacıyla Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Partililerin katıldığı eylemde konuşan İYİ Parti Antalya İl Başkanı Ali Adnan Kaya, hükümeti ve yasaya destek veren siyasi partileri sert sözlerle eleştirdi.

Konuşmasına, Cumhuriyet Halk Partisi ile kendisini Türk milliyetçisi olarak tanımlayan partileri eleştirerek başlayan Kaya, TBMM’de alınan kararın toplumda büyük bir hayal kırıklığı oluşturduğunu savundu. Kaya, “Ağızlarını açtıklarında Atatürk’ün kurduğu parti olduklarını ifade eden Cumhuriyetçi partilerin genel başkanlarının ve Türk milliyetçisi olduğunu söyleyen partilerin aldığı karar, Türk milletini hayal kırıklığına uğratmıştır” dedi. Kabul edilen düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına aykırı olduğunu öne süren Kaya, “Adına ‘barış yasası’ dedikleri, ‘Terörsüz Türkiye’ aldatmacasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet anlayışına aykırı bu yasanın kabul edilmesini Türk Milleti esefle izlemiştir” ifadelerini kullandı.

Ali Adnan Kaya, konuşmasının önemli bölümünde düzenlemeyi Sevr Antlaşması’nın yıl dönümüyle ilişkilendirdi. TBMM’deki oylamanın 10 Ağustos tarihinde yapılmasına dikkat çeken Kaya, tarihin acı bir dönüm noktasını hatırlattığını söyledi. “Takvimde gün kalmamış gibi Osmanlı’yı tarihe gömen 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması’nın yıl dönümünde teröristlere af yasasını onayladılar” diyen Kaya, Sevr görüşmelerinde antlaşmaya karşı çıkan Ali Rıza Paşa’nın tavrını örnek göstererek, “‘Ziyanı yok… Ben Türk Milleti ile kaldım’ sözü bugün de tarihin doğru tarafında duranların duruşunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında iktidara ve yasaya destek veren milletvekillerine seslenen Kaya, düzenlemenin hazırlanma sürecinde şehit aileleri ve gazilerin görüşlerinin alınmadığını ileri sürdü. Kaya, “Siz bu yasayı onaylarken şehit ailelerine ve gazilerimize sordunuz mu? Hayır, sormadınız. Siz bu vebalin altından ömrünüz boyunca kalkamayacaksınız” diye konuştu.

İYİ Parti’nin düzenlemeye ilk günden itibaren karşı çıktığını belirten Ali Adnan Kaya, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu ve parti milletvekillerinin Meclis’te büyük mücadele verdiğini söyledi. Kaya, “İYİ Parti’miz yüce Türk milletinin tarafında durmuş, Türk milletinin sesi olmuştur. Bu yasaya başından beri karşı duran Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu başta olmak üzere tüm milletvekillerimiz açıkça meydan savaşı vermiştir” dedi. Partisinin yalnız olmadığını vurgulayan Kaya, “Bu yasaya karşı duran İYİ Parti yalnız değildir. Büyük Türk Milleti arkamızdadır” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında geçmişten bugüne yaşanan bazı gelişmeleri sıralayan Kaya, Andımız’ın kaldırılması, kamu kurumlarından “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresinin çıkarılması ve Kurtuluş Savaşı’nın müfredattan çıkarıldığını öne sürerek bunların Türkiye’nin milli değerlerine zarar verdiğini savundu. FETÖ örneğini hatırlatan Kaya, “Yıllar önce FETÖ’yü büyüttüler. Sonra o örgüt milletin başına bela oldu. Darbe yapmaya kalktı. Şimdi de PKK terör örgütünü affediyorlar. Yıllar sonra PKK yeniden başımıza bela olursa ‘Allah affetsin, aldatıldık’ mı diyecekler?” diye konuştu. Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun sözlerini hatırlatan Kaya, “İhanetin zaman aşımı yoktur. Bu yasaya ‘evet’ oyu verenler tarih huzurunda hesap vereceklerdir” dedi.

Konuşmasını birlik ve mücadele mesajıyla tamamlayan Kaya, “Nasıl ki Sevr paçavrasını Lozan’da yırtıp attıysak, bu yasa da günü geldiğinde Türk Milleti tarafından yırtılıp atılacaktır. Toroslarda Yörük çadırları hâlâ var ve dumanlar tütmektedir. Sonsuza kadar da tütmeye devam edecektir. Biz Büyük Türk Milleti’nin haklı davasında son nefesimize kadar canımızla, kanımızla mücadele edeceğimize tarih huzurunda söz veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Meydanı’ndaki açıklama, partililerin sloganlarının ardından sona erdi.

Kaynak Antalya Ekspres Gazetesi

TİP’Lİ KADINLARDAN ANTALYA BÜYÜKŞEHİR’E ÇAĞRI

0

TİP Manavgat İlçe Başkanlığı “Büyükşehir Belediyesi’ne Çağrımızdır” başlıklı bir açıklaması yayınladı. Taciz iddialarıyla ilgili olan açıklamada ilginç değerlendirmeler ve iddialarda bulunuldu. Basın açıklamasını içeriğinin hassas ve önemli olmasından dolayı aynen yayımlıyoruz.

Büyükşehir Belediyesi’ne çağrımızdır!

Belediyelerin görevi yalnızca yol yapmak, park düzenlemek ya da altyapı hizmeti sunmak değildir. Belediyeler aynı zamanda kadınların, çocukların ve toplumun en kırılgan kesimlerinin güvenliğini, eşitliğini ve yaşam hakkını önceleyen sosyal politikalar üretmekle yükümlüdür.

Türkiye İşçi Partili kadınlar olarak, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Gençlik Merkezi bünyesinde bulunan ya da çalışan kadınların güvenliğini, çalışma hayatında karşı karşıya kaldıkları taciz ve mağduriyet iddialarını iki yıldır takip ediyoruz. Taciz iddialarıyla gündeme gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanlığı çağrı merkezinde yönetici olarak çalışan Ozan Şükrü Kayapınar’ın, uzun süredir takipçisi olduğumuz bu dosya kapsamında gözaltına alınmasını önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.

Ancak bizim açımızdan mesele yalnızca bir kişinin gözaltına alınması değildir. Asıl sorumluluk; Büyükşehir Belediyesi bünyesinde ya da gençlik merkezi gibi sosyal alanlarda kadınların, çocukların ve tüm çalışanların kendilerini güvende hissedecekleri çalışma ortamlarının oluşturulması, iddiaların üzerinin örtülmemesi, yaşanan taciz, istismar ve şiddet olayları karşısında gerekli idari ve hukuki mekanizmaların eksiksiz olarak işletilmesidir.

Kamuoyuna yansıyan ve Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki gençlik merkeziyle ilgili yürütülen soruşturmada dile getirilen iddialar, yeni değil; uzun süredir gündeme getirilen konulardır. Bugün yaşananlar Büyükşehir Belediyesi’nde denetim mekanizmalarının işletilmediğini, liyakatsizlik ve hesap vermezliğin ayyuka çıktığını, çürüyen düzeni göstermektedir.

Özellikle kamu hizmeti yürüten kurumların, kendilerine bağlı birimler ve bünyelerinde çalışan kişiler hakkında ortaya çıkan ciddi iddialar karşısında korumacı, sessiz veya görmezden gelen bir tutum içerisinde olmaları kabul edilemez.

Kadın haklarını savunduğunu söyleyen, son günlerde gündeme getirdikleri ‘Kadın şehri Antalya’ projesiyle övünen, aynı zamanda hukukçu sıfatı taşıyan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’in, kadınların güvenliğini ilgilendiren bu tür toplumsal olaylar karşısında açık ve kararlı bir tutum ortaya koymaması, sessiz kalması dikkat çekicidir. Bu sessizlik aklımızdaki soru işaretlerini güçlendirmiş, aynı zamanda vatandaş ve kadın olarak belediyeye olan güvenimizi sarsmıştır.

Bizler; kadınların yaşam hakkını, çocukların güvenliğini ve halkın sağlıklı bir kentte yaşama talebini savunurken, çocuklarımızın geleceğini karartanların, kamusal kurumları suç ağlarının gölgesine teslim edenlerin, denetim görevini yerine getirmeyenlerin ve bu düzeni ayakta tutanların yakasını bırakmayacak ve mutlaka hesap soracağız!

Eşit, özgür ve güvenli bir kent; ancak kadınların, çocukların ve emekçilerin haklarını önceleyen, halktan yana sosyal belediyecilik anlayışıyla mümkündür. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğinin karartılmasına izin vermeyeceğiz.

Hiçbir makam, hiçbir görev ve hiçbir kurumsal yapı; kadınların maruz kaldığı taciz ve şiddet iddialarının önüne geçmemelidir.

Bizler, mağdurun kim olduğuna, hangi konumda bulunduğuna veya karşısında kimin olduğuna bakmaksızın, mağdurların yanında olduğumuzu bir kez daha açıkça ifade ediyoruz.

TİP’li Kadınlar olarak Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne çağrımızdır:

Toplumun vicdanını yaralayan çocuklarımızı ve gençlerimizi karanlığa sürükleyen olaylar karşısında sessizlik yerine açık, net ve ilkeli bir duruş sergileyerek bu konuya açıklık getirin.

Bu süreçte;

* Sorumluluğu bulunan kişiler hakkında gerekli idari ve hukuki işlemlerin yapılmasını,

* Kurumların kamuoyuna karşı şeffaf davranmasını,

* Kadınların ve çocukların güvenliğini merkeze alan somut politikaların hayata geçirilmesini

talep ediyoruz.

Bu dosyanın ve bundan sonraki sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz.

Hiçbir kız kardeşimiz yalnız değildir.

Tacizin, şiddetin, istismarın, mağdurun yalnızlaştırılmasının karşısında; adaletin, hukukun ve mağdurların yanında olmaya devam edeceğiz.

Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğinin karartılmasına izin vermeyeceğiz.

 

Türkiye İşçi Partili Kadınlar

DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN GIYABİ CENAZE NAMAZI

0

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneğinden Türkiye’ye örnek olacak etkinlik.

Başkanlığını Seyit Tümtürk Bey’in yürüttüğü Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Kayseri’de düzenlediği bir çalışma ile isimi dahi unutulmuş Doğu Türkistanlı ve İslam Aleminin farklı beldelerinde şehit edilen analar, babalar, çocuklar ve gençler için ayrı ayrı gıyabi cenaze namazı kılarak tamamlanan hatimleri şühedanın ruhlarına hediye ettiler.

Şehitler için gerçekleştirilen Nezir Yemeği sonrasında Doğu Türkistanlı Hocaların eşliğinde yapılan dualar ve icra edilen Kuranı Kerim sohbeti ise katılımcılar arasında iman şuurunu tazeledi. İhlasın, samimiyetin ve kararlılığın sembolü olan etkinlikte Doğu Türkistan’daki Çin zulmü telin edilerek Çin’in tüm Türkistan Coğrafyası için nasıl da büyük bir tehlike olduğunun altı bir kez daha çizildi.

Program sonrasında Gezgin Adam Dergisi mikrofonlarına konuşan Doğu Türkistan Davasının sarsılmaz savunucusu Seyit Tümtürk Bey: “Bu program, yalnızca bir ibadet değil; aynı zamanda acılarımızı birlikte taşıma, kardeşlik bağlarımızı güçlendirme ve toplumsal dayanışmayı canlı tutma vesilesidir. Doğu Türkistan’da yaşanan mağduriyetlerin ve kayıpların yükünü omuz omuza paylaşmak, yüreklerimizi birleştirmek ve ümmet şuuruyla hareket etmek hepimizin sorumluluğudur. Gerçekleştirdiğimiz programa toplumun her kesiminden gösterilen katılım bizlere davamızın yakın gelecekte toplumsal farkındalığa ulaşacağına dair ümitleri artırmıştır. Cenâb-ı Hakk, geçmişlerimizin ruhlarını şâd, mekânlarını cennet eylesin; Ümmet-i Muhammed’e rahmet, bize de sabr-ı cemil ihsân eylesin” ifadelerinin altını çizdi.

Türkiye’nin dört bir yanında bulunan Doğu Türkistan destekçilerinin de benzer etkinlikler düzenlemesinin önemine de değinen Seyit Tümtürk, İslam Dünyasının dört bir yanında görülen zulümlerin sona ermesinin ancak Türkiye’nin liderliği ile mümkün olabileceğini ifade etti.

 

GÜLSÜM ÖZ VEFAT ETTİ

0

Öz Ailesinin Acılı Haftası: Bir Haftada İkinci Veda…

Manavgat’ın tanınan ve sevilen ailelerinden Öz ailesi, bir hafta içerisinde iki büyük kayıp yaşamanın derin üzüntüsünü taşıyor. Merhum Haydar Şahin’in kızı, Mehmet Ali Öz’ün eşi ve AK Parti Manavgat İlçe Başkanı Süleyman Öz’ün yengesi Gülsüm Öz, 63 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Kısa süre önce yaşadıkları acının tazeliği tazeliğini korurken gelen bu vefat haberi, Öz ailesini ve tüm sevenlerini yasa boğdu. Bir hafta içinde iki değerini birden sonsuzluğa uğurlayan ailenin acısı, tüm Manavgat’ta derin bir hüznün kapısını araladı.

Dualar ve Gözyaşları Eşliğinde Son Yolculuk

Merhume Gülsüm Öz’ün naaşı, evinin önünde helallik alınmasının ardından dualarla Manavgat’ın Seydiler Mahallesi’ne getirildi. İkindi namazına müteakip kılınan cenaze namazında; çok sayıda vatandaş, ailenin acısını paylaşmak üzere saf tuttu. Gülsüm Öz, kılınan namazın ardından gözyaşları ve dualar eşliğinde Seydiler Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Manavgat Gerçek Gazetesi ve Gezgin Adam Dergisi TV ailesi olarak; merhume Gülsüm Öz’e Allah’tan rahmet, başta acılı Öz ailesi olmak üzere tüm yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı dileriz.

 

YASAKLI MADDE SATICILARINA SERT BİR DARBE DAHA

0

Antalya Emniyeti Yasaklı Madde Satıcılarına Göz Açtırmadı

Antalya genelinde uyuşturucu maddelerin kaynağının kurutulması, ticaretinin ve kullanımının engellenmesi amacıyla yürütülen çalışmalarda; uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri Antalya’ya getirerek satışını ve dağıtımını yaptığı yönünde bilgiler elde edilen V.K., S.F. ve S.K. isimli kişiler Kepez ilçesinde gerçekleştirilen operasyonda yakalandı.

Depo olarak kullanılan ikamette yapılan aramada;

– 1 kilogram Fubinica

– 1 Milyon 209 Bin 600 kullanımlık Sentetik Kannabinoid (A4) ,

– 2 kilo 95 gram Esrar Maddesi,

– 5 adet A4 Maddesi üretiminde kullanılan aseton,

– 2 adet gaz maskesi ile

– 1 adet hassas terazi ele geçirildi.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak ve Sağlamak suçundan adli makamlara sevk edilen 3 şüphelinin tutuklandığı açıklandı.

VATANDAŞ ALDATILIYOR MU?

0

Sözde İndirim, Özde Aldatmaca: Müşteri Hızla Artan “Kampanya Tuzaklarına” İsyan Etti!

Gıda sektörünü domine eden ve kamuoyunda “üç harfliler” olarak bilinen zincir marketlerin “kampanya” adı altında uyguladığı fiyat oyunları, geçim mücadelesi veren vatandaşı çileden çıkardı. Raf fiyatlarının önce şişirilip ardından “indirim” adıyla eski seviyesine çekilerek satıldığını belirten tüketiciler, denetimsizlikten şikayetçi.

Ekonomik koşullar karşısında alım gücü düşen işçi, asgari ücretli ve emekliler, zincir marketlerin indirim adı altında sunduğu yanıltıcı etiket oyunlarına karşı yetkilileri göreve çağırıyor. Vatandaşlar, temel gıda ve tüketim maddelerinde indirim yapılıyormuş izlenimi verilerek açıkça aldatıldıklarını vurguluyor.

Fiyatı Önce Yükseltip Sonra “İndirim” Yapıyorlar

Tüketici hakları ihlallerine ve etiket oyunlarına dikkat çeken vatandaşlar, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle dile getiriyor:

“Raflarda günlerdir aynı fiyata satılan normal ürünün etiketine bakıyoruz; bir gün sonra ‘Büyük Kampanya’ yazısıyla fiyatın önce yukarı çekildiğini, ardından güya indirim yapılarak yine eski fiyatına satıldığını görüyoruz. İndirim adı altında resmen aklımızla dalga geçiliyor.”

“Denetim Yetersiz, Mağduriyet Büyüyor”

Piyasadaki etiket karmaşası ve yanıltıcı reklamlar karşısında etkili bir denetim mekanizmasının bulunmayışından yakınan tüketiciler, bu durumun fahiş fiyat artışlarını ve fırsatçılığı körüklediğini ifade ediyor. Fiyat etiketi yönetmeliklerinin sıklaştırılmasını talep eden vatandaşlar, zincir marketlerin bu tür manipülatif uygulamalarına karşı ağır yaptırımlar ve caydırıcı cezalar uygulanmasını bekliyor.

JANDARMADAN DEV YASAKLI MADDE OPERASYONU

0

Zehir Tacirlerine Darbe Üstüne Darbe

Aralarında Antalya’nın da bulunduğu 28 ilde yapılan Jandarma operasyonlarında zehir tacirlerine büyük darbeler vuruldu. Operasyonlarda 96 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden; 69’u tutuklandı. 27’si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığı açıklandı.

Aralarında Antalya’nın da bulunduğu 28 İlde “Uyuşturucu Madde Satıcılarına ve Yasa Dışı Kenevir Ekimine” yönelik Jandarma tarafından düzenlenen operasyonlarda;
-104 kg uyuşturucu madde ile 294 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Ayrıca 2 milyon 200 bin adet kök kenevir ve skunk bitkisi imha edildi.
Operasyonlarda 96 şüpheli yakalanırken şüphelilerden; 69’u tutuklanırken 27’si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığı açıklandı.
Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarınca; 1326 narkotik ve asayiş ekibi, 7 bin 956 personel ve Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Analiz ve Takip Timlerinin de katılımıyla 28 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden uyuşturucu madde sattıkları, yasa dışı kenevir ve skunk ekimi yaptıkları, uyuşturucu madde ticaretini organize şekilde yürüttükleri tespit edildiği açıklandı.