Tam 24 yıl…
Cumhuriyet tarihinde siyasi bir parti açısından kolay rastlanmayacak bir süre. İktidar değişikliklerinin, koalisyonların, darbelerin, ekonomik krizlerin ve siyasi fırtınaların yaşandığı bir ülkede, AK Parti’nin 24 yıl boyunca kesintisiz iktidarda kalması başlı başına incelenmesi gereken bir siyasi başarıdır.
Ama 24 yılı sadece alkışlamak da, bütünüyle başarısız ilan etmek de doğru değildir.
Kimine göre AK Parti bir siyasi efsanedir. Kimine göre ise büyük umutlarla başlayan fakat zaman içinde kuruluş iddialarından uzaklaşan bir iktidardır.
İlk yıllarda Avrupa Birliği hedefi vardı. Demokratikleşme paketleri peş peşe geldi. Yasalar değişti, vesayet geriledi, siyasetin alanı genişledi. Dindar insanların kamusal hayattaki görünürlüğü arttı.
Fakat zaman içinde rüzgâr değişti. Dün savunulan bazı söylemler bugün terk edildi. Dün birlikte yürüyenler zamanla birbirinden ayrıldı. AK Parti, kuruluşundaki geniş koalisyondan giderek daha farklı bir siyasi yapıya evrildi.
Ve AK Parti, zaman içinde AKP diye anılmaya başladı. Bu sadece bir isim değişikliği değildir.
Bir siyasi hareketin geçirdiği dönüşümün toplumdaki karşılığıdır.
Partinin içinden çıkan isimler bugün farklı siyasi adreslerde. Dün aynı masada oturanlar bugün birbirlerinin en sert muhalifleri. Bir dönem yüzde 50’nin üzerine, hatta yüzde 57’lere yaklaşan oy oranları konuşulurken bugün yüzde 30’lar civarında seyreden bir siyasi gerçeklikle karşı karşıyayız.
Ama bütün bu ayrılıkların, bütün bu kırılmaların değişmeyen bir gerçeği var: Recep Tayyip Erdoğan. 24 yılın sonunda Erdoğan’ın karşısında hâlâ yenemediği bir rakip var: Enflasyon.
Bu rakip ne seçim meydanlarında konuşuyor ne miting yapıyor ne de sandığa giriyor. Ama vatandaşın cebinde yaşıyor.
24 yıllık iktidarın sonunda siyasi rakiplerin büyük bölümü geride bırakılmış olabilir.
Fakat enflasyon hâlâ minderin üzerinde. Her seçimde rakipler yenildi; enflasyon ise her güreşte yeniden ayağa kalktı.
Bugün yıllık enflasyonun yüzde 32 seviyelerinde olması, elbette geçmişteki çok daha yüksek oranlarla kıyaslandığında bir gerilemedir. Ancak 24 yıllık kesintisiz iktidar açısından bakıldığında soru şudur: Bu kadar uzun bir iktidarın sonunda vatandaş neden hâlâ “geçinemiyorum” diyor?
Fakat bir iktidarı yalnızca yaptığı yollarla, köprülerle veya savunma sanayisindeki başarılarıyla değerlendirmek yeterli değildir. Vatandaşın cebindeki para da bir başarı ölçüsüdür.
Hukukun üstünlüğü, eğitim, adalet, liyakat, gençlerin geleceğe güveni ve en önemlisi iktidarın kendi kuruluş ilkelerine ne kadar sadık kaldığı da bir ölçüdür.
AK Parti 24 yılda Türkiye’yi değiştirdi. Ama Türkiye de AK Parti’yi değiştirdi. İktidar uzadıkça güç arttı, güç arttıkça parti içindeki hizipleşme ve kavga da arttı.






