Ana Sayfa Blog Sayfa 62

YAĞMUR SUYUNU BİRİKTİREN DEMRELİ ÇİFTÇİ ÜRETİMDE ÖNCÜ OLDU

0

Demreli Çiftçinin Örnek Üretim Alt Yapısını Tarım Bakanlığı Ön Plana Çıkardı.

Antalya’nın Demre ilçesinde kapya biber üretimi yapan kadın çiftçi Gamze Topçu, yağmur suyunu depolayarak sulamada kullanıyor. Uygulama hem su tasarrufu sağlıyor hem de üründe kaliteyi artırıyor.

Yağışlı dönemlerde sera oluklarından toplanan yağmur sularının depolara aktarıldığını ifade eden Topçu, “Ne kadar çok yağmur olup, yağmur depolarını doldurursak o kadar bizim için avantaj oluyor. Rabbimizin verdiği suyu hiçbir şekilde para ödemeden bedava kullanıyoruz. Depolarımızı dolduruyoruz. Ne kadar çok yağmur yağar, sularımız birikirse hasadımız daha iyi ve daha güzel oluyor. Herkesin mesela su biriktirme bir deposu olsa daha iyi olur kendileri açısından. Aralık ayından sonra yağmur şartlarına, hava şartlarına göre havuzlarımızı dolduruyoruz biz. Ocak, Şubat, Mart, en son Mart’ta kadar yağmur suyuyla dolduruyoruz havuzlarımızı” şeklinde konuştu.
 
Yağmur suyuyla yapılan sulamanın bitkiler üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu belirten Topçu bu yöntemin ürünlerine etkisini şöyle anlattı: “Oluklarımızdan yağmur suyunu topluyoruz havuzlarımıza. Havuzlarımızı topladığımız suyu, seralarımıza veriyoruz, biberlerimize. İmkanımız olduğu sürece yağmur suyu verirsek daha sağlam ve daha sağlıklı bir ağaç elde ediyoruz. Yağmur suyuyla sularımızı toplayıp verdiğimiz zaman daha güzel ve daha canlı bir renkte biberler elde ediyoruz.”
 

CHP ANTALYADAN ELEKTRİK FATURASI PROTESTOSU

0

CHP Antalya İl Başkanlığı, elektrik faturalarına yapılan zamlar ve düşürülen destek miktarını protesto etmek amacıyla Antalya Akdeniz Elektrik Dağıtım Şirketi (AEDAŞ) önünde basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasını yapan CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, iktidarın enerji politikalarının halkı yoksullaştırdığını belirterek, “Bugün burada yalnızca bir elektrik zammını konuşmak için toplanmadık. AKP iktidarının 20 yılı aşkın süredir adım adım kurduğu; halkı yoksullaştıran, emekliyi yaşamdan kısmaya zorlayan ve kamuyu tasfiye eden düzeni konuşmak için buradayız. Artık mesele yaşam hakkıdır” dedi.

Sübvansiyonun geri çekilmesini, “Emekliye ‘ampulü yakma’ diyenler, kendilerine gelince ‘itibardan tasarruf olmaz’ diyor. İnsanlardan yaşamaktan tasarruf etmelerini istiyorlar. Asıl insan yaşamından tasarruf olmaz” sözleriyle değerlendiren Kamacı, en düşük tamamlanan emekli aylığının 20 bin TL, ortalama emekli aylığının ise 23 bin 551 TL olduğunu hatırlatarak, elektrik faturalarının iki katına çıkmasının emekliler açısından “yaşam hakkına açık bir saldırı” olduğu ifade edildi.

CHP İl Başkanı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemesiyle elektrik faturalarındaki sübvansiyonun bilinçli biçimde azaltıldığını belirterek, aylık 333 kilovatsaat elektrik tüketen bir konutun bugün yaklaşık 984 TL olan faturası, 2026 itibarıyla 1.935 TL’ye yükselecek. Bu artışın yüzde 97’ye karşılık geldiği vurgulanırken, düzenlemenin yaklaşık 2,5 milyon haneyi doğrudan etkileyeceğine işaret etti.

SESLİ MAKALE

0

SESLİ MAKALE

ÖMER KAÇMAZ, “ATSO BAŞKANI YUSUF HACISÜLEYMAN NE SÖYLEDİĞİNİN FARKINDA MI?”

SATILIK İNSAN

0

                                 “25 yaşında bir kadınım. İhtiyaçtan dolayı sağ kulağımı satıyorum…”

Altında rumuz ve telefon numarası…

Yanlış hatırlamıyorsam 20.000 sterlin de fiyat biçilmiş.

Bu ilan İngiltere’de bir gazetede çıkmış.

Okuyunca hem masum buldum hem de çok düşündüm.

Hangi koşullar insanın vücudunun bir parçasını satmasını gerektirebilir?

Kim bilir? Sayısız olay ve değişimlerin akıp gittiği dünyamızda sayısız neden vardır.

Gerçekten vücudun bir parçası kaç lira eder?

Fiyat neye göre belirlenir?

Ağırlığa göre mi? Hacme, ya da işleve göre mi?

Mesela gözler mi daha değerlidir, ayaklar mı?

Bakışlar mı daha değerlidir yürüyüşler mi?

O kadar çok soru doluştu ki zihnime.

Bir de bu parçayı talep edenin durumu…

O da başka cadı kazanının kepçesidir.

Kaz, kaz dur… Kazdıkça gayya kuyusu gibi derinleşir.

Ender de olsa bazılarımız vücudunun bir parçasını satabilir…

Göz, kulak, karaciğer, böbrek…

Kaldı ki bunlara fiyat değil değer biçiliyor, o nedenle parasız ve “bağış” yöntemiyle vücut değiştiriyor.

*

Organların toplamı, biyolojik insanı oluşturur…

Ancak bu organların işlevi de insanın anlamını, yani “insanlığı” oluşturur.

Merhamet, aşk, iyilik, kadirşinaslık, paylaşımcılık gibi duygular, sahip olduğumuz organların işlevleridir. Kalp bir et parçasıdır. Ama onu aşk ile doldurduğunuzda anlam ifade eder.

Bu nedenle organları satan ayıplanmaz ama işlevlerini satan ayıplanır. Kalbini satan mağdur, ama aşkını satan alçaktır.

Kalp senin vücudunda ancak o insanlığın ortak değeridir.

Gözlerini satabilirsin; ama bakışlarını asla…

Sinir sistemini sat; ama hissetme duygunu sattığında alçalırsın.

Bu nedenle, organını satana karışık duygular besleriz; olumlu ya da olumsuz…

Ancak, vicdanını, aklını anlayışını, ahlakını satanlar insanlığın yüz karasıdır.

*

Bazen de satmaya kıyamadığımız vücut parçalarımız kaybolup gidiyor.

Son yıllarda çocukların boylarının kısaldığı, ağırlıklarının azaldığı yönünde istatistikler yayınlanıyor.

Yeryüzünde boyunu satacak bir çocuk hayal edemiyorum.

Ama bu çocukların boyları ve kiloları kendilerinden habersiz alınmış…

Belki de çalınmış…

Çocukların boylarını kim çaldı?

Kilolarını… Bedenlerinden ufak ufak parçaları…

Kim, Kimler çaldı?

Kimler çalıyor?

MANAVGATLI YAZARLAR İMZA GÜNÜNDE

0

Manavgat’ın Yerel Yazarları Düzenlenen Bir Organizasyonla Okurlarıyla Buluştu

Manavgatlı yazarlar Tüter Kırtasiyenin ev sahipliğinde okurlarıyla buluştu. Manavgat’ın kültür, sanat ve edebiyat yaşamına değer katan yazarların imza gününe kitapseverler yoğun ilgi gösterdi.

Yazarlar yeni yayımlanan kitaplarını okuyucularla buluştururken, sorulan sorulara da içtenlikle cevap verdiler. Gün boyu süren imza gününde edebiyat üzerine sohbetler yapıldı ve edebiyatın insanları bir araya getiren, toplumları kaynaştıran güçlü bir bağ olduğunu vurgulandı.

İmza gününe katılım sağlayan yazarlardan Ahmet Refik İnci, Yücel Aslan,  Özlem Felek, Fahriye Avcı ve Adile Varol edebiyat üzerine mikrofonlarımıza düşüncelerini paylaştılar. Röportajları yukarıdaki linki tıklayarak izleyebilirsiniz.

ATSO BAŞKANI YUSUF HACISÜLEYMAN NE SÖYLEDİĞİNİN FARKINDA MI?

0

Ziya Paşa o çok bilinen beytinde; “Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” der. Mealen diyecek olursak “İnsanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir insanın aklının seviyesi yaptığı işte görünür”.

Bu beytin, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın son zamanlardaki söylemleriyle birebir örtüştüğünü görmek, Antalya sermayesinin içinde bulunduğu içler acısı durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Hacısüleyman, ATSO’nun 2026 Ocak ayı olağan meclis toplantısında, “Ülkemizde dünyanın pek çok ülkesine kıyasla okulları aynı günde açılıyor ve kapanıyor. 18 milyon öğrenci ve 1 milyon 200 bin öğretmen, yani yaklaşık 20 milyon kişi 15 gün boyunca aynı anda hareket ediyor. Ulaşım kilitleniyor, sağlık sistemi zorlanıyor, ekonomi sıkışıyor. Türkiye büyük bir ülke. Sömestr tatili 7 bölgeye ya da iklim koşullarına göre 60 güne yayılmalı. Bir bölge dönerken diğeri tatile çıksın. Ekonomi nefes alsın, tatili yıl içine yayalım” diye bir konuşma yapıyor.

Hem ATSO Başkanı hem de mecliste oturan seçilmiş meclis üyelerinin ne anlama geldiğini bilmediği bu açıklama açıkça Anayasal düzene tehdittir. Aynı zamanda bu konuşma, Antalya sermayesini önemli oranda oluşturan ATSO’lu burjuvanın içinin ne kadar da boş olduğunun tipik bir örneğidir.

Sermaye sınıfının dini, imanı paradır derler bilemeyiz ama dolarla uyuyup avro’yla uyandıkları kesindir. Anayasal işleyiş, vatan, milliyet gibi kavramlar sermayelerini büyütecekse iyi bir şeydir. Tersi olursa bu kavramların hepsine karşıdırlar. Hele küçük esnaf onlar için büyük balığı yakalamak için oltaya taktıkları yemden başka bir şey değildir.

Sermaye sınıfının yönetici koltuklarında oturanlar böyle peki, kendilerine devrimci, vatansever ve ulusalcı diyen sol ideolojiye sahip olduğunu iddia edenlere ne durumda? Onlar çok mu farklı?

Antalya ve Manavgat’ta toplumun geniş bir kesimini ilgilendiren konularda süt dökmüş kedi misali sessizliğe bürünen sözde devrimcilerin slogan atmaktan ve nutuk çekmekten başka bir şey yapmadıklarını defaten bu sütunlarda yazdık, dile getirdik. Manavgat ve Antalya maalesef devrimci mezarlığına döndü.

ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, gözümüzün içine baka baka, aklımızla oynar gibi ve sanki Türkiye eyaletlere bölünmüş gibi düzeni değiştirmeyi teklif ediyor, kimseciklerin sesi çıkmıyor.

Neredesiniz ey eğitim sendikaları, STK’lar, siyasi partiler, solcular, milliyetçiler, ulusalcılar…

Türkiye Cumhuriyeti devletinin merkeziyetçi ve Türk Ulusçuluğuna dayanan değerlere sahip bir devlet olduğunu unutan söz konusu açıklama 2026’ya da hala vizyonsuz, anayasanın ilkelerinden habersiz, son 40 yıldır aynı şeyi teklif etmekten bıkmayan, gündemi yakalayamayan yöneticilere sahip olduğumuzu gösterdi.

Bu açıklamanın sahibine sormak lazım okulları bölgelere göre tatile sokarsanız merkezi sınavları nasıl yapacaksınız?

Merkezi sınavlarda fırsat eşitliği amaçlanır. Ortak müfredat ortak tarihlerde öğretilmeye başlanır ortak tarihte tamamlanır ve herkesin öğrendiği konular üzerinden ortak tarihte sınavı yaparsınız. Siz kalkıp da farklı tarihlerde tatil yaparsanız kimi illerde öğrenci konuyu daha önce kimisinde daha sonra öğrenir. Bunun sonucunda da ortak sınavda fırsat eşitliğini sağlayamazsınız.

Sağlanamazsa ne mi olur?

Fakirin, fukaranın, kırsaldaki adamın ve dar gelirlinin çocuklarına hukukun, doktorluğun, eczacılığın, mühendisliğin, öğretmenliğin ve daha nice bölümlerin okutulduğu kaliteli üniversitelerin kapılarını kapatırsınız. İşte o vakit Türkiye’de sınıfsal bir yapının da oluşumu için devlet eliyle düğmeye basmış olursunuz. ATSO gibi önemli bir kurumun başındaki idarecinin sanırım biraz daha sorumlu ve sınırlı konuşması gerekiyor.

Evet, ülkemizde yaz dönemi ve sömestr tatildir. Peki, neden tatildir? 1 milyonun üzerinde olan öğretmenin kendilerini geliştirebileceği seminerlere katılması, bir sonraki yıla akademik hazırlık amacını taşıyan seminerlere, konferanslara katılmaları, araştırma yapan öğretmenlerin saha veya masa başı çalışmalarını toparlamaları, okulların eksikliklerinin tamamlanması için tatildir. Siz aylara göre, coğrafyaya göre tatili ayırırsanız bu ister istemez yükseköğrenime de sirayet eder, yeknesaklığı dağıtır; doktora ve yüksek lisansını yapan, yurtdışına eğitsel gözlem için çıkan öğretmenlerin çalışma dönemlerini ortadan kaldırırsınız.

Bununla birlikte Türkiye her ne kadar şişmanlamış şehir nüfusuna sahipse de şehirlerde yaşayan insanlarımızın önemli bir kısmı gurbette ve işçidir. Kazançları yılı çıkarmaya yetmediği için geldikleri memleketlerine yaz döneminde eşlerini ve okulu tatil olan çocuğunu göndererek aile bütçesini rahatlatan, yılı çıkarmasını sağlayan hasata, zanaatkârlığa ya da besicilik faaliyetlerine uğurlar. Siz bölgeye göre tatile geçerseniz bazı ailelerin mevsimlik tarım işçiliğini de sonlandırırsınız. Çay, fındık, biber vb. ürünlerin tarladan kaldırılmasına yardım eden mevsimlik işçiliği de bitirirsiniz. Çırak-Kalfa-Usta hiyerarşisiyle yazları meslek öğrenmeye çalışan çocukları geleneksel zanaat dallarından koparırsınız. Okulda alamadıkları ikinci ya da üçüncü yabancı dil eğitimini almak isteyen genç dimağları dil eğitiminden koparırsınız. Acaba Hacısüleyman bu konuşmayı yapmadan önce Türkiye’de kaç milyon insanın yaz döneminde memleketine dönerek yukarıda bahsettiğimiz faaliyetlere yöneldiğini öğrendi mi? TÜİK’ten konu ile ilgili bilgi aldı mı? Bu teklifi gündeme getirmeden önce kaç öğretmenin yaz döneminde akademik çalışmaya çıktığını YÖK’e ya da MEB’e sordu mu? Sayın Hacısüleyman siz öğrencilerin yaz döneminde sadece denize gidip top oynadıklarını veya sanal âlemde sörf yaptıklarını mı sanıyorsunuz?

Maalesef ki her gün bilinçli olarak devletin merkezi uygulamalarına bilinçli ya da bilinçsiz bir itiraz geliyor. Bunun son temsilcilerinden biri olan Hacısüleyman’a sormak lazım asıl amacınız nedir? Avrupa veya ABD’deki gibi federal yönetimlerin eğitim sahasındaki uygulamalarını neden Türkiye’nin gündemine getirmek istiyorsunuz? Türkiye’deki hali hazırdaki sistem, sözcülüğünü yaptığınız büyük sermaye sahipleri açısından yoksa yeteri kadar gariban Antalyalıyı sömüremiyor mu, bunu mu demek istiyorsunuz? Yıllık sözleşmeli işçi yerine gündelikli çalışan ve bundan dolayı da sosyal hakları kısıtlı olacak olan paryaya mı ihtiyacınız var?

Konuşmasında abartı üstüne abartı yapan Hacısüleyman haklılığını ifade etmek için tatilde evine gitmek isteyen öğrencinin otobüs bulamadığından, karların yolu kapattığından bahsederek Türkiye’nin ilkelliğini ima etme cüretinde de bulunuyor. İstisnai yaşanılanları genele şamil kılıyor. Sormak lazım Sayın Hacısüleyman’a hangi Türkiye’de yaşıyorsunuz, en son ne zaman otobüs bileti almak istediniz de size yoğunluk gerekçe gösterilerek bilet satılmadı? Karayolları kar döneminde gece gündüz çalışır yolu açık tutarken, otobüs firmaları ek sefer koyarak keşke tatil gelse de iş hareketlense derken ATSO Başkanı Hacısüleyman hakikatlerden bihaber.

Sayın Hacısüleyman konuşmasında yoğunluktan dolayı hastanelerde de dengesizlik oluştuğunu söylemiş. Sayın Hacısüleyman o dengesizlik zaten hep var. Antalya’nın en büyük ilçesi Manavgat Devlet Hastanesine bir bakın. Tatil olsa da olmasa da doktor yetersiz, kapasite yetersiz, yeni hastane inşaatı hala temelden çıkamadı. Nasıl ki Manavgat Devlet Hastanesi sorunu iş bilmez siyasilerden ve popülizm siyasetinden neşet ettiyse ATSO’nun sorunu da fil kulelerinde yaşayan idareciler tarafından yönetilmesidir.

Sahi sormadan edemeyeceğim: “Sayın Hacısüleyman’ı ATSO Başkanı olarak kim seçti, Antalyalı esnaf ve sanayiciler mi?” Kalın sağlıcakla.

  • Bahse konu edilen açıklamayı https://youtube.com/shorts/911Mt3WzNbs?feature=share adresinden izleyebilirsiniz.

SAĞANAK YAĞIŞLA İLGİLİ ÖZDEMİR’DEN AÇIKLAMA

0

Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir Yoğun Yağış Sonrası Yağış Sırasındaki Çalışmalarla İlgili Bilgi
Verdi

şehir merkezinde ve ilçelerinde son 24 saatte etkili olan ekstrem hava koşulları, kenti su baskınlarıyla karşı karşıya bıraktı. Metrekareye düşen yağış miktarının 200 milimetreyi aşması üzerine Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde acil kriz masası oluşturuldu. İtfaiye ekipleri ve ASAT başta olmak üzere tüm birimlerin teyakkuza geçtiği kentte, su baskınlarına ve mahsur kalma olaylarına karşı geniş çaplı bir kurtarma operasyonu başlatıldı.

Yağışın yol açtığı olumsuzlukları gidermek amacıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından sahaya dev bir ekip sürüldü. Toplam bin 362 personel; 331 araç, 139 motopomp ve 53 dalgıç pompa ile kentin dört bir yanında su tahliye çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler, kısa sürede 232 su baskını ve 37 mahsur kalma ihbarına müdahale ederken, hayati tehlike yaşayan 85 vatandaş güvenli bölgelere tahliye edildi. Toplamda 269 vakaya anında müdahale edilerek olası can kayıplarının önüne geçildi.

 

SEYİT TÜMTÜRK MANAVGAT’TA KONFERANS VERDİ

0

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk Manavgat İbrahim Sözen Gençlik Merkezinde Düzenlenen Doğu Türkistan Gecesinde Bir Konferans Verdi 

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk AGD Manavgat’ın davetlisi olarak katıldığı Doğu Türkistan Gecesinde “Doğu Türkistan’da Zulüm Var” konferansı verdi.

Çin’in Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerinin konu edildiği konferansa Manavgat’ta Teşkilatı olan çok sayıda siyasi partinin ilçe başkanı, STK temsilcileri ve vatandaşların yoğun katılımı ile gerçekleşti.

Doğu Türkistan Gecesi ve “Doğu Türkistan’da Zulüm Var” konulu konferansın tamamı sizlerle.

Gecenin açılış konuşmasında AGD Manavgat Temsilcisi Ahmet Gök: “Doğu Türkistan’da Çin asimilasyonunun ve baskısının sonlandırılması için Türk ve İslam Dünyasının bir zihniyet devrimine muhtaç olduğu aşikardır. Nüfusu 2 milyara yaklaşan İslam Aleminin Doğu Türkistan, Gazze, Filistin, Rohinya gibi sorunların çözümünde bir başka emperyalist ve yayılmacı anlayışa sahip olan Avrupa’dan, ABD’den ya da Rusya’dan yardım beklemesi içine düşülen zillet halini ise gözler önüne sermektedir. AGD ve MGV olarak İslam Aleminin kanayan tüm yaralarının tedavisi için çalışmayı sürdüreceğimizi buradan bir kez daha belirtmek istiyorum” dedi.

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyir Tümtürk ise konferansında; Çin’in Türk nüfusunun çoğalmasını engelleme, Müslümanlara ve İslam eğitimine Çin Hükümeti tarafından yapılan saldırılar, uygulanan baskı, yapılan katliamlar, toplama kamplarındaki işkenceler, kardeş uygulaması gibi konulara değindi.

Çin’in kadim Türk illerinden oluşan Doğu Türkistan’da uyguladığı asimilasyon politikaları ve insan hakları ihlallerini ayrıntılarıyla aktaran Seyit Tümtürk, Çin’in Doğu Türkistan’ı yuttuktan sonra Batı Türkistan’a da yayılmak istediğini vurguladı.
Çin’in uyguladığı iletişim kısıtlamaları nedeniyle Doğu Türkistan gerçeklerinin dış dünya tarafından öğrenilemediğini vurgulayan Tümtürk, Doğu Türkistan’da yaşanan dramın İslam Aleminin hiçbirinde görünmeyen bir noktaya ulaştığının altını çizdi. Çin Doğu Türkistan’ın kaynaklarını yağmalarken Uygur Türklerini de fabrikalarda zorla çalıştırarak köleleştirdiğini aktardı.

Konferansın tamamını yukarıdaki linki tıklayarak izleyebilirsiniz.

ALİYE COŞAR, EMEKLİ HAKLARI ÜZERİNDEN AK PARTİ İKTİDARINA YÜKLENDİ

0

CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar: “Cumhuriyet Halk Partisi olarak teklifimiz, en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesinde olması, bununla birlikte seyyanen zam ve intibak yasasının çıkarılmasıdır.”

Torba Yasa çalışmaları kapsamında TBMM Genel Kurulunda Grubu adına konuşan CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar torba yasa uygulamasını eleştirerek birbirinden alakasız birçok düzenlemenin tek bir kanunda bir araya getirildiğini belirtt. Milyonlarca emeklinin  bütçeye sığdırılmadığını söyleyen Aliye Coşar, “Bu kara düzende emekli yok, emekçi yok, çocuklar yok, gençler yok; daha doğrusu bir gelecek yok. Emekli aylığı artışı bir lütuf gibi sunuluyor. 1 Ocak 2026’dan itibaren 20 bin liraya çıkarılması vicdansızlıktır, adaletsizliktir” ifadelerini kullandı.

Vekil Coşar, yıllarca çalışmış ve üretmiş emeklilerin bugün geçim mücadelesi verdiğini, milyonlarca emeklinin çalışmak zorunda kaldığını ya da iş aradığını ifade etti. Açlık sınırının 30 bin lirayı aştığı bir dönemde emeklilerin temel ihtiyaçlara dahi ulaşamadığını vurguladı.

20 bin TL’lik maaşın bir hanenin yalnızca mutfak giderlerini bile karşılamadığını belirten Coşar, emeklilere reva görülen ücretin insan onuruna yakışmadığını söyleyerek en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması, seyyanen zam yapılması ve intibak yasasının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Aliye Coşar, “Bu bir tercih meselesidir. AK Parti’nin tercihi sefalet düzenidir. Biz diyoruz ki: Geçim yoksa seçim var” diyerek konuşmasını tamamladı..

 

2026 YILI 1. İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

0

2026 yılının ilk İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirildi.

Vali Şahin, 2025 yılı sonu itibariyle Antalya genelinde bedeli 176 milyar 336 milyon TL olan 657 proje üzerinde çalışıldığını ifade etti.

Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen 2026 yılı 1. İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda, Antalya genelindeki yatırımların durumları, tamamlanan projeler ve devam eden çalışmalar detaylı bir şekilde ele alındı.

Vali Hulusi Şahin’in başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Çevikol Tuncer, vali yardımcıları, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları ile kamu kurum ve kuruluş müdürleri katıldı.

2025 Yılı Sonu İtibariyle 34 Milyar 485 Milyon TL Harcama Yapıldı
Antalya’da 2025 yılı sonu itibariyle 657 proje üzerinde çalışıldığını açıklayan Vali Şahin, “Bu projelerin 397’si genel ve özel bütçeli kuruluşlarca, 260’ ı ise belediyelerin imkânlarıyla gerçekleştirildi. Bedeli 176 milyar 336 milyon TL olan bu projelerin 2025 yılı ödenekleri ise 39 milyar 776 milyon TL’dir. 2025 yılı sonu itibariyle, 34 milyar 485 milyon TL harcama yapılarak %87 oranında nakdi gerçekleşme sağlanmıştır.” dedi.

Genel ve Özel Bütçeli Kuruluşlar 397 Proje Üzerinde Çalıştı
Genel ve özel bütçeli kuruluşlarca üzerinde çalışılan 397 projenin bedelinin 147 milyar 872 milyon TL olduğunu ifade eden Vali Şahin, “2025 yılı ödenekleri toplamı ise 23 milyar 594 milyon TL tutarında olup, bu projelere 2025 yılı sonu itibariyle 21 milyar 127 milyon TL harcama yapılmış ve %90 oranında nakdi gerçekleşme sağlanmıştır.” ifadelerine yer verdi.

Belediyeler tarafından yürütülen 260 proje bedelinin 28 milyar 464 milyon TL olduğunu belirten Vali Şahin, “Bu projelerin 2025 yılı ödenekleri toplamı ise 16 milyar 182 milyon TL olup, yıl sonu itibariyle 13 milyar 358 milyon TL harcama yapılmış ve %83 oranında nakdi gerçekleşme sağlanmıştır.” şeklinde konuştu.

Yatırımcı kuruluşlar ile belediyelerin gerçekleştirdiği yatırımlarda nakdi gerçekleşmenin, 13 milyar 520 milyon TL harcama tutarı ile en çok ulaştırma-haberleşme sektöründe olduğunu belirten Vali Şahin, ikinci sırada 12 milyar 544 milyon TL harcama tutarı ile diğer kamu hizmetleri, üçüncü sırada ise 3 milyar 128 milyon TL harcama tutarı ile sağlık sektörünün olduğunu ifade etti.

316 Proje Tamamlandı, 223 Proje Devam Ediyor
657 projeden 316’sının tamamlanarak hizmete alındığını, 62 projenin ise ihale aşamasında olduğunu belirten Vali Şahin, 47 projeye henüz başlanmadığını, 223 projenin halen devam ettiğini, 9 projenin ise tasfiye edildiğini ifade etti.

Antalya’ya Ait 102 Adet Proje Kamu Yatırım Programında Yer Aldı
2026 Yılı Kamu Yatırım Programı kapsamında Antalya iline ait 102 projenin yatırım programında yer aldığını belirten Vali Şahin, bu projelerin toplam bedelinin 178 milyar 441 milyon 555 bin TL olduğunu, 2025 yılı sonu itibariyle 44 milyar 739 milyon 696 bin TL harcama yapıldığını ve 2026 yılı ödeneğinin 31 milyar 909 milyon 636 bin TL olarak belirlendiğini açıkladı. Muhtelif illerle ortak yürütülen 13 projenin toplam bedelinin ise 40 milyar 856 milyon 319 bin TL olduğunu ifade eden Vali Şahin, “Bu projeler için 2025 yılı sonu itibariyle 19 milyar 215 milyon 339 bin TL harcama yapıldı, 2026 yılında ise 3 milyar 853 milyon 979 bin TL ödenek ayrıldı. Antalya’nın, muhtelif iller dâhil olmak üzere yatırım programında yer alan toplam 115 projesinin bedeli 219 milyar 297 milyon 874 bin TL, 2026 yılı ödeneği ise 35 milyar 763 milyon 615 bin TL’dir.” ifadelerine yer verdi.