Ana Sayfa Blog Sayfa 56

MANAVGAT’TA GİYOTİN SIRASINI BEKLEYEN PARTİZANLAR VE HİZİPLER

0

Alman Yazar George Büchner, “Danton’un Ölümü” eserinde Fransız İhtilali sürecinde yaşanılan sonu betimlemek için “İhtilal Satürn gibidir, kendi evlatlarını yer” demişti. Gerçekten de öyledir. Her ihtilalde ihtilali yapanlar kısa bir süre sonra yaşanılan fikir ayrılıklarından sonra birbirlerini giyotinde tasfiye ederler. Çünkü ihtilallerden sonra kriz ve düzen arayışı hiç bitmez.

Türk siyasi hayatından da tanıdığımız yukarıdaki alıntı aslında kabuk değiştirerek Manavgat’ta 17 yıldır yaşanmakta. Türk yerel yönetimlerinin 1960’lardan sonra başlattığı partizanlık ve bunun doğal sonucu olarak ortaya çıkan işten çıkarmalar maalesef bir olguya dönüşmüştür. AK Parti gibi liberal, CHP gibi sol partilerin birbirlerinden devraldıkları yerel yönetimlerde kendi iktidarlarında işe yerleştirmedikleri emekçileri işten çıkarmalarını çokça duyduk ve gördük. Zaten yerel yönetimlerin Türkiye’deki en zayıf noktası olan partizanlık tam olarak burada karşımıza çıkıyor. Ne var ki Manavgat’ta yaşananlar partizanlığı da aşarak yereldeki parti içinden çıkan lider ve kliğine yani yerel lider hiziplerine bağımlılığa dönüşmüştür. Kısacası Manavgat’ta partiler erirken onların yerine yerel liderler, adaylar, başkanlar partilerin yerini almaya başladığı açıkça görülmektedir.

Partizanlığın ve onun üst bir türevi olan hiziplerin güçlü olduğu parti idarelerinde, ehliyetin ve liyakatin olmayacağı aşikardır. Manavgat’ta partinin veya onun içindeki liderin yükselişinden ikbal bekleyen çevrelerin seçim döneminde parti veya lider saydığı başkan adayına bir nevi sadakat ilanı kabul edilen “seçim sonuna kadar maddi bedel almadan yürütülen karşılıksız çalışmalar” partizanlığa kabulün veya gerçekleşecek olan ganimet paylaşımına katılmanın ön şartı olduğu açıktır. Aslında bu adı konulmamış parti ve kent içi diktatörlüğün de başlangıcıdır desek yeridir.

Seçimle gelen parti veya partinin de üzerinde olan yerel liderler ve destekçileri, belediye bürokrasisi ve emekçileri üzerindeki kontrolü mutlaklaştırmak istediği için seçim döneminde kendi adına çalışanları veya onların kendi yerlerine önerdikleri kişileri eskilerine göre daha güvenilir görmelerinden dolayı belediyelerde istihdam etme yoluna giderler. Nasıl ki diktatörler Roma’da gladyatör dövüşleri düzenleyip halka ekmek dağıttıysa veya modern dönemlerde Franco’nun, Peron’un yaptığı gibi futbolla muhayyel bir dünya oluşturulduysa Manavgat’ta da seçilmiş yerel diktatör adayları “kamu eliyle istihdam” adıyla belediye personeli sıfatı verdiği partizanlarına maaş bağlar, aynı işe beş kişiyi görevlendirir! Bunu yaparken de aynı partiden devraldığı kadrolar varsa onlarında sadakatini satın almayı ihmal etmez! Aynı Osmanlı Sultanlarının, kullarının sadakatini sağlamak için “Kapıkulu Ocaklarına cülus bahşişi” dağıtıp ulufelerine terakki yapması gibi. Kısacası günümüzün argo jargonuyla maaşlara “bol kepçeden” zam yapılır, ikramiyeler havada uçuşur! Maaş ve zam nasılsa kendi cebinden değil “tebaa” yani “sürü” olarak gördükleri Manavgat’ın gariban vergi mükelleflerinden topladıklarıyla veya İller Bankası tahsisatıyla ödenir. Sonrada Atatürk heykeli yapılarak Kemalist olduklarını kanıtlamaya çalışırlar, törenlerde ona saygı duruşunda bulunmayı da ihmal etmezler. Halbuki şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi ilkelerden bihaber bu zihniyet daha Atatürk İhtilalinin “Tebaadan Türk Halkına” geçiş anlamı taşıdığından bile habersizler. Cumhuriyet idaresinin tarihin çöplüğüne attığı kendini elit zanneden bu feodalizmin ve asabiyet anlayışının artığı olan zümrenin “Türk Halkından Manavgat Tebaasına Dönüşüm” anlamına gelen politik duruşları buram buram derebeylik kokan Ortaçağ karanlığına yönelimden başka bir şey değildir. Sadece onlar mı tabi ki de hayır! Onları destekleyen sermaye de aynı suçun işbirlikçisidir! Neyse ki az da olsa bir kısmı yargılanıyor!

Bu tabloda “Partizanlığa” terfi eden veya yerel lidere bağlı hizip mensupları halinden memnundur. Büyük çoğunluğu ehliyet ve liyakate dayalı olmayan, kriterinin ne olduğu anlaşılamayan  alımlarla iş sahibi olmuştur. Bunu kendini ispatlayan bir partizan veya lidere sadakat gösteren biri olarak başarmıştır, iş onun hakkıdır, partisi veya yerel lideri varlığını koruduğu sürece kimse ona müdahale edemez. Çünkü partizanlıktan kaynaklı bağışıklığa hatta sorumsuzluğa sahiptir!

Kadim ve kerim olan devlet geleneklerine aykırı olan bu paçoz ve batıla dayalı perspektif içerisinde bir devletin ve toplumun sağlıklı işlemesi mümkün müdür? Ya da şöyle soralım: Manavgat’ta yaşanmış ve gelecekte de yaşanacağı kesin olan bu tablo Manavgat için fetret dönemi değil midir?

Eskiden partizanlar, partilerinin iktidara gelmesi için her şeyini partiye özgüleyen insanı tanımlardı. Yani partiyi yaşatan, onu besleyendi. Günümüzde ise kişisel yetersizlikleri nedeniyle bir baltaya sap olamamış insanların çıkar için her türlü hak ve hukuku çiğneyen, ehliyeti, liyakati terk eden ve daha da önemlisi vicdanı unutan bir partiye mensup ayak takımını ifade eder oldu.

Cumhuriyetçilik iddiasındaki Manavgat’ın yerel siyasi bir lideri 15 yıl kendisine biat edenleri işe aldı, aynı partiden gelen devrimci olduğunu söyleyen başka bir lideri ise yeni bir hizip kurarak sadakat istedi. Sağlayamayınca giyotini devreye soktu. Önce tepe idareciler sonra eskinin var ettiği ne varsa! Yeni partizanlar içeri alındı eski hizip mensupları veya gözden düşen partizanlar tamamen tasfiye edilmeye çalışıldı, edilemeyene de mobingle, dedikoduyla, sürgünle baş eğdirildi. Yeni hizip tasfiyede arşı alaya çıkmak için radikalleşince kendisi de tasfiye edildi. Aynı ihtilal Fransa’sındaki Jakobenlerden Robespierre’in Danton’u giyotine göndermesi gibi.

Ne bekliyorduk ki? Giyotin eğer oradaysa kullanılması da şarttır! Ne de olsa pek çok partide lider değişimi bile bir devrimdir ve devrim kendi çocuklarını yemelidir! Klikler, hizipler ve partizanlar çoktan parti tüzel kişiliğinin savunduğu değerleri yitirmiş. İşler şahsileşmiş, şuur rafa kalkmış, parti sadece kişisel hırslara ulaşmada bir kalkana dönüşmüş. Bu ortamda “Manavgat’ın İradesi”, “Milli İrade” lakırdıları bile madrabazlık, yolsuzluk kaynaklı tutuklamaların oluşturduğu mahcubiyeti savuşturma da Manavgat Adliyesi önünde vekiller tarafından faş edilen slogan haline getirildi.

Manavgat “Küçük Padişahın” aristokratlığından neşet eden 15 yıllık “Zorba Feodal Diktatörlüğü” ve devrimcilikten türeyen “Özgürlüğün Diktatörlüğünü” 1,5 yılda tecrübe etti. Şimdide sıra “Konvansiyonel Diktatörlüğü” yaşamaya geldi. Yani her seferinde aynı hikâye: “Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk.” AK Parti’yi ve onun liderini diktatörlükle suçlayanların diktatörlüğü. Manavgat için ne kadar da trajik bir tablo.

Son iki ayda yaşananlar bizlere CHP Manavgat İlçe Başkanlığı ile CHP’li Manavgat Belediye Başkanlığı pek çoğunun CHP üyesi olan işçileri yani partizan olan eski yol arkadaşlarına karşı 17 yılda hiç olmadığı kadar uzlaşı içerisinde olduklarını gösterdi. CHP İlçe Başkanlığının Belediyedeki pek çok partizanının işten çıkarılma ya da ikramiye, maaş zammı gibi haklarının askıya alınma süreciyle ilgili bir açıklama yapmaması zımnen de olsa Manavgat Belediyesinin giyotin siyasetini tasdiklediğini gösterir. İlçe Başkanlığı ile yeni belediye yönetimi emekçi haklarının kısıtlanması, işçilerin işten çıkarılmasını sağlayacak giyotini kullanma da uzlaşı halinde oldukları açıktır. “Ya zam ve ikramiyelerden vaz geç ya da işten çık!” Sol devrimciliğin ön kabulü olan iş, aş ve adalet kavramları rafa kalkmış görünüyor. Nitekim Manavgat Köprüsü üzerinde nehir taşkınına karşı nöbet tutmasından olsa gerek “Devrimci(?)” vekilimiz Aliye Coşar konuyla ilgili sessiz! CHP aslında bu duruma çokta üzülmemeli. Nitekim AK Parti’de adaleti ve kalkınmayı rafa kaldırmış durumda. Yani ortam herkesin bildiği gibi her şey tozlu raflarda, herkes aynı.

CHP’nin Manavgat’ta alenen kurduğu giyotini bu seferde “Konvansiyon Diktatörlüğün” elinde. Ama buna kimse aldırmasın, bahar ve yaz aylarında verilecek konserler, düzenlenecek festivaller ve belki de Manavgat Belediyespor’un bir üst lige çıkmasıyla emin olun ki giyotinden geçirilecek partizanların ve ailelerinin hızlı bir şekilde unutulması sağlanacaktır. Hatta eskinin partizanları da bunu unutacaktır ve tüm Manavgat “Konvansiyonel Diktatörlüğü”, Demokratik, Çoğulcu Cumhuriyetin faziletleri, Halkçı Belediyeciliğin nimetleri ve Sosyal Devlet aldatmacasıyla sürdürülmesini izlemeye devam edecektir. Bunu tahkim edecek çok sayıda her devrin adamı olan yayıncı ve gazeteci hatta uydulaşmaya hazır menfaat şebekelerinden kurulu siyasi organizasyonlar, meslek odası, STK’da var. İçlerinden biri öbürü iki şiir yazar, bir gülücük verir, üç beş havalı pankart hazırlar, belki biraz bize küfreder olur biter. Alın size klasik çürümüş toplum ve temsilcilerinden bir demet. Olan yine sessiz çoğunluğu oluşturan ekmek ve kira derdindeki gariban Manavgatlıya olacak. Allah cümlemize merhamet etsin ve bizleri bu adamlarla haşr eylemesin. Biz sizden değiliz.

Son cümle olarak şunu da söylemeliyiz ki bu yaşananların en olumlu tarafı giyotini bekleyenlerin büyük çoğunluğunun partizan olmasının verdiği gönül rahatlığının Manavgat’ta yaşayan sessiz çoğunluğa hakim olmasıdır. Manavgat’ın mahşeri vicdan suskundur çünkü giyotin ehliyet ve liyakate dayanılarak işe alınan bu milletin öz evlatlarına yönelik uygulanmayacağı anlaşılmıştır.

Bu arada yazıdaki CHP yerine AK Parti’yi; Manavgat yerine de AK Partinin yönettiği herhangi bir belediyenin adını yazın. Acaba çok bir şey değişir mi? Kalın sağlıcakla.

AGD ANTALYA, EPSTEIN OLUŞUMUNA MEYDAN OKUDU

0

AGD Antalya Liseler Komisyonu’ndan Epstein tepkisi: “Bu yalnızca bir skandal değil, küresel çürümenin göstergesi”

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Antalya Şubesi Liseler Komisyonu, son yıllarda dünya kamuoyunda geniş yankı uyandıran Jeffrey Epstein dosyasına ilişkin sert bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, Epstein olayının bireysel bir suç dosyası olmanın ötesinde, küresel ölçekte ahlâkî ve siyasî bir çürümenin sembolü hâline geldiği vurgulandı.
Komisyon tarafından yapılan açıklamada, gençlerin ve çocukların istismarına dayanan suç ağlarının yalnızca adlî bir mesele değil, aynı zamanda insanlık onurunu hedef alan sistemsel bir sorun olduğuna dikkat çekildi.

Küresel sermaye, siyaset ve medya çevreleri arasındaki ilişkilerin sorgulanması gerektiği ifade edilirken, “dokunulmazlık zırhı altında suç işleyen elit anlayışın” reddedildiği belirtildi.

Açıklamada, AGD’nin ve Milli Gençlik Vakfı (MGV)’nin uzun yıllardır gücünü hak ve adaletten almayan hiçbir yapının meşru olamayacağını savunduğu hatırlatıldı. Bu çerçevede Epstein dosyasının, küresel güç merkezlerinde hesap verebilirlik sorununun bir yansıması olduğu ileri sürüldü.

“Göstermelik yargı değil, gerçek adalet”

Metinde en dikkat çeken vurgu, yargı süreçlerine yönelik eleştiriler oldu. Açıklamada, güç odaklarına dokunmayan göstermelik soruşturmaların toplum vicdanını tatmin etmeyeceği, gerçek adaletin ancak şeffaflık ve hukukun üstünlüğü ile sağlanabileceği kaydedildi.

Liseler Komisyonu ayrıca şu çağrılarda bulundu:


Küresel ölçekte tüm istismar ağlarının bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulması
Siyasi ve ekonomik nüfuzu olan kişi ve çevreler için ayrıcalık tanınmaması
Çocuk istismarı suçlarında uluslararası kamuoyu baskısının artırılması
İnsan onurunu ve ahlâkî değerleri merkeze alan bir siyaset anlayışının güçlendirilmesi

Uzmanlara göre Epstein dosyasının bu denli yankı uyandırmasının temel nedeni, suçlamaların uzandığı iddia edilen çevrelerin küresel ölçekte nüfuz sahibi kişilerden oluşması. Bu durum, modern dünyada güç, para ve siyaset ilişkilerinin ne ölçüde denetlenebildiği sorusunu yeniden gündeme taşıyor.


AGD Antalya Liseler Komisyonu ise açıklamasını “Adil bir dünya mümkündür” vurgusuyla tamamlayarak, çözümün ahlâk ve maneviyat merkezli bir toplumsal ve siyasal yaklaşımda yattığını savundu.

Basın açıklaması, özellikle gençlerin korunması ve uluslararası istismar ağlarıyla mücadele konusunda daha güçlü mekanizmalar kurulması yönünde çağrı niteliği taşıyor.

MHP ANTALYA MİLLETVEKİLİ HİLMİ DURGUN MANAVGATLI MUHTARLARLA BULUŞTU

0

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Manavgat İlçe Teşkilatı, Doğu Bölgesi mahalle muhtarlarıyla kahvaltıda bir araya geldi. MHP Antalya Milletvekili Hilmi Durgun’un da katıldığı toplantıda ‘Terörsüz Türkiye’ anlatıldı, muhtarlar dinlendi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan MHP Manavgat İlçe Başkanı Nooman Enhoş, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin talimatıyla başlatılan ‘Hayırlı Günler Komşum’ ziyaretlerinin aralıksız sürdüğünü kaydetti. Enhoş, “aylardır süren çalışmalarımız kapsamında mahalle mahalle gezerek çalmadık kapı, sıkılmadık el bırakmadıklarını belirterek, ‘Bugünde Doğu bölgesindeki muhtarlarla bir araya gelerek sahadaki gözlemlerimizi paylaşıyoruz” dedi.

Konuşmaların ardından söz alan mahalle muhtarları kapalı devre sulama sistemi ve taşımalı eğitimden dolayı yaşadıkları mağduriyetleri dile getirdi.

MHP Antalya Milletvekili Hilmi Durgun, toplantı esnasında DSİ 13. Bölge Müdürü Özhan Erdanışman’ı telefonla arayarak, Kapalı Devre Sulama Sistemleri ile ilgili birinci ağızdan muhtarların bilgilendirilmesini sağladı.

Toplantıya MHP Antalya Milletvekili Hilmi Durgun, İlçe Başkanı Nooman Enhoş, Meclis üyeleri Mücahit Tatar, Ünsal Çiviler, Hasan Yavuz ve Şükrü Arslan ile çok sayıda partili katıldı.

BAYAN AVUKATLARA KUMLUCA’DA SALDIRI

0

Kumluca Belediyesi Hayvan Barınağında Antalya Barosuna Kayıtlı Bayan Avukatlara Darp Girişiminde Bulunuldu 

Antalya Barosu, Kumluca Belediyesi Hayvan Bakımevi’ne yapılan ziyaret sırasında baro üyesi avukatlara yönelik fiziksel şiddet, tehdit ve telefonlara el koyma girişimi yaşandığını açıkladı.

Antalya Barosu’nun açıklamasına göre, Hayvan Hakları Kurulu üyesi Av. Ecenur Kovancı, Av. Aylin Çiller Akbaş ve Av. Damla Duran, 10 Şubat 2026 tarihinde 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında uygunluk tespiti amacıyla Kumluca Belediyesi Hayvan Bakımevi’ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında avukatların barınak görevlileri tarafından fiziksel şiddet, taciz ve tehdide maruz kaldığı, telefonlarına el konulmaya çalışıldığı ileri sürüldü.

Kamusal bir görev için Kumluca’da bulunan üç bayan avukata fiziksel şiddet uygulama teşebbüslerini barındıran videonun yayınlanması kamuoyunda derin bir üzüntüyle karşılandı.

Antalya Barosu Hayvan Hakları Kurulu üyesi avukatların, 10 Şubat 2026 tarihinde Kumluca Belediyesi Hayvan Bakımevi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sırasında saldırıya uğradığı iddia edildi. Baro tarafından yapılan yazılı açıklamada, avukatların fiziksel şiddet, tehdit ve tacize maruz kaldığı, ayrıca telefonlarına el konulmaya çalışıldığı belirtildi.

Haber Kaynak Antalya 3T Haber Portalı

ANTALYA HAVALİMANINDA FACİADAN KIL PAYI

0

Antalya Havalimanında Sun Express firmasına ait uçağın Antalya-Gaziantep seferini yaparken kalkış sırasında tekerlekleri yerinden çıktı ve uçak motorun üzerine oturdu. 

Olayda, uçağın sol ana iniş takımına bağlı tekerin yerinden ayrıldığı ve bu sırada kanat bölümünde hasar oluştuğu bildirildi. Durumun fark edilmesi üzerine havalimanı kurtarma ve yangınla mücadele (ARFF) ekipleri hızla olay yerine yönlendirildi.

Konuyla ilgili Antalya Havalimanında bir denetim ve açıklama yapan Antalya Valisi Hulusi Şahin, yolcuların daha sonra başka bir uçakla Gaziantep’e gönderileceğini açıkladı.

SunExpress’ten yapılan açıklamada “Antalya–Gaziantep seferini yapmaya hazırlanan XQ7646 uçuş numaralı SunExpress uçağının taksi sırasında iniş takımı dikmesinde teknik bir arıza meydana gelmiştir. Yolcular emniyetli bir şekilde uçaktan indirilmiş, uçak teknik incelemeye alınmıştır. Antalya-Gaziantep seferi farklı bir uçakla gerçekleştirilecektir” denildi.

ALANYA’DA SİLAHLI YAĞMA ZANLILARI YAKALANDI

0

Antalya İl Jandarma Ekipleri Yağmacıları Yakaladı

Antalya İl Jandarma Komutanlığınca; Alanya Mahmutlar Mahallesinde bulunan bir sitede 0 Şubat 2026 tarihinde meydana gelen silahlı yağma olayı ile ilgili olarak, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada önemli sonuçlara ulaşıldı.

Yapılan araştırmalar neticesinde; Ukrayna uyruklu AH’nin market alışverişi sonrası evine döndüğü esnada, site koridorunda bekleyen kapüşonlu 5 şüpheli tarafından tabanca gösterilmek suretiyle zorla evine girildiği, ellerinin bağlandığı ve kripto para hesabına yüz tanıma sistemi kullanılarak erişim sağlatılarak 18.000 Euro’nun başka bir hesaba aktarılmasının sağlandığı tespit edildi.

AH’nin evinde bulunan 5.000 Euro, 7.000 ABD Doları ve yaklaşık 200 gram altının maskeli şüpheli şahıslar tarafından çalındığı belirlendi. Olayla ilgili yürütülen çalışmalar kapsamında kimlikleri tespit edilen şüphelilerden 4 kişi, kaçmaya çalıştıkları sırada Jandarma Dedektifleri tarafından yakalandı. Yakalanan zanlılar çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine sevk edildi.

MANAVGAT ŞELALESİ ARTAN YAĞIŞLA TAŞTI

0

Manavgat Irmağı Yoğun Yağışlardan Dolayı Taşmaya Başladı

İki gündür etkili olan yağış ve kar erimeleriyle Oymapınar Barajından salınan su, Manavgat Şelalesinde suyun sosyal tesisleri basmasına neden oldu.

Su seviyesinin artması şelale görüntüsünü ortadan kaldırdı.

UYU*TURUCU İLE MÜCADELE FIRTINASI DEVAM EDİYOR

0

Yağmur, fırtına ve sel Emniyet güçlerinin yasaklı maddelerle olan mücadelesinin önünü alamıyor.

Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün uyuşturucu maddelerin kaynağının kurutulması, ticaretinin ve kullanımının engellenmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında

Alanya’da 45 adrese yönelik, 50 ekip, 190 personel ve 2 Narkotik Madde Arama Köpeği ile eş zamanlı operasyon yapıldı.

Operasyon kapsamında;

– Yaklaşık 22.240 kullanımlık sentetik A4, 1.278 adet sentetik ecza maddesi, 38 gram esrar, 1 gram metamfetamin, 3 adet tabanca ve 3 adet şarjör, 69 adet fişek ile 1 adet hassas terazi ele geçirilerek 2 aranan şahıs da yakalandı.

Yapılan açıklamada “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak ve sağlamak” suçlarından 37 şahıs hakkında adli işlem başlatıldığı aktarıldı.

TÜM BAKANLAR DEĞİŞİRKEN KÜLTÜR VE TURİZİM BAKANI NEDEN DEĞİŞMİYOR?

0

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u Gençliğin Milli Ve Dini Değerlerini Koruyamamasına Rağmen Nasıl Oluyor da Sekiz Yıldır Bakanlık Koltuğunda Oturabildiğini Sert, Ağır ve İmalı Cümlelerle Eleştirdi

TBMM’de açıklama yapan Kılıç: “Sosyal medya platformlarda yayılan popüler şarkı ve videolarda, TV dizilerinde; şiddet, madde kullanımı, teşhircilik ve cinselliğin yanı sıra şeytani ritüel imgeleri, ters haç gibi sembollerin sistematik olarak kullanıldığı görülmektedir” dedi.

Konuşmasında: “Bu içerikler; gençlerin zihinlerini bozmak, milli-manevi değerlerden uzaklaştırmak amacıyla finanse edilmekte ve küresel elit ağlar tarafından yönlendirildiğine” dikkat çeken Kılıç buna rağmen Kültür ve Turizm Bakanı’nın hiçbir önlem ve tedbir almamasını, küresel örgütlere karşı mücadele etmemesini şiddetle eleştirdi.

Gençliği koruyamamasına rağmen ve Bakanlar Kurulundaki tüm üyelerin sürekli değişmesine rağmen Mehmet Nuri Ersoy’un sekiz yıldır koltuğunu korumasının da izah edilmesi gerektiğini belirten Kılıç, Bakanlığın duyarsızlığına dikkat çekti.

“YARGIYA TALİMAT VERİR GİBİ KONUŞMAYI BIRAKIN”

0

CHP Antalya İl Başkanlığı yayımladığı yazılı bir açıklamasıyla son günlerde AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin’in gerçekleştirdiği ithamlara tepki gösterdi.

AK Parti Antalya İl Başkanının AK Parti Genel Merkezine mesaj vermek için açıklamalarda bulunduğunu ileri süren CHP Antalya yönetimi “23 yıllık iktidarın ülkemizi getirdiği tablo ortadadır. Türkiye bugün; yoksulluğun derinleştiği, emeklilerin açlıkla mücadele ettiği, çalışanların açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiği, adalet duygusunun zedelendiği bir süreçten geçmektedir. Cesareti olan önce bu tablonun hesabını vermesi” gerektiği hatırlatıldı.

Yapılan açıklamada: “Devam eden bir yargı süreci üzerinden Antalya Büyükşehir Belediyemizi ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef almak, masumiyet karinesini yok saymaktır. Henüz kesinleşmiş bir karar yokken savcı gibi konuşup hâkim gibi hüküm vermek ne hukuka ne demokrasiye sığar” denildi.

Yargı süreçlerine dikkat çekilen açıklamada: “CHP olarak hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Kim hata yapmışsa bağımsız yargı önünde hesabını verir. Ancak yargı süreçlerini siyasetin malzemesi haline getirmek, seçilmiş iradeyi itibarsızlaştırmaya çalışmak kabul edilemez” ifadelerinin altı çizildi.

Açık çağrının yapıldığı açıklama metninde “Açık çağrımızdır: Yargıya talimat verir gibi konuşmayı bırakın. Algı operasyonlarıyla değil, hizmetle siyaset yapın. Hukuk varsa herkes için vardır. Antalya halkı kimin hizmet ettiğini, kimin algı ürettiğini çok iyi bilmektedir” denildi.