Ana Sayfa Blog Sayfa 55

ADALET SOFRALARINDA BULUŞACAĞIZ

0

Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin, Ramazan ayının gelişi dolayısıyla yayımladığı kapsamlı mesajında birlik, beraberlik ve toplumsal dayanışma vurgusu yaptı.

Ramazan’ın yalnızca oruç ayı değil; aynı zamanda rahmet, merhamet ve kardeşlik iklimi olduğunu belirten Tekin, toplumsal barışın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

“Ötekileştirici dili bir kenara bırakmalıyız”
Ramazan ayının gönülleri yumuşatan, kırgınlıkları onaran ve kardeşlik bağlarını kuvvetlendiren müstesna bir zaman dilimi olduğuna dikkat çeken Tekin, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Bu rahmet ikliminde hepimize düşen; bir yetimin başını okşamak, komşumuzu hatırlamak ve ötekileştirici dili bir kenara bırakarak birlik ve beraberliğimizi güçlendirmektir.”

Toplumsal huzurun ancak karşılıklı anlayış, empati ve dayanışma ile sağlanabileceğini belirten Tekin, Ramazan’ın bu anlamda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Farklılıkların zenginlik olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Tekin, kırıcı ve ayrıştırıcı söylemlerden uzak durulması çağrısında bulundu.

“Adalet Sofraları’nda buluşacağız”
Ramazan ayı boyunca Antalya genelinde çeşitli programlar düzenleyeceklerini belirten Tekin, teşkilat çalışmaları kapsamında vatandaşlarla bir araya geleceklerini açıkladı.
“İlimizde teşkilatlarımızla birlikte ‘Adalet Sofraları’nda buluşacağız.” diyen Tekin, tüm Antalyalıları bu sofralara davet etti. Paylaşmanın ve birlikte olmanın Ramazan’ın ruhunu yansıttığını ifade eden Tekin, bu buluşmaların toplumsal kaynaşmaya katkı sunacağını söyledi.

Dünyadaki mazlumlar için dua ve çaba
Mesajının bir bölümünü dünyada yaşanan insani krizlere ayıran Tekin, zulüm altında yaşayan Müslüman coğrafyalar için dayanışma çağrısında bulundu. Doğu Türkistan’dan Gazze’ye, Keşmir’den Yemen’e kadar birçok bölgede insanların ağır insani şartlar altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Tekin, şu değerlendirmede bulundu:
“Ramazan ayı, sadece kendi soframızı değil; dünyanın dört bir yanında zulüm altında yaşayan kardeşlerimizi de hatırlama ayıdır. Doğu Türkistan’dan Gazze’ye, Keşmir’den Yemen’e kadar mazlum coğrafyalar için dua ve çaba içerisinde olacağız.”
Tekin, İslam dünyasında akan gözyaşının son bulması için adaletin ve vicdanın hâkim olması gerektiğini dile getirdi.

“Ramazan; dayanışma ve adalet ayıdır”
Ramazan’ın zekât ve fıtır sadakası ile sosyal adaletin güçlendiği bir ay olduğuna dikkat çeken Tekin, mesajını şu sözlerle tamamladı:
“Ramazan; zekat ve fıtır ile bir dayanışma, adalet ve vicdanı yeniden kuşanma ayıdır. Bu mübarek ayın İslam âlemine ve tüm insanlığa barış, huzur ve adalet getirmesini temenni ediyorum. Ramazanımız mübarek olsun.”
Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin’in mesajı, Ramazan ayının manevi atmosferinde toplumsal barış, kardeşlik ve yardımlaşma çağrısıyla öne çıktı.

“DEVLETİN GÖREVİ DOĞAYI PAZARLAMAK DEĞİLDİR”

0

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç “Milli Parklar Kanunu Görüşmelerinde” hükümeti sert sözlerle eleştirdi.

Doğanın yatırım başlığı olmadığının altını çizen Milletvekili Kılıç, “Ormanlar, sulak alanlar ve milli parklar bütçe açığını kapatacak araçlar olarak görülemez. Devletin temel görevi doğayı işletmek değil; onu bütünlüğü ile koruyarak gelecek kuşaklara devredecek bir hukuk ve yönetim düzeni kurmaktır” diyerek “Kaçak yapıların yıkımı hiçbir yargı kararı olmadan derhal yapılabilecektir. Savunma hakkı yok, itiraz yok, mahkeme yok. Bu düzenleme mülkiyet hakkını ve yargı güvencesini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Anayasa Mahkemesi açıkça belirtmiştir ki yıkım gibi geri dönülmez işlemler mutlaka etkili başvuru yollarına açık olmalıdır. Ama bu teklif idareye yargısız yıkım yetkisi vermektedir. Bu hukuk devleti değil, idari güç devleti anlayışıdır” ifadelerinin altını çizdi.

Kılıç Konuşmasının devamında: “Bugün önümüze getirilen Milli Parklar Kanunu teklifi, ilk bakışta doğayı korumayı amaçlayan bir düzenleme izlenimi verse de satır aralarına bakıldığında bambaşka bir yönelimi açıkça ortaya koymaktadır. Bu teklif, korumayı merkeze alan bir anlayışın değil; kullanım, yatırım ve ekonomik getiriyi esas alan bir yaklaşımın ürünüdür. Doğa, korunması gereken ortak bir miras olarak değil; yönetilebilir, planlanabilir ve ticarileştirilebilir bir alan olarak ele alınmaktadır.” cümlelerine yer verdi.

“Yönetimsel etkinlik ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi kavramlar, koruma politikasının asli amacını perdeleyen bir dil olarak kullanılmakta; böylece kamusal sorumluluk yavaş yavaş piyasa mantığına devredilmektedir.” diyen Şerafettin Kılıç: “Bu yöneliş, milli park anlayışını bilim temelli korumadan uzaklaştırmaktadır. Doğayı kendi başına değeri olan bir varlık olmaktan çıkarıp değer üretmesi gereken bir kaynak gibi tanımlamaktadır.” dedi.

“Oysa doğa yatırım başlığı değildir. Bilanço kalemi değildir. Gelir kalemi hiç değildir. Ormanlar, sulak alanlar ve milli parklar bütçe açığını kapatacak araçlar olarak görülemez. Devletin temel görevi doğayı işletmek değil; onu bütünlüğü ile koruyarak gelecek kuşaklara devredecek bir hukuk ve yönetim düzeni kurmaktır.

Önümüzde bulunan bu teklif ise korumayı güçlendiren bir adım olmaktan ziyade, koruma kavramının içini boşaltan ve anlayış değişikliğini kurumsallaştıran bir yön değişikliğini temsil etmektedir. Teklifin en tehlikeli yönü, doğa koruma alanında yetkinin giderek yasamadan yürütmeye, yürütmeden de dar bir bürokratik yapıya devredilmesidir. Daha önce bakanlık ya da cumhurbaşkanlığı onayı ile yapılan işlemler artık Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün takdirine bırakılmaktadır. Böylece çevre yönetimi hukuki güvencelerden çıkarılıp idari keyfiyet alanına sürüklenmektedir.”

VATANDAŞIN GELİRİ AZALDI AMA ÖDEMELER ÇOĞALDI

0

CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı ve Partililer Türk Telekom Binası Önünde Basın Açıklaması Düzenleyerek Özelleştirme Kararına Karşı Çıktı

Özelleştirme döneminde vadedilen “ucuz fiyat ve rekabet” söylemlerinin yerini tekelleşme ve yüksek maliyetlere bıraktığını ifade eden Nail Kamacı, dev bir kamu kuruluşunun nasıl finansal bir darboğaza sokulduğunu çarpıcı verilerle açıkladı. Borçsuz devralınan kurumun içine düşürüldüğü tablo, stratejik altyapı güvenliği açısından görenleri korkuttu.

Nail Kamacı, Türkiye’deki özelleştirme sürecinin tarihsel arka planına değinerek söze başladı: “24 Ocak kararlarıyla o günden bugüne Türkiye’de devlete ait ne varsa satılması konusunda el birliğiyle iş birliği yaptılar. Maalesef iş birliği yapanlar sandıktan da birinci parti olarak çıktı, maalesef destek aldılar. Bu anlamda Cumhuriyet’in kazanımları yaklaşık 45 yıldan beri bütün Türkiye’ye, özellikle sermayeye ve uluslararası şirketlere açıldı. Bu anlamda devletin elinde herhangi bir şey kalmadı. Bunlardan bir tanesi de Telekom. 2004 yılında Telekom özelleştirmeye açıldı.”

Özelleştirme dönemindeki vaatlerin boşa çıktığını belirten Kamacı, “O dönemlerde diyorlar ki; ‘Hiç merak etmeyin, özelleştirme olursa fiyatlar düşecek. Çünkü rekabet olacak, fiyatlar düşecek’ diye söylüyorlardı. E özelleştirme oldu; ne yaptılar? Yine tekelleşme oldu, fiyatlar tek elden yükseltilmeye devam etti. Yani ucuzlama falan görmedi bu vatandaş. Vatandaşın geliri azaldı ama ödemeler çoğaldı” dedi.

Kamacı konuşmasını sert bir dille tamamladı: “Bundan böyle Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri özelleştirme ile ilgili konularda açık tavrını koyacaktır. Özelleştirme bu ülkenin hazinelerini uluslararası sermayeye peşkeş çekmektir. Dün yine İstanbul’da İl Başkanımız Boğaz’da yürümek istedi, köprüden geçmek istedi, izin vermediler. Orada da özelleştirme yapılıyor. Türkiye 45 yıldan beri soyuluyor. Artık bu soygun düzenine dur demenin zamanı gelmiştir!”

Mücadele çağrısı yapan Kamacı, “Bu sadece buraya katılanları ilgilendirmiyor, milyonları ilgilendiriyor. Buradan sesleniyorum; buraya katılan arkadaşlara teşekkür ederim. Ama evinde oturanı da ilgilendiriyor, emekliyi de ilgilendiriyor, memuru da ilgilendiriyor, çiftçiyi de ilgilendiriyor. Katılın saflarımıza güçlenelim ve ilk seçimde bu iktidarı devirelim. Saygılarımla” diyerek sözlerini noktaladı

ANTALYA JANDARMASI HIZ KESMİYOR

0

Antalya Jandarması Kaçakçılarla Olan Mücadelesini Sürdürüyor

Antalya Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Antalya’nın Kepez ilçesinde, tarihi eser kaçakçılığına karşı gerçekleştirilen operasyonda; 1 şüphelinin evinde ve iş yerinde arama yapıldı.

Gerçekleştirilen aramalarda: kaçak olarak satılan 68 adet kol dedektörü, 10 adet el dedektörü ve 13 adet alan tarama dedektörü, 63 adet sikke, 6 adet tarihi eser niteliği taşıyan obje, 2 adet ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi.

Yakalanan malzemelerin piyasa değerinin yaklaşık (4.860.000) TL olduğu öne sürülürken olayla ilgili olarak adli tahkikat başlatıldı.

NİYAZİ ÜNAL’DAN MANAVGAT DEVLET HASTANESİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

0

AK PARTİ MANAVGAT İLÇE BAŞKANI NİYAZİ ÜNAL YAPIMI DEVAM EDEN MANAVGAT DEVLET HASTANESİ İNŞAATI İÇİN BİLGİLENDİRME TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRDİ

Basın mensuplarının sorusuna da yanıtlar veren Niyazi Ünal Hastanenin en geç 2028 yılı içerisinde hizmete alınacağını ifade etti. Detaylar videomuzda.

EĞİTİM İŞ ANTALYA YARGILAMASI BAŞLADI

0

EĞİTİM-İŞ Sendikası Antalya Şube Üyelerinin Yargılaması Başladı

Eğitim-İş Sendikası üyeleri, 19 Haziran 2025 tarihinde Türkiye genelinde yapılan “Tekinsiz Eğitim, Tekinsiz Gelecek” başlıklı basın açıklaması nedeniyle Antalya’da 4 sendika üyesi hakkında başlatılan soruşturma kapsamında mahkeme öncesi Antalya Adliyesi önünde bir araya geldi. Protestoya Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ile Merkez Yönetim Kurulu üyeleri de katıldı. Sendika yöneticileri ve üyeler, açılan davanın sendikal haklara yönelik olduğunu savundu.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada görülen, Antalya Şube yöneticilerimize yönelik açılan dava, sendikal haklara yönelik açık bir müdahaledir. Bu nedenle Eğitim-İş Genel Merkezi olarak buradayız ve gerçekleri kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Öncelikle şu husus açık biçimde bilinmelidir: Dava konusu yapılan açıklama Eğitim-İş Genel Merkezi’nin açıklamasıdır. Sendikal işleyiş açısından Genel Merkez tarafından yapılan bir açıklamanın şubeler ve yöneticiler tarafından illerinde paylaşılması bir tercih değil, sendikal sorumluluktur.

Dolayısıyla ortada bireysel bir tasarruf değil, kurumsal bir irade vardır. Sorumluluk aranacaksa adres Antalya Şube yöneticilerimiz değil, Genel Merkez yönetimidir. Bu dava hukuki değil, siyasidir. Bu dava bir suç isnadı değil, bir susturma girişimidir. ‘Tekinsiz Eğitim, Tekinsiz Gelecek’ dedik. Tekinsiz; güvensiz, belirsiz ve riskli demektir. Bugün eğitim sisteminde yaşanan tam olarak budur. Bir kamu politikasını eleştirmek suç değildir. Eleştiri demokrasinin temelidir. Eğitim-İş susturulamaz. Eğitim emekçileri yargı sopasıyla hizaya getirilemez. Bu dava bizi susturmayacaktır. Tam tersine mücadelemizi büyütecektir. Laik, bilimsel ve kamusal eğitim için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

MANAVGAT KIRIM TÜRKLERİNDEN RAMAZAN ÖNCESİ ‘KIRIM MANTISI’ ZİYAFETİ

0

Kırım Türkleri Derneği Manavgat Şube Başkanlığı, hamisi olduğu Gevher Nesibe Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda öğrenim gören özel gereksinimli öğrencilere, velilerine ve öğretmenlerine Ramazan ayı öncesi ‘KIRIM MANTISI’ ziyafeti çekti.

Kırım Tatar mutfağının geleneksel yemeklerinden olan Kırım Mantısı özel bireylerle birlikte uygulama konteynırında hazırlandı. Öğrencilerin el becerilerini geliştirmesinin yanı sıra mutfak kültürünü tanımayı ve de adaptasyonlarını sağlamayı amaçlayan etkinlik duygulu anların yaşanmasına sahne oldu.

Manavgat Gevher Nesibe Özel Eğitim Uygulama Okulu Müdürü Yücel Aslan, okullarının birçok ihtiyacını karşılamada öncü olan Manavgat Kırım Derneği Şube Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır ve yönetimine teşekkür ettiği konuşmasında, “ Ramazan ayı öncesi öğrencilerimize, velilerimize ve öğretmenlerimize Kırım Tatar Mantısı ikram etmek istediler. Böylesine anlamlı bir isteğe hayır diyemezdik. Destekleri için sonsuz şükranlarımı sunuyorum’ diye konuştu.

Kırım Türkleri Derneği Manavgat Şube Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan ise, özel gereksinimli öğrencileri ailelerinin birer ferdi olduğunu bir kez daha hatırlattığı konuşmasında, “Ne verirsen elinle o gider seninle” dedi.

MANAVGAT ATATÜRK ORTAOKULU’NDAN SAVUNMA SANAYİNE DESTEK

0

Manavgat Savunma Sanayine Destek Vermeye Devam Ediyor

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü onaylı ‘Savunma Sanayinin Dumanı Toroslarda Tütüyor’ projesi kapsamında Atatürk Ortaokulu 7. Sınıf öğrencileri, Gevher Nesibe Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda öğrenim gören özel birey öğrencilerle bir araya geldi.

Türkiye’nin savunma sanayini güçlendirmek ve milli savunma sanayinin önemini genç dimağlara aşılamak amacını taşıyan projede, öğrenciler birlikte hazırladıkları ürünleri satışa sundu. Satıştan elde edilen gelir, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Manavgat Şube Temsilcisi Yücel Aslan’a tutanakla teslim edildi.

Savunma Sanayinin Dumanı Toroslarda Tütüyor Projesinin 14’üncü uygulamasının paydaşı Atatürk Ortaokulu ile özel gereksinimli öğrencilerin bir arada olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren okul müdürü Yücel Aslan, projeye verdikleri desteklerden dolayı Atatürk Ortaokulu Müdürü İbrahim Pekmez’e teşekkür etti.

İbrahim Pekmez ise, böylesine duyarlı ve anlamlı bir projede yer almaktan memnuniyet duyduklarını belirttiği konuşmasında savunma sanayinin ülkenin bel kemiği olduğunu ve projenin paydaşı olmalarının kendileri için bir onur olduğunu dile getirdi.

Atatürk Ortaokulu Tasarım ve Teknoloji Öğretmeni Fatma Torunoğlu konuşmasında, “Öğrencileri kaynaştırma açısından mükemmel bir proje. Savunma sanayi ülkemiz açısından çok önemli bir yere sahip, Öğrencelerimizin yerli ve milli bir bilince sahip olmayı, bilinçlenmelerini çok önemsiyoruz” ifadelerine yer verdi.

 

GENÇLER OKULLARI TERK ETMEYE Mİ BAŞLADI?

0

VELİ-DER Antalya Şubeden Eğitime Dair Önemli Tespitler Yapıldı

VELİ-DER Antalya Şube Başkanı Tülin Koç Antalya Ekspres Gazetesine yaptığı açıklamada son yıllarda yaşanan ekonomik sebepler, işsizlik kaygısı ve umutsuzluk nedeniyle çok sayıda gencin okul hayatını noktaladığını belirtti.

Son 5 yılda 453.852 üniversite öğrencisinin çeşitli sebeplerle eğitimini durdurma kararı aldığını belirten Tülin Koç: “Eğitimi durdurma kararının alınmasında eğitim hayatındaki pahalılık ve okuldan sonra iş bulamama kaygısı olduğunu” açıkladı.

Sadece 2025 yılında 57.437 üniversite öğrencisi eğitimini yarıda bıraktığını belirten VELİ-DER Antalya Şube Başkanı Tülin Koç “bu sayı 2020 yılından bu yana yarım milyon sınırına yaklaşarak 453.852 oldu. Aynı durum ilk ve orta dereceli okullarda da geçerli. Zira ilkokul, ortaokul ve liselerde de devamsızlıklar ve okullardan kopuş çok yüksek seyrediyor” dedi.

“Söz konusu okul terkleri sadece yükseköğretim düzeyinde değil” diyen VELİ-DER Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, okul terklerinin ilkokul ve ortaokul düzeyinde de çok yüksek rakamlara ulaştığını ifade etti. Koç, “Hiçbir eğitim kademesinde okullaşma hedefi tutturulamıyor. İlköğretimde bile 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrenci oranı yüzde 13. Bu oran genel ortaöğretimde yüzde 27’ye çıkıyor” dedi. Verileri açıklayan Başkan Koç, “MEB 2024-2025 verilerine göre 1 milyon 471 bin 694 çocuk, yani en az 1,5 milyon çocuk okulda değil. Zorunlu eğitim yaşındaki 390 bin 383 çocuk açık öğretime kayıtlı. Türkiye’de 18-24 yaş aralığındaki toplam 8 milyon 872 bin gençten 2 milyon 777 bini ne eğitimde ne de istihdamda” ifadelerini kullandı.

 

HAYVAN HAKLARI SAVUNUCULARI YİNE SOKAKLARDA

0

Hayvan Hakları Savunucuları Attalos Meydanında Basın Açıklamasında Bulundu

Hayvan hakları savunucuları, bugün Antalya’da yaptıkları açıklamada yalnızca barınakların değil, yürürlükteki mevzuat ile sahadaki uygulamalar arasındaki uçurumun kamuoyuna duyurulması için toplandıklarını belirtti. Basın metnini Özlem Başargil okudu.

13 Aralık 2024’te Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun uygulama esaslarını düzenlediğini hatırlatan platform temsilcileri, pratikte yaşananların bu düzenlemenin ruhuna aykırı olduğunu ifade etti.

Açıklamada Antalya’daki belediye barınaklarında kapasitenin aşıldığı, rehabilitasyon süreçlerinin planlı yürütülmediği, sağlık ve beslenme koşulları yetersiz olduğu ve geçici bakım merkezlerinin fiilen uzun süreli kapama alanlarına dönüştüğü ifade edildi.

Sorunun yalnızca Antalya ile sınırlı olmadığı, ülke genelinde birçok belediyenin lisanslı barınağa sahip olmadığı ya da mevcut barınakların zorunlu standartları karşılamadığı da vurgulandı.

Ortak basın açıklamasının ardından Özlem Başargil, duygularını şu sözlerle dile getirdi:

“Bugün buraya, tüylü dostumu sokaklardan kurtardığı evladını kaybeden bir anne olarak geldim. Bir annenin evladını kaybettiğinde canı nasıl yanıyorsa bizim de canımız öyle yanıyor. Sevgi tek kanallı olmaz; doğayı, kurdu kuşu, her canlıyı birlikte seveceksin.

Bir hayvana işkencenin, tecavüzün normalleştiği bir noktaya geldik. Aç bırakılan, zehirlenen, barınaklarda kötü koşullarda ölüme terk edilen milyonlarca can var. Biz halk olarak ne zaman bu kadar kötü olduk? Kötülüğe alkış tutanlardan, acıyı görmezden gelenler olduk.

Sizleri de bu mücadelede görmek istiyoruz. Birlikte güçlüyüz. Her pazar saat 15.30’da bu alandayız. İki buçuk yıldır nöbetteyiz ve adalet bütün türler için sağlanana kadar mücadele edeceğiz.”

Haber Kaynak Antalya 3T Haber Portalı