Ana Sayfa Blog Sayfa 122

TEHAFÜTÜL FELASİFE: YÖREX Mİ YÖRESEL ÜRÜNLER Mİ?

1

Tehafütül Felasife, Türk okurları onu “Tutarsızlığın Tutarsızlığı” adıyla tanır. Gazali’nin meşhur eseridir. İbni Sina, Gazzali, İbni Rüşt’ün düşünce dünyalarının çarpışmasıyla ufuk dünyamıza pek çok yeni önermenin girmesini sağlayan başyapıtlardan biridir. Yazımıza bu başlığı koymamızdaki maksat Manavgat Belediye Başkanlığının icraatlarının Manavgat’a ne gibi tezatlar ve tutarsızlıklar getirdiğini, göz boyamanın bir kentin dengesini yitirmesine nasıl neden olduğunu bir kez daha göstermek isteyişimizdir.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ın, bir kaç gün önce YÖREX isim hakkının sadece kendilerine ait olduğuna dair yaptığı sert açıklamalar Manavgat Belediyesini doğrudan hedef alan suçlamaları Manavgatlıyı üzdü. Manavgat Belediyesi Basın Birimi’nin acemice yaptığı bir hata Manavgatlının sırtında bir yük olarak kaldı.

Bilmeyenler için son da söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, pavyon fuar, panayır, pazar veya sergi ürünlerin bağımsız sergilendiği yer demektir. Genellikle üretici kurum veya kuruluşlar bahçede veya boş alanlarda kurdukları portatif çardak veya çadıra verilen isim olarak kullanılır. Malum Manavgat gündemi Kasım’ın 13’ünde başlayan ama 14’ünde gündem olan bir fuarı konuşuyor. Doğal olarak Gezgin Adam Dergisi olarak bizde fırsatı kaçırmadık, birkaç kelam da biz edelim istedik.

13-23 Kasım tarihleri arasında Manavgat’ta yine kentimize değer üstüne değer katmak isteyen belediye idaremizin destekleriyle adının ve mahiyetinin ne olduğunu tam olarak anlayamadığımız bir fuar düzenlenmekte. Belediye Basın birimi her zaman ki gibi hazırladığı titiz bir basın bülteni ile 14 Kasım öğleden sonra saat 14.22 sularında “Manavgat Belediye Başkanı Dr. Niyazi Nefi Kara, Yörex Fuarı’nı Ziyaret Etti” başlığıyla ilk, aynı gün saat 17.00’dan sonra ise “Manavgat Belediye Başkanı Dr. Niyazi Nefi Kara, Yöresel Ürünler Fuarı’nı Ziyaret Etti” başlığıyla ikinci bültenini kamuoyu ile paylaştı. Yani sizlerin de gördüğü üzere başlıktaki “Yörex” gitmiş yerine “Yöresel Ürünler Fuarı” gelmişti. Kısa bir süre sonrada Antalya basınından Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ın, YÖREX isim hakkının sadece kendilerine ait olduğuna dair bir açıklamasını okuduk. Ne var ki Ali Çandır’ın bu açıklamasında: “YÖREX adını kullanarak saçmalamışlar. İsim hakkı sadece bize ait” cümlesi ile hem Manavgat Belediyesini ve onun tüzel kişiliğinde tüm Manavgat’ı rencide ediyordu. Çocuk azarlar gibi azar işitenler basın bültenlerindeki ve sosyal medya paylaşımlarında yaptıkları hatayı düzeltseler de iş işten çoktan geçmişti. Manavgat ve Manavgatlı hemşerilerimiz fırçayı yemişti. Peki Manavgat gibi vilayet olmaya aday, üniversite kurulmasını isteyen, nitelikli kurumlarıyla dünyaya açılmaya çalışan, evrensel bir markaya dönüşen Side Antik Kentinin bağlı olduğu Manavgat bu fırçayı ve azarı kim yüzünden ve niçin yedi?

Kanaatimizce Ali Çandır’ın fırçası ve azarı Manavgat Belediyesinin hataları nedeniyle tüm Manavgat’adır.

Manavgatlının ilk kez gördüğü ve tattığı kabak tatlısı, tahin ve zeytin sergisi.

Halkın Doktoru Yanlış Reçete Yazdı

13 Kasım itibari ile “Manavgat Belediyesi’nin katkılarıyla” yazılı reklamlarla kurulan adı fuar ama kendisi zarar ocağı olan pazardan bozma bu organizasyon deneyimli bürokratlarını kapı dışarı etmekle tanınan, eş dost, akraba kayırmacılığıyla daha ilk gününden itibaren işten anlamayan tecrübesiz, toy yönetim kademesiyle ile gündeme gelen, ehliyet ve liyakatten uzak yönetim kadrosuyla tanınan Manavgat Belediye idaresi Manavgat’ı içine düşürdüğü durumdan dolayı kamuoyuna bir açıklama yapmak durumundadır. Manavgat Belediye idaresi ve onun tüzel kişiliğini temsil eden Niyazi Nefi Kara adı tescilli olan “YÖREX” ismini kendine mal ederek kullanırsa, Nefi Bey’e ve hukuk birimindeki hukukçularına sorarlar: “sizin marka ve patent haklarından haberiniz yok mu?” “Manavgat’ta sıklıkla karşılaştığımız ahbap çavuş ilişkisinin Yörex isminin marka ya da isim hakkına sahip olan Antalya Ticaret Borsası ile Manavgat Belediyesi arasında da geçerli olacağını mı düşündünüz?”

Buna Gerçekten Fuar Denilebilir mi?

13-23 Kasım tarihleri arasında devam edecek olan adına fuar eklenen organizasyon gerçekten fuar mı? Fuar adı verilen etkinlikte Adana Kebabından, Künefeye, baharatlardan tutun da sucuğa kadar Manavgat’ta rahatlıkla hatta fuarda satılanlardan çok daha kalitelisini ve ucuzunu Side’den, Evrenseki’ye, Ilıca’dan Manavgat merkeze kadar her mahallede rahatlıkla bulabileceğiniz ürünler var. Yani bilmediğimiz hiçbir tat, lezzet ya da el sanatları örneği yok. Düzenlenen organizasyon olsa olsa Milli Ekonomiyi kurma doğrultusunda önemli adımların atıldığı 1923-1937 yılları arasında sıklıkla nüfusu kalabalık şehirlerde karşılaştığımız “Numune Sergisi” ya da “Mahalli Ürünler Sergisi” olabilecek tarzda. Yani çağın gerisinde kalan, insanları sağlıksız beslenmeye sevk eden bir organizasyon. Yeri gelmişken Halkımızın Doktoru burada satılan ürünler için Tarım Bakanlığı Manavgat İlçe Müdürlüğünden hijyen veya insan sağlığına uygunluğu doğrultusunda denetim yapıldı mı, gıda tağşişinin olup olmadığına dair numunelerin alınması gerçekleştirildi mi? Tarım İlçe Müdürlüğü’nün bu organizasyondaki rolü nedir, görüşü var mı, daha doğrusu müdürlüğün haberi var mı?

Esnafı sıklıkla denetleyen ve ceza yağdıran Manavgat Defterdarlığına organizasyona katılan firmaların fatura, fiş kesip kesmediğini denetlemesi için bilgi verildi mi? Satılan ürünlerin faturaları kontrol edildi mi? Fason ürün satılıyor mu…

Manavgatlının hayatında ilk kez gördüğü kurutulmuş yemiş standı

Süleymancılardan Bir Farkınız Var mı?

Bu aralar ikiye bölünmekle meşgul olan Süleymancılar veya kendilerine verdikleri isimle Süleymanlılar Cemaati pandemi döneminde kadar her bir yurt için bir hafta süren ve belediyenin fuarındaki mantığa sahip yeme içmeye yani tüketime dayalı kermesler yapardı. Manavgatlı hemşerilerimiz güzel Kuranı Kerim okumayı öğretmelerine duydukları saygı ve belki de şükran duygularının bir ifadesi olarak kermeslere yoğun katılım gösterir ve yurtlara destek verilirdi. İyi niyetle yapıldığına şüphe duymadığımız bu kermesler maalesef ki yapıldığı her bir yurt için 1 hafta sürmesinden dolayı hep amacından saptı. 4 ya da 5 yurt için birer haftadan toplam da bir aydan fazla devam eden kermes süresince Manavgat şehir içindeki lokanta ve restoranlar özellikle de dürüm çeşitleri satan esnafı iş yapamaz hale getirerek zarar etmesine neden oluyordu. Neyse ki Manavgat Kaymakamlığı bunları pandemi de yasaklayarak esnafına sahip çıktı. Süleymancıların yaptığı hatanın benzerini yapan Manavgat Belediyemiz de 10 günlük bu fuarla derin bir ekonomik kriz yaşayan, kira ve eleman parasını zar zor çıkaran yeme içme sektörünün baltaladığının acaba farkında mıdır? Acaba Manavgat Belediye Başkanlığımızın basın birimi sergi alanının etrafındaki lokanta, restoran ve fast food esnafıyla devam eden organizasyonla ilgili fikir ve görüşlerini almak için röportaj yapıp yayınlamak ister mi?

Parti misiniz yoksa Esnaf mı? CHP’nin Fuarda İşi Ne?

Organizasyonun en renkli firması ise pardon katılımcısı ise CHP Manavgat Örgütüydü. Organizasyonun ilk gününde CHP standını orda görmek gerçekten çok ama çok ilginçti.

CHP Manavgat İlçe Başkanı Sayın Oykun Başar’a sormazsak ayıp ederiz. Sayın Başar CHP bir parti mi yoksa ürün tanıtmak gibi bir görevi olan işletme midir? Adı fuar kendisi sergi olan yöresel ürünler fuarında CHP standının işi nedir? Manavgat Belediyesi veya örgütünüz diğer partileri arayarak “CHP’nin stant açacağını, hakkaniyet gereği siz de açmak ister misiniz?” şeklinde bir soru sormuş mudur? CHP Standında görevli olan partili yoldaşlarınız zeytinyağı, tahin gibi ürünleri satmış mıdır? Eğer sattıysa Siyasi Partiler Kanunu gereği partilerin ticaretle uğraşmasının yasak olduğunu bilmiyor musunuz? Eğer satış yapmıyor ve ürün tanıtıyorsanız CHP Manavgat Örgütü reklam ve tanıtım şirketi olarak mı yoluna devam edecektir? Son olarak ta CHP’li Manavgat Belediyesi’nin kamusal alanda size yer vermesi yahut sizin Belediye organizasyonundan bir yer alıp stant açarken diğer partilere yer verilmemesi o çok bahsettiğiniz “hak, hukuk, adalet” sloganına sığar mı? Yeni CHP’den sizden belediye yönetimlerinden kendi partilerini kayırmalarını yani pozitif ayrımcılık yapmalarını mı anlamalıyız?

Yeni CHP ve Yeni CHP’nin Belediyeleri 2024’ün Türkiye’sinde veya Manavgat gibi yüksek potansiyeli olan şehirlerimizde eğer üretimi destekleyerek değil de fuar pavyonculuğunu destekleyerek kalkındırmaya çalışırsa halkın devrimci doktorları olarak halka yanlış reçete yazmış olurlar.

Ülkenin dört bir yanından Manavgat’a gelerek fuara yoğun ilgi gösteren firma stantları

SP MANAVGAT İLÇE BAŞKANI İLHAMİ DEMİRAL ANTALYALILARI SAADET PARTİSİ 9. OLAĞAN BÜYÜK KONGRESİNE DAVET ETTİ.

0

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral yayınladığı bir mesajla Antalya ve Manavgat’ta Milli Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisinin 24 Kasım 2024 tarihinde Ankara’da gerçekleştireceği 9. Olağan Kongresine katılmak isteyen partilileri ve vatandaşları Ankara’ya götürmek üzere otobüs kaldırılacağını ve katılım sağlayacakların Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanlı ile temasa geçilmesini istedi.

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

Saadet Partisinde Kongre Süreci

Saadet Partisi Genel Merkezinden yapılan açıklamaya göre Saadet Partisinin 9. Olağan Büyük Kongresi, 24 Kasım Pazar günü Ankara Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek. Saadet Partisi, 30 Haziran 2024 tarihinde yapılması planlanan Olağanüstü Büyük Kongreyi iptal etmiş, kongrenin tüzükte belirtilen “olağan kongre” şeklinde kasım ayında düzenlenmesine karar verilmişti. SP Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, SP İstanbul Milletvekili Birol Aydın ve Saadet Partisi eski Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın Genel Başkanlığa adaylığını açıkladığı kongreye ülkenin dört bir yanından Milli Görüş’e, Saadet Partisine gönül vermiş teşkilat mensupları ve vatandaşların katılacağı bildirildi.

Adaylığını açıklayan Saadet Partisi Eski Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak

24 Haziran 2024 Tarihinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, rahmetli Recai Kutan ve Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan yaptıkları ortak bir basın açıklamasının ardından Saadet Partisi Genel Merkezi X hesabından yaptığı “Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, 30 Haziran 2024 Pazar günü gerçekleştireceğimiz 3. Olağanüstü Kongre için, Teşkilat Başkanımız ve Kayseri Milletvekilimiz Mahmut Arıkan’ı Genel Başkan Adayı olarak açıkladı ” bir açıklama ile Genel Başkanlıkla ilgili duyuru yapmıştı.

Saadet Partisi Genel Merkezi Tarafından Adaylığı Açıklanan Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan

Kongre tarihinin değiştirilmesinden sonra Saadet Partisi Genel Merkezi ve YİK’ten yapılan 5 Kasım 2024 tarihli ikinci bir açıklamayla Mahmut Arıkan’ın Genel Merkez adayı olduğu bir kez daha ilan edilmişti. Genel Merkezden iki net açıklama yapılmasına rağmen Birol Aydın ve Mustafa Kamalak’ın adaylıktan çekilmemesi Saadet Partisi içerisinde geleneksel değerler ve parti disiplini meselelerinin sınırları tartışılmaya başlandı.

Genel Başkanlığa adaylığını açıklayan İstanbul Milletvekili Birol Aydın

 

MANAVGAT MÜFTÜLÜĞÜNDEN HAFIZLIK İCAZET TÖRENİ

0
Manavgat Müftüsü Abdullah Eroğlu, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kuran Kurslarından mezun olacak 33 Hafız için Manavgat Atatürk Kültür Merkezinde 16 Kasım 2024 Cumartesi günü saat 14.00”da düzenlenecek “Hafızlık İcazet Merasimine” tüm Manavgatlıları davet etti.
Manavgat İlçe Müftüsü Abdullah Eroğlu
Taşağıl Hacı Hamza Atalay ve Side Hacı Fatma Mustafa Turgut Yatılı Kuran Kurslarından mezun olacak öğrencilerin icazet törenine Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Kadir Dinç, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Davut Kaya’nın katılacağı açıklandı. Programda İmam Hatip Eyüp Ensar Kılıç’da Kuranı Kerim tilavet edecek.

POPÜLİZM, HALK LOKANTASI, TRAJEDİ: TARİKATÇILAR CHP’Yİ BASTI

0

Malum CHP’li Manavgat Belediye başkanı akranlarından farklı bir isimle “Halk Lokantası”nı resmen açtı. CHP’li belediyelerde “Kent Lokantası” ismiyle açılmasına rağmen Manavgat’ta belki farkındalık oluşturmak için belki de aykırı görünme arzusu nedeniyle Manavgat Belediyemiz “Halk Lokantası” adını tercih etmiş. CHP bu işi öyle bir noktaya taşıdı ki sanki AK Parti ve MHP’nin “Millet Bahçelerine” ve orada ücretsiz ikram edilen kek, çay ve kahvelere nazire de bulunmak istiyor. Hep diyoruz ya “Yeni CHP” dedikleri şey iktidarı yıkılmaya yüz tutan AK Parti’nin taklit edilmesinden başka bir şey değil.

TDK’ye göre popülizm halkın duygu ve düşüncelerini okşayan davranış ve tutum demektir. İlgi çekmeye çalışmaktır. Popülizm bir tarafıyla, sıradan insanlara istediklerini vererek onların desteğini kazanmayı amaç edinen fikir ve eylemler bütünüdür. Açılan lokanta ile popülizm arasında neden bağ kurduğumuzu soruyorsanız hemen söyleyeyim, popülizmin diğer anlamlarından biri de halk, halkçılık ve halk içinciliktir. Yani CHP’li belediyeler kente maruf lokantalar açarken bizim solcular lokantaya “Popülizm Lokantası” yani “Halk Lokantası” adını vermiş. Trajediye bakar mısınız?

Manavgat’ta Dolaşan Hayalet: Sol Popülizm ve Yemeklerde Bol Kepçe Dönemi

Popülizmin ihtiyaç duyulan her alanda siyasi ihtiraslar, yanlışı kapatma adına uygulanması popülizmi bir nevi bukalemuna çevirmiştir. Çünkü popülizm siyasal davranışı belirlemede doğrudan etkilidir.  Bugün yemek dağıtır, yarın festival düzenler, konser verdirir… Kurdun önüne atılan kuzu gibidir, hızla tüketilir. Dolayısıyla hiç bitmeyen bir döngü oluşturur.

Manavgat’ta Şükrü Sözen’in 15 yıllık dönemde uyguladığı popülist siyaset, Nefi Kara döneminde belki de 7 ayda gerçekleştirildi. CHP’li Manavgat Belediye Başkanının popülizme bu kadar çabuk teslim olmasındaki temel nedenlerden biri kanaatimizce CHP Genel Merkezinin, İmamoğlu popülizmine teslim olmasındandır. Ekonomik sorunlarla uğraşan CHP’li belediyelerin güçlü görünmesini sağlamak isteyen İmamoğlu-CHP koalisyonu AK Parti’den daha başarılı bir ekonomi yönetimine sahip olduğu imajını oluşturma arzusunda. Bunun içinde bolluğu ve bereketi sembolize eden lokantalar ardı sıra açılıyor.

Solcu CHP neden popülizmin sol bir yorumunu Manavgat’ta uygulamak ister? Bu sorunun cevabı bizce hem şahsi nedenlerle hem de ülkenin içinde bulunduğu durumla alakalıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu hukuki, sosyal, ekonomik kriz, demokratik taleplerin siyaset kurumu tarafından karşılanmaması ve kurumlara olan güvenin her geçen gün kan kaybetmesi insanları nefes alabileceği alan arayışı içerisine sokuyor. Ne de olsa AK Parti politikaları ülkenin tamamını gelecek kaygısı içerisine sokmayı başardı. Bu arayışa yanıt vermek isteyen İmamoğlu ve CHP’li Manavgat Belediye Başkanı haklı olarak oyları konsilde etmek istiyor. Eğer başarılı olunursa İmamoğlu Cumhurbaşkanı olacak ve siyasette kalıcılığı sağlayacak. Bir önceki makalemizde de ifade ettiğimiz gibi İmamoğlu gibi siyasette kalıcılığı sağlamak ve etki alanını Manavgat dışına taşımak isteyen “Karizmatik Lider” ya da “Karizmatik Otorite” aşamasına geçmek arzusunda olduğu anlaşılan Belediye Başkanımız ise geçmiş siyasi kariyerinden dersler çıkarmanın da özgüveni ile “Ussal Otorite” konumunda bulunmanın kalıcılığı ve vazgeçilmezliği sağlama da yetersiz kalacağını fark etmiş olmalı. Hem de vakti zamanında Deniz Baykal gibi bir liderin önünde ön seçimlerden birinci çıkmasına, TBMM salonlarında yumruklu kavgalara katılmasına rağmen.

Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara

CHP’nin, AK Partinin bırakacağı enkazı kaldırabilecek ulusal düzeyde bir siyaset geliştirememesi şüphesiz ki CHP Genel Merkezini sıkıştıracaktır. Ancak Manavgat yerel siyasetindeki ana aktör olan Manavgat Belediye Başkanının politik mantığında ki fikirsel ve ideolojik çelişkiler, yürüttüğü maslahat aynı oranda onu da zorlayacaktır.  Bunun bilincinde olan CHP Manavgat kadroları, Manavgat Belediye yönetimi ve hatta Belediye Meclis üyeleri Manavgat’taki yapısal sorunları çözebilecek bir projeye sahip olmamanın eksikliği ile Şükrü Sözen döneminden daha beter bir popülizmle Niyazi Nefi Kara’yı beslemekte, en azından onun stratejine müdahale etmemeyi tercih ediyor.

Devrimcilikten Teslimiyete: Devrimciliğin İflası

Sömürü düzenini, sermaye yanlısı anlayış, burjuvanın belirleyici olma yönünü destekleyen popülizm; elbette ki toplumsal düzeni devrimle yıkmayı değil, siyaseti arındırmayı amaçlar. Kurulu düzeni yok saymaz ve makul ölçüde sermayenin önünü açan, ahbap çavuş kapitalizmini destekleyen reformları ihmal etmez. Yani bugün Manavgat’ta devrimci işareti yapan CHP kadroları çoktan devrimci ruhu kaybetmiş, sermayenin oyuncaklarını kullanmaya başlamıştır. Aynı Arjantin lideri Juan Peron, Mussolini ve Hitler gibi… Belediye Başkanı ve CHP Manavgat, devrimcilikten adı konulmamış sağ bir mutlakıyete doğru adım adım geçişi yaşıyor. Ama bu pek de fark edilmiyor. Kentin siyasi ya da fikri elitlerine uygulanan baskılarda, eski belediye yönetimindeki bürokratların kullanılmış bir mendil gibi kapı önüne konulması örneklerinde gördüğümüz gibi elitler tasfiye edilirken başarılı bir halk lideri ve hatta halk önderi görünmesi istenen Belediye Başkanı yeniden konumlanmak hatta konumlandırılmak isteniyor. Bugün Manavgat’ta dar bir çerçeveye sıkışan Nefi Kara destekçisi oligarşik yapı, kentin siyasi brikimi olan çevrelerden uzaklaşmasına neden oluyor. Anlayacağınız Manavgat’ta yeni bir çığır açılıyor. Bunun adı sağcılığa ve sermayeye teslimiyet ya da doğru bir ifadeyle devrimciliğin iflasıdır.

Manavgat Belediye Başkanı “Bol Kepçe” yemek katarken

CHP’li Manavgat Belediye Başkanı “Sol Popülizmi” Yanlış Anlamış

Her şeyden evvel solcular, sol popülizm adını verdiğimiz anlayışı; “sosyalizmi” yansıtacak şekilde kullanır. Ancak hem Türkiye genelindeki “Yeni CHP’li” Belediye Başkanları hem de Manavgat’ın CHP’li Belediye Başkanı günü birlik eğlenceler, kamu kaynaklarını israf eden, halka insanca yaşamı getiremeyen, işe alımlarda ayrımcılık yapan… bir anlayışla sosyalizmin ret ettiği her şeyi popülist anlayışlarının merkezine taşıyarak sosyalist devrimci hareket tarzını kepaze etmişlerdir.

Sol popülizm, demokrasi temasını seçim süreçleri sonrasında fikir hürriyeti, hukukun üstünlüğü üzerinden ön plana çıkarırken mevcut Belediye yönetimi, partilerine gönül vermiş etkin isimlere ambargolar uygulamış, onları geldikleri köklere karşı ihanet etmekle suçlamakta bir beis görmemiştir.

Sol popülizm, etnik aidiyetleri ön plana çıkarmazken mevcut yerel siyasi erk her fırsatta her işine geldiğin de mikro milliyetçilik yaparak Türk milliyetçiliğini de geride bırakan bir asabiyet fanatizmi ile hareket etmeye çalışıyor. Bütün kitlesel organizasyonlarda “Yörük” kökler ön plana çıkarılarak aynı soydan gelenlere, üstü kapalı olarak muhaliflere karşı ortak hareket etme davetinde bulunuluyor. Yani kardeşlik hukuku zedeleniyor.

Sol popülizm çoğulculuk imajıyla şekillenerek muhalif kesimleri yani dışarda kalanları yönetişim süreçlerinin içerisine dahil ederken Manavgat tipi sol popülizm çoğunlukçuluğu benimseyerek muhaliflere tahammül gösteremiyor, hiçbir siyasi parti ile temasa geçmiyor. Siyaseten dışarda kalanları fiilen ötekileştiriyor.

Sol popülizm, demokrasiyi güçlendirmeyi amaçlarken neoliberal politikaların önünü kesmek için halkı aydınlatır ve neoliberal politikalara karşı onu korur. Manavgat sol popülizmin temsilcisi Belediye Başkanı ise gece yarısı esnafın önünü kesen zincir teknolojik marketlerin açılışını yaparak neoliberal politikaların önünü açar, basın bülteniyle onların indirimlerini halka duyurur. Sanki halk belediye yönetimini indirimlerden haber verin demek için seçti…

Halk Lokantasının açılışında halka ikram edilen bedava yemekler yenilirken

Tarikatçı Zihniyet Artık CHP’de

Yazımızın başında da söylediğimiz AK Parti’nin yılın 365 gününe yaydığı popülizmi “Yeni CHP” örnek almıştır. Popülist politikalar bunalım, kriz, gelecekten umut kesme, savaş, sıkıyönetim, ihtilal dönemlerinde ortaya çıkar ya da ağırlığını hissettirir. Popülizm politikacıların hesapsız, plansız, programsız hareket etmesi, layüsel bir konuma ulaşması halkta ortaya çıkan hoşnutsuzluğu unutturmak, onu başka bir yöne evirmek için kullanılır.

Peki sokaktaki insan tarikatlara ne zaman yönelir? Tabii ki de popülizmi ortaya çıkaran aynı şartlar oluştuğunda. Popülizmin ortaya çıkmasıyla tarikatların taraftar sayısını artırması, yaygınlaşması, siyasette belirleyici bir konuma ulaşması hemen hemen aynı döneme denk gelmektedir. Toplumun bir kısmı hayal kırıklığını popülist politikalar içinde unuturken toplumun bir kısmı da bunu tasavvufla, mistisizm ile unutmayı arzular. AK Parti toplumsal sadakatin bir kısmını tasavvufi grupların eliyle elde ederken onu örnek alan AK Parti’nin alternatifi olan “Yeni CHP” bunu popülizmle yakalamaya çalışıyor. Yani tarikatçı zihniyet, geldiğimiz noktada tarikatları kaldıran CHP’nin politikalarında.

Ne kadar da ironik!

RECEP MEMİLİ İLE GÜNÜN YORUMU YAYINDA

0

Gezgin Adam Dergisi Tv’de yayınlanan “Recep Memili ile Günün Yorumu” yayında.

Usta Gazeteci Recep Memili bu hafta siz değerli izleyicileri için:

  • Tartışmaların ortasında “Manavgat Halk Lokantası” açıldı.
  • İzmir, Selçuk’ta vicdanlarımız neden yandı?
  • Sosyal Devlet böyle mi olmalı?
  • İcraat olmaksızın konuşmanın bir anlamı var mı? konularını yorumladı. İyi seyirler…

VOLTAİRE’NİN KURGUSU CHP MANAVGAT’IN HAKİKATİ: 10 KASIM’IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

0

Ülkemizde bazılarınca IV. Louis’e bazılarınca da onun torunu XVI. Louise atfettiği “Ben Devletim” sözü siyaset sahnesinde yaygın olarak kullanılmıştır. Avrupalılarca IV. Louise atfedilen söz, sözün söylendiği iddia edilen Paris Parlement (Adalet Meclisi) tutanaklarında bulunamadığı için Fransız düşünür Voltaire’in bir kurgusu olarak kabul edildi.

Kurgu ya da değil ama “Ben devletim” ifadesi Voltaire’den beri mutlakiyetçi yönetimler ve mutlakiyetçi monarşizmi tanımlamak için sıklıkla kullanıldı. Yöneticinin şahsı ile devletin bütünlüğünü birbirlerinden ayrılmaz birlikteliğini savunan ifade, modern otoriter ve hatta totaliter yönetimlerin atası olarak görüldü.

Osmanlı siyaset geleneğinde yer alan hükümdarın “Devletlü” veya “Zatı Devletleri” olarak takdim edilmesi aslında mutlakiyet ve hükümdarla devleti özdeşleştirme anlayışının bizim devlet geleneğimizde de olduğunu somut bir biçimde gösterir. Zaten XIX. Yy.’ın ikinci yarısından sonra ortaya çıkan Jön Türk hareketi mutlakiyeti yıkma amacına sahip değil miydi?

1876 Anayasasıyla mutlakiyetin sona ereceği düşünülse de aslında ortaya anayasa tarafından tahkim edilen tuhaf bir meşruti monarşi sistemi çıktı. Osmanlı tipi miydi yoksa Prusya tipi miydi belli değil! Parlamentonun kayda değer hiçbir yetkisi yoktu. Yürümeyen bu sistem çok çabuk İstibdada dönüştü. 13 Nisan 1909’a kadar da mutlakiyet istibdat naralarıyla varlığını sürdürdü. İttihatçılar 1909 anayasa değişikliği ile kâğıt üzerinde kolu kanadı kırık, yetkileri sembolleştirilen bir hükümdar imgesiyle parlamenter bir sistemi Osmanlı’ya getirmeyi başardılar. Başarmışlardı başarmasına ama uygulama da ya İttihatçıların otoriter ve kendini devlet yerine koyan bir irade ile inşa ettikleri triumvirlik benzeri organizasyonla kendilerini devletin yerine koydular.  Katı ve militarist hükümler dağılmaya yüz tutan imparatorluğa egemen oldu. Her tez antitezini doğurur ve bir sentezle yolunu bulur ilkesi bir kez daha hayata geçmişti.

Osmanlı’da adı konulmamış Triumvira: Enver Paşa, Cemal Paşa, Talat Paşa

Yıl 1926 ve Mustafa Kemal: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözüyle hem İzmir suikastı teşebbüsünü kınıyor hem de şahsının ve yönettiği devletin birbirinden farklı şeyler olduğunu ifade ediyordu. Yani beni öldürebilselerdi devlet yıkılırdı, çökerdi, kaos olurdu vb. şeyler söylemiyordu. Kısacası “Ben devletim” demiyordu. Tam tersine şahsının devlet için gelip geçici olduğunu, asıl olanın devlet olduğunu vurguluyordu. Halbuki: “Mustafa Kemal demek Türkiye Cumhuriyeti demektir” de diyebilirdi ve herhalde buna kimse de itiraz edemezdi. Ne de olsa gerçek bir halaskar, hakiki bir münci ve o tarihte yaşayan en büyük gaziydi.

10 Kasım, her insanda Mustafa Kemal’de farklı bir şeyler gördüğü, anladığı günlerdir. 10 Kasım yukarıdaki anlatımımızda ifade ettiğimiz gibi bizde Mustafa Kemal Atatürk’ün, yönettiği milletine karşı mütevazi olmayı seçtiğini, şahsiyetini asla devlet ile özdeşleştirmediğini, devletin kendisinden de önde olduğunu benimsemiş bir lider olduğu çağrışımını hatırlatır.

Enver Paşa’nın I. Dünya Savaşında Mustafa Kemal Paşa dahil cephe komutanlarını denetlemesinden bir kare

CHP’nin 10 Kasım İmtihanı

Peki onun yolunda olduğunu iddia edebilen, hatta onun kurduğu partide siyaset yapan Manavgat’ın yerel siyasi elitleri ne yapıyor ya da ne yapmaya çalışıyor?

Onlar sahte bir kahramanlık hikayesinin taşlarını Oymapınar’dan Manavgat’a uzanan bir yolda döşemeye çalışırken “Biz de devletiz burada unutmayın” diyebiliyorlar. Hatta bunu kendisine “Ben de devletin memuruyum” diyen yerel bir bürokrata karşı söyleyebiliyorlar. Düşünseniz ya herkes kendini devlet ilan etmiş. Voltaire XIV. Louis’in mutlakiyetini eleştirmek için kurguladığı bu tanımlamayı bizim “devletlüleri” ya da “zatı devletlerini” görse acaba kullandığına pişman olur muydu ya da XIV. Louis’e haksızlık ettiğini mi düşünürdü?

XIV. Louis’e, İttihatçı liderlere rahmet okutan bir tonla “Biz de devletiz” diyenler nasıl bir devlet ki yüzer GES projesi sürecini toplantıdan bir hafta önce öğrenebiliyorlar? Nasıl bir devlet ki o toplantının olumlu ya da olumsuz anlamda gerçekleşmesinin, GES projenin hayata geçmesinde kritik bir öneme sahip olduğunu bilmiyorlar? Evet yanlış duymadınız belediyenin de Oymapınar organizasyonunda yer aldığı toplantıya halktan hiç kimse katılmasaydı, görüş beyan etmeseydi projenin hayata geçmesi süreci kendiliğinden duracak ve projenin hayata geçirilmesi safhasında bir adım daha mesafe alınmayacaktı. “Biz devletiz burada” diyenler daha devletin bürokratik işlemlerinden haberdar değil. “Biz devletiz burada” diyenler yöre halkının istek ve talepleri alınmazsa eğer projenin yeni safhaya taşınmayacağından bilgisi yok. “Bizde devletiz burada” diyenler komisyon başkanlığını yapan yerel bürokratın geldiği devleti yani Cumhuriyet Türkiye’sini İsrail’e benzetebiliyor. Demek ki “Bizde devletiz burada” diyebilenler kendini ayrı bir devlet, komisyonu gönderen bakanlığın devletini ise ayrı bir devlet olarak görebiliyor. Buyurun buradan yakalım, ayıklayalım pirincin taşını?

Yerel siyasi elitlerin halka kendisini kanıtlaması zordur. Bu uğurda mesleklerini, önceki siyasi kariyerlerini referans olarak kullanabilirler, bizce de makuldür. Ama başında oldukları yerel yönetimi Manavgat’ın mutlak idaresine sahip bir organ olarak yansıtmaları ne siyaset felsefesine ne mevzuata ne de siyasi geleneklerimize uygundur. İdari vesayet ile aslında merkeze sıkı sıkıya bağlı olan ve bunu da gayet iyi bilen yerel elitler siyasi şov uğruna sermaye sınıfının çıkarlarını koruyan iktidarın ekmeğine yağ sürmektedirler.

Keşke 10 Kasım törenlerinde Atatürk’ün aydınlanma felsefesinden nasıl ve ne şekilde etkilendiği, birey-bürokrasi-halk-millet-devlet dengesinden ne anladığı, devlet ile idareci ve kadrolar arasındaki ilişki mahiyeti anlatılabilse.

Bir yanda 11 yıl kesintisiz savaşların muzaffer komutanı, yaralı askeri, hayatına defalarca kastedilen siyasi liderinin devleti şahsından üstün tutan devlet adamlığı ve mütevaziliği diğer yandan onun kurduğu partide kendini “Bizde devletiz burada” diyerek şahsını ayrıştıran, mütekebbir tavırlı yerel siyasi elitler.

Ussal bir liderlikten karizmatik bir liderliğe geçme isteği çok bariz olan Manavgat’ın ulusaldan yerele düşen ve yerelden ulusala yükselen enaniyet yüklü elitleri Manavgatlıyı kollektif bilinçten ve siyasal birikimden uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor, her fırsatı kullanıyor. Bilinçli ya da bilinçsiz uygulanan Hegelyen tavırlar demokratikleşmesi gereken yerel siyaseti daha da despotik ve çatışmacı bir hale sokuyor.

Napolyon için söylenen “dünyanın ruhu at sırtında” betimlemesi miadını çoktan yitirdi ve kaybetti. Kazananlar ancak bundan 86 yıl önce bir 10 Kasım sabahı aramızdan ayrılan ve bir ideal etrafında çalışan mütevazi insanlardır. Oymapınar’dan Manavgat’a at sırtında yollara taş döşeyerek gelmenin bir anlamı yok. Sizde, mefkurenizde, hedeflerinizde, Yüzer GES’i durdurarak kahraman olma hayalinizde çoktan çöktü, haberiniz olsun.

MANAVGAT BELEDİYESPOR LİDERLİK KOLTUĞUNDA

0

Manavgat Belediyespor köklü bir tarihe ve prestije sahip Tarsus İdman Yurdu Futbol Kulübünü deplasmanda 3-0 yendi.

Ligde Eskişehirspor ile beraber kıyasıya bir liderlik mücadelesi içerisinde bulunan Manavgat Belediyespor, Eskişehirspor’un Anamur Belediye Spor deplasmanında 50. ve 90. dakikalarda yediği gollerle maçı 2-0 kaybetmesiyle liderliğe yükseldi.

Haftaya stoper oyuncusu Burçak Özkanca’yı kadro dışı bırakma tartışmalarıyla tedirgin giren Manavgat Belediyespor taraftarı elde ettiği başarıyla taraftarlara bir kez daha güven verdi. Rakibi Tarsus İdman Yurdu SK’ya karşı üstün bir performans sergileyen Manavgat Belediyespor 5. dakikada Akın’ın ayağında bulunduğu golle 1-0 öne geçti. Akın attığı bu golle ligdeki 4. golüne de ulaşmış oldu.

22.dakikada Turgay Tiryaki’nin golüyle durumu 2-0’a taşıyan Manavgat Belediyespor üstün oyununu ikinci yarıda da sürdürdü. İkinci yarıda 90. dakikada Furkan’ın ayağından bulduğu golle maçta 3-0 öne geçen Manavgat Belediyespor haftayı 3 golle 3 puanla kapatmayı başardı. 6. haftata da kayıpsız ve gol yemeden yoluna devam eden Manavgat Belediyespor, 7. haftada Konya’nın güçlü ekiplerinden Ereğlispor ile karşılaşacak.

Manavgat Belediyespor’un ligdeki en önemli rakibi olarak değerlendirilen Eskişehirspor ise önümüzdeki hafta kendi evinde Keçiborlu Belediye Spor ile karşılaşacak.

Haber Hasan Can Alan

SAADET PARTİSİNDEN SONRA BİR TEPKİDE TİP ANTALYA’DAN

0

İsrail’e mühimmat taşıdığı iddia edilen MV Kathrin adlı yük gemisinin Antalya Limanı’na demir atması Antalya’da “Nehirden denize özgür Filistin” davasına gönül veren Antalyalıyı sokaklara dökmeye devam ediyor. 7 Kasım Perşembe Günü Saadet Partisi Antalya Teşkilatlarının ve Anadolu Gençlik Derneği Antalya Temsilciliklerinin protesto eyleminden sonra 8 Kasım Cuma günü de Türkiye İşçi Partisi (TİP) meydanlara indi.

Saadet Partisi ve TİP’ten başka herhangi bir partinin şimdilik sahaya inmediği protesto gösterilerinde Antalya siyasetinin sessizliği Antalyalıyı üzdü. Her fırsatta Filistin ile dayanışma halinde olduğunu iddia eden AK Parti ve güçlü bir yerel örgütlenmeye sahip olan CHP’nin İsrail’e silah ve mühimmat taşıdığı iddia edilen geminin Antalya Limanından uzaklaştırılması için çalışma yürütmemesi bu iki partinin Filistin davasındaki samimiyet testinden bir kez daha sınıfta kaldığını gösterdi.

Saadet Partisi ve TİP Antalya Teşkilatlarının kısıtlı imkanlarına rağmen ortalığı ayağa kaldırırken Cumhur İttifakının muhafazakar, milliyetçi ve mukaddesatçı hatta ümmetçi Antalya Teşkilatlarının Antalya’nın vicdanına kulak vermemesi emperyalist, ırkçı Siyonizm’in ülkemizde neden bu kadar rahat hareket edebildiğini de açıklamaktadır.

“Her yer Filistin Her yer Direniş” ”Katil İsrail İşbirlikçi AKP” sloganı atarak Antalya Limanı’na yürüyen Türkiye İşçi Partililer, burada basına ve kamuoyuna bir açıklamada bulundu. Türkiye İşçi Partisi’nin açıklamasını TİP Antalya İl Başkanı Enes Kesgin ile Manavgat İlçe Başkanı Şerife Aslan okudu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Geçtiğimiz hafta Almanya’da bulunan avukatlar Kathrin isimli geminin İsrail’in kullanımına sunulmak üzere 150 metrik ton patlayıcı madde taşıdığını öne sürerek bu geminin engellenmesi için mahkemeye başvurdular. Daha sonrasında ise başta İspanya olmak üzere sırasıyla altı farklı ülkenin hükümetleri bu geminin limanlarına girmesine izin vermediler. Üzülerek söylüyoruz ki en son Mısır’ın İskenderiye Limanı’nda görülen Kathrin Gemisi daha sonrasında Türkiye’nin karasularına girerek Haydarpaşa Limanı’na girmiştir. Kamuoyunda Filistin mücadelesini sahiplenen tüm güçlerin protesto ve eylemlerinin ardından Haydarpaşa’dan çıkan Kathrin, dün gece vakitlerinde Antalya Limanı’na demir atmıştır.

“Filistin’de adı konulmamış bir soykırım var”

Bütün dünyanın gözü önünde başta Gazze olmak üzere Filistin topraklarında adı konulmamış bir soykırım gerçekleşirken buradan AKP ve Saray Rejimi’ne hesap soruyoruz, bu soykırım suçuna ortak olmanın sebebi nedir? Kürsülerde din kardeşliğinden bahsedenler kameraların uzağında ne uğruna sivillerin kanına ortak olmak istemektedir?

Dünyanın dört bir yanında avukatlar, aktivistler ve mücadele ortaklarımız bu gemiye karşı çıkıyor, ülkeler var olan katliamın suç ortağı olmak istemiyor, iktidarın suç ortaklığına karşı bizler de bu ülkenin devrimcilerinin burada olduğunu gösteriyoruz, gözümüzün önünde var olan bu soykırıma silah ve mühimmat taşıyan bu geminin daha fazla burada durmasına izin vermeyeceğiz!

“Devrimciler, ezilen tüm halkların sesidir”

Türkiye devrimci hareketinin geçmişinde Filistin’in bağımsızlığı için canını ortaya koyanlar vardır, yalnız Filistin değil dünyanın neresinde olursa olsun ezilen tüm halkların sesi bu memleketin devrimcilerinde yankılanır. Bugün de geçmişimizden ve geleneğimizden gelen sorumluluk ve bilinçle buradayız.

“AKP’nin İsrail Devleti’ne stepne olmasına izin vermeyeceğiz!”

Bugün Ortadoğu’da ABD’nin desteğiyle İsrail saldırganlığı bütün ezilen halkları hedef alıyor, bir yanda bu olurken diğer yanda da AKP ve Saray Rejimi halkların üzerine düşen bu bombalardan küçük hesaplar uğruna yararlanmanın, İsrail’e kapalı kapılar ardında ortak olmanın yollarını arıyor. Bugün bu geminin burada daha fazla durmasına izin vermiyoruz ve bundan sonra da AKP ve Saray Rejimi’nin katil İsrail devletine stepne olmasına izin vermeyeceğimizi ilan ediyoruz!

Nehirden denize özgür Filistin!

Yaşasın bağımsız Filistin!

Haber Yorum Hasan Can Alan

KPSS 2024 LİSANS SINAVINDA DÖRT SORU İPTAL

0

Bir zamanlar ülkemizin en güvenilir kurumlarından biri olan ÖSYM, son yıllarda gerçekleştirdiği sınavlarda yaşanan sınavları çaldırma, yanlış soru sorma gibi hatalarla kamuoyu tarafından şiddetle eleştirildi ve halen de eleştiriliyor.

ÖSYM tarafından Temmuz 2024 tarihinde gerçekleştirilen Lisans KPSS Genel Yetenek-Genel Kültür sınavında sorduğu dört sorunun mahkeme kararıyla iptal edilmesi lisans mezunları arasında tepkilere neden oldu. Türkçe ve Coğrafya derslerinden 2’şer sorunun iptal edilmesi sıralamaları da değiştirdi. ÖSYM yeni sıralamaları yayınlamışsa da bazı adayların kafaları karıştı.

Konunun uzmanlarından Manavgat Hedef Yargı Akademi Eğitim Koordinatörlüğü yaptığı bir açıklamayla soruların iptal edilmesiyle artık iptal edilen soruların doğru ya da yanlış yapılmasının bir anlamının kalmadığını, iptal edilen soruların sahip olduğu puanların diğer sorulara eşit bir şekilde dağıtılmasıyla hesaplama sorununun çözüldüğünü açıkladı.

Manavgat Hedef Yargı Akademi bu durumun soruyu doğru yapanlar açısından sıralamadaki yerinin gerilemesi, soruyu yanlış yapan veya boş bırakanların ise sıralamada ilerleyeceği anlamına geldiğini belirtti. Kurum koordinatörü Ömer Kaçmaz yaşanan bu durumun tamamen haksızlık olduğunu sözlerine ekledi. Her sınavda yanlışlık olabileceğini ancak bir sınavda dört sorunun birden hatalı olmasını ÖSYM’nin işini ciddiye almadığını gösterdiğini vurgulayan Ömer Kaçmaz, milyonlarca insanın geleceğini doğrudan etkileyen bir sınava daha ciddi yaklaşılması gerektiğinin altını çizdi. Yanlış soruları doğru yapmak için sınavda zaman kaybeden yüzbinlerce adayın emeklerinin hiç edilmesini doğru bulmayan Manavgat Hedef Yargı Akademi, soruların doğru sorulmasının gerçek adaleti sağlamaya yeteceğini vurguladı.

Soruların iptalinden sonra açıklanan yeni sıralamalarda sıralamada yer alan kişi sayısındaki artışın nedenini de açıklayan Hedef Yargı Akademi Kursları: “Bir adayın sınavının geçerli olması için bir test türünden en az dört netinin olması gerekmektedir. Muhtemelen iptal edilen sorularla beraber dört netin altındaki öğrenci sayısı azalmış ve dört net sayısına ulaşan öğrenciler sıralamaya girmiş dolayısıyla da sıralamaya giren öğrenci sayısında artış yaşanmıştır.” şeklinde bir açıklama yaptı.

Haber: Hasan Can Alan

SİYONİST İSRAİL, ANTALYA’DA DURDURULMAK İSTENİYOR

0

İsrail ‘e mühimmat taşıdığı gerekçesiyle Slovenya, İspanya, Malta, Angola, Karadağ, Namibya gibi ülkelerde ortaya çıkan işçi ve sivil toplum tepkilerinden dolayı bu ülkelerin limanlarına kabul edilmeyen Almaya lisansı ile seyir halinde olan MV Kathrin’a yük gemisi Antalya Limanı açıklarına geldi.

Anadolu Gençlik Deneği ve MGV Antalya Başkanlıkları ve Antalya’da şubesi bulunan AGD Temsilciliklerine bağlı çok sayıda genç Siyonist İsrail’e mal gönderilmesini engellemek için Antalya Limanı Serbest Bölgesinde sevkiyatı durdurmak için harekete geçti.

Çevik Kuvvet ekiplerinin yoğun güvenlik tedbirleri aldığı liman çevresinde Anadolu Gençlik Derneğine bağlı gençler eylemlerini sürdürüyor.

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç Antalya Valisi Hulusi Şahin ile bir görüşme yaparak durumdan duyulan rahatsızlığı dile getirdi. Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Antalya Liman’ı açıklarında bekleyen gemiye AGD üyelerinden oluşan bir heyetin gönderilerek gemiye yüklenmek istenilen malzemelerin gösterilmesini talep etti. Şerafettin Kılıç ayrıca taleplerinin kabulüne kadar serbest bölgeden ayrılmayacaklarını da bildirdi.

Ne Olmuştu?

Alman insan hakları avukatları 29 Ekim Salı  günü, MV Kathrin’in, İsrail’in en büyük askeri şirketi Elbit Systems’in mühimmat üretim kolu olan Israeli Military Industries için 150.000 kg RDX patlayıcı içeren sekiz nakliye konteyneri taşıdığını önü sürmüş ve ülkelere limanlarına bu gemiyi sokmamaları için çağrı yapmıştı.