Ana Sayfa Blog Sayfa 120

MANAVGAT BELEDİYESPOR, AKŞEHİR SPOR’A 2-1 KAYBETTİ

0

9.Haftaya Akşehir Spor Kulübü karşısına namağlup ve 1 gol yiyerek çıkan Manavgat Belediyespor karşılaşmayı Akşehir Spor karşısında maçı 2-1’lik skorla kaybetti. İlk yarıda rakibine oranla daha organize ve taktik bir oyun sergileyen Manavgat Belediyespor, yoğun taraftar desteği ile bütünleşen Akşehir Spor defansı ilk yarıda aşamadı. Sert ve bol faulle oynanan maç sıklıkla sakatlıklar nedeniyle durmak zorunda kaldı. İlk yarının uzatmalarında 45+3’de Osman Talha Kotaran’ın ayağından bulduğu golle Akşehir SK ilk yarıyı 1-0 önde kapattı. İkinci yarının başında da hücum oyununu sürdüren Manavgat Belediyespor 58. dakika da sahneye çıkan Osman Kerim Akyol’un kafa golü ile maçta skoru 1-1’e getirdi. 82. Dakika da Osman’ın golü ile skoru 2-1’e taşıyan Akşehir SK maçtan 2-1’lik üstünlükle ayrıldı. Ligdeki ilk mağlubiyetini alan Manavgat Belediyespor haftayı 24 puanla kapatarak averajla Eskişehir Spor’un ardında 2. Sıraya geriledi.

9.Haftaya Eskişehirspor’un ardından 24 puanla girecek olan Manavgat Belediyespor Mezitli 33 Spor ile kendi evinde karşılaşacak. Ligde Manavgat Belediyespor ’un en önemli rakibi olan ve önümüzdeki hafta ligin güçlü ekiplerinden Ereğlispor ile oynayacak Eskişehirspor ise 9. haftada kendi evinde Tarsus İdman Yurdu Spor’u 15. Erdin Üzer’in 75. Cenk Özbey ve 90+4’de Hasan Şen’in ayağından bulduğu gollerle 3-0 yenerek 24 puanla ligde 2. sıradaki yerini korudu. Manavgat Belediyespor ‘un önümüzdeki hafta karşılaşacağı Mezitli 33 Spor ise haftayı kendi sahasında oynadığı K. Ereğlispor’a 1-0 mağlup olarak kapattı.

İlk yarıda akıllarda kalan en önemli hadise ise Akşehir taraftarının bitmek bilmeyen küfür ve hakaretleri oldu. Konya gibi ilim ve hoşgörü ile bir kentin ilçe takımının taraftarlarının hoşgörüsüz slogan ve tezahüratları maçın seyir zevkini azaltmış ve Nasreddin Hoca’nın kemiklerini sızlatmıştır.

Maçın orta hakemi ile yan hakemleri arasındaki koordinasyonun zayıf olduğu maçta her iki takımın taraftar ve futbolcuları yanlış kararlara isyan etti. Havva Nur Demir’in orta sahaya hakemi olduğu maçın hakem dörtlüsünün yönettiği maç şu ana kadar Manavgat Belediyespor ‘un maçlarını yöneten en kötü hakem heyeti olarak değerlendirildi.

 

İLHAMİ DEMİRAL’DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

0

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral 29 Kasım Cumartesi günü Gezgin Adam Dergisi TV’de yayınlanan “Ömer Kaçmaz ile Siyaset Gündem” programında ülke ve Manavgat gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu.

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

Saadet Partisi Olağan Kongresi sürecinden Filistin meselesine Manavgat kamuoyunun bakış açısına kadar pek çok konunun tartışıldığı programın tamamını yukarıdaki videoyu tıklayarak izleyebilirsiniz.

Haber: Hasan Can Alan

DOLANDIRICILAR İŞ BAŞINDA! MÜFTÜLÜKTEN AÇIKLAMA

0

Burçe Karadağ, SMA TİP-1 KAS HASTASI bebeğimiz. Tedavisi ancak yurt dışında yapılabiliyor. Tedavi giderleri de çok yüksek. Aile, perişan bir halde valilikten izin çıkararak yardım kampanyası başlattı.

Manavgat Belediyesi öncülük yaptı kurumlar, iş insanları, meslek odaları, esnaf ve vatandaşlar olanakları ölçüsünde kampanyaya destek verdiler, vermeye de devam ediyorlar.

Manavgat tek yürek olup kenetlenmişken, bunu fırsat bilen alçaklar, namussuzlar ve dolandırıcılar iş başı yaptı.

Kurum ve kuruluşların herhangi bir biriminde kendisini yetkili görevli olarak tanıtan kişi-kişiler ‘BURÇE BEBEĞE YARDIM TOPLUYORUZ’ bahanesiyle insanları dolandırıyorlar.

AMAN TUZAĞA DÜŞMEYİN!

Geçtiğimiz günlerde Manavgat İlçe Müftüsü Abdullah Eroğlu, bu konu da vatandaşı uyaran bir açıklama yaptı.

Eroğlu, “Müftülüğümüzün adını kullanarak, çeşitli bahaneler öne sürerek yardım adı altında para isteyen kişi ya da kişilere kesinlikle itibar edilmemesi, vatandaşlarımızın bu tür dolandırıcılara karşı dikkatli olmaları hususu; halkımıza saygıyla duyurulur!” dedi.

Eroğlu ayrıca bu kişiler hakkında müftülük olarak suç duyurusunda bulunduklarını da söyledi.

Haber Kaynak: Manavgat Gerçek Gazetesi

RECEP MEMİLİ İLE GÜNÜN YORUMU YAYINDA

0
Recep Memili ile Günün Yorumunda Bu Hafta
👉 ‘Dayak cennet çıkmadır’ diyorlar, bol bol gazeteci dövüyorlar…
👉 Bakanlık müjdeyi verdi: GSS prim borçları faiziyle birlikte siliniyor…
👉 CHP’li belediyeler ses yükseltti: Kreşlerimize dokunma!..
👉 Alacabel Tüneli biran önce tamamlanmalı…
👉 Fırtınadan zarar gören 300 bin dönümlük tarım arazilerinin sadece % 20’si sigortalı…
👉 Aile Hekimlerinin yazdığı bazı raporlar artık ücretli olacak…
👉 Manavgat Devlet Hastanesi’nde ehliyet raporu almanın bedeli 300 Lira…
👉 Ankara/ Nallihan Çayırhan’da Maden işçilerinin grevi 8. Gününde…
👉 Yerin 500 metre derinliğinde verilen onurlu mücadele… Haftanın önemli olaylarını siz değerli okurlarımız için yorumladık. Kanalımızı beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın… İyi seyirler…

DEVLET ANA MI DEVLET BABA MI?

1

Tarih boyunca kimi zaman aşağılanan kimi zaman toplumun baş tacı edilen kadın; coğrafyaya, iklime ve ekonomik ilişkilere göre her toplumda ayrı bir statüye sahip olsa da günümüzdeki kadar hiçbir çağda bu derece derin bir psikolojik baskı altına alındığı, iradesinin görmezden gelindiği, putperest dönemlerde olduğu gibi metalaştırıldığına şahit olmadık. Üzülerek ifade etmeliyim ki sömürü kıskacındaki ülkemizin medyasında, televizyonlarında hatta edebiyatında kadın maalesef ki bir suç makinesi olarak tarif edilmekte, kötülüklerin kaynağı olarak tanımlanmaktadır. Kadını sindirerek onun emeğinden, özverisinden, anaçlığından istifade etmek isteyen ırkçı emperyalizm ve onun ülkemizdeki uzantıları, kadının öz iradesini kırmaya çalışmakta, onun haklarını ona dayattıkları ekonomik ve sosyal kurallar dizininde yok etmeye çalışmaktadırlar.

Kadının İradesi Kırılırsa

Uzun yıllardan beri ülkemizde yaşanan eğitim süreçlerinin hayatın gerçekliğine hitap etmemesi, okullardan gerekli donanıma kavuşmadan mezun edilen kadınlarımız maalesef ki kapitalist sisteminin tüm saldırılarına açık hale getirilerek aile, çalışma ve emek hayatının hengamesinde sömürülmektedir. Günümüz Türkiye’sinde bilhassa modernleşme sorunu içerisinde bulunan Manavgat’ımızda kadın, kendini koruyamayan ya da sömürüyü kanıksamaya başlayan bir insan olarak hak etmediği bir yerdedir. Ben bunu 1 rakamının 0’ın önünden alınmasıyla 10 sayısının sıfıra dönüşümü olarak tanımlıyorum. Kadın iradesinin kırılması, kadının saygısızlıkla karşılaşması demektir. Kadının kendini sıfırlaması en yakınlarından şiddet görmesi demektir, kadının çalışma hayatında verdiği emeğinin hakkı olan maddiyatı işverenden talep edememesi demektir. İşte bu yüzdendir ki kadının iradesini kıracak her türlü oyun ve desise sistematik olarak ırkçı emperyalizm ve onun Türkiye’deki uzantıları tarafından sosyal medya, TV., basın yayın, dizi, edebiyat, sinema sektörü aracılığıyla bizlere öğretilmektedir.

Kadına Kapitalist Bir Mantıkla Yaklaşılıyor

Kapitalist anlayışta kadının maddeleştirilerek onun bir tüketim aparatı unsuru ya da üretimin ucuz iş gücüne dönüştürülmesi ancak kendi özümüze dönülmesiyle durdurulabilir. Klasik İslam ve Türk Medeniyetinin, Kültürünün ön gördüğü kadın prototipi; kadınının fiziksel özelliğinden ziyade onun anaç özelliğine, ahde vefasına odaklanır. Onu huzurun kaynaklarından biri olarak konumlandırarak kadını insani bir varlık gerçeğiyle evrenin merkezi ilan eder.

Cahiliye dönemi olarak isimlendirdiğimiz “Arap Kapitalizmi” döneminde düzene ve o düzen içerisinde yer alan kadının sömürülmesine başkaldıran Peygamber Efendimiz, Allah kelamını ilk olarak Hz. Hatice annemize tebliğ etmişti. Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz, dinin tebliğinde kadına 1. dereceden hak ve özgürlükler vererek dini yaymada onları görevlendirmiş böylelikle kadının sömürülen değil; yaşatan, öğreten ve hakkın hakim olması için çalışacak bir değer olduğunu tüm dünyaya göstermişti. Kadının elinin değmediği bahçenin çiçek açamayacağını bilen yüksek İslam ve Türk Medeniyeti ve Kültürü, kadının öz iradesiyle vahyin aydınlattığı akılla Sünnetullah çerçevesinde özgürce yaşaması için her türlü tedbiri almaktan geri durmadı. Çünkü medeniyetimizin temellerinden biri de kadının gelişmemesiyle toplum ve devlet hayatımızın da gelişemeyeceği gerçeğine dayanıyordu.

İslam Medeniyetinin Türkiye’deki en önemli değerlerinden biri olan Rahmetli Necmettin Erbakan Hocamızda bu gerçeklerden yola çıkarak 1969 yılında başlayan ve liderliğini üstlendiği siyasi mücadelesinde kadın kardeşlerinden hep destek istemişti. Bilhassa 1980’lerde itibaren Necmettin Erbakan Hocamızın eşi rahmetli Nermin Erbakan Hanımefendinin öncülüğünde kurumsallaşan Milli Görüşün kadın kolları teşkilatları peygamberi bir metotla Hz. Hatice ve Hz. Ayşe annelerimizin izinde, kararlılığında tebliğ ve irşat hareketlerine başlamıştı.  Milli Görüşün kadın politikaları kadınlarımızı kapitalist saldırılar karşısında şuurlandırmış, onların siyasette isterlerse partilerini dahi iktidara taşıyabileceklerini tüm ülkeye öğretmişti. Nitekim Necmettin Erbakan Hocamızın Başbakanlığa gelmesi aslında bir yönüyle medeniyetimizin taşıyıcısı olan kadınlarımızın adı konulmamış bir zaferiydi. CHP’nin batılı değerlere dayanarak 100 yılda yapamadığı kadının siyasete ve toplumsal hayata kazandırılmasını 20 yıl gibi kısa bir sürede İslam Medeniyetinin temellerine dayanan Milli Görüş hareketi başarıyordu.

Kadının Yüzünde Tebessüm Varsa Orada Kalkınma Vardır

Kadının toplumsal ve ekonomik gücü aslında bir memleketin büyümesi ve kalkınması anlamına gelir. Onun yüzündeki içten tebessüm sadece eşinin, çocuklarının, anne ve babasının değil tüm toplumun yorgunluğunu üzerinden almaya yeter. Çünkü onun tebessümü yarının umudu, bugünün başarısıdır. Ödev sorumlulukların yerine getirilmesinin, istikrarın nişanesidir. Çok basit bir misal vererek yazımı sonlandırmak isterim. Eğer okula giden bir çocuğun notu düşükse muhtemelen o çocuğun annesi üzgündür, kocası hastaysa huzursuzdur, komşusu açsa perişandır. Kadın toplumun ve devletin mahşeri vicdanıdır. Eğer bir toplum ve devlet vicdanını kaybetmişse bu kadınımızın geri plana atıldığına, fikirlerine ve iradesine değer verilmediğine delalet eder. Kadınımızın istenci ve anaçlığı ihya edilmezse “Devlet Ana” ölür, “Devlet Ana” ölürse devlet ve toplum şedit ve ceberut bir babaya dönüşür. “Devler Ananın” yeniden ihyası dileğiyle kalın sağlıcakla.

 

 

AŞIRI POLİTİZE OLAN STK’LAR VE MANAVGAT KADIN PLATFORMU

0

Başlıktaki -ler, -lar çoğul eki sakın sizleri yanıltmasın. Manavgat’ta gerçek anlamda var olan STK, iki elin parmaklarını geçmez. Bunlar içerisinde ise aşırı politik hedefi olan ya da toplumsal kaygısı olan iki, üç STK’yı anca bulabilirsiniz. Anlayacağınız Manavgat merkezli STK’ların önemli bir kısmı göstermelik ya da başkanının kişisel reklamını yapmaya çalıştığı bir alanın adına dönüşmüştür. Aslında bu durum sadece Manavgat için değildir. 12 Eylül Askeri Darbesinden sonra pek çok taşra kentinde de sıklıkla görülmektedir.

12 Eylül sonrası oluşturulan siyasal ve toplumsal iklimin en çok eleştirilen yönü, siyasetten uzak  bir toplum meydana getirilmiş olması, insanların toplumsal olaylara duyarsız davranması ve örgütsüz hareket ediliyor olmasıydı. 1990’larda Kemalist sol çizgide ve Milli Görüş Hareketi içinde yeniden canlanan Sivil Toplum Kuruluşları AK Parti iktidarlarında zamanla tüm canlılığını yitirdi. Geldiğimiz noktada Sivil Toplum Kuruluşlarının Türkiye sathında ya AK Parti kontrolünde ya da CHP veya sosyalist cereyanlara dahil olduğunu CHP ve Sosyalist partilerin avucunda olduğunu görmekteyiz.

1980 darbesinin de etkisiyle Türk insanı aşırı politize olan Sivil Toplum Kuruluşlarına çokça meyletmese de genel anlamda Sivil Toplum Kuruluşlarına olumlu yaklaştı. Örneğin spor, kültür, sanat alanları ile ilgili pek çok Sivil Toplum Kuruluşuna milyonlarca vatandaş üye olmuş durumda.

Manavgat’ta Durum Ne?

Manavgat kamuoyu aşırı politize olmuş Sivil Toplum Kuruluşlarına ülkenin pek çok yerinde olduğu gibi rağbet göstermiyor. Nitekim Manavgatlıya göre aşırı politize olan Sivil Toplum Kuruluşlarından biri olan ve henüz bir kaç ay önce kurulmuş olan Manavgat Kadın Platformu’na da gerekli ilgiyi göstermedi. Logosundaki devrimci işaretinden, feminist figürlerden, mor renkli yazımına kadar her şeyiyle Manavgat’ın muhafazakar sağcılığına ve muhafazakar solculuğuna aykırılık arz eden Manavgat Kadın Platformu sanki Manavgat’a ait değilmiş gibi göründü. Düzenledikleri etkinliklerdeki organizasyon heyetinden, konuşmacılara kadar buram buram militarizme savaş açan sol, sosyalist kokan Manavgat Kadın Platformu’nun Manavgat kamuoyuna mal olamayacağı şimdiden görülmektedir. Her şeyi ile Manavgat’ın hiç bir siyasal değer yargısına uymayan, onunla örtüşmeyen, yerele ait olmadığı her halinden belli, zorlama ile apalamaya çalışan bir STK görünümünde olan Kadın Platformu şimdilik sadece basın açıklaması yapma derdinde gibi duruyor. Hem de motor veya araba sesinden sloganları dahi duyulmayan açık hava basın açıklamaları…

Peki sonuç? Sıfır. Yani dernek üyelerinden, üyelerin arkadaşlarından, aynı tip gazetecilerden ve dahi sivil polislerden başka hiç kimsenin katılmadığı etkinlikler. Yukarıda videosunu da verdiğimiz görüntülere bakacak olursanız sokaktan geçen hiç kimse basın açıklamasına katılmamış, sloganlara destek vermemiş. Manavgat ahalisi aşırı politize bulduğu veya yönetiminde Manavgatlı olmayan kişilerin yer aldığı STK, siyasi parti veya sendika gibi ihtiyari kurumlara ne destek oluyor ne de onların faaliyetlerine katılım sağlıyor. Üstüne üstlük bu veya benzeri STK’lar eğer düzenleyeceği etkinliğin mahiyetini, yerini ve zamanını kamuoyu ile yeterli düzeyde paylaşamazsa sesini ancak katılımcı sayısı kadar alanda yer alan polislere duyurabiliyor. Bu arada iyi ki polisimiz sivil kıyafetle bu etkinliklerin güvenliğini sağlıyor. Sivil olan polisin alandaki kalabalığı onları protestocu gibi gösterdiği için sokaktan geçenler katılımcı sayısını daha fazla zannediyor. Bu yolla STK’lar olduğundan daha kalabalık gözükerek günü kurtarabiliyor. Anlayacağınız polis aslında bu türlü etkinliklerin kurtarıcısı. Allah devlete zeval vermesin.

Bugün ilginç bir şey yaşandı. Türkiye’nin yarası olan “Kadın’a Şiddet”, “Kadın Cinayeti” gibi toplumsal bir mesele de Manavgat Cumhuriyet Meydanında ne ses getirecek sayıda kadın ne de erkek kalabalığı vardı. Ya Manavgatlı geçim derdinden dolayı kafasını hiçbir toplumsal meseleye çevirmez oldu ya da etkinliği organize eden Manavgat Kadın Platformu bazı şeyleri yanlış ve eksik yaptı.

Manavgat Kadın Platformu ve benzeri STK’lar daha kurulurken kendilerini hem fikir hem de insan kaynağı açısından geniş bir yelpazeye oturtamıyor. Dar bir alanda, benzer düşüncelere sahip insanlar arasında, dışarıya kapalı, kuruluş aşamasında kamuoyuna haber vermeden hatta ona mesaj verme zahmetine bile girmeden kurulmaya çalışmaları Manavgat merkezli STK’ların en temel sorunudur. Toplumu sivilleştirmekten, onu bilinçlendirmekten kopuk olmalarından dolayı kuruluş aşamalarında kanaat önderlerinin ne desteğini ne de görüşlerini alma ihtiyacı hissetmeyen bu oluşumlar maalesef ki kamuoyuna bir türlü mal olamıyor.

Manavgat’ta yaşanan hiçbir kadın cinayetine, taciz dosyasına, şiddet meselesine değinmeden yapılan genel bir açıklama elbette ki Manavgatlının dikkatini çekmeyecektir. Yerel de faaliyet yürüten bir STK’nın yerelden bahsetmemesi onun faaliyet yürüttüğü kentten kopuk olduğunu gösterir. Basın açıklamasında akılcılıktan, kalıpların kırılmasından bahseden Manavgat Kadın Platformu’nun Manavgat’taki kadın meselesiyle ilgili bir istatistiki bilgi ve kayıt sunmaması ise açıklamanın ne kadar da Manavgat gerçeklerinden uzak ve şov maksatlı olduğunu bizlere düşündürttü.

Manavgat Kadın Platformu şu an da emekleme hatta apalama dönemindedir. Henüz yürüyüşe geçememiştir. Ancak bu çalışma tarzıyla devam edecek olurlarsa sanırız ki uzun yıllar daha apalamaya devam edecekler ve en büyük dinleyici kitleleri de polis olmaya devam edecektir. Soğuk kış akşamlarında yapılan STK etkinlikleri maalesef ki bizlerin hem içini hem de bedenini de daha çok üşütecek gibi durmaktadır.

BURÇE BEBEK İÇİN MANAVGAT ESNAFI SEFERBERLİK İLAN ETTİ

Burçe Bebek için Manavgat Esnafı Seferberlik İlan Etti. İbrahim Sözen (Antalya) Caddesi’nde faaliyetini sürdüren ‘PATİ BUJİTERİ’ işletme sahipleri Arife-Mehmet Ar çifti SMA TİP-1 hastası Burçe bebeğin hastalığına duyarsız kalmadı. Arife-Mehmet Ar çifti 26 Kasım Salı Günü (Yarın) işletmelerinin tüm kazancını Burçe bebeğin tedavisi için bağışlayacaklarını açıkladı.

Haber Kaynak: Manavgat Gerçek Gazetesi

MANAVGAT BELEDİYESPOR KUMLUCA BELEDİYESPOR’U KENDİ EVİNDE 3-1 MAĞLUP ETTİ

0

8. Haftaya lider olarak giren Manavgat Belediyepor ilk yarıdaki etkili ve etkin oyunuyla Kumluca Belediyespor’u 3-1 gibi net bir skorla mağlup etmeyi başardı.

8. dakika’ da Tugay Tiryaki’nin attığı golle 1-0 öne geçen Manavgat Belediyespor, 14. dakikada bir kez daha sahneye çıkan Tugay takımını 2-0 öne geçirdi. 38. Dakikada Akın’ın bulduğu golle skoru 3-0’a getiren Manavgat Belediyespor ikinci yarıda da üstün oyununu sürdürdü. 90. Dakikada kendi kalesine gol atan Manavgat Belediyespor sahadan 3-1 galip ayrıldı.

7 haftadır gol yemeyen Manavgat Belediyespor kendi kalesine attığı golle ilk golünü de yine kendisinden yemiş oldu. Bu galibiyetle 8. Haftayı 24 puanla lider kapatan Manavgat Belediyespor 8. Haftayı da namağlup unvanı ile bitirmeyi başardı.

Manavgat Belediyespor’un 3 puan arkasında yer alan en güçlü rakibi Eskişehir Spor ise Eskişehir’in bir diğer kulübü olan 2 Eylül FK’yı 3-1 yenerek 21 puanla 2. Sıradaki yerini korumayı başardı.

AK PARTİ VE CHP’NİN KAVGASI: VATANDAŞIN SERMAYEYE TESLİMİ

0

Manavgat gündemi uzun bir süredir hatta yıllardır yeni bir devlet hastanesine odaklanmış vaziyette. Yapıldı yapılacak derken 2023 Genel Seçimleri öncesinde temeli atıldı ve aylardır rapor düzenlemesi vb gerekçelerle çivi bile çakılmadan  temeli ile olduğu gibi duruyor.

CHP ve AK Parti arasında başlayan ve şu an için yarım kaldığı anlaşılan normalleşme sürecinde Manavgat Belediye Başkanı N. Nefi Kara ile Tuba Vural Çokal Manavgat Kızılay Kan Merkezi açılışında iki hekim olarak ortak çalışıp hastane sorununu çözeceklerini beyan ederek hastane konusunun her ikisi içinde olmazsa olmaz bir durum olduğunu, Manavgat için birlik ve beraberlik halinde bulunacaklarını söylediler. Söylediler söylemesine ama bu bahar havası pekte uzun sürmedi ya da bu bahar havası CHP’li milletvekillerini içine almadı.

AK Parti İlçe Başkanı Niyazi Ünal’ın seçildiği AK Parti Manavgat İlçe Kongresinde AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal’ın Yüzer GES üzerinden CHP’li vekilleri ve 15 yıldır Manavgat Belediyesinde yer alan CHP Manavgat İlçe Örgütünü sert ve suçlayıcı bir tonda eleştirmesi Manavgat siyasetini bir anda gerginleştirdi.

AK Parti’nin Uzmanlığı: Gerginlikten Beslenme

AK Parti’nin uzun yıllardır bir hastaneyi yapamaması ya da CHP’nin iddia ettiği üzere Manavgat’ın AK Parti’yi yerel seçimlerde yerel iktidara taşımamasından dolayı AK Parti’nin Manavgat’ı cezalandırmak istemesi gibi absürt bir savı kullanması kuvvetle muhtemeldir ki kendini Manavgat’ın bir evladı olarak tanımlayarak nazire yapan Tuba Vural Çokal üzerinde psikolojik bir baskı oluşturdu. Belki de Tuba Vural Çokal’ın sert bir tonla konuşmaya başlaması bundandır. Aslına bakacak olursanız CHP’nin de yaklaşımı ondan pekte farklı değil. Netice itibariyle bağıran bir AK Partili vekil, karşısında parmak sallayan bir CHP’li milletvekili varken ortamın güllük gülistanlık olması beklenemezdi. Manzara vahim! Ali Yerlikaya’nın bütçe görüşmelerinin yapıldığı salonun kapısında yaşananlar nasılsa AK Parti ile CHP’li vekillerin Manavgat siyasetinde birbirleriyle kurdukları diyalogda aynı şey. Denilebilir ki bu süreçte belki de en kibar yaklaşım CHP ve AK Parti’nin ilçe başkanları, her ortamda durmadan suçlanmasına rağmen “suskunluk yemini” etmişçesine hiç konuşmayan, herhangi bir şeye tepki göstermeyen 15 yılın “devri sabığı” ilan edilen Şükrü Sözen! Halbuki bizler onun Belediye Başkanı sıfatıyla “Yoranla Baş Başa” da monolog şeklindeki programlarında çokça izlemiştik. Milli Bayramlardaki uzun selamlama ve açılış konuşmalarını dinlemiştik. Ne oldu acaba? Şükrü Sözen siyaseti mi bıraktı yoksa konuşacak bir mecra mı bulamaz oldu?

Sahte Gülümsemelerin Arkasında Saklananlar: “Lafa Bakarım Laf mı Diye Söyleyene Bakarım Adam mı Diye”

En enteresan cümle ve kanaat açıklaması ise ara başlıkta gördüğünüz söylemdi. Tuba Vural Çokal’ın mecliste söylediği bu söz kim içindi bilemeyiz ama CHP’li vekilleri hedef aldığı kesindi ve tabii olarak da rencide ediciydi. CHP’den kimse bu cümleyi üstüne almayı tercih etmedi. Eğer üzerlerine alsalardı bir kamuoyu açıklamasıyla sadece Yörüklerin, Torosların evlatlarını değil 1982 Anayasasına göre tüm Türk Milletini temsil eden bir vekile ya da vekillere dolayısıyla da Türk Milletine söylenen söz kınanır, ayıplanır ve Türk Milletinin hakkı hukuku, nezaket ve zarafeti korunurdu. Kendini Manavgat’ın evladı, kızı olarak tanımlayan bir vekilden yönelen ağır sözün Türk Milletinin bir parçası olan Manavgatlının kibarlığını, nezaketini ve zarafetini yansıtamayacağı anlatılırdı. Sanırım bu her konu hakkında -mesela çakıl taşı hakkında bile- basın açıklaması yapmayı şiar edinen vekillerden beklenen şık bir davranış olabilirdi.

Hangi CHP’li veya AK Partili vekil olursa olsun yarın milletvekilliği süresi tamamlandıktan sonra Manavgat’a dönünce birbirinin yüzüne acaba bu ağır laflardan sonra nasıl bakacak, cenazede, düğünde karşılaştıklarında sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi nasıl davranacaklar?

Devri Sabık Şükrü Sözen: Vefa Semti Manavgat’ta kurulmalı!

Bu anlamsız hakaretler, parmak sallamalar, gündem değiştirmeler ne işe yaradı? Mesela bir hastane yapılmasını sağladı mı? Elbette ki hayır! Tam tersine AK Parti şark kurnazlığı ile hastanenin yapılamama nedenini CHP’ye bağlayarak suçu CHP’ye yıkıverdi. Peki CHP’den tatmin edici bir cevap var mı? Mesela yaşanılanları bir kronoloji halinde kamuoyuyla paylaştı mı? Ne de olsa “Hafızayı beşer nisyan ile malul” değil midir? CHP ilçe örgütü ve uzuvları elinin altında bir dediğini iki etmeyen hatta bir şey demesine bile gerek olmaksızın harekete geçen taşımalı bir medyaya sahip olmasına rağmen neden harekete geçmez? Cılız birkaç söz söylenmesi CHP’nin seçmene olan sorumluluğunu ortadan kaldırabilir mi?

CHP her zaman ki gibi çağdaş, modern hiçbir etkili kitle iletişim modeli sergileyemedi. Çünkü bunu yapabilecek ne bir kadro ne de bir perspektifi var. Miadı çoktan dolmuş çok kullanışlı, her devrin adamı olan gazeteci, yayıncı artıklarının insafına ve vicdanına mahkûm edilen yazılar, programlar basit, zayıf propaganda teknikleri ile stratejiye dayanmayan bir tavırla yoluna devam ediyor. Neymiş: “Çare varmış, o da CHP imiş”. Hadi canım sende. Daha derdinizi anlatamıyor, ömrünün 15 yılını örgütüne, partisine kentine adayan, devri sabık ilan edilen eski belediye başkanınızın hakkını savunamıyorsunuz. Eski Belediye Başkanının hukukunu korumayan bir parti milletin ve Manavgatlının hukukunu nasıl korur?

Devri sabık oluşturmayı pek seven Türk siyaseti Şükrü Sözen dönemini de çoktan devri sabık ilan etmiş. Tuba Vural Çokal’ın açıklamaları, TBMM’de konuşurken büyük bir heyecanla Aykut Kaya’nın parmak sallaması aslında sadece devri sabık ilan edilen Şükrü Sözen’in üstüne beton dökmektir, bunu görmek lazım. CHP’li Manavgat Belediyesine, Belediye Meclis Üyelerine ve CHP örgütüne tavsiyemiz yeni imar planlamalarında mesela Bayır Semtinin adını “Vefa Semti” olarak değiştirmeleridir.

Kazanan Sermayedir, Kaybeden Kamuculuktur

Yeni bir hastanenin inşa edilememesi ve mevcut hastanenin branş bazında doktor istikrarını yakalayamaması, artan nüfusun ihtiyacını karşılamada yetersiz kalması vatandaşı yıllardır canından bezdirdi. Tedavi için şehir dışına çıkamayan Manavgat ahalisi, çareyi muayenesinin 600 İle 900 TL, kan tahlilinin 450-600 TL, röntgeni 400-900 TL’ye, MR’ı 1250-2000 TL arasında değişen katkı paylarını ödediği özel hastanelere gitmekte buluyor. Eğer arabası, zamanı ve biraz da parası varsa Konya ve Antalya’daki Tıp Fakültelerine gitmeyi tercih ediyor. Vatandaşın ödediği ücretlerin, yaptığı masrafların üstüne maalesef ki devlette özel hastaneye veya özel tıp merkezine ödeme yapıyor. Fatura kabardıkça kabarıyor. Hele yatış veya ameliyat olursanız özel hastane ile pazarlığa başlıyorsunuz, Allah yardımcınız olsun. Belki arabanızı satmak zorunda kalacaksınız.

Bu anlattığımız tablo vatandaşın sermayeye teslim edilmesidir. Manavgat’ta kurgulanan ve uygulanmakta olan rant sistemi hem devletin hem de vatandaşın yağmalanmasına, zarar etmesine dayalı olduğu açıktır. Daha da vahimi geç alınan tedavi, vatandaşın daha da hasta olmasına neden oluyor.

Aykut Kaya, Tuba Vural Çokal vekillerimizin, Oykun Başar ve Niyazi Ünal başkanların birbirlerine laf yetiştirirken hiç sömürüden, vatandaşın sermayeye tesliminden bahsetmemesi ne kadar da ilginç değil mi? Varsa yoksa, hastane yeri, temeli, gecikme vb şeyler üzerinde tartışarak sömürü düzeninin tartışılmasından uzak durmaya çalışıyorlar. Acaba neden? Sizce ismi anılanların sermaye sözcüsü olmasıyla ilgili olabilir mi? Ya da vatan, millet, Allah, Kuran, Atatürk güzellemeleri etrafında devlet ve vatandaş zararını umursamamalarıyla mı ilgili? Sizce ortaya çıkan bu manzara vekil adaylarının belirlenme süreçlerinde sermaye sahipleri içinden ya da onlarla entegre olanlar içerisinden, ahbap çavuş ilişkileri sonucunda neoliberal politikalara yatkınlığı olan, bu politikalarını benimseyen isimler üzerinden bilerek ve isteyerek belirlenmesinin bir etkisi olabilir mi?

Ne Şiş Yansın ne Kebap: Sururi Çorabatır’ı Duyan Gören Var mı?

Bazılarının mantığı ne şiş yansın ne de kebap yansın şeklindedir. Aliye Coşar dahil Antalya’nın doğusuna mensup olan tüm Antalya vekilleri AK Partili de dahil olmak üzere Manavgat Devlet Hastanesi üzerine söz söylerken CHP Antalya Milletvekili Suri Çorabatır’ı gören oldu mu? Bir diğer sermaye siyasetçimiz acaba neden bir görüş beyan etmiyor? Acaba otelinden dışarı çıkmayıp da Manavgat sokaklarındaki ızdıraptan haberi olmadığı için konuşmuyor olabilir mi? Sayın Çorabatır’a sormayı çok isterdim “Salon siyasetçisi olmak size ve çevrenizdekilere ne kazandırıyor?” Sahi siz CHP Antalya Milletvekili olarak ne yaparsınız, uzmanlığınız nedir, partinizin 15 yıllık eski belediye başkanının hastane tartışmalarının merkezine oturtulduğu bir ortamda Sözen’in devri sabık ilan edilmesine neden rıza gösteriyorsunuz?

CHP Antalya ve Manavgat Yönetimleri İflas Etmiştir

Manavgat’ı 15 yıl yöneten AK Parti’nin hastane yapılamaması suçunu Şükrü Sözen’e yıktığı ve son derece de atak ve etkili yürüttüğü siyaset CHP’yi kısa sürede sindirmiştir. Sel ve su baskınlarıyla zaten zora düşen CHP Antalya Örgütü Şükrü Sözen’e sahip çıkamamış onun hakkını hukukunu koruyamayarak “Yeni CHP”nin neoliberal politikalara ahde vefa göstermeden teslim olduğunu, kamuculuk siyasetinde, hümanist anlayışta sınıfta kaldığını bir kez daha ifşa etmiştir. CHP Antalya ve Manavgat Örgütlerinin unuttuğu olgu Sözen’in 15 yıl Manavgat’ı CHP kadroları ve CHP genel siyasetine bağlı kalarak yönettiği gerçeğidir. Aslında suçlanan Sözen değil son 15 yılın CHP’sidir, CHP’nin Antalya’daki -varsa- kurumsal kimliğidir. 15 yıldır Sözen ile beraber olaylara şahit olan, onun kadrosunda bulunan, başkan yardımcılığını yapanlar, emekli olan veya kapı önüne konulan bürokratlar -Nalan Hanım gibi birkaçı hariç- neden konuşmaz? Bu manzara 100 yaşını deviren CHP Antalya ve ona bağlı Manavgat Örgütünün iflasından başka bir şey değil midir, onun AK Parti karşısında bir kez daha kaybettiğini göstermez mi?

AK Partiden Beklenen: Kaş yapayım Derken Göz Çıkarmak

Aykut Kaya’nın Tuba Vural Çokal’ın da konuşma videolarını yayınladık lütfen dinleyin ve siyasetin hem Manavgat hem de ülke de ne hale geldiğini ibretlik bir şekilde görün. AK Parti ve CHP İlçe Başkanlarının yazılı yanıtlarını yayınladık. Lütfen okuyun biri suya sabuna dokunmadan cevap veriyor diğeri anlatım bozukluğundan geçilmeyen bir Türkçe ile derdini anlatmaya çalışıyor ve sadece CHP’yi suçlayarak sanki devletin elinde hiç kamu arazisi yokmuş gibi davranıp belediye imar değişikliği ile yer göstermediği için, belediyenin arazi satışları nedeniyle hastane yapamadıklarını söylüyor.

Farkında olmadan hem Tuba Vural Çokal hem de Niyazi Ünal hastane yapılmamasının nedenini imarda belediyenin yer göstermemesine ve Manavgat Belediyesinin sattığı arazilere bağlaması yerel yönetimlerin tüzel kişiliğini, devlet tüzel kişiliğinin üzerine çıkarması anlamına gelir. Devlet geleneklerimizde yer almayan yerel yönetimleri, merkezi yönetimi ve ona bağlı taşra teşkilatını aşağıya çekme hükmündedir. Ne zamandan beri yerel yönetimler merkezi yönetimin vesayetinden çıktı ve bundan bizlerin haberi olmadı? AK Parti ne ara idari vesayeti ortadan kaldırdı? Evet AK Partili siyasetçilerin bilinçsizce ortaya attığı, bağırmaktan kendilerini ifade etmeyi başaramadıkları iddialarının anlamı tam olarak budur. Düşünmeden yapılan eleştiriler, kurulan cümleler zihni olarak devlet tüzel kişiliğini itibarsızlaştırıyor, vatandaşın manevi dünyasında merkezi devlet biçimini yıpratıyor. CHP’yi veya Şükrü Sözen’i eleştirsen ne eleştirmesen ne? Devletin tüzel kişiliğini bizlerin zihin dünyasında itibarsızlaştırdıktan sonra bu eleştirilerin ne anlamı var?

Devlet belki de böyle bir hakarete hiçbir zaman vekilleri, ilçe başkanları eliyle maruz kalmamıştı. Kaş yapayım derken göz çıkarmak işte budur. Manavgat kamu arazilerinin Manavgat Belediyesi tarafından Şükrü Sözen zamanında satıldığını gösteren çarşaf gibi kağıt rulolarını TBMM’de yere fırlatacağınıza keşke devletin azim ve kararlılığını gösterip zamanında kınadığınız, eleştirdiğiniz arazi satışlarını durdurabilseydiniz.

AK PARTİ SUÇLAMALARA DEVAM EDİYOR

0

AK Parti Manavgat İlçe Başkanı Niyazi Ünal, AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal’ın Manavgat ile ilgili mecliste yaptığı açıklamaları eleştiren CHP İlçe Başkanı Oykun Başar’a cevap verdi. Ünal, Başar’ın siyasette ‘Cambaza bak cambaza’  taktiğini uyguladığını ve açıklamalarının Manavgat halkını tatmin etmediğini söyledi.  Ünal ayrıca Manavgat Belediyesi’nin bin dönümden fazla arsa satmasına rağmen SSK’ya neden 854 Milyon Lira borcu var diye de sordu?

“Başar, ‘cambaza bak cambaza’ siyaseti yapıyor”

AK Parti Manavgat İlçe Başkanı Niyazi Ünal partisinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında; CHP İLÇE Başkanı Oykun Başar’ın günü kurtarma siyaseti yaptığını belirterek, “Sn. Başar’ın açıklamaları hemşehrilerimizin beklentilerini karşılayamadığı gibi akıllardaki soru işaretlerini de giderememektir” dedi.

“Hastane için yer ayırdılarsa, ayırdıkları yeri açıklasınlar”

‘Bu minvalde bizler de, Milletvekilimiz Sn. Dr. Tuba Vural Çokal’ın TBMM Sağlık Komisyonu’nda sorduğu sorularını Sn. Oykun Başar’a hatırlatmak, bu sorulara ilaveten Manavgatlı hemşehrilerimiz adına birkaç soru yöneltmek ve bazı hususları kendilerine hatırlatmak istiyoruz’ diye başlayan açıklamada AK Parti Manavgat İlçe Başkanı Niyazi Ünal, yanıtlanması istemiyle sorduğu soruların yanında şu ifadelere yer verdi:

“Belediyenin bu duruma düşmesinden kendinizi sorumlu tutuyor musunuz?”

  • İmar Planında sosyal donatı alanı, okul, cami, sağlık tesis alanı, kamu hizmet alanı gibi alanlar belediye tarafından yapılır. Bunu Sn. Başar’a ısrarla hatırlatarak on beş yıl boyunca sağlık için kaç metrekare yer ayırdıklarını hemşehrilerimiz adına sormak istiyoruz?
  • Sn. Başar, yapımına devam edilen yeni hastanenin yeri haricinde bir yer gösterdiklerini ifade ediyorlar. Kendilerinden bu yerleri açıklamalarını rica ediyoruz…
  • Yeni hastanemizin inşaat alanı, uygulanan arazi birleştirme ve imar aşamalarından dolayı yaklaşık 20-22 ay gibi bir süre belediye tarafından geciktirilmiş olduğu gerçeği gün gibi ortadayken, yeni bir yerin gösterilmesi hazırlanması konusundaki samimiyeti ne kadar inandırıcı olabilir?
  • On beş yıl boyunca belediye tarafından bin dönümden fazla yer satıldığını biliyoruz, bu gelirle ilçemizin hangi ihtiyaçları giderilmiştir? Sağlık alanları için herhangi bir çalışma yapılmış mıdır?
  • Belediye olarak bu kadar yer satılmasına rağmen, belediyenin bu kadar yüklü bir borcu olduğunu herkes biliyor. Belediyenin sadece SGK’ya 584 milyon lira borcu tüm bu arsa satışlarına rağmen neden birikti?
  • Manavgat Belediyesi’nin toplam borcunu ne zaman açıklamayı düşünüyorsunuz?
  • Memur maaşlarını zamanında ödeyip, işçi maaşlarını geciktiren belediyenin bu duruma düşmesinden kendinizi sorumlu tutuyor musunuz?

“Manavgat’ı 15 yıl AK Parti değil CHP yönetti”

Manavgat Belediyesi’ni 15 yıl AK Parti’nin değil CHP’nin yönettiğini belirten Ünal, Başar’ın her fırsatta belediyeyi sanki AK Parti yönetmiş gibi bir hâletiruhiyeyle kalemi eline alarak bir şeyler yazmaya çalıştığını, ancak konulara maalesef vakıf olmadığını söyledi.

“Manavgat hepimizin ortak değeridir”

Ünal devamında; “Manavgat’ımız hepimizin ortak değeridir. İlçemizin ve hemşehrilerimizin faydasına olacak her işte gece gündüz demeden çalıştığımız ve çalışacağımız sizlerin ve tüm hemşehrilerimizin malumudur. Hastane yapımına uygun, şayet belediye tarafından satılmayan bir kaldıysa; önümüzdeki, dönem ihtiyaç olacak hastanelerimiz için şimdiden planlama yapmanızı tavsiye ederiz. Çünkü yapımına devam edilen yeni devlet hastanemizi tamamlar tamamlamaz ilçemize yeni hastaneler ve sağlık tesisleri kazandırmaya devam edeceğimizi buradan belirtmek istiyorum…”

Haber Kaynak: Manavgat Gerçek Gazetesi