Manavgat Belediyespor ile Eskişehirspor arasında oynanan maçın yorumu usta Gazeteci Recep Memili tarafından sizin için yorumlandı, iyi seyirler…
TİP MANAVGAT’TAN BASIN AÇIKLAMASI
TİP Manavgat İlçe Başkan Yardımcısı Uğur Çağlayan, Manavgat Cumhuriyet Meydanında yaptığı bir basın açıklamasıyla asgari ücret artış oranıyla ilgili telaffuz edilen rakamların hakkaniyetli olmadığını dile getirdi.
Konuşmasında: ” Bugün burada olma nedenimiz her zaman olduğu gibi Saltanat rejiminin yalanlarının devamına artık bir son vermeye çalışmak bugün de halkın ekonomik paketi için buradayız… son yalanlar emekliler üzerinden yürüyor takip ediyorsunuzdur. Emekli maşlarına ve asgari ücretlere yapılan zamların ekonomi üzerindeki etkileri konuşuluyor. İktidarın ekonomiyi nasıl altüst ettiği ile ilgili yalanlar var ortada yok en düşük emekli maaşı 15.000… Ekonomik uygulamalar emekli ve işçi üzerinde zerinde büyük bir yük getiriyor gibi Eee söylemlerle mücadele ediyoruz artık. Emekçinin halkın emeklinin sırtından elini çeksin, bu hükümete… bu devlete verecek hiçbir şeyimiz kalmadı, artık yeter biz bu yalanların devamına bir son vermek istiyoruz…”
Polonezköy işçilerinin başlattığı açlık grevine de destek verdiklerini açıklayan Çağlayan, halkın yanında olmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi.
Haber: Hasan Can Alan
MANAVGAT BELEDİYESPOR, ESKİŞEHİRSPOR’A 2-1 KAYBETTİ

BAL 6. Grupta şampiyonluk mücadelesi veren Eskişehirspor ve Manavgat Belediyespor arasında oynanan kritik karşılaşmada, Eskişehirspor rakibini 2-1 mağlup ederek 3 puan farkla zirveye oturdu.
Bölgesel Amatör Ligde solukların kesildiği, Türkiye’nin gözünün üzerinde olduğu Eskişehirspor-Manavgat Belediyespor maçında büyük heyecan yaşandı.
Atatürk Stadında tribünlerde yerini alan 30 bin 358 Eskişehirspor taraftarlarının, BAL taraftar rekorunu kırdığı karşılaşmada, 6. Grupta 27 puanla zirvede yer alan iki takımın mücadelesinde ilk 45 dakikası 1-1 berabere tamamlanan mücadelenin, ikinci yarısında sevinen taraf Eskişehirspor oldu.

İlk dakikaları her iki takımın kontrollü oyunu ile başlayan mücadelede, gol perdesini açan takım Manavgat oldu. 12.dakikada yakaladığı hızlı hücumda ceza sahası içinde topla buluşan Tugay Tiryaki, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi.Manavgat’ın golünün hemen 3 dakika sonrasında Eskişehirspor duran toptan beraberliği yakaladı.
15.dakikada Kerim Deler’in serbest atışında, Sertaç Kayatekin ceza sahası içinde mükemmel bir kafa vuruşuyla topu kaleci Süleyman’ın solundan ağlara gönderdi.arşılaşmanın 71.dakikasında Manavgat atağında, Eskişehirspor ceza sahası içinde Kerim Deler, rakibin ayağından söküp aldığı topu uzun bir ortayla sol kanatta Sertaç Kayatekin’e gönderdi. Sertaç aynı güzellikte ceza saha içine ortaladı. Yakup Demirci sağ ayağıyla gelişine müthiş tamamladı ve Eskişehirspor’u öne geçiren golü ağlara gönderdi.
Haber Kaynak: Eskişehirnet
ANTALYA’NIN KAHRAMANI MUSTAFA ERTUĞRUL AKER, KEMER’DE ANILDI
Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker’in 13 Aralık 1917’de Kemer yakınlarındaki Ağva koyunda Fransız avizosu Paris II’yi batırmasının 107. yıl dönümü dolayısıyla anma etkinliği gerçekleştirildi.
Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker’in 13 Aralık 1917’de Kemer yakınlarındaki Ağva koyunda Fransız avizosu Paris II’yi batırmasının 107. yıl dönümü dolayısıyla, Antalya Valiliği koordinesinde Kemer Kaymakamlığı tarafından Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker’i anma etkinliği gerçekleştirildi. Kemer ilçesinde düzenlenen etkinliğe Antalya Valisi Hulusi Şahin’in yanı sıra, Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, İl Emniyet Müdürü İlker Arslan, Sahil Güvenlik Grup Komutanı Yarbay Tolga Coşkun, Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan, STK temsilcileri, sporcular, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Ağva DESTANI
Anma Töreni kapsamında Vali Hulusi Şahin Mustafa Ertuğrul Aker Anıtı’na çelenk sundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, Vali Şahin ve protokol üyeleri Kemer Belediyesi Kültür Evi’nde Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker anısına düzenlenen sergiyi gezdi ve “Ağva Destanı” isimli videoyu izledi.
“Mustafa Ertuğrul Aker, Antalya’nın Kahramanıdır”
Düzenlenen programda yaptığı konuşmada Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker’in zor şartlarda büyük fedakârlıklar sergileyerek mücadele ettiğini ifade eden Vali Şahin, “Birinci Dünya Savaşı başladığında, düşman donanması kıyı şehirlerimizi sürekli bombalayarak tesislerimizi kullanılamaz hale getiriyordu. O yıllarda kara yolu ulaşımı son derece sınırlıydı ve ulaşım, küçük tekneler ve yelkenlilerle sağlanıyordu. Böylesi zor şartlarda sınırlı bir dağ topu bataryasıyla göreve başlayan Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul, ilk olarak Kaş ilçesinde dönemin en yeni ve modern uçak gemisi olan Ben My Chree isimli savaş gemisini dört dağ topuyla sulara gömdü. Ardından Kemer’e yönelerek, Ağva açıklarında Paris II zırhlısını batırıp Kemer ve Antalya’yı düşman tehdidinden kurtardı. Bu zafer, sadece bir gemi batırma meselesi değil, bölge halkını ve Antalya’yı düşman tehdidinden koruyan bir kahramanlık örneğidir.” dedi.

“Türk Askeri Şefkat ve Medeniyetin En Güzel Örneğidir”
Türk askerinin savaş şartlarında dahi merhamet ve medeniyet ilkesinden vazgeçmediğini belirten Vali Şahin, “Türk askeri, yurdunu savunurken aynı zamanda kendisine aman dileyeni de korumayı ilke edinmiştir. Mustafa Ertuğrul Aker’de bunun sayısız örneklerinden birisidir. Paris II zırhlısının batırılmasının ardından, Türk askerleri sahile vuran düşman askerlerinin yaralarını sarmış, tüm ihtiyaçlarını karşılamış ve onları savaş sonrasında ülkelerine göndermiştir. Böylece tüm dünyaya medeniyet ve şefkatin ne demek olduğunu göstermiştir. Allah, ülkemizi savunmak durumunda bırakmasın, ancak gerekirse destanlar yazarak ülkemizi savunacağımızı da dost ve düşman herkes bilsin. Türk milletinin yüksek karakterinin özelliği budur. Türk gençleri de bu yolda atalarının izinden yürüyecekler. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi gençler ecdadını tanıdıkça bünyelerinde büyük işler yapacak güç ve kuvveti bulacaklardır.” ifadelerine yer verdi.

Konuşmasının ardından Vali Hulusi Şahin ve protokol heyeti, ‘Gençler Mustafa Ertuğrul’un İzinde’ Programı kapsamında düzenlenen yürüyüşe katıldı. Gençler ve vatandaşlarla birlikte, Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker ve silah arkadaşlarının Fransız avizosu Paris II’yi batırdığı Ağva Koyu’nun tepelerindeki top bataryaları mevzilerine yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından, Ağva Koyu’ndaki siper alanları ile mühimmat deposu olarak kullanılan mağara ziyaret edildi.
Haber Kaynak: Manavgat Gerçek Gazetesi
ENGELLERİ AŞAMAYAN AK PARTİ VE CHP
Engelleri aşmak için politika üreten siyasal partiler, Türki siyasi hayatında her zaman için sınıfta kalmıştır. Bir şeyi yaparken başka bir şeyi yıkmayı marifet olarak gören partiler, insanın değer kaynağının manevi yapısından geldiği gerçeğini Pozitivist yaklaşımlarından dolayı hep görmezden gelmiştir. Pozitivist neoliberal anlayışın doğal bir sonucu olan bu anlayış, kişinin fiziksel ve maddi yönüne değer veren toplumsal bir hayatın da temellerini attı.
İnsanca Yaşam Herkesin Hakkı Değil mi?
İnsanın hikmetini cisminde arayan modern dünyevi ideolojilerle beslenen AK Parti ve CHP yerel ve ulusal iktidar kanallarında engellilik haline toplumsal bir sorun olarak yaklaşmaktadır. Halbuki mensubu olduğumuz medeniyet tasavvurunun rehberi Peygamberimiz engellilerimize farklı görevler verdirerek topluma kazandırılmasına ve onların toplumsal bir varlık olduğunu göstermeye önem vermiştir. Engellilerin tüm sosyal, ekonomik ve kültürel imkanlardan yararlandırılmasını isteyen kadim medeniyet anlayışımız, engelli olsun olmasın her insana insanca muamele ve Saadet Partisi’nin de temel politik hedefi olan “İnsanca Yaşam” sınırlarını çizmiştir. Dolayısıyla engellilerin başta eğitim olmak üzere hiçbir hak ve imkândan mahrum edilmemesi geleneksel değerlerimizin başında yer almaktadır.
Doğuştan veya sonradan engelli olan insanlarımız aslında toplumsal bir nimettir. Engellilerin önündeki engelleri kaldırma süreçleri toplumsal dayanışmayı şüphesiz ki artıracaktır. Dayanışma ise engelliliğin yalnızca özel durumu olan bireylerin ya da ailelerin içinde bulunduğu bir sorun olarak görülmesi yanlışlığını ortadan kaldıracaktır. Tesanüt anlayışı içerisinde sağduyulu ve sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi engellilerin kendisini topluma karşı olan sorumluluklarını da yerine getirmesini sağlayacağı muhakkaktır. Netice itibariyle engelli ya da değil herkesin topluma karşı bir sorumluluğu vardır. Buradaki mesele devlet ve toplumun engelli bireylere bu sorumluluklarını yerine getirebilecekleri alanları onlara sunabilmesi ve böyle bir vizyona sahip olmasıdır.
CHP ve AK Parti’nin Hatası
Devlet her ne kadar mevzuatlar vasıtasıyla engel durumu olan bireyler için üstüne düşen görevlerini yerine getirse de alınan tedbirlerin yerinde kontrolü konusunda zafiyet içerisindedir. Bu noktada özellikle Manavgat Belediyesi gibi bazı yerel yönetimler alabora olan bir tekne gibidir. Çarşı, pazar, piknik alanı, park vb. alanlarda engellilere dönük alınan tedbirler ya uygulanamıyor ya da hiçbir tedbir alınmıyor. Örneğin kaldırım eşiklerinde tekerlekli sandalye ile kaldırıma çıkmak ve orada gitmek zorunda olan bir engellinin önüne hatalı park yapmış bir sürücünün aracı birden bir çıkabiliyor, ya da engelliler için ara sokak kaldırımlarında hiçbir eşik konulması düşünülemiyor. Manavgat’ın ana caddelerinde bu sorun yoksa da ana caddelerin arkasında bulunan ve park yeri olarak kullanılan Şelale Caddesi gibi caddelerde araçlar her yeri kaplamış vaziyette. Görme engelliler için hissedilebilir yüzeyi oluşturan şeritler ve noktalar dahi yapılmamıştır.
Engelleri kaldırıyoruz sloganlarıyla hareket eden CHP ve AK Parti Manavgat yöneticilerinin duyarsızlığı ve alınan tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığını denetlememesi iki partinin de engelliler konusundaki samimiyetsizliğini gözler önüne sermektedir. Manavgatlı Belediye idarecilerinin, muhtelif kamu görevlilerinin ve siyasi partilerin merhamet ve sevgiden yana engelli olmasının faturasını ara sokaklarda yaşayan Manavgatlı engellilerimiz bırakın toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeyi kişisel ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır. Engellileri zahmetli bir yaşama hapseden AK Parti ve CHP’nin ulusal, yerel vurdumduymazlığı engellilerin cileli bir hayatı yaşamasına neden olmaktadır. Hassasiyetin ve duyarlılığın uğramadığı ve siyaseti sadece göz boyama, şov yapmaya indirgeyen Manavgat Belediyesi ve AK Parti iktidarı engellilerle empati kurmalıdır. Manavgat’taki STK’larımızın tez elden Manavgat Belediyesini harekete geçirecek tedbirleri organize etmesi gerekmektedir. Trafik kolluğunun, zabıtanın cadde ve sokaklarda yanlış park yapan araçlara nefes aldırmaması ve araçların, esnafın kaldırım işgalini önlemesi gerekmektedir. Şehir içi ulaşım vasıtalarında engellilere dönük tedbirlerin alınması için Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Manavgat’ta düzenlemelere gitmesi temel beklentiler arasındadır.
Eğitim aile de başlar. Bundan dolayı da çocuk ve gençlerimizin gelişim çağında anne ve babaları tarafından engelli bireylere karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirme konusunda nasihatler de bulunması ve çocukların, gençlerin bunu içselleştirmesi gerekiyor. Eğitim kurumlarımızın sadece engelliler haftasında değil yılın her gününde konuyla ilgili çalışmalar yürütmesini sağlayacak organizasyonlar gerçekleştirilmelidir.
Kuranı Kerime Kulak Vermek
Engelliler yok sayılamaz, bunu bize bizzat Kuranı Kerim bildirmektedir. Abese Suresi, Cenabı Hakk tarafından görme engeli olan Abdullah bin Ummi Mektum hadisesinden dolayı nüzul ettiğini unutmayalım. Abese Suresinin ilk 12 ayeti bizlere engelli bireylere karşı nasıl davranmamız gerektiğini açıkça göstermektedir: “Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü. (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek. Kendini muhtaç hissetmeyene gelince; sen, ona yöneliyorsun. (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne! Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun. Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır.”
MANAVGAT BELEDİYESPOR MEZİTLİ 33 SPOR’U 4-0 YENDİ

Manavgat Belediyespor kendi evinde Mersin ekibi Mezitli 33 Sporu 4-0 yendi.
Maçın 26. dakikasında Hasan Kürşat Kara’nın kafa golüyle 1-0 öne geçen Manavgat Belediyespor 2. yarıda Tugay Tiryaki’nin ayağından 70. dakikada attığı golle 2-0 öne geçti. Manavgat Belediyespor’da 78. dakikada sahneye çıkan Faikcan ve 90. dakikada Kadir Canbaz’ın attığı gollerle rakibini 4-0 mağlup etti. 10. haftayı 3 puanla kapatan Manavgat Belediyespor 27 puan ve averajla ligde yeniden liderliğe yükseldi.
İlk yarıda üstün bir oyun kuran Manavgat Belediyespor, Ahmet Hasan’ın çizgi üzerinden başlattığı ataklarla ve Şerafettin Bodur’un bindirmeleriyle Mezitli 33 Spor defansını ilk 15 dakikada yıpratmayı başardı. Mezitli 33 Sporun orta sahada çok fazla pas hatası yapması Manavgat Belediyespor’un maçtaki etkinliğini artırmasını sağladı. Defansif bir oyun sergileyen Mezitli 33 Spor ilk yarıda etkili bir atak gerçekleştiremedi.

İlk yarıyı Kürşat’ın attığı golle 1-0 önde kapatan Manavgat Belediyespor üstün oyununu ikinci yarıda da sürdürmesini bildi. 70. Dakikada Tugay’ın attığı golle skoru 2-0’a getiren Manavgat Belediyespor ikinci golün ardından maçın tüm kontrolünü eline aldı. 78. dakikada Faikcan Engin’in ayağından bulduğu golle öne geçen Manavgat Belediyespor 90. dakikada Kadir’in ayağından bulduğu 4. golle, sahadan 3 puanı 4 golle aldı.
10.Haftaya girilirken Manavgat Belediyespor 8 galibiyet 1 mağlubiyet ile 24 puanla ligde Eskişehir Sporun ardından 24 averajla ikinci sırasındayken Mezitli 33 Spor beş galibiyet üç mağlubiyet ve bir beraberlikle topladığı 16 puanla dördüncü sırada yer alıyordu.
Manavgat Belediyespor 11. haftada ligin en önemli maçı için Eskişehirspor deplasmanına giderken Mezitli 33 Spor ise kendi evinde ligin güçlü ekiplerinden Akşehirspor ile mücadele edecek.
Maçın Orta Hakemliğini Konya bölgesi hakemlerinden Murat Durgutluoğlu, çizgi hakemliğini ise Bahattin İpek ve Hüseyin Şen üstlendi.
Haber Hasan Can Alan

KÜÇÜK ASAF MANAVGAT FİLİSTİN SEVDALILARININ SESİ OLDU
Manavgat AGD Temsilciliğinin katılımıyla 7 Aralık Cumartesi günü Filistin yararına Manavgat’ta düzenlenen kermese yoğun katılım gerçekleşti. Çorbada benim de tuzum olsun diyen Manavgat’ın Gazze ve Filistin sevdalıları Manavgat Perşembe Pazarı alanında düzenlenen kermeste hem bir araya geldiler hem de yaptıkları alış verişlerle yıkılan Gazze ve Filistin için yardımda bulundular. Kermes gününün akşamında düzenlenen konuşma ve toplantılarla terör devleti İsrail’in sürdürmekte olduğu terör ve soykırım Manavgat kamuoyu tarafından lanetlendi.

Organizasyondaki en anlamlı hitabı ise İlkokul 2. sınıfa giden Muhammed Asaf Gök’ten geldi. Filistinli mazlum ve mağdur çocuklara yazdığı mektup organizasyona katılanları deriden etkiledi. Mektubunda Filistinli çocukların yaşadığı dramı ve acıyı dile getiren Küçük Asaf konuşmasını Türkiye ile İsrail arasında devam etmekte olan petrol ticaretini Cumhurbaşkanının TRT World Forumunda yaptığı konuşma sırasında protesto ettiği için tutuklanan ve sonrasında serbest bırakılan 9 Filistin sevdalısını selamlayarak tamamladı.
Kermes sırasında görüşlerine başvurduğumuz AGD Manavgat Temsilcisi Ahmet Ali Gök “AGD Manavgat Temsilciliği olarak amasız, lakinsiz bir şekilde Filistin’i, Gazze’yi ve mağdur olan tüm Müslümanların haklarını savunmaya devam edeceklerini, bu konu da ellerinden ne gelirse yapmayı sürdüreceklerini” belirtti. Organizasyona destek veren Manavgatlılara teşekkür eden Ahmet Ali Gök, Saadet Partisi’nin merhum lideri Necmettin Erbakan’ın terörist İsrail ve Siyonist ideolojilere karşı yaptığı uyarıları da kendilerine yol haritası yaptıklarını açıkladı.

Haber Hasan Can Alan
MEHTAP SÖĞÜT’ÜN ÖLÜMÜ İLE İLGİLİ AİLESİ TARAFINDAN BASIN AÇIKLAMASI GERÇEKLEŞTİRİLDİ.
CHP’NİN SU FATURALARIYLA HALKI EZMESİ
CHP’NİN SU FATURALARIYLA HALKI EZMESİ
2024 Mahalli İdareler seçimini CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in kazanmasından sonra tekrar su kotalarını düzenleyerek kota üzerinden suyu zamlandırdığı herkesçe malumdur. Bu duruma Antalya’nın tüm ilçelerinden itiraz ve tepkiler gelse de Antalya Büyükşehir Belediyesi konuyla ilgili istifini hiç bozmuyor. Muhittin Böcek’in ilk belediye başkanlığı döneminde de uygulanan kotalarla suyu zamlandırma anlayışı 2024 yerel seçimlerine 1 yıl kala geri çekilmiş ve fiyatlar normal bir hale getirilmişti. Hatta Türkiye’nin en ucuz suyunu satıyoruz şeklinde reklamlar kentin ve ilçelerinin her yerine asılmıştı. Zam kelimesi yerine kota güncellemesi yaptık avazeleriyle o dönemde kendisini savunan Muhittin Böcek kota ayarlamaları üzerinden yapılan örtülü zammın sebebini AK Parti’ye bağlamıştı. Nasıl mı?
Muhittin Böcek’e göre AK Partili eski Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel döneminden kalan devasa borçlar ve suyun kuyulardan çekilmesinde kullanılan elektriğe AK Parti iktidarının yaptığı yüksek zam, su kotalarının yeniden ayarlanarak suyun zamlanmasına neden olmaktaydı.

Yolunacak Kaz Kim: Halk mı Otel Sahibi mi?
Seçimleri ikinci kez kazanmasından hemen sonra yeniden kota üzerinden zam yapan Muhittin Böcek, ilçe belediye başkanları üzerinden zammın vatandaşı etkilemeyeceğini, zammın hedef kitlesinin turizme dönük hizmet üreten oteller olduğunu vurgulasa da vatandaşla gelen ve cep yakan faturalar durumun hiçte böyle olmadığını kısa sürede tüm Antalya’ya gösterdi. Muhittin Böcek’in aslında bu sıkıntılı açıklaması bir yerde otel sahiplerinin de “yolunacak kaz” olduğu anlamına da geliyordu. Gelin görün ki otel sahipleri belki ceza yeriz korkusundan belki de böyle geldi böyle gidecek anlayışından dolayı hiçbir kayda değer tepkide bulunmadı. İşin gülünç kısmı ise vatandaşın hakkını savunmak mecburiyetinde olan STK’lardan ve siyasi partilerden hatta adı olan ama cismi kalmamış sendikalardan “siz sermayeyi bile bu derece hedef alırsanız gariban halka neler yapmazsınız?” mealinden hiçbir kayda değer demecin verilmemesiydi. İnsan sormadan edemiyor “Türkiye’de işini yapan kitlesel bir baskı organı kalmadı mı?”
Zammın Sebebi İsraf
Akıl dışı kotalarla örtülü zammı uygulayan Muhittin Böcek’in zam nedeni ikinci dönem için acaba nedir sorusu yanıt beklerken Haber Sol portalında yayınlanan bir haber zammın kaynaklarından biri olan israfı gözler önüne getirdi.
Gazeteci Yusuf Yavuz’un Haber Sol’daki araştırma haberine göre CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in son 6 yılda araç kiralama ve akaryakıt giderleri ASAT ile birlikte 4.1 milyarı aşmış durumda. Rakamın büyüklüğü konusunda bir değerlendirme yapan Haber Sol, bu rakamın Burdur Belediyesi’nin 2.4 milyar TL olan 2025 yılı bütçesinin neredeyse 2 katı oranında olduğuna dikkat çekti. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin eski bütçesiyle de bir karşılaştırma yapan Haber Sol yazarı Yusuf Yavuz: “Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2019 yılı toplam bütçesinin 3.4 milyar TL olduğu göz önüne alındığında akaryakıt ve araç kiralama için harcanan paranın ölçüsü daha iyi anlaşılıyor” diyerek durumun vahametini hepimize gösterdi.
Muhittin Böcek’in birinci döneminde gerçekleştirilen hakkaniyete aykırı su kotası ve fatura meblağlarına karşı mücadele eden Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı o dönemde hazırladığı videolarla ve basın açıklamalarıyla Halkçı CHP’nin halkı nasılda mağdur ettiğini sıklıkla dile getirmeye çalışmıştı. Makalemizin üst kısmında yer alan video o dönemde Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı tarafından yayınlanan çalışmalardan biriydi.
Sormazsak Ayıp Olur
Kamu mali politikalarını vatandaş menfaatlerini olumlu yönde etkileyecek şekilde kullanmaktan uzak hareket eden CHP’li belediyeler, sadece Antalya ve ilçelerinde değil başta Ankara ve İstanbul olmak üzere neredeyse ülkenin tamamında kamu kaynaklarını konserlerle, sözde sosyal etkinliklerle israf etmektedir. Bu israfın bedelini Antalya’da vatandaşın su faturalarına yansıtan CHP’li Muhittin Böcek idaresi, elektrik faturalarından daha yüksek meblağlarla Antalyalının karşısına çıkmaktan vaz geçmemesi acaba neyle açıklanabilir? Hemen her gün AK Parti iktidarının yayınladığı tasarruf genelgesini eleştiren CHP’li Belediyeler acaba tasarruf genelgesi olmaydı konser, akaryakıt satın almalarına, araç kiralamalarına daha ne kadar bütçe ayırırlardı? Ekrem İmamoğlu’nun AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesinin araç kiralamalarını eleştiren, kınayan propagandası hafızalardayken CHP’li Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanının kiraladığı araç ve bu araçlara aldıkları akaryakıta ayırdığı bütçeye yönelik acaba CHP’li elitler ne demek isterler, bu duruma karşı yaklaşımları acaba nasıl olacak? Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel “bizim de AK Parti’den farkımız yokmuş, biz de kamu kaynaklarına Muhittin Böcek örneğinde olduğu gibi israf için gerekli olan dev kaynakları vatandaşın sırtına yükleme yaklaşımına sahipmişiz” mi diyecekler yoksa “Neohalkçılık demek yanlış yönetimin maddi ve manevi sonuçlarını halka fatura etmektir” mi diyecekler?
Neoliberalizm ve Neohalkçılar İflas Etti
AK Parti ve CHP arasında ezilen ve ezilmeye devam edecek olan halkı muhafazakâr neoliberallerin ve Neohalkçıların kurtaramayacağı bellidir. Artık halkın AK Parti ve CHP dışında iktidar alternatifi bulması ve diğer partileri de dinlemesi zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir.
AK Parti ve CHP propagandası, popülist politikaların kamu kaynaklarını israf etmesini türlü bahanelerle halka kanıksatmaya çalışıyor. Yanlış mali politikalar neticesinde hayat pahalılığı karşısında geçim derdine düşen vatandaş bir yandan “Kent Lokantası”, “Halk Lokantaları” kepazeliği diğer yandan “Millet Bahçeleri” aldatmacasıyla kandırılmaya çalışılıyor. Kamuculuk anlayışının terk edilerek neoliberal politikalara teslim olan iktidar ve ana muhalefet çoktan “Büyük Türkiye’yi” kuramayacağını hepimize göstermiştir.
Allah’ın İpine Sarılmak
İster yerel de ister kabine de olsun kamu maliyesini kontrol eden ve bunun üzerinde tasarruf hakkını elinde bulundurulanlar Nisa Süresinin 6. Ayetini her zaman hatırlamaları gerekmektedir. Bu ayet erdemli olmayı şahsında veya yapay dünyevi görüş ve ideolojilerde arayan ama başarısız olan çevrelere fikri olarak ne yapmaları gerektiği konusunda bir yol göstericidir: “…Büyüyecekler de mallarını elimizden alacaklar diye o malları israf ile ve tez elden yiyip tüketmeyin. Zengin olan velî, yetim malına tenezzül etmesin; muhtaç olan da ihtiyaç ve emeğine uygun olarak meşrû ölçüde bir şey yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiğinizde de yanlarında şâhit bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter…”
BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK’TEN “HAKİKATİ ÖĞREN” DİYEN ERBAKAN’A

Eğitim modern anlamda insanlarda kalıcı davranış değişikliğini sağlayan süreç olarak tanımlanır. Türk İslam devlet anlayışında ise eğitim, temel ahlakın ve maneviyatın olması gerektiği şekliyle belirli bir ideolojik kalıpta sunulan, ilmi ve disipliner bir mantıkla eğitime hasredilen mekanlarda verilmesi gereken bir sistem tasavvuru olarak görülmüştür. “İkra” yani “oku” lafzıyla gelen son din İslam için eğitim ve öğretim faaliyetleri her şeyin üstünde tutulmuştur. Nitekim Alak suresi ilk beş ayetinde: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alaktan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.” buyrulduğu üzere okumak ve yazmak her şeyin başlangıcıdır. Bedir Savaşında alınan esirlerin Müslümanlara okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmasını vaz eden peygamberimizden, öğretmenlik makamının değerini bize “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” cümlesiyle hatırlatan Hz Ali’den, Hocası Molla Gürani’yi tahtının şerefi ve namusu olarak ilan eden Fatih Sultan Mehmed’e kadar manevi dünyamızın liderleri bize hem eğitimin hem de öğretmenin kutsiyetini öğretti. Zaten Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) insanlığa gönderilen bir öğretmen değil miydi?
Bizden sonraki nesillerimizi temsil edecek evlatlarımızın sağlam bir temelle eğitilip sağduyulu, şuurlu, yüksek seciyeli, sağlam iradeli bireyler olması eğitimden beklediğimiz önceliktir. Bunun için de şuurlu ebeveynlere, öğretmenlere ve eğitim müfredatlarına ve felsefesinden beklentiler büyüktür. Enam Suresi 79. Ayet bizlere bu konu da bir yol açmaktadır: “Ben, O’nun birliğine inanarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratana çevirdim ve ben müşriklerden değilim”. Bu ayeti kerime bir yönüyle insanların fıtratına yani yaratılışları sırasında Cenabı Hakk’ın insanın özüne koyduğu Hakk’a ulaşma ve iman etme ve Allah’a Hud Suresi 112. Ayette işaret edildiği gibi “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” yapısıyla ulaşmasını sağlayacak araç ve kanallara sahip olunmasını zaruri hale getirmektedir. Dolayısıyla da eğitimin hem paydaşları hem de o paydaşları bir araya getiren sistemin insan fıtratına uygun değerlere sahip olmasını bizlere göstermektedir. Nitekim Milli Görüş Hareketinin merhum lideri Necmettin Erbakan Hocamız siyasi yaşamının son partisi olan Saadet Partisi Genel Başkanlığı döneminde bu konuya ehemmiyet vererek eğitimin nihai hedefinin “bireyleri fıtratla buluşturma” olması gerektiğinin altını çiziyordu.
Helal 2 Haram 4’ten Büyüktür
Öğretmenlik mesleği kesinlikle hafife alınmayacak kadar kutsal bir meslektir. Çünkü öğretmen demek bir milletin köklerine ulaşma ve onunla buluşmasını sağlayacak kişidir. Hakikaten öğretmenlik görevini hakkıyla yapan öğretmenlerimizin, eğitimcilerimizin hakkı bu açıdan asla ödenemez. Rahmetli Necmettin Erbakan Hocamız “dördün ikiden büyük olduğunu ama helal ikinin dörtten büyük olacağını” bizlere anlatan konuşması aslında helal kazanan, namuslu bir millette öğretmenlerin hepimize aşılaması gereken şuur anlayışını da özetliyordu.
Bu kadar değerli olan bir meslek üzülerek söylüyorum ki günümüzde toplumun birçok kesiminde hafif ve basit bir meslek olarak tanımlanmaktadır. Asla hoş görmediğimiz bu tablonun ortaya çıkmasındaki temel neden ise öğretmen yetiştirme programlarında öğretmen adaylarına hala batılı bir anlayışın hakim olduğu programların dayatılması ve son 20 yıldır bakanlık koltuğuna oturanların ve iktidarın öğretmenlere karşı takındıkları tavırdır. Bundan dolayı da hem öğretmen yetiştiren fakültelerimiz hem de mesleğe başlayan, icrasını gerçekleştiren öğretmenlerin görev yaptığı okullarda sadece teknik ve mesleki bilgileri aktarması bakanlık tarafından yeterli görülüyor. Yaşlanılan bu acıklı tabloyu rahmetli Necmettin Erbakan Hocamız bu durumun “kültür ve irfan işgalcilerinin ev sahibi olduğu, hakiki ev sahibinin ise kendi fikrî evine yabancılaştığı bir hava” doğurduğunu, insanımızın “milli şuur ve şahsiyetten uzak” bırakılmasına neden olduğunu bizlere şerh etmiştir.

“Hakikati Öğren”
Nitekim geldiğimiz noktada ilkokuldan liseye öğrencilerimizin öğretmenlerine, karşı çıkıp hoş olmayan davranışlarda bulunabiliyorlar. Çocuklarımız inancımıza, ahlakımıza ve maneviyat dünyamıza uzak davranışlar sergiliyorlar. Çocuklarımız, öğretmenlerinin ve ailelerinin sözünü hiçe sayıp hakikat alemine sırt dönüyorlar. Bu manzaranın ortaya çıkmasında elbette ki taklitçi batılı zihniyet, onu benimsemiş idareciler ve kapitalist düzen doğrudan sorumludur. Saadet Partisi ve onun çığır açan merhum lideri Necmettin Erbakan Hocamızın “Hakikati Öğren” diye tanımladığı anlayış, hayata geçirilmediği müddetçe yozlaşma hayatın her alanına sirayet etmeye devam edecek gibi görünüyor. Erbakan Hocamız “Hakikati Öğren” diye tarif ettiği tasavvurda milli ahlak ve manevi prensipleri insanımız okullarda öğrenerek bunu hayat felsefesi haline getirmelidir. Necmettin Erbakan Hocamız konuyla ilgili: “Bu yolla inançlı, çalışkan, milli ahlaka, milli tarihe ve milli kültüre sahip çıkabilecek donanımda insan yetiştirilebilir. Çocuklarımız ilim, teknik ve medeniyet yarışında insanlığa örnek gösterilebilir. Eğitimlerini terbiye ve fazilet esasıyla alan şuurlu bireyler kendi huzurlarının yanında ailede de huzuru tesis edebilir.” Çünkü İslam düzenine göre yaşamak isteyen bilinçaltımız, ancak bu yolla gün yüzüne çıkarılarak bireyin ve toplumun saadet bulması sağlanabilirdi.
Öğretmen Üretimin Başlangıcıdır
Öğretmen sadece ders vermekten ibaret bir kişilik değildir. O, çalışkanlığı, kararlılığı, sebat ve atılganlığı da bizlere çekirdekten öğretendir. Yani üretimi de başlatandır. Saadet Partimizin merhum Genel Başkanı Erbakan Hocamızın bu durumu anlattığı ve aşağıda kısmen yer verdiğimiz metaforu tüm öğretmenlerimizin ve devlet adamlarımızın hatırlaması gerekir “Nitekim ilkokulun birinci sınıfındaki alfabe “Kaya uyu, uyu, yat, yat, uyu….” şeklinde başlamaktadır. Bu durum kabul edilebilir bir durum değildir. İdeal olan eğitimde, bireylere her şeyden önce kâinatın yaratıcısı tanıtılmalı ve daha sonra da “uyu uyu yat uyu…” yerine “Mehmet kalk, uyan, çalış…” öğretisiyle bireyler, toplum yararına düşünen, çalışan, üreten bireyler haline getirilmelidir”.

Son Söz
Öğretmen öncelikle öğrencilerini iyi dinleyen, olumlu olumsuz hassasiyetlerini öğrenip ona göre öğrencisine davranmasını bilen ruh dünyamızın özünü bize gösterebilecek bir insan olduğu unutulmamalıdır. Öğretmen çocuklarımızın içindeki cevheri keşfeden, çocukların yüreklerine dokunan, şuurlu bir neslin devamına katkıda peygamberlik mesleğini icra eden alçakgönüllü insandır. İşte bundan dolayı da Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında: “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” diyerek bu durumun altını çiziyordu. Günümüzde tüm mesleklerin para kazanma aracı olarak görüldüğü bir ortamda öğretmenlik mesleği farklılaşır. O, para kazanmayı en son düşünen kişi olarak çocuklarımızın ahlak ve şuurunu şekillendirmeyi önceler. Merhameti, vicdanı ve adaleti bir arada yüreğinde barındıran kişidir. Bundandır ki dün olduğu gibi bugün de öğretmenlik en kutsal meslektir. Bu yazı vesilesiyle geçen haftalarda kutladığımız 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle ben de tüm öğretmenlerimizin bu anlamlı günü kutlarım.


