21.3 C
Antalya
Çarşamba, Mayıs 13, 2026
Ana Sayfa Yazarlar Zübeyir Sarıkaya MANAVGAT MEDYASINDA ETİK İFLAS

MANAVGAT MEDYASINDA ETİK İFLAS

0
342

Gazetecilik Maskesi Altında “Pazarlık Düzeni” Sizce de İfşa Olmadı mı? 

Gazetecilik mesleğinin bazı mensupları, Manavgat Tarihinin en derin ahlaki krizlerinden birini yaşıyor. “Gerçeğin peşinde koşma” iddiasıyla yola çıkan ancak bugün güç odaklarının kapı eşiğinde “danışmanlık” adı altında çıkar ortaklığına soyunan isimler, mesleğin onurunu açıkça pazarlık masasına sürüyor. “Kamu Yararı” maskesi altında yürütülen bu ilişkiler ağı, artık gizlenemez bir boyuta ulaştı.

Haber merkezlerinden çok iktidar koridorlarında ve lüks sofralarda boy gösteren bazı “sözde gazeteciler”, kalemlerini birer denetim aracı olarak değil, rant kapısının anahtarı olarak kullanıyor. Manavgat soyulurken kafasını çeviren, bir şehir yağmalanırken o düzenin aktörlerine strateji verenlerin; ekranlara çıkıp “tarafsızlık” nutukları atması toplumun aklıyla alay etmekten başka bir anlam taşımıyor.

Yolsuzluk iddialarının göbeğindeki isimlerin çevresinde kümelenen bu yapının, etik kaygıdan tamamen yoksun bir özgüvenle ahkâm kesmesi dikkat çekiyor. “Bağımsız yargı” ve “tarafsızlık” gibi kutsal kavramları ihtiyaç duyduklarında birer “aparat” gibi kullanan bu isimler için gerçek bağımsızlık, ödenmesi gereken bir bedel değil; devşirilmesi gereken bir menfaat kaleminden ibaret.

Ancak bu çıkar düzeninin aktörleri için yolun sonu görünüyor. Dijital çağın getirdiği keskin hafıza; kimin hangi masada oturduğunu, kimin suskunluğu için ne bedel aldığını ve kimin hangi çıkar şebekesinin sözcülüğünü yaptığını tek tek not ediyor. Toplum, “gazeteci” kisvesi altında pazarlamacılık yapanlar ile duruşunu satmayan gerçek habercileri birbirinden ayıracak ferasete sahip.

Sonuç olarak ortaya çıkan tablo nettir: Gazetecilik, banka hesaplarındaki rakamlarla, cep telefonuyla değil, rüzgâra karşı sergilenen duruşla ölçülür. Duruşunu kiraya verenlerin maaşı ne kadar yüksek, oturdukları koltuklar ne kadar gösterişli olursa olsun; halkın ve tarihin nezdindeki değerleri “sıfır” hükmündedir. Eli kalem tutamayan, tuttuğunda da yazmayı beceremeyen, düşünce ortaya koymaktan uzak, dedikoduyu haber zanneden, konuşmaktan başka bir şey yapamayan, onda da sürekli geri vitese takanların berbat ettiği Manavgat Siyaseti işte bu yüzden birkaç partiye mahkum edildi.

Gerçek gazeteciler, güce yaslanmak yerine halka omuz vermeye devam ederken; “aracılık” yapanların medya tarihindeki yeri ancak “etik iflas” sayfaları olacaktır. Bu satırların sahibinin adını duyduğunda gözleri yerinden çıkacak gibi olanlar Manavgat Siyasetini yönlendirdiğini hatta seçimi kazanan tarafı belirlediklerini ileri sürseler de bunların palavradan ibaret olduğunu tüm Manavgat biliyor. Manipülasyon, görmezden gelme, dün imalarla hakaretler yağdırdıklarına bugün aksakallı muamelesinde bulunma, güçlü olan kaybettiğinde onu terk etme gazetecilik mesleğinin konusu değildir. Bunlar olsa olsa adamlığın ve şahsiyetin konusudur.