Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı Adalet Sofralarında Manavgatlılarla Buluştu. İftara Çok Sayıda STK ve Siyasi Parti Temsilcisi ile Vatandaş Katıldı.
Hasan Güldal Saadet Partisi GİK Üyesi
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı, her yıl olduğu gibi bu yıl da geleneksel iftar yemeğinde Manavgatlı dostlarını ağırladı. Yemeğe DEVA Partisi Manavgat İlçe Başkanı Dilaver Akpolat Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanı Ahmet Ali Ünal ve çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve vatandaşlar katıldı.
Kuranı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Milli Görüş Camiasına büyük emekleri dokunan Mehmet Aşık, Ahmet Ünal gibi rahmeti rahmana intikal etmiş çok sayıda teşkilat mensubuna dualar edildi.
İftar programında bir konuşma yapan Saadet Partisi GİK Üyesi Hasan Güldal yaptığı konuşmada: “Adalet sofralarından yükselen adalet çığlığının tüm mazlum coğrafyalara ulaşmasını temenni ettiklerini” ve “adaletin Saadet Partisi iktidarıyla cihanı kaplayacağını belirtti”.
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral ise program öncesi kameralarımıza yaptığı açıklamada “İftar sofralarıyla Manavgatlı hemşerilerimizle bir araya gelmenin mutluluk verici” olduğunu belirterek “kurulan sofralarda vatandaşlarımızla bir arada olmanın çalışma azmi ve kararlılığımızı artırdığını” söyledi.
Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları Başkanlığı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Etkinlikleri Kapsamında Manavgatlı Çalışan Kadınları Ziyaret Ederek Kadınların Sorunlarını Dinleyerek İftariyelik Hediye Etti.
Saadet partisi Manavgat kadın kolları başkanlığı 8 mart dünya kadın hakları günü kapsamında Manavgat Pazartesi Pazar alanında ve zincir marketlerde çalışan emekçi kadınları ziyaret etti.
Sorunlar Dinlendi, Çözüm Önerileri Sunuldu
Kadın emekçilerin sorunlarını dinleyen Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları Başkanlığı yöneticileri çalışan kadınlara iftariyelik hediye etti. Çalışan kadınların uzun ve yorucu çalışmaların sonunda elde ettikleri gelirle geçinemediğini dile getirdiği ziyaretlerde tüm sektörlerde kadınların özverili çalışmalarının takdir edilmemesine tepki gösterdiler.
Çalışan kadınlar Hem ev hem de iş yaşantısında görevlerini layıkıyla yapmalarına karşın zaman zaman karşılaştıkları haksızlıklara ise boyun eğmeyeceklerinin altını çizdiler. Yılda bir gün değil her gün anılmak ve samimiyet görmek istediklerini belirten emekçi kadınlar Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları Teşkilatı mensuplarına kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmadıkları için teşekkür ettiler.
TİP Manavgat İlçe Başkanı Şerife Arslan, Manavgat Cumhuriyet Meydanında Gerçekleştirdiği Basın Açıklamasıyla Karanfil Dağıtılarak Türkiye’deki Kadın Sorusunun Çözülemeyeceğini İfade Etti.
Kadının Mağduriyeti Sermaye Çıkarlarının Gereğidir
Bu gün bu ülkede, dünyanın dört bir yanında sömürüye, şiddete, savaşa yoksulluğa ve eşitsizliğe karşı mücadele eden milyonlarca kadının ortak sesini yükseltiyoruz.
Biz biliyoruz ki kadınların yaşamlarını kuşatan bu karanlık düzen kader değil, sermayenin ataerkinin ve savaş politikalarının ürünüdür.
Mücadeleyle Haklarımızı Kazandık
Haklarımızı lütufla değil mücadeleyle kazandık. Aynı kararlılıkla, örgütlü mücadelemizle bu hakları savunmaya ve daha ileri taşımaya devam edeceğiz. Çünkü eşitlik özgürlük ve adalet ancak kadınların öncülüğünde kolektif bir mücadeleyle mümkündür. Yaşasın 8 Mart
Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz !
CHP Antalya Milletvekili TBMM Komisyon Görüşmelerinde İktidarı TOKİ Üzerinden Yaptığı Özelleştirmelerle CHP’li Büyükşehir ve İlçe Belediyelerini Gelir Açısından Sabote Etmekle Suçladı
Meclis kürsüsünden AK Parti milletvekillerine seslenen Arı, kamu varlıklarının satışına yönelik politikaları sert sözlerle eleştirdi. Arı, “Sata sata yorulmadınız mı? Ne kadar satacaksınız bu memleketi? Her gün bir yer satılıyor” ifadelerini kullandı.
Kanun teklifi kapsamında sosyal tesisler ve kurumlara ait 230 adet taşınmazın ve yaklaşık 5,5 milyon metrekarelik alanın özelleştirme kapsamına alındığını belirten Arı, ayrıca 1,5 milyon metrekarelik taşınmaz için imar planı yapıldığını söyledi.
Arı, Milli Emlak ve TOKİ tarafından yapılan satışların kamuoyunda yeterince tartışılmadığını ifade ederek “Emlak müzayede” platformunda Türkiye’nin birçok bölgesindeki değerli arazilerin satışa çıkarıldığını söyledi.
Daha önce hükümete yönelttiği soru önergesine de değinen Arı, 2024 ve 2025 yıllarında kaç taşınmazın satıldığı ve ne kadar gelir elde edildiğine ilişkin sorularına yanıt alamadığını belirtti. Arı, bir önceki yıl 5 bin 560 taşınmazın satıldığını hatırlattı.
Konuşmasında satış yöntemi üzerinden belediyelerin gelir kaybına uğradığını da dile getiren Arı, bazı taşınmazların Milli Emlak tarafından değil TOKİ üzerinden satışa çıkarıldığını söyledi.
Arı, bu yöntemle belediyelerin alması gereken payın engellendiğini savunarak şunları söyledi:
“Eğer bu taşınmazlar Milli Emlak tarafından satılmış olsaydı büyükşehir ve ilçe belediyelerinin alması gereken paylar vardı. Ama önce TOKİ’ye devrediliyor, sonra TOKİ üzerinden satılıyor. Böylece belediyelerin alması gereken paylar ortadan kaldırılıyor.”
CHP’li Arı, altyapı yatırımlarını belediyelerin yaptığını ancak satış gelirlerinden pay alamadıklarını belirterek uygulamaya tepki gösterdi. Arı, “Belediyeler yolu yapıyor, altyapıyı kuruyor ama satıştan pay alamıyor. Bu uygulama hem kanuna hem de vicdana aykırıdır” dedi.
CHP Antalya İl Yönetimi 200 Milyon Yatırım Maliyeti ile İnşa Edilen Antalya-Konya Karayolunun Eynif Ovası Bölgesinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına Hesap Soran Bir Basın Açıklaması Yaptı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, geçtiğimiz günlerde yoğun yağışların ardından trafiğe kapanan Antalya–Konya yolu için bölgeye giderek yetkilileri liyakatsizlikle suçladı.
Yapılan açıklamada projenin bilimsel gerçeklerden uzak olduğunu savunan CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, milyonlarca dolarlık bir kamu yatırımının mevsimsel göl niteliği taşıyan bir ovanın ortasından geçirilmesini eleştirdi. Nail Kamacı, “Bu durumun ne kadar büyük bir mühendislik ve planlama hatası olduğu ortaya çıkmıştır. Bilimsel gerçekler ortadayken yapılan bu tercih, ülkemizin kaynaklarının nasıl hoyratça harcandığının açık bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.
Yolun daha ilk ciddi yağışta trafiğe kapanmasının projenin yanlış planlandığını net biçimde gösterdiğini belirten Kamacı, taşkın riskinin sürekliliğine dikkat çekti. Gerekli önlemler alınmazsa aynı tablonun tekrar tekrar yaşanacağını vurgulayan Kamacı, şu sarsıcı tespiti yaptı: “Bizim talebimiz çok açık; kamu yatırımları liyakatle, bilimle ve doğru mühendislik hesaplarıyla yapılmalıdır. Liyakatsizliğin ve ihmalin bedelini bu halk ödemeyecek” dedi.
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, Antalya’nın 819. yıl dönümü dolayısıyla bir dizi açıklamada bulundu.
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral; “Antalya’nın fethi ile şerefli tarihimizin onur abidesi Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in ölümsüzleştiğini” aktararak, “Fethin Akdeniz’e Türk mührünü vuran bir eşik ve görkemli tarihimizin de en önemli simgelerinden biri olduğunu” vurguladı.
Müslüman Türkler Tarihin Akışını Değiştirmiştir
Demiral Antalya’nın fethiyle ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: “Antalya’nın Fethi ile Türk Tarihinin akışı değişmiş ve Türk Devleti’nin gücü denizlere ulaşmıştır. Frank, Latin ve Bizans’ın Akdeniz’deki egemenliğini sonlandırma sürecini başlatan Antalya’nın fethi ile ecdadımız hem denizlerin hem de ufukların sultanı olmuştur. Antalya’nın fethi ile Müslüman Türk milletinin Selçuklular devrindeki gür sesi Avrupa’yı titretmeye yetmiştir”.
La İlahe İllallah Sözleşmesinin Gereği Yapıldı
Açıklamada Müslüman Türklerin gerçekleştirdiği Antalya Fethinin Gaza ve Cihat siyasetindeki önemine de değinilerek “La ilahe illallah sözleşmesinin gereğini tarihin her döneminde yerine getiren ecdadımızın fetih sırasında gösterdiği civanmertlik ve abadanlaştırma anlayışı yağma, çapul, zulüm ve tecavüzle genişleme anlayışına sahip Avrupa Medeniyetine tokat gibi bir cevap olmuştur” cümlelerinin altı çizdi.
Demiral beyanatında; “Osmanlı fütuhatının habercisi ve Akdeniz’i Türk denizi haline getirme siyasetinin de başlangıç aşamasını oluşturan Antalya’nın fethini Ortaçağ İktisat Tarihinin en önemli beş siyasi gelişmesinden biri” olduğuna vurgu yaptı.
Antalya’nın Fethi Karadeniz Fetihlerinin Müjdecisidir
Selçuklunun Antalya’da gösterdiği kararlılık ile azmin, süreç içerisinde Samsun ve Sinop’un fethine evrildiğinin altını çizen Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, günümüz gençliğinin, fethi gerçekleştiren kutlu orduyu ve onun başkomutanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in hayatını iyi incelemelerini, azim ve kararlılığını örnek almaları gerektiğini vurguladı.
Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları Başkanı Şükran Tümenci Gök Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile İlgili Basın Açıklama Gerçekleştirdi.
Basın Açıklamasında Dikkat Çeken Satırbaşları Şu Şekilde:
Kadın İçin Adalet Sağlanmadan, Toplum İçin Huzur Sağlanamaz
” Kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar münferit değil, yapısal ve çok boyutludur. Kadına yönelik şiddet, güvencesiz çalışma koşulları, eğitimden kopuş, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizlikler ve karar mekanizmalarındaki yetersiz temsil; yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının geleceğini doğrudan etkilemektedir.
Henüz çok taze bir acıyı yaşıyoruz. Daha önceki gün bir kadın öğretmenimiz hayatını kaybetti. Bu elim hadise, kadına yönelik şiddetin ve güvenlik sorunlarının ne kadar yakıcı ve ertelenemez bir mesele olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bir öğretmenin, bir kadının, bir insanın hayatının böylesine kolay kaybedilebildiği bir ortamda hiçbirimiz gerçek anlamda huzurlu olamayız.
Türkiye’de kadınların önemli bir bölümü hayatlarının farklı dönemlerinde psikolojik, ekonomik ya da fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Koruma kararlarının etkin uygulanmaması ve cezasızlık algısı, bu sorunu daha da derinleştirmektedir. Kadının güvenliği sağlanmadan toplumsal huzurun tesis edilmesi mümkün değildir.
Kadınlar Kamusal Sağlık Hizmetlerine Ulaşmakta Zorluk Çekiyor
” Çalışma hayatında ise kadınlar büyük ölçüde düşük ücretli ve güvencesiz alanlarda yoğunlaşmaktadır. Ücretsiz bakım yükünün neredeyse tamamen kadınların omuzlarında olması, ekonomik bağımsızlığı sınırlayan temel yapısal sorunlardan biridir. Kadın emeğinin korunmadığı bir düzende sosyal adaletten söz edilemez. Eğitim alanında kız çocuklarının özellikle ergenlik döneminde eğitimden kopması, erken yaşta evlilikler ve ekonomik yetersizlikler önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. Eğitimdeki eşitsizlik, istihdamdan sağlığa kadar birçok alanda dezavantaj üretmektedir.
Sağlık hizmetlerine erişimde ise bölgesel ve sosyoekonomik farklılıklar devam etmektedir. Kadınların koruyucu sağlık hizmetlerine düzenli ve eşit biçimde ulaşabilmesi, kamusal bir sorumluluktur.”
Kadın Toplumsal Hayatın Öznesidir
“Öte yandan bütçe politikalarında kadının güçlenmesine ayrılan payın sınırlı kalması, sosyal politikanın telafi edici bir anlayışla yürütüldüğünü göstermektedir. Oysa kadınların güçlenmesi; aile yapısının, çocukların refahının ve toplumsal istikrarın temel şartıdır.
Saadet Partisi olarak biz; kadına yönelik şiddetle etkin ve caydırıcı biçimde mücadele edilmesini, koruma kararlarının eksiksiz uygulanmasını, kadın emeğinin güvenceli hâle getirilmesini, eşit işe eşit ücret ilkesinin hayata geçirilmesini, kız çocuklarının eğitimde kalıcılığını sağlayacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesini, kadın sağlığına yönelik koruyucu hizmetlerin yaygınlaştırılmasını ve kadınların siyasal temsiline yönelik yapısal adımlar atılmasını savunuyoruz. Kadını korunması gereken bir nesne değil; hak sahibi, irade sahibi ve toplumsal hayatın asli öznesi olarak görüyoruz.”
CHP Manavgat Kadın Kolları Başkanlığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Münasebetiyle Bir Basın Açıklaması Yaptı
Manavgat Belediye Başkan Vekili Mehmet Çiçek ve CHP Manavgat İlçe Başkanı Oykun Başar’ın da yer aldığı açıklama şu şekilde
“Bugün, tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart’ı; kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşılıyoruz.
Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki; kadın düşmanı politikalara, derinleşen yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler; özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz!
Bugün kadınlar sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor. Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların “doğal görevi” gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz!
Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir, hakkımız pazarlık konusu değildir!
Bizim yolumuz bellidir. Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Atatürk’ün “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözü, bizim siyasi pusulamızdır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde; kadını sadece aile içinde değil, hayatın her karesinde güçlendiren, toplumsal cinsiyet eşitliğini kağıt üzerinde değil sokakta, iş yerinde ve Meclis’te var eden bir Türkiye mücadelesi veriyoruz.
Yerel yönetimlerimiz bunun en somut örneklerini ortaya koymaktadır. Belediyelerimizin açtığı kreşler, kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmaktadır. Kreş, kadınların çalışma hakkının teminatıdır. Çocuk bakımını yalnızca annenin sorumluluğu olarak gören anlayışı reddediyoruz. Kamusal, erişilebilir ve nitelikli bakım hizmetleri yaygınlaşmalıdır.
Genel Başkanımızın vurguladığı gibi; eşitlik bir imtiyaz değil, en temel haktır!
Ve biz haklarımızdan vazgeçmiyoruz!
İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz!
6284 sayılı kanun etkin ve eksiksiz uygulanacak,
biz vazgeçmiyoruz!
Eşit işe eşit ücret mücadelemizden vazgeçmiyoruz!
Kadınların sırtına yüklenen ev içi bakım sorumluluğunun kamusal politikalarla paylaşılmasını istemekten vazgeçmiyoruz!
Yoksulluğun en ağır yükünü taşıyan kadınların sesi olmaktan asla vazgeçmiyoruz!
Kadınların özgür olmadığı bir toplumda, demokrasi sadece bir kelimeden ibarettir. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, omuz omuza mücadele ederek bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz.
Bugüne, kadın mücadelesinin tarihine isimlerini yazdıran, New York’ta hakları için, eşit işe eşdeğer ücret almak için grev yapan, işverenin bu kadınların üzerine kapıyı kilitlemesinin ardından yanarak can veren 129 kardeşimizi anıyoruz.
Bu kadınların direnişleri, bugün şiddete, eşitsizliğe ve karanlığa karşı yükselen her kadın sesinde yaşamaktadır. Bizler de onların bıraktığı yerden, korkmadan ve boyun eğmeden mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.
8 Mart, sadece bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve inşa günüdür.
Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz! Son sözümüz net ve bakidir.
Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde, kurtuluş mücadelemizdedir!”
Antalya Muratpaşa Belediye Başkanından Uyarılar: “Anayasa Uygulanmalı.”
Anayasası kötü olan ülkelerin kalkınmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Başkan Uysal, anayasasına uymayan ülkelerin değersizleşeceğine dikkat çekti. Bir ülkenin ekonomik krizi sürüklenmemek için üç hassasiyeti olması gerektiğinin altını çizen Başkan Uysal, “Bir: Yapısal olarak ekonominizin üretime göre doğru teşvik edilmiş, doğru yapılanmış, ciddi planlı bir ekonomi olması lazım. İki: Mali disiplininiz yoksa zaten hiçbir şeyden söz etmeye gerek yok. Üç: Güvenliğiniz, yargı bağımsızlığınız, tapu güvenliğiniz, istikrarınız, vatandaş güvenceniz olacak” dedi.
Konuya ilişkin resmi sosyal medya hesabı üzerinden dikkat çeken bir video yayımlayan Başkan Uysal şu ifadelere yer verdi:
“Bu anayasa mala zararı var mı, karnımızı doyurur mu? İnanın doyurabilir. Mesela 166. madde diyor ki ülke planlı bir şekilde kalkınır, diyor. Planlama mecburidir, diyor. Beş yıllık kalkınma planı yapacaksınız, diyor; net anayasal yükümlülük. Yapan var mı? Devlet Planlama Teşkilatı nerede?
Yine benzer bir şey: Bütçenin finanse edilemeyeceğini anayasaya koyarım ben olsam. Şimdi yıllık bütçe yapıyor hükümetler. Ülkenizde ekonomik krize sürüklememek için üç hassasiyetiniz olması lazım. Bir: Yapısal olarak ekonominizin üretime göre doğru teşvik edilmiş, doğru yapılanmış, ciddi planlı bir ekonomi olması lazım. İki: Mali disiplininiz yoksa zaten hiçbir şeyden söz etmeye gerek yok. Üç: Güvenliğiniz, yargı bağımsızlığınız, tapu güvenliğiniz, istikrarınız, vatandaş güvenceniz olacak. Bunlar ABC’si işin kabaca.
Mali disipline uyan hükümete rastlayamıyoruz. Manipüle ediyorlar, suiistimal ediyorlar. Mesela Merkez Bankası’nı suiistimal ediyor hükümetler. Kalkıyor, kamu bankaları üzerinden piyasaya bono sürüp yılın ortasında kendi yaptığı bütçeyi imha ediyor. Uymuyor, paraya boğuyor kendi bütçesini. Enflasyon demek bu.
Merkez Bankası’nın kuruluşuyla ilgili yasada tek bir amacı vardır: Paranın istikrarını korumak. Tek amacına dahi tahammül yok. Ülke kaynaklarına saldırmanın sınırı yok. Bu konuların anayasaya girmesi lazım. Anayasaya girmesi ve çok iyi bir anayasa denetimi de olması lazım. İşte o zaman karnımızı doyurur, o zaman mala faydası olur, hayatı değiştirir.
Yani kurumsallık bir bütün. Kurumsallık bir piramit. Meşhur, işte hukukta öğretirler: Kelsen normlar hiyerarşisi. Tam tepesinde anayasa olur. Kurumsallığın tepesi anayasa. Anayasanız kötüyse ve olana da uymuyorsanız, denetleyemiyorsanız zaten bir sistem kurmanız, kalkınmanız mümkün değil. Ülkeniz değersizleşir.”