Ana Sayfa Blog Sayfa 32

ANTALYA’DA BASIN, KAPI DIŞARI EDİLDİ

0

Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Olağan Genel Kurulu, Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde olaylı başladı.

Mevcut başkan Adlıhan Dere ile Mehmet Ali Alkan’ın aday olduğu kongreye basın mensupları alınmadı.

Konuyla ilgili Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Yönetim Kurulu’ndan yazılı açıklama yaparak olayı kınadı. Yaşananlara sert tepki gösteren AGC açıklamasında,

“Antalya’da 120 bin esnafı temsil eden, 75 odanın üyesi olduğu AESOB Genel Kurulu’nda basın özgürlüğünü engelleyen uygulamalar görülmüştür.

Genel kurulun yapıldığı Mimar Sinan Kongre Merkezi’ne sabah saatlerinde giden basın çalışanlarının kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirmesi hiçbir gerekçe gösterilmeden engellenmiştir. Basın mensuplarının salona alınmaması, salona girmiş olanların da polis nezaretinde dışarı çıkarılmasının başkan adayları Adlıhan Dere ile Mehmet Ali Alkan’ın ortak kararı neticesinde gerçekleştiğini üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.

1 Mayıs İşçi Bayramı’na denk gelen bir günde basın çalışanlarının karşı karşıya kaldığı engellemenin hiçbir gerekçesi olamaz. Sırası gelince ‘basın özgürlüğü’ sözünü dillerinden düşürmeyenlerin altına imza attığı bu skandal kararı kınıyoruz. Büyük şirketlerin, AVM’lerin, zincir mağazaların neden olduğu haksız rekabet karşısında ayakta kalmaya çalışan 120 bin esnafın temsilcisi olan AESOB’un genel kurulunda, basın çalışanlarının salon dışına çıkarılması en hafif tabirle akıl tutulmasıdır. Açıklamanın devamında, “Bu kararı alanlar kadar, bu karara karşı durmayanlar da basın özgürlüğünü engelleyen zihniyetle aynı taraftadır” denilerek, kararın tüm sorumlularına dikkat çekildi. AGC Yönetim Kurulu, “Antalya basını adına, hiçbir gerekçe gösterilemeden alınan bu kararın altına imza atanları kınıyoruz” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

Olayla ilgili bir açıklama yapan Adlıhan Dere ise kararın kendileriyle ilgili olmadığını ve kararın seçim kurulu tarafından alındığı ileri sürüldü.

Dere’nin açıklaması şu şekildeydi: ““Bugün gerçekleştirdiğimiz AESOB 21. Olağan Genel Kurulu’muzda; adayların talebi, seçim kurulunun kararı ile adayların konuşmalarını yaptığı ilk bölüm, basına kapalı olmuştur. Seçim kurulunun aldığı bu kararın, her zaman esnaf ve sanatkarların dostu olduğunu bildiğimiz, birlikte yol yürümekten gurur duyduğumuz çok değerli basın mensuplarımızı kırdığını üzüntüyle öğrendim. Basın emekçilerimizin, bu durumun bizden kaynaklanmadığını bilmelerini istiyor, kutsal görevlerinde her zaman destekçileri olduğumuzu saygılarımla iletiyorum.”

“ÇOCUKLARIMIZA DOMUZ ETİ YEDİRİLİYOR”

0

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk Doğu Türkistan’da yaşananları “Filistin’den Doğu Türkistan’a: İslam Dünyasında Vicdan Krizi” isimli panelde anlattı.

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk

Türküm demenin suç, İslam’ın yasak olduğu Doğu Türkistan’da Çin yönetimi bir milleti tarihiyle birlikte yok ediyor” diyen Seyit Tümtürk süreç ve asimilasyon hakkında Maruf Eğitim Kültür Sanat Derneğinin gerçekleştirdiği organizasyonda konuştu.

Tümtürk konferans konuşmasında “Doğu Türkistanlı Türkler için İslam, bizim ana omurgamız ve bizim kimliğimizi muhafaza etmemizdeki kalkanımızdır” dedi.

İki yüz elli, üç yüz milyonluk Türk Milletinin İslam’la şereflenmesine vesile olan Doğu Türkistan’da İslam yasak. Müslümanım demek suç. Düşünebiliyor musunuz? Türk ve İslam Medeniyeti dediğimiz bu iki medeniyetin kaynağı olan Doğu Türkistan coğrafyasında İslam yasak.” diyen Doğu Türkistan Milli Meclis Başkanı Seyit Tümtürk “Çift dilli eğitim adı altında çocuklarımız anne babalarından, ailelerinden koparılmakta. Henüz beş altı yaşlarındaki çocuklarımız, istikbalimiz olan evlatlarımız Çin’in iç bölgelerine götürülmekte, ailelerinden kopartılmaktadır” dedi.

Çocuklarımız Çin Hükümeti tarafından gayrı İslami olarak domuz eti ile besleniyor. Onlara dayatılan ateist ideolojiyle mankurtlaştırılması sağlanmaya çalışılıyor” dedi. Konuşmasında “Çin’in eğitim sistemi Doğu Türkistanlı çocuklara kendi vatanı olan Doğu Türkistan’a, Türk Milletine, Türk Milleti’nin inancına, kültürüne, ailesine düşman; Çin Komünist Partisi’ne sadık birer köle olarak yetiştirdiğini” belirterek böyle bir asimilasyonun, zulmün, dünyada hiçbir millete uygulanmadığının altını çizdi.

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk konuşmasında Doğu Türkistan davasının tarihi ve milli bir görev olduğunu vurgulayarak Doğu Türkistan ve mazlum coğrafyaların zulümden kurtarılması için kamuoyundan destek istedi.

İKİZ PLAKALAR KULLANARAK 11 AYRI EVDE HIRSIZLIK YAPTILAR

0

Antalya’da Hırsızlara Göz Açtırılmadı

Antalya’nın Kepez, Serik ve Elmalı ilçelerinde 4 ayrı hırsızlık olayı ile Aksu, Döşemealtı ve Kepez’de 7 ayrı evden hırsızlık yapanların aynı kişiler olduğunu tespit eden güvenlik güçleri şüphelilere operasyon yaptı.
Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, şüphelilerin hırsızlık olaylarını MOBESE kameralarına yakalanmamak için farklı araçlara takılan ikiz plaka ile gerçekleştirdikleri tespit edildi.

11 ayrı evden hırsızlık olayının şüphelilerinin yakalanmasına yönelik yapılan operasyonda 5 kişi yakalandı. Yapılan aramalarda suça konu olabileceği değerlendirilen çok sayıda malzeme, ziynet eşyası, 2 adet silah, 12 adet fişek, döviz ve Türk Lirası ele geçirildi.


“Evden Hırsızlık” suçundan adli makamlara sevk edilen şüphelilerden, 1’i serbest bırakılırken, 1’i hakkında adli kontrol kararı uygulandı. Diğer 3 sanık da tutuklanarak cezaevine teslim edildiği açıklandı.

MANAVGAT 1 MAYIS TERTİP KOMİTESİNDEN ÇAĞRI

0

Manavgat Cumhuriyet Meydanından Çağrı

DİSK’e bağlı Genel İş, KESK Eğitim Sen, Tüm Bel Sen, Kamu İş’e Bağlı Eğitim İş Manavgat Halkını 1 Mayıs Etkinliğine Davet Etti. Davet açıklaması Birsen Elibol tarafından yapıldı.

Birsen Elibol açıklamasında şu ifadeler yer verdi: “Bugün; emeğin değersizleştirildiği, hayat pahalılığının halkın belini büktüğü ve güvencesizliğin bir kural haline getirilmek istendiği karanlık bir dönemden geçiyoruz. Ancak bu karanlığın karşısında sarsılmaz bir irade, sönmeyen bir ateş var: 1 Mayıs!

1 Mayıs; sadece bir takvim yaprağı değil; alın terinin onurunu savunanların, “insanca yaşamak istiyoruz” diyenlerin, eşitlik ve adalet talebini haykıranların ortak adıdır. Bugün; işçinin, öğretmenin, kamu çalışanının, emeklinin ve geleceği çalınmak istenen gençlerin sesini meydanlarda birleştirme günüdür.

Sermayenin ve krizin yükünü emekçilere yıkanlara karşı;
* Adil ücret, güvenceli iş ve insanca yaşam haklarımız için,
* Kadın emeğinin görünür olduğu, şiddetin son bulduğu bir düzen için,
* Çocuklarımızın laik, bilimsel ve kamusal eğitim alabildiği bir gelecek için,
* Emeklilerin bayram tadında yaşayabildiği bir ülke için sesimizi yükseltiyoruz.

Doruk Maden İşçilerinden Aldığımız Selamla Geliyoruz!
Mücadelemizin en taze ve en güçlü esin kaynağı, Doruk Maden işçilerinin kararlılığıdır. Onların yerin metrelerce altında başlattığı ve zaferle taçlandırdığı direniş, bizlere bir kez daha şunu kanıtlamıştır: Hak verilmez, mücadeleyle alınır! Maden işçilerinin kazandığı bu zafer, bugün Manavgat’ta ve tüm Türkiye’de büyüteceğimiz umudun meşalesidir. Onlar kazandı, biz de kazanacağız!

Biliyoruz ki; dayanışma varsa umut vardır, örgütlü güç varsa zafer vardır!
Eğitim Sen, Eğitim İş, Genel İş ve Tüm Bel Sen olarak; tüm emek dostlarını, demokrasi sevdalılarını ve halkımızı emeğin birliği çatısı altında buluşmaya davet ediyoruz.
Gelin, bayramımızı mücadeleyle, meydanları ise sesimizle dolduralım.

1 Mayıs Cuma günü saat 17.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda buluşalım”.

 

ANTALYA’DA TEFECİ OPERASYONLARINA HIZ VERDİ

0

Türk toplumunun içini kemiren unsurlardan biri olarak zor günlerde karşımıza vampir misali kan emeci bir tür olarak çıkan tefecilere karşı kolluk kuvvetleri operasyonlarını yoğunlaştırdı.

Serik ve Manavgat’tan sonra Kaş İlçesi’nde vatandaşlara yüksek faiz karşılığında ödünç para vererek tefecilik yaptıkları tespit edilen dört kişi jandarmanın yaptığı operasyonla yakalandı.

Kaş İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler, ‘Tefecilik’ sucunu işledikleri tespit edilen M.Ş., S.Ş., Y.Ş. ve Ş.Ş. isimli şüpheli şahıslara yönelik operasyon gerçekleştirdi.

Operasyonda; 23 adet senet, 20 adet dekont, 7 adet çek, 5 adet makbuz, 4 adet dijital materyal ele geçirildi.

Ele geçirilen materyaller muhafaza altına alınırken 4 şüpheli şahıs hakkında adli işlemlere başlandı.

MANAVGATLI STAJYER AVUKATLARIN ADALET ARAYIŞI

0

Manavgatlı stajyer avukatlar kendilerini ücretsiz çalıştıran ve angarya iş yaptıran meslektaşlarına isyan ederek kendilerine uygulanan muameleye tepki gösterdiler.

Adalet arayan stajyer avukatlar Manavgat Adliyesi önünde açıklama yaparak yaşadıkları sıkıntıları kamuoyu ile paylaştı. Grup adına konuşan Irmak Süvari, “Birer avukat olarak harçlığımızı hala ailemizden almak bizi derinden üzüyor,” dedi.

Angarya Yasak Olmasına Rağmen Maaş Alamıyoruz

Stajyerlik dönemlerinde maaş alamadıklarını vurgulayan Irmak Süvari: “Kanunu bir düzenlemenin yoksulluğundan kaynaklı olarak biz stajyer avukatları bir yıllık staj sürecimiz boyunca hiçbir ücret verilmemektedir. İkinci altı ayımızda avukat yanı stajında bazı kıdemli avukatlarımızı hariç tutarak nadiren de olsa ücret veren avukatlarımız var. Onları ayrı tutarak genel olarak baktığımızda çoğu stajyer avukat arkadaşımız ücret almamaktadır. Anayasanın 18. maddesi gereğince Angarya Türk hukukunda bildiğiniz üzere yasaktır.

Başarımız Tescillidir

Yeni Avukatların akademik anlamda başarılı olmasının tescilli olduğuna değinen Süvari: “Kıdemli meslektaşlarımız tarafından da göz ardı edilerek hiçbir girişim ve bireysel destekte bulunulmamaktadır. Avukatların niteliğini artırmaya yönelik HMGS adlı mesleki yeterlilik sınavı geldi. Biz stajımıza bu sınavı geçerek başlıyoruz ve herkesin bildiği üzere çok zor bir sınav. Geçme oranı %23 ve %25 civarlarındadır. Biz zaten bu sınava hazırlanırken belli bir süre mezun olduktan sonra zaman kaybediyoruz. Ardından bir yıllık zorunlu staj sürecine tabiyiz. Bu süreçte de hiçbir ücret almamak bizleri halen ailemize yük olma durumunda bırakmaktadır. Ben halen bir stajyer avukat olarak kendi paramı kazanamıyorum, halen aileme bağlıyım, 23 yaşındayım.

Haklarımızın Korunması İçin Düzenleme Yapılması Gerekiyor

Süvari açıklamasını: “Stajyer avukatlara yönelik kanuni Bu nedenle stajyer avukatlara yönelik kanuni bir düzenleme getirilmesini, mecliste çalışmalar yapılmasını tüm stajyer avukat arkadaşlarım adına talep ve temenni  etmekteyim” sözleri ile tamamladı.

ANTALYA’DA BİR SENDİKA DAHA LİYAKATSİZLİK ELEŞTİRİSİNDE BULUNDU

0

BES Antalya Şube Başkanı Devrim Mol: SGK’da liyakat değil, vekalet sistemi işliyor

BES Antalya Şube Başkanı Devrim Mol, SGK’daki zorunlu rotasyon ve vekalet sisteminin adaletsizlik yarattığını belirterek, uygulamanın gözden geçirilmesini istedi; gönüllülük esaslı düzenleme çağrısı yaptı.

Büro Emekçileri Sendikası (BES) Antalya Şube Başkanı Devrim Mol, SGK’da uygulanan zorunlu rotasyon ve vekalet sistemine ilişkin şube binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Mol, mevcut uygulamaların çalışma barışını bozduğunu ve personel arasında ciddi mağduriyetler yarattığını belirterek, “Liyakat yerine vekaletin esas alındığı bir sistemle karşı karşıyayız” dedi.

Mol, 2026 yılı rotasyon sürecinin adaletsiz bir tablo ortaya koyduğunu ifade ederek, rotasyona tabi tutulan 73 Merkez Müdür Yardımcısından 60’ının mazeretleri kabul edilerek yerinde kaldığını, sadece 13 personelin tayin edildiğini aktardı. Bu durumun rotasyonun amacından saptığını vurgulayan Mol, “Rotasyon, kurumsal yenilenme aracı olmaktan çıkmış, mazereti kabul edilmeyen az sayıda personel için bir sürgün mekanizmasına dönüşmüştür” diye konuştu.

SGK’da uzun süredir vekaleten yürütülen yöneticilik uygulamalarına da dikkat çeken Mol, Türkiye genelinde birçok Sosyal Güvenlik Merkezi’nin üç yılı aşkın süredir vekaleten yönetildiğini söyledi. Antalya dahil birçok ilde bu durumun sürdüğünü belirten Mol, “Asaleten atama bekleyen yüzlerce liyakatli personel varken, bu kadroların tercih sistemine açılmaması kabul edilemez. Vekaleten görev yapanların rotasyondan muaf tutulması eşitlik ilkesine aykırıdır” ifadelerini kullandı.

Kurum içinde yapılan anketlere de değinen Mol, personelin büyük çoğunluğunun zorunlu rotasyona karşı olduğunu belirtti. Mol, “Personelin yüzde 97’si zorunlu rotasyonun kaldırılmasını istiyor. Artan kira ve yaşam maliyetleri karşısında verilen harcırahlar yetersiz kalıyor, çalışanlar adeta göçebe bir hayata zorlanıyor” dedi.

Zorunlu yer değişikliklerinin kurumsal hafızayı da zayıflattığını ifade eden Mol, müdür yardımcılarının yer değiştirilmesinin hizmet kalitesini olumsuz etkilediğini söyledi.

Basın toplantısında BES’in taleplerini de sıralayan Mol, vekaleten yürütülen tüm kadroların tercih sistemine açılması, mazeret uygulamalarındaki eşitsizliğin giderilmesi ve zorunlu rotasyon yerine gönüllülük esaslı yer değişikliği uygulamasına geçilmesi gerektiğini dile getirdi.

TEFECİNİN MALI MELAMETİ ÖRTER Mİ?

0

Rızık iki türlüdür. Haramdan veya helalden gelen. İnsan, iradesiyle ikisinden birini seçerek hayatını idame ettirse de Müslüman Türk toplumunun kahir ekseriyeti tarih boyunca helal rızkı tercih ederek fazilet temelli bir sosyal yaşantıya sahip olmuştur. Nitekim dünya hayatının en helal kazancı gaza ve cihattan elde edilmesinden dolayı Türk Milletinin gaza ve cihat ehli olarak helal kazanç ile tarihte temerküz ettiği hepimizce bilinen bir gerçektir.

Uzun süren ve yenilgiyle sonuçlanan savaşlar, merkezi otoritenin zayıflığı, kahtırical evresinin yaşanması, siyasal rejim değişimleri ile ortaya çıkan buhranlar evresinde, erdem toplumu olan Türk sosyal yaşantısında küçük ama etkisi pek şiddetli kırılmalar kendini göstermiştir.

Cumhuriyet döneminin çok partili ve partizan ayaklı siyasal düzlemi ile beraber hayatımıza giren pragmatist sistem maalesef ki bezirgan görünümlü tefeci adı verilen zümrenin taşra da yeniden palazlanmasına neden olmuştur. Özellikle ekonomide hızlı büyüme hedefinde olan iktidarların piyasaların ihtiyaç duyduğu sıcak para ihtiyacını tefecilerin karşılamasından pek de rahatsız olmaması Anadolu’da mütegallibe dediğimiz zorbaların Osmanlıdan sonra yeniden kökleşmesini kolaylaştırdı.

Tefeci zengindir, parası pulu çoktur ama itibarı yoktur. O nedenle de tefeci, halkın gönlünü kazanmak ister, önünde çeket iliklenmesini sağlamak, “Beyim” veya sonu “-siz” ile biten  sıfatlarla anılmak için toplumsal projelerde kendini sıklıkla gösterir. Kent soylu olduğunu ileri süren burjuva özentisi olan tefeciler camilere, kuran kurslarına bağış bile yaparlar. Ne de olsa Milli Türk Burjuvazisine dahil olduklarına inanırlar. Seküler, Milliyetçi ya da Cumhuriyetçi partilerde cirit atmayı pek severler, cemiyet hayatına arzı endam ederler. Yüksek sosyete mensubu gibi davranan tefeciler gelin görün ki şehirli olmayan ağızları, o berbat Türkçeleriyle aslında kendilerini hemen ele verirler. Malum, taşranın tüccar görünümlü zorba tefecileri aslında sadece şark kurnazıdır ve cebelüdür yani daha ötesi olamazlar! O yüzden şehirliden ya da kentliden ezik olmalarından kaynaklı intikamlarını da almak isterler.

Atanmış ya da seçilmiş makam sahipleri ile fotoğraflar, üç beş medya kanalında veya gazetede poh pohlanma…sonrasında gelsin toplumsal meşruiyet. Kısacası bu kan emici taife toplumsal statüyü parasıyla satın alma derdindedir.

Peki bunlar yaşanırken devlet nerede durur veya kamusal vicdanı temsil eden gazeteciler ya da seçilmişler ne yapar?

Kendi partilerinin her türlü toplumsal fayda getirecek prensiplerinden veya icraatlarından bahseden seçilmişler, tefeci zorbalarla ilgili olumlu ya da olumsuz hiç konuşmazlar. Çünkü bu türlü insanlarla herhangi bir dertleri yoktur. Muhtemelen 1980 sonrası iktidarların azdırdığı Türk tipi neoliberal sistemde olur böyle şeyler diyerek hadiseyi geçiştiriyorlardır!

Peki ya medya? Bazıları konuşmaz bazıları ise onların faziletlerini ve topluma olan faydalarını öve öve anlatırlar. Onların varlığıyla ve kirli paralarıyla kentteki pek çok sosyal etkinliğin gerçekleştirilebildiğini anlatırlar, onların kıymetleri masallaştırılır. Söndürdükleri ocaklardan, vurdurdukları insanlardan, çökülen mallardan, mülklerden bahsedilmeksizin. Alın size korkusuz ve bağımsız medya! Yukarıda dedik ya rızık iki türlüdür. Hangisini seçeceğimiz bizim irademizle şekillenir.

Başa dönelim ve soralım “Mal melameti örter mi?” Yani haramdan elde edilen zenginliğin, toplum nezdinde kişinin ayıplarını, yanlışlarını veya ahlaksızlığını geçici olarak gizlemesi mümkün mü?

Evet geçici olarak parayla saygınlık ve statü satın alınabilir, sizi öven şarlatanlar ya da soytarılarda bulunur ama gerçek değişmez. Zorba olan tefecide, onu öven de hatta ona çanak tutan da toplum ve millet düşmanıdır, asalağın da asalağıdır. Yani erdem ve fazilet toplumunun, yücelik devletinin düşmanlarıdır.

Ayette denildiği gibi “iman edip, salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler dışındaki herkes dünya ve ahiret hayatında ziyandadır.” O yüzden zamanın hızlı akışı içinde hayat sermayesini haram rızık için boşa harcamak, gerçek bir ziyan değildir de nedir?

Hayatta ne iş yaparsak yapalım Hutameyi hatırlayalım. “Arkadan çekiştiren, ayıp kusur arayan, servet toplayan ve onu sayıp duran herkesin vay haline! O, malının kendisini sonsuza kadar yaşatacağını zanneder. Hayır! Andolsun ki o, hutameye atılacaktır. Nedir o hutame bilir misin? Allah’ın tutuşturulmuş ateşi!”

Kalın sağlıcakla.

SAHTE VEKALETLE GAYRİMENKUL SATIŞI YAPAN 14 DOLANDIRICI YAKALANDI

0

Antalya Emniyeti Dolandırıcılara Göz Açtırmadı

Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri yurt dışında yaşayan bir vatandaş adına sahte vekalet düzenlenerek Tapu Müdürlüğünde gayrimenkul satışı yapılacağı bilgisi elde edilmesi üzerine çalışma başlattı.

Almanya’da ikamet eden V.E’nin Aksu ilçesinde bulunan yaklaşık değeri 120 Milyon TL olan gayrimenkulünün noterden alınan sahte vekaletle Aksu Tapu Müdürlüğünde satılacağının tespit edilerek şüphelilerin yakalanması için operasyon gerçekleştirildi.

Yapılan operasyonda Aksu Tapu Müdürlüğü ve çevresinde 10 kişi suçüstü, olayla bağlantılı olduğu tespit edilen 4 kişi ise 3 ayrı ilde yakalandı.

Şüphelilerden elde edilen 15 adet cep telefonu ve SIM karta el konulurken yapılan incelemelerde şüphelilerin, suçüstü yakalandıkları olay dışında, iki farklı kişiye ait toplam değeri yaklaşık 650 Milyon TL olan arsaları da aynı yöntemle satmaya çalıştıkları tespit edildi.

Nitelikli Dolandırıcılık suçundan adli makamlara sevk edilen 14 kişiden 3’ü hakkında adli kontrol kararı uygulanırken 11 şüpheli ise tutuklandı.

SESLİ MAKALE “BİR ZAMANLAR BİR DAVA VARDI”

0

Zübeyir Sarıkaya’ya ait köşe yazısının yazınsal halini sayfamızdan okuyabilirsiniz.