Ana Sayfa Blog Sayfa 115

SESLİ MAKALE – MANAVGAT TİPİ SOLCULUK: ÖRGÜTSÜZ TOPLUMUN İNŞASI

0

Ömer Kaçmaz’a ait olan dinlemekte olduğunuz makale Gezgin Adam Dergisi’nin Şubat 2025 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

MANAVGAT SOLU’NUN KÜLTÜREL İKTİDARI KURMASI MÜMKÜN MÜ?

0

 MANAVGAT SOLU’NUN KÜLTÜREL İKTİDARI KURMASI MÜMKÜN MÜ?

Manavgat Solu’nun en derin açmazı, seçim dönemlerinde yoğun bir şekilde okuduğumuz, işittiğimiz kısa vadeli çıkışlar ve planlamalara sahip olmasıdır. Devletin ve toplumun AK Parti ve MHP eliyle yeni bir değerler manzumesini benimsemeye başladığı 2017 yılından itibaren Manavgat’ta da başlayan değişim, sol düşünce tarafından bırakın doğru okunmayı doğru düzgün bir okuması bile yapılamamıştır. Türkiye’de yeni bir varoluşsal yaşam başlarken bunun Manavgat’a olan etkileri ve Manavgatlının benimseme süreci, Manavgat Solu’nun politik anlamda Manavgatlıya yol gösterememesi, Manavgat’ı hem kimliksiz bir hale getirmiş hem de değişen Türkiye’de yeni toplumsal hedefler belirlemesini engellemiştir.

Kültürel Melezleşme Yerine Manavgatlı Olmanın Avantaj Olarak Güçlenmesi

Kozmopolit bir şehir olan Manavgat’ta sosyalleşme aparatlarının sınırlı olması ve bunun sol yerel yönetim tarafından genişletilememesi hatta genişlemesinin engellenmesi bu da yetmezmiş gibi diğer sol sosyalist parti ve örgütlenmelerin, genel merkezlerinin dayattığı kültürel yapıyı, sosyalleşme araçlarını gündeme getirmesi çok kültürlülüğün kültürel melezleşmeye dönüşmesinin önünü tıkamıştır. Kültürel melezleşmenin eksikliği sol veya sağ partilerin öne çıkan siyasilerinin ağırlıklı olarak Manavgatlı kadrolara dayanmasına, bu kadrolarca oluşturulmasında doğrudan etkili olmuştur. Günümüz Manavgat siyasetinde hemşeri ve memleket derneklerinin siyaset üzerinde etkili olmaya çalışarak siyasette alan açmaya uğraş vermesi önemli oranda bu gidişata duyulan tepkiden ortaya çıkmıştır. Manavgat ve genel olarak Antalya siyasetinde özelliklede CHP belediyelerinde 2019’dan beri sıklıkla görülen “Yörük köklere atıflar yapılarak “Yörük Festivallerinin” düzenlenmesi kültürel melezleşmeye karşı ortaya çıkan direncin bir parçası olduğu şeklinde okunmalıdır. Kültürel melezleşmenin gerçekleşmemesi, bunun önünü açacak tedbirlerin alınmaması “toprakçılığa”, “hemşeriliğe” dayalı rekabeti hortlatmış ve toplumsal tesanütün olgunlaşmasını engellenmiştir. Kısacası “ilericilik” ile “enternasyonalizm” anlayışlarıyla bağlarını koparan Manavgat Solu, Manavgat’ı kültür politikası olmayan, kültürel iktidarı yerel de kuramayan bir iklime mahkûm etmiştir.

Manavgat Solu Kültürel Bir İktidar Olabilir mi?

Manavgat Solunun yerel iktidarda uzun zamandır bulunmasına rağmen, sola has bir kültürel iktidar kuramaması, AK Parti tarzı siyaset varyasyonlarının peşinden gitmesiyle ilgilidir. AK partinin ilk yıllarından beri takip ettiği kutuplaştırıcı siyasetin Manavgat Solunun amiral gemisi CHP tarafından da Manavgat’ta kişiler ve çıkar grupları üzerinden sürdürülmesi kültürel iktidar kurmak için gerekli olan projelerin geliştirilememesine hatta kültürel bir iktidarın kurulması gerekliliği fikrinin dahi ortaya çıkmasını engellemiştir. Manavgat gündeminin sol siyasetçiler tarafından bilinçli bir tercihle belirlenmemesi, belirlendiği ender dönemlerde de AK Parti’ye cevap verme yarışına girildiği manipülatif söylemlerde bulunulması, ulusal gündem konularıyla aşırı ilgilenme ve sol kökenli vekillerin sol kültüre olan uzaklığı kısa ve orta vadede Manavgat Solu’nun kültürel bir iktidar kuramayacağını göstermektedir. Örneğin CHP’li Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Dr. Nefi Kara’nın seçildiği ilk günden itibaren Manavgat’ta temsilciliği ve örgütü bulunan, proje üretebilen sol sosyalist partilerin randevu taleplerine bile yanıt vermemesi yukarıdaki düşüncemizi kanıtlamaya yeter. Tiyatro, marş, şarkı, konser, yürüyüş, anmalar, açılışlar gibi organizasyonlara hapsedilen ve genellikle de birbirinin tekrarı niteliğindeki popülist araçlar üzerinden şekillendirilmeye çalışılan Manavgat Solu, kültürel iktidar kuramadığı gibi yeni ve ortak bir kültürel değer de maalesef oluşturamıyor.

Hoyratça Kullanılan Kavramlar Kültür İktidarının Oluşumunu Engelliyor.

Sola dair her türlü kavramın ve sloganın tüm sol çevrelerce her açılışta, kamuya açık toplantılarda, yazılı ve sözlü açıklamalarda hoyratça kullanımı, özellikle genç ve sorunları bir türlü çözülemeyen emekçiler üzerinde siyasetten ve siyasi katılımcılıktan uzaklaşmasına ortam hazırlıyor. Açılış veya salon toplantılarında elleri nasırlaşmış, yorgunluktan göz çanakları kanla dolan emekçilerden ziyade saçları boyalı, fönlü, botokslu, şık kıyafetli hanımefendi veya beyefendilerle dolması başka neyle açıklanabilir? Emekçi ve genç bakışın olmadığı bir ortamda kültürel bir iktidarın oluşum dinamikleri en başında sürece dahil edilmediğini gösterir. Hal böyle olunca zaten ilerlemenin gerçekleşmesi de mümkün olamamaktadır. Aynı kavramların lakayt, amaçsızca ve belki de iktidar olmak ya da iktidarda kalmak, oyu artırmak, beğenilmek gibi nedenlerle kullanılması; Manavgat’ta duygusal bir sol anlayışın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu duygusallık ve romantik zihniyet yerel milliyetçi akımların güçlenmesine neden olmaktadır. Bırakın rasyonelliği, yeri geldiğinde irrasyonel bir tavır dahi çoğu zaman sorun tespiti ve çözüm önerilerinde kullanılmıyor. Peki ne yapılıyor? Elbette ki suçlamalar, imalar, vaatler, önceki yönetimleri karalamalar… Kültür alanında sorgulamanın, tartışmanın terk edildiği süreçlerde bırakın kamuoyunda tartışılmasını sol parti teşkilatlarında bile bu tartışmaların gerçekleştirildiği ne görüldü ne de duyuldu. Manavgat Solu’nun tartışmadan anladığı şey kendine ait dogmaların ve taassubun Manavgatlılara dayatılması olmuştur. Yani solun o çok bahsettiği Aydınlanma Devri aklı bir türlü devreye sokulmak istenmemiştir. Aydınlanma aklı her şeyi ve her türlü kurumu, geleneği eleştirmesiyle Batı Medeniyetinin merkezi oldu. Aslında ilerleme dediğimiz şey tam olarak buydu, yani taassup yerine akılla hareket etmekti. Gelin görün ki Manavgat Solu’nun ortak ve aydınlatıcı aklı karşımıza bir türlü çıkmadı, çıkamadı. Ya seçim kazanan belediye başkanının aklı ya da şahsına münhasır bazı isimlerin kişisel ihtiraslarının yönlendirdiği akılla hareket edildi. Manavgat Solu’nun mensupları bazen ihtiyari bazen de zaruri nedenlerden dolayı parti değiştirirken gözünü hangi sol fraksiyon ile açtıysa yine o fraksiyon ile kapadı. Parti değiştirmesini bilen ama fraksiyon değiştirmesini bilmeyen, ortak bir sol aklı inşa edemeyen Manavgat Solu’nun elbette ki kültür iktidarı kurmasını beklemek şimdilik pek de mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla da Manavgat ahalisi, daha uzun yıllar: “sarı saçlım mavi gözlüm” türkülerini dinler, tiyatro salonunda “Kuvayı Milliye” “Keşanlı Ali” konulu oyunları izler, “gün doğdu” marşlarını söyler. Kısacası sol görünümlü siyasete daha uzun yıllar mahkum olur.

“Bilgi Güçtür” Dendi Ama Yönlendirme Kahvehanelere Yapıldı

Manavgat Solu kültür iktidarının kurulmasını gündemine almadan Manavgat kültür hayatını canlandırmak içi saman alevi misali bazı hamleler yapıyor gözükse de aslında bunların hiçbiri olumlu ve kalıcı sonuç oluşturmuyor. Örneğin bilgi güçtür diyen Manavgat Solu’ndan çıkan Belediye Başkanı Nefi Kara bir yandan yerel yazarlar ve okur buluşmaları düzenlerken diğer yandan okey oynamanın faydalarını açtıkları emekli kahvehanelerinin duvarlarına astırabiliyor. Aynı başkan “ikra” emrinin vaazıyla beraber dijital dershane uygulamalarıyla fırsat eşitliğini sağlamaya çabalarken diğer yandan güreşçilere yüksek rakamlı sözleşmeler imzalatarak tiyatro haricinde hiçbir kalıcı kültür yatırımı içerisine girmiyor. Planlı ve programlı bir kültür siyaseti olmayan sol bir anlayıştan gelen Niyazi Nefi Kara, diğer sol siyasiler gibi mesela Ekrem İmamoğlu gibi hamasetle günü kurtarabileceğini düşünüyor. Okeye dördüncü arayacak ortamlardan kültür iktidarını Manavgat’ta kurabilecek günlere ulaşmak dileğiyle.

*Okuduğunuz makale Gezgin Adam Dergisi 2025 Şubat Ayı sayısında yayınlanmıştır.

 

 

ECE MUTLU İLE ANTALYA SOLU ÜZERİNE RÖPORTAJ

0
Ece Mutlu, TKP Antalya İl Başkanı

Okuyacağınız röportaj Ocak 2025’de gerçekleştirilmiş olup Gezgin Adam Dergisi’nin Şubat 2025’de yayınlanan “Manavgat Solu’nun Bunalımı” adını taşıyan sayısında yayınlanmıştır.

Ömer Kaçmaz: Antalya ve Manavgat’ta maddi anlamda zenginliğe ulaşmış ve kendisini Sol, Sosyalist, Devrimci olarak tanımlayanların siyaset yapmak için ağırlıklı olarak TKP yerine CHP’yi tercih etmesini neyle açıklıyorsunuz?

Ece Mutlu, TKP Antalya İl Başkanı

Ece Mutlu: Kendisini Sol, Sosyalist olarak tanımlayan insanların TKP yerine CHP’yi tercih etme meselesine bir genelleme yaparak cevap vermek yanlışa götürür. TKP her geçen gün kendisini Sol, Sosyalist olarak tanımlayan daha fazla insanı bünyesine dahil etmektedir. TKP’nin ekonomi politikası sınıflı toplumların ortaya çıkmasına neden olan, eşitsizlikleri doğuran üretim araçlarındaki özel mülkiyetin hakimiyetini ortadan kaldırmak ve tüm üretim araçlarının, doğal kaynakların, yeraltı zenginliklerinin devletleştirilerek toplumun yararına kullanılması üzerine kuruludur. Üretim araçlarını elinde bulunduran ayrıcalıklı kesime son verilmesi ve ekonomide merkezi planlama ile iktisadi kaynakların verimli kullanımı halkın ihtiyaçlarının adaletli ve eşit şekilde giderilmesinde atılacak temel adımlardır. Bahsettiğimiz ekonomi politikasının neoliberal bir ekonomi modeli ile hiçbir ilgisi olmadığı, neoliberalizm dahil tüm kapitalist politikaların reddi anlamına geldiği ise açıktır.

Ömer Kaçmaz: CHP, TİP ve bazı sosyalist partiler Antalya ve Manavgat siyasetinde DEM partisine mensup sosyalistlerle açık veya örtülü seçim iş birliğine gittikleri ya da kent uzlaşısı adıyla ortak hareket ettikleri bilinen bir gerçektir. TKP olarak neden Antalya ve Manavgat siyasetinde TKP ile DEM Parti arasında mutabakat veya iş birliği ya da kent uzlaşısı yapılamamaktadır?

Ece Mutlu: Biz sınıf mücadelesi ekseninde, kendi ilkelerimiz doğrultusunda yoluna devam eden bir partiyiz. Taviz verildiği zaman sınıf mücadelesine yarar değil zarar getirdiğini bildiğimiz kırmızı çizgilerimiz var; bunlar laiklik, anti-emperyalizm ve sınıf ekseni. Ortak mücadele hattı oluşturmak adına bunları esnetmemiz söz konusu değil. Savunduğumuz ilkeler etrafındaki her iş birliğini olumlu değerlendiririz fakat bahsedilen partilerde sözünü ettiğimiz eksende tavizsiz bir duruşun söz konusu olmadığını göz önünde bulundurduğumuzda ortak bir mücadele hattında buluşamayacağımız ortadadır.

Gezgin Adam Dergisi Editörü Ömer Kaçmaz

Ömer Kaçmaz: Antalya ve Manavgat’ta turizmin gelişmesinden dolayı ve sayısı yüzbinlerle ifade edilen emekçi ve işçi oluşmasına rağmen sol ve sosyalist partiler Antalya emekçilerin damgasını vurabilecek örgütlenmeyi yapamamasını neyle izah ediyorsunuz? örgütlenmenin zayıflığını “Solun İflası” olarak gören yaklaşıma katılıyor musunuz?

Ece Mutlu: Türkiye’de ve tüm dünyada işçi sınıfının siyasette görünür olmadığı bir dönemden geçiyoruz, Antalya da bu tablodan bağımsız değil elbette. İşçi sınıfının düzen karşıtı mücadelesinin gerilemesinin kaynağında siyasi ve ideolojik olarak düzenin kurduğu üstünlük var. Bunun yanında işçi sınıfının giderek ağırlaşan koşulları da ortada ve kapitalizmin sorunlara hiçbir zaman çözüm olamayacağını, işçilerin sömürüsüne dayanan bir düzenden umut beklenemeyeceğini biliyoruz. Düzenin kurduğu ideolojik ve siyasi kuşatmayı tersine çevirebilirsek işçi sınıfı yeniden tarih sahnesine çıkar. Biz bu kapsamda Antalya’daki işçiler içerisinde sınıf bilincini uyandırmak için pek çok çalışma örüyoruz, birkaç yıl önce kurduğumuz Patronların Ensesindeyiz Antalya Turizm Emekçileri Dayanışma Ağı bunlardan biri. İşçilere birlikte hareket ettiklerinde neler başarabileceklerini unutturulmuş durumda, TKPli işçiler olarak bizler birlikte hareketimizin önemini diğer işçi arkadaşlarımıza da göstermeye ve düzenin sınıfımız üzerindeki ideolojik ve siyasi üstünlüğünü yırtıp atmaya dönük hareket ediyoruz. Bunun bulduğu karşılık büyüdükçe kentimizde emekçiler olarak siyasi ağırlığımızı koyabileceğimizi gözetiyoruz.

Ömer Kaçmaz: TKP olarak Antalya’nın merkez ilçeleriyle ilgili çok çarpıcı çalışmalar yapıyor ve bunları basın aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırabiliyorsunuz. Buna rağmen seçimlerde çok büyük farklarla sol parti iddiasındaki CHP’nin gerisinde kaldığınız görülüyor. CHP’de olan ama sizde bulunmayan özellik nedir ki oylar partinize yönelmiyor?

Ece Mutlu: Biz Antalya’nın dört bir yanında semt evlerimizde emekçiler olarak bir araya gelerek birlikte mücadele ediyor, mahalle halkımızla birlikte sorunlarımızı ortaklaştırıyor ve çözümü örüyor, Patronların Ensesindeyiz ile emekçilerin iş koşullarındaki olumsuzluklara karşı birlikte hareket ediyor, Kadın Dayanışma Komiteleri ile işçi kadınların örgütlü mücadelesini yükseltiyoruz. Bizim çalışmalarımız ne seçimle başlıyor, ne de seçimle bitiyor. Biz seçim süreçlerini yaptığımız çalışmaların görünür olmasını, güçlenmesini ve siyasetimizin daha fazla emekçiye ulaşmasını sağlayacak bir araç olarak görüyoruz. Elbette ki alan çalışmalarımızda bulduğumuz karşılığın oy olarak geri dönmesini isteriz çünkü TKP’ye verilen her bir oy işçilerin örgütlü iradesini ortaya koyar. TKP’ye verilen her oy düzenin iktidarıyla, muhalefetiyle sadece seçimden seçime siyasete dahil olmasını istediği halkın bu durumu kabullenmeyişinin iradesidir ama aynı zamanda bu irade mahallelerde, iş yerlerinde, okullarda verilen mücadelelerle somutlaştığında bir yere oturur. Bu bağlamda biz TKP’nin etkisinin aldığı oyun çok ötesinde olduğunu biliyoruz.

Ömer Kaçmaz: Sol, Antalya ve Manavgat’ta güçlü olmasına rağmen solcuların büyük çoğunluğunun sosyalist ve komünist fikre evrilememesi yıllardır tartışılan bir olgudur. Yerel şartlar düşünüldüğünde Sol, Sosyalist siyasetçiler sizce yerele hitap edebilen bir sosyalizmi geliştiremedikleri için mi sol düşüncedekiler sosyalizmi ve komünizmi benimsemediler?

Ece Mutlu: Düzen solu, işlediği politikalarla kendisini solda gören yurttaşları sistem içerisinde tutma ve sosyalist düşüncelerden uzaklaştırma görevi görmektedir. Özellikle sosyal demokrat söylemler ile daha iyi bir kapitalizmin olabileceği inancının propaganda edilmesi oldukça yaygındır. Buna ek olarak düzen içi siyasetin sürekli işçi sınıfının siyasette özne olmasına engel olmaya dönük politikalar geliştirdiği ve egemen basın-yayın araçlarını ellerinde tuttukları unutulmamalıdır. Sosyalizm, yani sömürünün olmadığı, eşit ve adaletli bir düzen istemi yurttaşlarda karşılık bulan bir istem fakat bunun örgütlü bir güce dönüşmüş hali için elbette ki iyileştirilmiş bir kapitalizmin mümkün olmayacağını teşhir eden işlerimizin sayısını arttırmaya, sosyalizmin inşasına giden yol için gereken sınıfsal safı emekçiler olarak hep birlikte oluşturmanın önemini daha fazla anlatmaya ve duyurmaya gayret ediyoruz.

Ömer Kaçmaz: Antalya ve Manavgat Solu’nun Kemalizm ile olan ilişkisi sizce ne durumda? Gözlemlerinize göre değişen Antalya ve Manavgat siyaseti sizce Kemalist değerlerden hala besleniyor mu yoksa Kemalizm’den uzaklaşarak Neoliberal anlayışa mı teslim oluyor?

Ece Mutlu: Antalya’da sol dediğimizde kapsama hangi öznelerin girdiğine göre değişebilecek bir soru bu. Biz kendi siyasi hattımız üzerinden bu soruyu ele alabiliriz. TKP emeğin iktidarı için gerekli olan bağımsız devrimci bir hattı örmekle görevli bir Marksist-Leninist partidir. Ülkemizin cumhuriyetçi birikiminin parçası olan bazı Kemalist dostlarımız ise farklı ideolojik çizgilerde olmamıza rağmen bizi bir araya getiren anti-emperyalizm, laiklik, yurt sevgisi ve cumhuriyetçilik gibi başlıklar üzerinden Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi çatısında temas halindeyiz. Neoliberal politikaların da parçası olduğu sömürü sisteminin her zaman karşısında olduk ve olmayı da sürdüreceğiz.

Ömer Kaçmaz: Siyasi ve politik çalışmalarınızda Gezgin Adam Dergisi olarak şahsınızda TKP Antalya Örgütüne başarılar diliyorum.

Ece Mutlu: Teşekkürler.

SESLİ MAKALE “MANAVGAT SOLU’NUN KÜLTÜREL İKTİDARI KURMASI MÜMKÜN MÜ?”

Gezgin Adam Dergisi 2025 Yılı ilk sayısında Yazarımız Hasan Can Alan’ın kaleme aldığı: “Manavgat Solu’nun Kültürel İktidarı Kurması Mümkün mü?” makalesini yukarıdaki linki tıklayarak hem dinleyebilir hem de okuyabilirsiniz.

GEZGİN ADAM DERGİSİ BAYİLERDE

0
Gezgin Adam Dergisi Kapağı
Gezgin Adam Dergisi Kapağı

Gezgin adam Dergisi 2025 yılı ilk sayısı 10 Şubat Pazartesi günü bayilerdeki yerini aldı.

3 Ayda bir yayınlanan dergimiz “Manavgat Solu’nun Bunalımı” üst başlığı yayınlandı. Manavgat Solu’nu yakından takip öden gelen siyasilerle yapılan üç farklı röportajın yanında Manavgat Solu2nun etüt eden dört farklı makale de bu sayıda yerini aldı.

Dergi Editörümüz Ömer Kaçmaz ve yazarlarımızdan İktisatçı Hasan Can Alan’ın yazılarıyla katkı verdiği yeni sayımız da TKP Antalya İl Başkanı Ece Mutlu, TİP Manavgat İlçe Başkanı Şerife Arslan ve  eski ÖDP Manavgat İlçe Başkanı Mehmet Tarakçı ile gerçekleştirilen röportajlarda yayınlandı.

Yeni sayımız gazete bayilerinin yanında, Manavgat Birikim Kitapevi, Gezgin Adam Dergisi ofisinden temin edilebilir. PDF olarak dergimizi temin etmek isteyen okurlarımızın WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçmelerinin yeterli olacağını hatırlatmak isteriz.

Dergimizde yayınlanan röportajların önümüzdeki haftalarda siz değerli okurlarımız için elektronik haber dergimiz olan bu mecrada da yayınlanacağını hatırlatmak isteriz.

Haber Hasan Can Alan

 

 

GÜNÜN YORUMU YENİ BÖLÜMÜYLE YAYINDA

0

Manavgat Gerçek Gazetesi Yazarı ve Gezgin Adam Dergisi TV Yorumcusu usta kalem Recep Memili Manavgat ve Türkiye gündemini sizler için değerlendirdi.

Akdeniz Üniversitesi Manavgat Yerleşkesine açılacak Yabancı Diller Fakültesi, CHP’de gerçekleşen üçlü toplantının önemi ve yankıları, emekli ve mevcut milletvekillerine yasayla getirilen ayrıcalıklar, asgari ücretliler ve emeklilerin tepkisi, Gültekin Uysal’ın Cumhurbaşkanlığına aday olması ve emekli ve asgari ücretlilerin fitre verip veremeyeceğine dair olan tartışmalara kadar pek çok konun işlendiği günün yorumunu yukarıdaki linki tıklayarak izleyebilirsiniz.

İyi seyirler.

DEPREMZEDE ÇOCUKLARIN RESİMLERDEKİ DÜNYASI SERGİSİ

0

Emekli Matematik Öğretmeni ve Ressam Saide Çetinel Mersin tarafından kaleme alınan ve 6 Şubat 2023 tarihli depremi ve sonrasını konu edinen 04.17 isimli kitabın tanıtımı Manavgat AKM Sergi ve Kongre Merkezinde gerçekleştirildi.

Yazar ve Ressam Saide Çetinel Mersin

Manavgat Belediyesinin katkılarıyla gerçekleştirilen organizasyonda kitap tanıtımı ile birlikte Yazar ve Ressam Saide Çetinel Mersin resim sergisi açılışı da yapılarak vatandaşların ziyaretine açıldı. 6 Şubat depreminden sonra Manavgat’ta ağırlanan depremzede çocukların rehabilitasyonları sırasında yaptıkları resimler “Depremzede Çocukların Resimlerdeki Dünyası” ismiyle sergilendi.

Sergi Katılımcılarından Ayşe Kuşa İYİ Parti Antalya Yöneticisi

Bürokratların, yerel yazarların, STK Temsilcilerinin ve vatandaşların katılım sağladığı etkinlikte duygu dolu anlar yaşandı.

Sergi Destekçilerinden Erhan Haptaş

Etkinlikte yaptığımız röportajları siz değerli okur ve takipçilerimiz için paylaşıyoruz, iyi seyirler…

MANAVGAT BELEDİYESPOR, ANAMUR SPOR’U 1-0 GEÇTİ

0
Manavgat Belediyespor deplasmanda karşılaştığı Anamur Belediye SK’yı 1-0 mağlup etti.
 
Maçın 13. dakikasında Kadir Cambaz’ın ayağından bulduğu golle 16. haftayı 3 puanla kapatan Manavgat Belediyespor Eskişehir SK’nın ardından haftayı 42 puanla ikinci sırada kapattı.
 
Maçı 1-0 kaybeden Anamur Belediye SK ise haftayı 18 puanla 8. sırada tamamladı.
Geçen haftaki maçlarına oranla daha tutuk bir görüntü çizen Manavgat temsilcisi pek çok gol fırsatından da yararlanamadı.
 
Maçın golü ve önemli anları aşağıdaki videomuzda yer almaktadır, iyi seyirler.
Haber Hasan Can Alan

5 SORU 5 CEVAP YAYINDA

0

 

Gezgin Adam Dergisi Editörü Ömer Kaçmaz ve Manavgat Gerçek Gazetesi Yazarı Recep Memili yepyeni bir program konsepti ile sizlerle.

5 Soru 5 Cevap adını taşıyan programın ilk bölümü 8 Şubat Cumartesi günü Gezgin Adam Dergisi sosyal medya kanallarından yayımlandı.

Manavgat siyaseti ve gündemine dair konuların 5 soru halinde sorulduğu programda usta kalem Recep Memili tüm birikimiyle sorulara cevap aradı.

Her Cumartesi yayınlanacak programa davetlisiniz.

Haber Hasan Can Alan

İNSANLIĞIN ONUR SINAVI GAZZE

0
Prof. Dr. Halis Aydemir

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. Halis Aydemir 7 Şubat Cuma günü Manavgat Atatürk Kültür Merkezinde bir konferans verdi.

“İnsanlığın Onur Sınavı Gazze” konulu konferansa bürokrasiden, STK’lardan ve vatandaşlardan yoğun bir katılımın sağlandığı gözlendi.

Konferansta Gazze Olayı ışığında Müslümanların alması gereken dersleri açıklayan Aydemir “Allah yolunda akan kanların boşa gitmediğinin” altını çizdi.

Müslümanların Allah ile yaptıkları ahde sadık kalmaları gerektiğini belirten Aydemir, ahde bağlı kalmanın sonsuz ve sınırsız cennetlere girmeyi sağlayacağını hatırlattı.

Kuranı Kerim tilavetinin de icra edildiği konferansta Müslümanın cesareti, imkansızlıklara rağmen azmi sıklıkla vurgulandı. İstiklal Marşının dizeleriyle bugünkü durum arasında sıklıkla benzerlikler kuran Aydemir, ayetler ışında Türkiye ve Müslüman memleketler üzerindeki tehlikelere dikkat çekti.

Toplumsal ilişkilerin zayıflamasından, dayanışmanın güç kaybetmesine de değinen Halis Aydemir, insanların korku ve endişelerinden dolayı sıklıkla hata yaptığını ve Türkiye’nin artık İsrail ile komşu olduğunu, bunun da yeni bir imtihan olduğunu dile getirdi.

Haber Hasan Can Alan