Ana Sayfa Blog Sayfa 108

BİR CHP VE AK PARTİ KLASİĞİ: BOHEMYANİZM TUTKUSUNUN MANAVGAT AĞLATISI

1

Bohemyanizm gündelik kaygılardan uzak, yarını bugünden düşünmeyen, toplumsal kaygıları paylaşmaktan ziyade kendi benliği uğruna yaşamayı ilke edinmiş insanların yaşam şekli olarak tanımlanır. Yani Bohem bir insan, plan ve program yapmaz, ilke ve disiplin sahibi olamaz, kendisine uzun vadeli hedefler koyamaz. Türkiye ve Manavgat tipi Bohemyanizm ise 2000’li yılların başında hayatımıza yavaş yavaş girmeye başladı. Bunda özellikle Manavgat’taki alt ve orta gelir grubu mensuplarının, AK Parti ve kardeşi CHP tipi kapitalist politikaların getirdiği karmaşa ve adaletsizlikten kaçmak için modernizmin ve teknolojik konforun cezbediciliğinin de etkisine kapılarak vurdum duymaz bir hayata sürüklenmesi itici bir role sahip oldu.

Türk Devleti’nin AK Parti, yerel yönetimlerin de CHP eliyle tarihte hiç görülmediği kadar kötü yönetildiği XXI. Yy.’ın ilk çeyreğinde, bohem yaşam tarzı maalesef ki edebiyat, tiyatro, sinema ve özellikle de Türk dizi filmlerinin etkisiyle özendirildi. Adı geçen özdeş partilerin de bohemliğini hesaba katacak olursanız Türkiye’nin ve Manavgat’ın neden bu kadar sistemsiz ve plansız yönetildiğini daha iyi anlarsınız. Örnek vermek gerekirse siz AK Parti Manavgat Teşkilatının kent sorunlarıyla ilgili konuştuğunu ya da CHP’nin AK Parti ile olan kayıkçı kavgası dışında Manavgat’ın yapısal sorunlarıyla ilgili bir şeyler söylediğini, orta ve uzun vadeli planlamalarının olduğunu hiç duydunuz mu?

AK Parti’nin karakteri olan vahşi piyasacı anlayışın yaygınlaştırdığı Bohemyanizm ile mücadele etmeyi vadetmesi gereken CHP gibi muhalif partilerin yerel yönetimde popülizmi benimseyerek AK Parti misali neoliberal anlayışları sırtlaması Marx’ın ifadesiyle “serseriliği, tembelliği, şarlatanlığı, üçkağıtçılığı, avareliği, tufeyliliği” daha da yaygınlaştırmıştır. Bir AK Parti eseri olan yüksek enflasyon nasıl ki düzenli gelire sahip insanları tasarruf yapmaktan uzaklaştırıp maddi kazançlarını restoran, kafe ve eğlence alanlarında harcamaya yönlendiriyorsa yerel yönetimdeki CHP’de sözüm ona neoliberal değerlere karşı çıkan bir bohemliği önümüze sunmaktan hiç ama hiç çekinmiyor.

İlahi Komedya mı Siyasi Trajedi mi?

AK Parti’nin kültür, sanat alanında olduğu gibi ekonomi ve sosyal alanda da bir politikasının olmaması ile yaygınlaşan bohemlik, Manavgat’ta bohemler tarafından yönetilen Manavgat Belediyesi ile desteklenmeye devam ediyor. Basın politikası olmadan hatta basına örtülü baskı uygulamaktan çekinmeyen bir yerel iktidarın “Dünya Basın Özgürlüğü Günü”nü kutlaması ne kadar trajikse CHP’nin AK Partiden farklı olduğunu ileri sürmesi ya da AK Parti’nin içini boşalttığı sahaları düzelteceğini beyan etmesi de o kadar komiktir. Komiktir çünkü her ikisi de bohemdir, çünkü her ikisi de bohem yaşam tarzını yaygınlaştırmaya çalışırlar ve bunun farkında da olamazlar. İtalyan Dante bugünün Türkiye’sini ya da AK Parti ve CHP’yi görseydi muhtemelen “İlahi Komedya”yı değil   “Siyasi Komedya”yı yazardı.

AK Parti gibi hayatın gerçekliğine nüfuz edemeyen CHP’li Manavgat Belediyesi geliştirdiği demagojinin merkezine oturttukları Halkçılık söylemiyle günü kurtarmaya çalışsa da başarılı olamıyor. Halkçılığı su faturalarıyla halkı soymak olarak yorumlayan CHP’li Muhittin Böcek’ten sonra halkın içinde olmadığı, piyasacı kültüre sahip, tüketime dayalı festivallerle ya da kahvehanelerle karşımıza çıkan bir başka CHP Belediyesi olan, Manavgat Belediyesi de bohemliği bizlere dayatmaktan çekinmiyor ve çekinmeyecek de. Eğer bohemliği AK Parti’nin ülkede yapmaya çalıştığı gibi Manavgat’ta da yaygınlaştıramazlarsa plansızlık ve programsızlıkta AK Parti’den hiç te farklı olmadıklarını, başarısızlıkta ise AK Parti ile aynı derecede olduklarını daha fazla gizleyemezler.

Avrupa’daki burjuva ve bohemler kendi kültürlerini ciddiye almalarıyla bilinirler. AK Parti ve CHP tipi burjuva ve bohemler ise her şeyin laçkasını çıkarırlar. Ne de olsa her iki parti de gerçeklere sırt çevirmiyor mu?

Hayat Size Güzelmiş: Futbol Konuş, Festival Düzenle

Bohemliğini kabul etmeyen CHP’li Manavgat Belediyesi 7 Mayıs itibariyle sermaye kültürü karşısında kültürel bir değer oluşturamamanın nedameti ile dans festivali düzenliyor. Dans denince aklınıza o dillerinden hiç düşürmedikleri, takip ettikleri mikro milliyetçi söylemlerinin merkezindeki “Yörüklüğün” Toroslardaki terennümü olan “Yörük Folklorundaki” milli danslarımız, halaylarımız gelmesin. Belediyenin şeffaflık ve bilgilendirme kapsamında bir bilgilendirme notu veya bülten yayınlama alışkanlığı olmadığı için paylaşımlarındaki afişlerden, postlardan anladığımız, dans festivalinin halkçılık kapsamında çok düşünüldüğü ve sevildiği ileri sürülen Manavgatlı emekli, esnaf ve emekçinin iyi bildiği (!) alafranga tip danslar ve Gürcistan, Ukrayna gibi farklı ülkelerin milli oyunlarıymış. Haklarını savunduklarını iddia ettikleri Belenobası’nın karpuz tarlasında çalışan Emine Teyze ya da Hacıobası’ndaki pamuk tarlasında alın teri akıtan Hasan Amca veya otel işçisi Ayşe Hanım zaten pek severdi alafranga dansları ya da çok merak ediyordu Gürcü danslarını öyle değil mi? Nitekim ev kirasını ödemek için çalışan emekli ve emekçilerimiz, mazot için elleri nasır bağlayan çiftçimiz çoktandır bir salsa, tango veya cha cha ya da Ukrayna yöresel dans gösterisini izlesek de yorgunluk atsak diyorlardı!

Plansızlığı ve programsızlığı ile günü kurtarma derdiyle boğuşan AK Parti’nin alternatifi olarak bizlere yutturulmaya çalışılan CHP ve onun Manavgat Belediyesi bohem idare tarzını futbolla, festivallerle sürdürsün sürdürmesine ama bunu Manavgat’ta yaşayan emekçilere, garibanlara altın tepside sunarak onları bu yaşam tarzına çekmeye çalışmasın. Onlara ait olmadıkları bir kültürü dayatmasın. AK Parti tarafından tüm emekleri ve birikimleri enflasyonla zayi edilen emekçi, memur, emekli, esnaf ve işçiler hayatlarından nasıl bıktıysa sizin de AK Parti tipi bohemliğinizden, buna tezat olacak şekilde geliştirdiğiniz burjuva hayranlığınızdan, sermaye seviciliğinizden güç ve kuvvet oluşturma öykünmelerinizden de bıktı usandı. Bırakın Türkiye’yi Manavgat’ta dahi emekçinin, emek-maişet ilişkisindeki ezilmişliği problemi kamuoyu önünde tartışılması yapılmadan, sermaye tahakkümü ile köleleştirilen işçilerin özlük haklarını korumadan, sendikacılığı güçlendirmeden, alın teri akıtan çiftçinin, ecircinin, emekli ve esnafın örgütlenmesi için ciddi ve kurumsal bir şekilde gerekli özendirme, destekleme faaliyetleri yapılmadan gerçekleştirdiğiniz dans festivaliniz ne işe yarar.

Manavgat’ın dörtte üçünü oluşturan ezilmiş ve her gün bin beter ezilen insanımız sanki dönüp festivale gidecek ve orada eğlenebilecek öyle mi? Samimi olun ve bir şeylerin arkasına saklanmayı bırakın, insanları bohem hayata sürüklemekten vaz geçin. Çıkın ve Manavgatlıya deyin ki “biz bu ve benzeri festivalleri iş yapmış olmak için yapıyoruz” çıkın ve turistlere deyin ki “bizler de sizin medeniyetindeyiz, sizin neoliberal düzeninizin bir parçasıyız, globalleşmeyi sonuna kadar hoşgörü maskesiyle savunuyoruz, değerleriniz değerlerimiz, yaşam tarzınız yaşam tarzımızdır. Biz sizin gönlünüzü eğlendirmeyi seviyoruz. Her şey sizin için”.

Birileri size söylemediyse biz söylemiş olalım; tarlalarda, otellerde çalışmaktan bitmiş tükenmiş, ev sahibine görünmeden işe gitme derdindeki alt orta gelir grubunda olan komşularınız ve hemşerileriniz sizden top peşinde koşturan, futbolla yatan futbolla kalkan, bir festivalden başka bir festivale koşan bir kent yönetimi değil insanca yaşam sunan şehir yönetimi ve de şeffaflık talep ediyor.

 

Yeni Bölüm Sizlerle

0

“Öteyandan” Yeni Bölümü ile Yayında

Usta Gazeteci ve Gezgin Adam Dergisi Yorumcusu Recep Memili “Öteyandan” programıyla Manavgat Belediyesi’nin düzenlediği Girit Festivalini mercek altına aldı.

Festivalle ilgili yapılan eleştiriler, övgüler, medya paylaşımları ile ilgili Recep Memili Girit Festivalini her yönüyle değerlendirdi, iyi seyirler…

 

Antalya Emniyeti Uyuşturucu ile Mücadeleyi Sürdürüyor

0

Uluslararası Uyuşturucu Madde Ticareti Yapan 2 Şahıs Yuttukları Eroinlerle Antalya Havalimanı’nda Yakalandı

Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Antalya’da gerçekleştirilebilecek muhtemel uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama olaylarının önlenmesi amacıyla yapılan çalışmalarda;

S.S. ve F.M.K. isimli şahısların İran ülkesinden Van iline geçtiği ve uyuşturucu maddeyi yutma yöntemi ile ilimize geleceği, ilimizde uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri torbacı olarak tabir edilen uyuşturucu satıcıları aracılığı ile piyasaya sürecekleri yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine şahısların yakalanmasına yönelik Antalya Havalimanında gerçekleştirilen operasyonda S.S. ve F.M.K. isimli şahıslar YAKALANMIŞTIR.

S.S. ve F.M.K. isimli şahısların hastanede yapılan iç beden muayenesi sonucunda; 35 kapsül halinde toplam 278 gram eroin maddesi ELE GEÇİRİLMİŞTİR.

“Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak ve Sağlamak” suçundan adli makamlara sevk edilen 2 şüpheli TUTUKLANMIŞTIR.

Çocuklara Animasyonlu Trafik Eğitimi

0

Antalya’da Çocuklara Animasyonlu Trafik Eğitimi

Antalya İl Emniyet Müdürlüğü 03-09 Mayıs Karayolu Trafik Haftası nedeniyle Muratpaşa Belediyesi Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda etkinlik düzenledi. Etkinliğe Emniyet Müdürü İlker Arslan, İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz ve Muratpaşa Belediye Başkan Yardımcısı İsa Güzel i, öğrenciler ile öğretmenleri katıldı.

Geleceğimizin sürücüleri çocuklara trafik bilincini aşılamak amacıyla “Bir Kural Bir Ömür” mottosu ile düzenlenen etkinlikte yaklaşık yüz öğrenci Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda uygulamalı trafik eğitimi aldı.

Etkinlik süresince minik öğrenciler, trafik işaret levhaları, yaya geçitleri, trafik ışıkları ve kavşak düzenlemeleriyle donatılmış eğitim parkurunda trafik kurallarını eğlenerek öğrendi. Uzman eğitmen trafik polisleri eşliğinde gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde; çocuklara yayaların, bisikletlilerin ve sürücülerin uyması gereken temel trafik kuralları anlatıldı.

Program kapsamında öğrencilere animasyon gösterileri sunulurken, Toplum Destekli Polislik, Trafik Denetleme, Narkotik Suçlarla Mücadele ve Çocuk Şube Müdürlüklerimizce kurulan stantlarda broşürle bilgilendirme yapılarak, etkinliğe katılan çocuklara çeşitli hediyeler verildi.

 

Sesli Makale – Şehitler Ölür… Vatan Bölünür…

0

ŞEHİTLER ÖLÜR… VATAN BÖLÜNÜR…

 

İnsan unutulunca, vatan da bölününce şehitler ölür.

 

Şehitler ölür, vatan bölünür mü?  Elbette şehitler ölür.

Ne zaman?

Onların şahadetlerinin amaçlarını ve anlamlarını unuttuğumuz zaman… Bu gün Çanakkale, Sakarya’da şehitler ölmediyse, vatan bağımsızlığına kavuştuğu içindir…  

 

ORADA KALDI…

Kutup ikliminden borç alınmış bir gecenin gözüne haykırmak istedim.

Sesim, yerküreye hapsedilmiş bir volkan gibi düğümlendi boğazımda.

Geceye baktım. Gece soğuk… Gece kalleş…

Gece bana baktı. Ses tellerim ve öfkem yanımda

Sesim orada kaldı.

*

Bir yağmur damlasıydı saçlarıma düşen. / Başımda tel tel kırlar.

Gönlümde uçsuz bucaksız boz kırlar. / Aşk… Yeniden yaşamak

Artık ne kadar geç./ Sevdalarım anılarımda

Gönlüm orada kaldı.

*

Artık oğullar yetiştirdik; Düğün arifesindeyiz.

Bir yanımız yanarken bir yanımız yeşermekte.

Gecelerden haber alırız. / Damatlıklar kar kıyafeti,

Halaylar, ölüm kalım arası. / Gözümün ferini ekranlar aldı.

Oğullarım… Yarınlarım…

Düğün Dağı’nın eteklerinde kaldı.

*

Ana yüreğinin vatanı özlemdir, hasrettir.

Coğrafya kitaplarında bulunmaz haritası.

O yüreğin güneşi çocuklarının gözleri…

Bakışları sıradağlar. / Ne temelsizmiş özlemle örülen duvarlar;

Geceler boyu üzerimize yıkıldı. / Bedenim burada

Özlemim Uludere’de kaldı.

*

Çocuklarımızın olduğu dağlarda sesler ve özlemlerimiz kaldı.

Orada kırk asrın gözleri ile görüyor; Kırk asrın elleriyle tutuyorlar.

Ne dün ne bugün ne de yarın için / Kırk asrın tarihine sahip çıkıyorlar.

Düğün dağlarında şenlik, Zap sularında halay.

Biz kavgada yenildik çocuklarım./ Kırk asrın gözlerine bakmaktan çekiniyorum.

Şimdi sıra sizde…

Çanakkale’den utanıyor, Balkanlara yanıyorum.

Size kavgasız bir dünyayı armağan edemedim.

Elimde kalan tek servetim / Özlemim mirasım olsun.

*

Sıramın hakkını veremedim.

Yaptıklarımdan değil, yapmadıklarımdan pişmanım.

Sesiniz doluyor dünyama, sessizliğin diz boyu.

Kutup iklimiyle bakıyor gözlerim, ekvator iklimiyle ısınıyor yüreğim.

Hüznüm, Şırnak’ta, Hakkâri’de, Diyarbakır’da yaşlandı.

Ben burada utancımla baş başa

Çocuklarım orada kaldı.

*

Bu metni, 2008 yılında Akkapı Mahallesi’nde yaşarken yazmıştım. Oğlum Şırnak’ta askerdi. Kuşları öldürmek için sapan dahi tutmayan oğlum, Şırnak’ta terörün en yoğun olduğu dönemde çatışıyordu.

Gündüz telefon açmış hızlı bir şekilde:

“Baba, anneme bu gün televizyon izletme” demiş ve telefonu kapatmıştı. Acilen eve gidip, annesinden gizli televizyonu bozmuştum.

Şubat ayının soğuk ama berrak gecesinde balkona oturup bu yazıyı yazmıştım.

 

TELEVİZYON AÇAMADIK

Oğlumu kar kıyafetleri içinde görmüştüm. Gözümde çocuk olan oğlumun, komando kıyafetleri içinde nasıl aslan olduğunu şaşkınlıkla gördüm.

O zamanlar terörün zirvede olduğu dönemdi. Derler ki ateş düştüğü yeri yakar.

O ateş ise eyvallah, ama bir evladın şehit olma ateşi sadece ailesini yakıyorsa yuh olsun böyle millete… Ki, şükürler olsun ki milletimiz, bu konularda “yuh”u değil, alkışı hak etmektedir.

Oğlum arada bir telefon açıyor, iyi olduğunu söylüyor ama oğullarım tek tek düşüyordu.

Şırnak’ta, Kuzey Irak’ta, Düğün Dağları’nda… Tunceli’de…

Oğullarım, canlarım, yüreğimizin bir yanına onur, diğer yanına ateş düşürerek şehit oluyorlar ve Çanakkale’de, Sakarya’da, Kut-ül Amare’deki atalarının yanında yer alıyorlardı.

Artık ben de haber dinlemez olmuştum. Hayır! Hayır! Dinlemez değil, dinleyemez olmuştum.

Şöyle dua ettiğimi hatırlıyorum:

“Allah’ım, oğlum şehit olacaksa senin takdirin ve yurdun ihtiyacıdır. Ama yalvarıyorum, aklen sakat dönmesin!”

Evet, böyle dua ediyordum. İnsanın aklını kaybetmesinin hem kendisi hem de yakın çevresi için her gün azap olacağını biliyordum. Çevremden gördüm, tanık oldum…

Muhakeme gücü ve aklı yerinde olan oğlumun canını kaybetmesine tahammül edebileceğimi, ama aklını kaybetmesine tahammül edemeyeceğimi düşündüm.

Neden, nasıl öyle düşündüm hala bilemiyorum.

Benim oğlum sağ salim ve aklı yerinde olarak döndü…

Gurur duyamayacak kadar yorgun ve üzgündüm.

Hemen yanı başımda, yüreğim kadar yakın yerlerde; Karadeniz’de, Doğu Anadolu’da… Yurdumun dağlarında ve ovalarında, evladı dönemeyenler varken benim şahsi sevincim olamazdı.

Olamaz da… Olmuyor da…

 

HİÇ BİR ANI YOK… HALA YOK…

Oğlum döndükten sonra, askerlikle ilgili hiçbir anısını anlatmadı.

Hayatı resmeden bir pazılın, “askerlikle ilgili” bölümü çıkarılmıştı sanki. Hiçbir anısını öğrenemedim. Bir akşam salonda, hep birlikte televizyon seyrederken divanda uykuya dalmıştı. Seyhan Belediyesi’nin sinek ilaçlama aracı geçiyordu. Sinek aracının sesini hepiniz bilirsiniz. Gecenin sessizliğinde bir sivrisinek vızıltısı gibi girer. O sesin etkisi ile oğlum birden yerinden ayağa kalktı:

“Toparlanın! Herkes yerine! Çabuk,,, Çabuk… Çabuk…” diye bağırıp, sağa sola yalpaladı. Annesiyle birlikte dona kaldık. Birkaç saniye sonra kendine, nerede olduğunu anladı. Göz göze geldik:

“Kusura bakmayın” dedi ve yeniden kendi sessizliğine gömüldü.

 

Ben bir dramdan söz etmiyorum. Bizim yaşadıklarımız, Candaşlarımın, yoldaşlarımın, kardaşlarımın yaşadıklarının yanında çok önemsiz kalabilir. Acısını veya sevincini hissetmedikten sonra esasında yaşanan her şey önemsizdir.

 

ŞEHİTLER NE ZAMAN ÖLÜR?

Çocuklarımız neden şehit olur? Kuş öldüremedikleri için ellerine sapan bile vermediğimiz çocuklarımızın eline kocaman silahları verip neden ölüme gönderiyoruz? Bunun cevabı basit: “Vatan tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir…” veya “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır…”

Buraya kadar tamam, fikren ve kalben hiçbir itirazım yok. Ama evlatlarımızın cenazelerinde tek bir ağızdan bağırıyoruz: “Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”

Gerçekten öyle mi?

Bu gün Çanakkale şehitleri ölmediyse, vatan kurtulduğu içindir… Sakarya’da şehitler ölmediyse, vatan bağımsızlığa kavuştuğu içindir…

İnsan unutulunca, vatan da bölününce şehitler ölür.

Bizim, insanca ve onurlu yaşamamız için canını verenlerin amaçlarına ihanet ettiğimiz zaman:

“Şehitler ölür, Vatan bölünür…”

Evlatlarımızın şahadet amaçlarını ve anlamlarını terk ettiğimiz zaman:

“Şehitler ölür, vatan bölünür”

 

MANAVGAT BELEDİYESPOR PLAY OFFLARDA

0

Manavgat Belediyespor’a 8-1’lik Galibiyet Yetmedi

4 Mayıs Pazar günü kendi evinde seyircisiz olarak karşılaştığı Osmanlı 1453 Spor Kulübünü 8-1 gibi önemli skorla kazanan Manavgat Belediyespor Balligi 6. Grubu 2. sırada tamamlayarak play-off’a kaldı.

Son haftaya kadar Eskişehirspor ile liderlik mücadelesini sürdüren Manavgat Belediyespor Eskişehirspor’un Mersin deplasmanında penaltıdan bulduğu golle Mezitli 33 FK’yı 1-0’lık skorla geçmesi Manavgat Belediyespor’u mutlu sona ulaşmasını engelledi.

Playoff’un ilk turunda Manavgat Belediyespor ile aynı grupta olan ve ligi 3. sırada tamamlayan Konya ekiplerinden Ereğli FK ile karşılaşacak olan Manavgat Belediyespor’da moraller yüksek.

SAADET PARTİSİ GA*ZE İLE İLGİLİ BİR BASIN AÇIKLAMASI GERÇEKLEŞTİRDİ

0

SAADET PARTİSİ GAZZE İLE İLGİLİ BİR BASIN AÇIKLAMASI GERÇEKLEŞTİRDİ

 
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı Gazze Nöbetlerinin ikincisinde bir basın açıklaması gerçekleştirerek yetkililerin İsrail yayılmacılığı karşısında önlem anlamaya davet etti.

Demiral Basın Açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana başta Gazze Şeridi olmak üzere Filistin’de masum sivillere yönelik gerçekleştirmiş olduğu saldırılar karşısında vicdan sahibi olan, evrensel ahlaka sahip tüm insanlık büyük bir felakete tanıklık etti. Gazze’deki bu ukubet ve yıkım hali Alemi İslam’a hangi devletin çatısı altında yaşarsa yaşasın ne kadar sahipsiz ve ne kadar korumasız olduğunu, bir ve beraber olması gereken ümmetin siyasi olarak ne kadar da parçalanmış olduğunu bir kez daha göstermiştir. Hepimizce bilindiği üzere 15 Ocak 2025 tarihinde Filistin Direniş Hareketi Hamas ile İsrail arasında gerçekleşen ateşkes görüşmelerinin anlaşmayla sonuçlandığı duyurulmuştur.

Ateşkesle birlikte İsrail’in, Filistin halkına yönelik tedhiş hareketlerini ivedilikle sonlandırması ve anlaşmanın yükümlülükleri yerine getirmesi beklenirken; İsrail, mütarekeyi bozarak yeniden soykırıma başlamıştır.  , hastane ve çadır gibi sivil hedefleri korkakça kahpeliklerle bombalamayı gayet iyi bilen Siyonist terör devleti İsrail ve işbirlikçileri yüzsüz bir şekilde yaptıklarını hala vicdan sahibi insanlar karşısında savunabiliyorlar. İsrail bu soykırımı işlerken; dindarlık, takva, gaza ve cihat nutukları atan Müslüman yöneticiler ise yaşananları sadece izlemekle yetindiler. İşbirlikçi Siyonist destekçisi olan bu korkak idareciler yönettikleri halkın dikkatini dağıtmak için siyasi mühendislikle oluşturulan ülke içi siyasi, ekonomik ve kültürel gündemlerle kamuoyunun dikkatini başka alanlara yönlendirdiler ve yönlendirmeye de devam ediyorlar.

İsrail; Gazze’de kadın, yaşlı ve çocuklar olmak üzere binlerce kişiyi soykırımla şehit ederken Müslüman nüfusa sahip memleketler sadece slogan atıp yürüyüş gerçekleştirdiler, cılız ticari boykotlarda bulundular. Peki sonuç ne oldu? İsrail durmadı, durdurulamadı ve Gazze harap oldu, Müslümanlar Haçlı seferlerinde olduğu gibi yine katledildi. Katliamlardan cesaret alan Siyonist Yahudiler ve Siyonist Hıristiyanlar ittifaklarını daha da güçlendirdikleri gibi pervarsızlıklarını artırarak yasaklı silahları bile kullanarak soykırımın ve sürgünün şiddetini daha da ileri bir safhaya taşıdılar.  

Her daim Batılı ülkelere uygulanan, uygulama da çifte standarda sahip olan uluslararası hukukun dahi açıkça ihlal edildiği bu saldırılar, sivil halkı korumayı amaçlayan sözde uluslararası anlaşmalara da bütünüyle aykırıdır. Ama biz İslam beldeleri ve Müslüman Türkiye’nin Türkleri olarak bu duruma zaten Bosna Savaşında, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da, Rohinya’da ve Keşmir Savaşlarında ve işgallerinde zaten alıştırılmamış mıydık? O gününün korkak ve işbirlikçi iktidarları da aynı bugünkü AK Parti iktidarı gibi Türk Milletine zulmü kanıksatan, zulme ses çıkarılmamasını öğreten iç siyaseti takip etmemişler miydi?

Azmi ve kararlılığı dağları titreten Milli Görüşçüler ve Müslüman Türk Milleti: sesimizi iyi duy ve bize kulak ver. Bakınız bu işbirlikçiler bizlere diyor ki “İsrail’in Filistin halkına yönelik ağır ve insanlık dışı saldırılarını, geniş çapta yıkım ve yerinden etme politikalarını, soykırım ve insanlığa karşı suç sayılan faaliyetlerini ivedilikle sonlandırması ve ateşkesin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmesi gerekmektedir”. ALLAH’TAN KORKUN, KULDAN UTANIN. Bu düpedüz AK Parti’nin ve onu destekleyen STK’ların maslahatından başka bir şey değildir. İsrail’i barışa razı edeceğini zanneden AK Partili iktidarlar ve onların yandaş basını, şovmenleri, sözde Filistin hakkını savunan STK’ları Necmettin Erbakan Hocamızın binlerce kez söylediği İSRAİL GÜÇTEN ANLAR prensibini hiç duymadılar mı, okumadılar mı? Necmettin Erbakan’ın bu haykırışını neden görmezden geliyorsunuz sorarım size! YOKSA DÜNYA HAYATINI AHİRET YURDUNDAN DAHA MI ÜSTÜN TUTUYORSUNUZ?…”

2 Mayıs Cuma saat 19.00’da Manavgat Cumhuriyet Meydanında gerçekleştirilen basın açıklamasına DEVA, MYP, AGD teşkilatları da katıldı. Basın açıklaması sloganlarla tamamlandı.

Antalya Emniyeti Zehir Tacirlerine Göz Açtırmıyor

0

Antalya Emniyeti Zehir Tacirlerine

Göz Açtırmıyor

Emniyet Müdürlüğümüz Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce ilimiz genelinde uyuşturucu maddelerin kaynağının kurutulması, ticaretinin ve kullanımının engellenmesi amacıyla ilimize uyuşturucu madde naklederek ticaretini yapan şahıs ve gruplara yönelik olarak yürütülen çalışmalarda; A.Ü. isimli şahsın Kepez ilçesinde yüklü miktarda uyuşturucu madde depoladığı ve bu uyuşturucu/uyarıcı maddeleri torbacı olarak tabir edilen uyuşturucu satıcıları aracılığı ile ilimizde piyasaya süreceği bilgisi üzerine düzenlenen operasyonla A.Ü. isimli şüpheli şahıs YAKALANMIŞTIR. Operasyon kapsamında şahsın aracında ve ikametinde yapılan aramalarda; – 1 kilo 150 gram sentetik kannabinoid hammaddesi fubunica, – 913 gram metamfetamin, – 560 gram eroin, – 247 adet, 1 milyon 368 bin 960 kullanımlık kağıda emdirilmiş sentetik kannabinoid(A4), – 6 gram macun esrar, – 2 adet hassas terazi ile – Uyuşturucu madde ticaretinden elde edildiği değerlendirilen bir miktar Türk Lirası ile döviz cinsi para ELE GEÇİRİLMİŞTİR. Uyuşturucu madde ticareti yapan, gençlerimizi ve geleceğimizi zehirleyen uyuşturucu tacirlerine göz açtırmayacağız. Vatandaşlarımızın hayatını ve sağlığını tehdit eden her türlü suç ve suçlu ile mücadelemiz aynı kararlılıkla hız kesmeden devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. ANTALYA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ MANAVGAT’TA YAĞMUR ALTINDA KUTLANDI

0

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü 45 yıl aradan sonra Manavgat’ta kutlandı.

Uzun yıllardan sonra Manavgat’ta 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü sendikalar, STK’lar, siyasi partiler ve vatandaşlarca ilk kez kutlandı. 1980 Askeri Darbesinden sonra Manavgat’ta değişik nedenlerden dolayı geniş katılımla kutlanamayan 1 Mayıs, Manavgatlıların yoğun katılımıyla işçi, emekçi bayramına dönüştü.

Oluşturulan kortejler Manavgat Cumhuriyet Meydanından Manavgat AKM önüne kadar sloganlarla yürüdü. AKM önünde kurulan podyumda Sendika temsilcileri konuşmalarını gerçekleştirse de sağanak yağmurdan dolayı konuşmacı listesinde yer alan pek çok temsilci hitabını gerçekleştiremedi.

Eğitim Sen Manavgat Temsilciliği Başkanı ve 1 Mayıs Tertip Komitesi Sözcüsü Bülent Irmak, DİSK Emekli Sen adına Salih Özdemir ve Eğitim İş eski Başkanı Ramazan Yılmaz konuşmalarını gerçekleştirebilirken bir konuşma yapması planlanan Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara yağmurun azizliğine uğrayarak konuşmasını gerçekleştiremedi. Etkinlikler yağmurdan dolayı 25. dakikada sonlandırıldı.

Adil Düzen Olmadan Emekçi Sömürüsü Devam Eder

1

SAADET PARTİSİ MANAVGAT İLÇE BAŞKANI İLHAMİ DEMİRAL’DAN EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ AÇIKLAMASI

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

Hayra motor, şerre fren olmak zorunda olan Saadet Partisi yöneticilerinin insanlığa ve milletimize özellikle de Manavgat’ımıza olan sorumluluklarının gereği olarak yanlış ve eksik gördükleri her konu da eleştirilerini ve uyarılarını kamuoyu ile paylaşması Manavgat Siyasetini ilerlettiği gibi pek çok çevreye de olumlu katkı vermeye devam ediyor.

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Demiral, yayımladığı mesajda, “Emek ve Dayanışma Günü’nün bir anlam ifade edebilmesi ancak Adil Düzen ile gerçekleşebilir. İşçi ve Emekçi kardeşlerimizin içerisinde yaşadığı, ıstırap çektiği sömürü düzeninde Milli Görüş’ün Adil Düzen Projesiyle tanışma vakti çoktan gelmiştir. İşbirlikçi kapitalist düzen yerine insanca yaşamın esas alındığı yeni bir nizam için Adil Düzen yeniden ihya edilmelidir” dedi.

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral’ın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü münasebetiyle yayımladığı mesaj şöyle:

Gerçek emek sahiplerinin ve alın teri ile maişet derdinde olan tüm emekçilerimizin Emek ve Dayanışma gününü Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı olarak tebrik ederim.

İşçi, emekçi, çiftçi ve emeklilerimizin hakkını savunuyormuş gibi yaparak arka kapıdan sömürü ve hile düzenine teslim olmuş işbirlikçi zihniyetin ve bunların örgütlendiği partilerin, sendikaların ve STK’ların politik hedeflerine ulaşmak için emekçilerimizi kullanmasını ve işçi kardeşlerimizi politize ederek siyaset kurumunun doğal mecrasını politik mühendislik yöntemleriyle karıştırmalarını esefle kınadığımı vurgulamak istiyorum.

Emekçi haklarının yetersizliğini ve işçilerin aldıkları maaşla insanca yaşayamama halinin propagandasını yapan sarı sendikacılık ve bunların tabii olduğu siyasi partiler maalesef ki yürüttükleri iki yüzlü siyasetle emekçilerimizi her geçen gün daha da büyük bir çıkmaza sürüklemektedirler.

Popülist politikaları uygulayan Manavgat Belediye Başkanlığı ve Genel İdare Teşkilatını yönlendiren AK Parti  ülkeyi  ve Manavgat’ımızı felaket çemberine hapsetmiştir. Milletimizin ve Manavgat’ımızın kalkınmasını ve insanca yaşamasını sağlayacak planlamaları yapamamaları emekçilere karşı samimiyetsizliklerini bir kez daha göstermeye yetmektedir.

Daha asgari ücrete zam yapılacağı haberlerinin çıktığı gün itibariyle her gün zam yapan ve zammı yağmura hatta fırtınaya dönüştüren üç harfli kan emeci işletmelere, mülk sahiplerine ses çıkarmayan, onlara hem yerelde hem ulusal yönetimde destek veren CHP’li ve AK Parti’li yerel ve genel iktidarlarının Emek ve Dayanışma Bayramını kutlaması, buna dair nutuklar atması kabul edilemez.

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

Adil Düzen Olmadan Emekçiler Sömürülmeye Devam Eder

Milli Görüş yani Saadet Partisi iktidarı kurulmadan Adil Düzen’in kurulamayacağı bu kadar açıkken Emek ve Dayanışma Günü etkinliklerinden emekçi lehine yeni kazanımların elde edilemeyeceği bellidir.  Adil Düzen kurulmadan emekçilerin eğer elde edebilirlerse kazanımları ya insafsız kira zamlarıyla ya da üç harfli marketlerin ayak oyunlarıyla elinden alınacak veya komisyoncu kurnazlıklarıyla serbest piyasa tarafından yutulacaktır.

Buradan tüm emekçi kardeşlerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Türkiye’de Adil Düzen’in yeniden ihyası için tüm işçi, emekçi ve emeklileri Saadet Partimize davet ediyorum. 1969’dan beri yürüttüğümüz mücadelede tüm kardeşlerimizi bizlere omuz vermeye, destek olmaya, oy vermeye ve partimize üye olmaya davet ediyorum”.

Haber Hasan Can Alan / Gezgin Adam Haber