Ana Sayfa Blog Sayfa 107

Protokol Konuşması Hiç Yapılmadı

0

PROTOKOL KONUŞMALARI YOKTU, SADECE ÖZEL ÇOCUKLAR VARDI

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Manavgat Şube Başkanlığı, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası nedeniyle ikinci gün etkinliğini Felicia Village Otel’de sürdürdü. Kırım Türkleri Derneği’nin Felicia Village Otelde düzenlediği kahvaltı etkinliğine İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali Hakan Öz, AK Parti Manavgat Belediye Meclis Üyesi Geylani Yılmaz ve AK Parti Eğitimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bağcacıoğlu katılımlarıyla destek verdi. Özel çocuklara ve ailelerine bu anlamlı etkinlikte otel kapılarını açan işletme sahibi ve AK Parti Manavgat İlçe Başkanı Niyazi Ünal, sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Kırım Türkleri Derneği’nin gerçekleştirdiği etkinliğe ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kırım Türkleri Derneği Manavgat Şube Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan ise yaptığı kısa açıklamasında; “ Bugün burada protokol konuşmaları yok. Sadece özel çocuklarımız ve aileleri var. Onlara sürekli hatırlayacakları bir anı bırakmak istedik. Görüyoruz ki, hepsi mutlu ve memnun. Ben buradan Sayın Niyazi Ünal’a ayrı bir parantez açmak istiyorum. Talebimizi ilettiğimizde tereddütsüz ‘Evet’ cevabını vermesi hem çocuklarımız hem de bizler için çok anlamlıydı. Bu bağlamda kendisine şahsım ve dernek üyeleri adına şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu özel günde yoğun programı içerisinde bizlerle bir arada olan, yalnız bırakmaya İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın Ali Hakan Öz’e, Okul Müdürü Şerafettin Çetin, Okul Müdür Yardımcı Yücel Aslan, öğretmen kadrosuna verdikleri emek ve destekler için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Kahvaltı sonrası özel çocuklar, otelin animasyon ekibinin hazırladığı sürprizlerle unutamayacakları bir gün geçirdiler.

İSRAF, MAHALLE BASKISI VE ÖTEKİLEŞTİRME ARACI OLARAK MANAVGAT BELEDİYESPOR

0

Manavgat Belediyespor, Bölgesel Amatör Ligi ( Bal Ligi) macerasını Play-Out müsabakasında Konya ekiplerinden İrfan Aksoy İnşaat Ereğlispor karşısında 1-0 kaybederek tamamladı. Beklenti bir üst lige çıkılmasıydı ama olmadı. Spordur bu kazanırsın veya kaybedersin, yolun sonu değildir. Maçın ya da takımın teknik analizini yapacak değiliz. Zaten yapın deseniz de yapamam. Futbol anladığım iş değildir, eğlence olsun diye sadece izlemeyi severim.

Halkçıların Futbol ve Şeffaflıkta Sınıfta Kalması

Manavgat Belediyespor’un yönetim anlayışı ve kentteki işlevi ile ilgili dergimizin önceki sayılarında bazı yazılar yazmış ve Nefi Kara’nın kulüp başkanı olmasıyla oluşturulan yeni yönetim hakkında düşüncelerimizi sizlerle paylaşmıştık. O yazılarda kulüp yönetiminin halkçı bir başkana sahip olmasına rağmen halkı, emekçiyi ve kentliyi temsil etmekten ziyade bir nevi ağalar saltanatını yani burjuva kulübü oluşturduğuna değinmiştik.

Takımın kurulması, giderlerinin karşılanması, pirimler ve transfer ücretleri ile ilgili Manavgat Belediyespor yönetiminden şu ana kadar hiçbir açıklama yapılmadı. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Amatör Alt Ligi Sosyal Medya Hesabından yaptığı paylaşımdan görüyoruz ki; 2017 yılından beri Bal Ligi’nde mücadele eden Manavgat Belediyespor 2025 yılı itibariyle, sekiz yıllık bir sürede takıma 500 Milyon Lira’nın üzerinde bir harcama yapmış. 2024-2025 yılı için harcanan paranın 80 milyon lira olduğu Manavgat sokaklarında konuşuluyor. Bu iddiaların varlığı herkesin dilinde. Doğru mudur değil midir bilmiyoruz. Bilmiyoruz çünkü CHP’li Halkçı Belediye Başkanı 31 Mart 2024 seçimlerinden hem partisinin kurumsal propagandasında hem de şahsının Manavgat’ın farklı beldelerinde ve mahallelerinde gerçekleştirdiği konuşmalarında verdiği sözü tutmadı. Peki neydi o söz? Gelin birlikte hatırlayalım: “ dürüstlük, şeffaflık, hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde halk ve kamu yararına çalışılacaktır. Yolsuzluklarla etkin mücadele için kamuda şeffaflaşmayı sağlayacağız…”

Bu kapsamda 2024-2025 sezonunda futbol takımına ne kadar para harcandı, bu paranın yüzde kaçı belediye bütçesinden, yüzde kaçı yönetim kurulu üyelerinin şahsi harcamalarından ve yüzde kaçı bağışlardan karşılandığına dair soruların cevabı halen yok. Takımın net sponsorluk listesinde kimler vardır, ne kadar maddi katkı sağlamışlardır bilinmiyor? Yönetim kurulu dışında hangi firma ya da şahıs ne kadar bağış yaptı ya da bağışçıların bağışı yaparken bunu hangi gerekçelerle gerçekleştirdiğini bilmiyoruz? Diğer amatör branşlara sağlanan katkı ne kadardır, tüm sportif faaliyetler içerisindeki oranı nedir? TFF ayrıca Manavgat Belediyespor’un 2024-2025 sezonu için harcadığı paranın 70 Milyon Lira olduğunu da paylaştı. Doğru mudur? Bilebilmemiz mümkün değil elbette!..

Şeffaflık, halkçılık, kamu yararı sloganlarıyla seçim kazanan Kulüp Başkanını yani Belediye Başkanını bu sorulara cevap vermeye davet ediyoruz diyeceğiz ama cevap vermeyeceği hepimizce malumdur. Ne de olsa şeffaflık bunu gerektirir! Yeri gelmişken söyleyeyim keşke futbol için toplanan bağışların bir miktarı delik deşik yolları onarmak için kullanılsaydı.

Halkçı Mahalle Baskısı ve Sosyal Belediyeciliğin Ötekileştirme Anlayışı

Eskişehirspor ile mücadelenin ilk yarı sonunda kızışmasıyla beraber spor kardeşlik, sevgi ve hoşgörüye açılan bir kapı olduğunun uydurma olduğunu anlamaya başladık. Bu anladığımız günlerde ise Türkiye Tarihine geçecek olan Halkçı bir “Mahalle Baskısı” da kurgulanarak devreye sokuldu. Manavgat Halkının hepsi Manavgat Belediyespor’u destekleme gibi bir zorunluluğu varmışçasına bir hava oluşturan Belediye yönetimi takımı, CHP gençlik kollarının reklamına alet etmekten de imtina etmedi. Sanki CHP’liliğinizi ve Manavgatlı lığınızı ispatlamak takımı desteklemekle eşit. Belediyenin çağrısıyla esnaf ve işletme sahipleri caddeleri işletme isimlerinin yer aldığı bayraklarla donatmak zorunda kaldı. Bayrak asılması takımı desteklemekti eğer bu yapılmazsa zabıtlarla denetlenebilir ve dışlanabilirdiniz. En azından böylesine bir algı oluşturuldu.

Manavgat’ta Manavgatlılardan sonra en kalabalık nüfus malum Konyalılara aittir. Manavgat Belediyespor’un mücadele ettiği ligde ise 3 Konya ekibi var. Bunlardan Akşehir ve Ereğli kulüpleri ise köklü olanlarıdır. Manavgat Belediyespor’un kendi evinde oynadığı maçta Akşehir ve Ereğli kulüplerini destekleyen ve Manavgat’ta yaşayan doğru düzgün Konyalı bile yoktu. Kendi imkânlarıyla Ereğli’den ve Akşehir’den gelen taraftarlar vardı. Çünkü Konya takımlarının desteklenmesi halinde Manavgat’ta yaşayan Konyalılar ötekileştirileceğini biliyor, belki de “ekmek yediğiniz yere ihanet ettiniz…” gibi cümlelerle çalışacak fısıltı gazetesiyle gerçekleştirilecek ithamlarla bir gerginliğe kurban gideceklerini biliyorlardı.

Eskişehirspor maçı öncesinde ve sonrasında yaşanılan kaos ve kötü yönetim anlayışıyla kentte bırakın ötekileştirmeyi ve mahalle baskısını futbol linçi başlatıldı. Koca koca adamlar gazetelerde, yayınlarında, sosyal medya paylaşımlarında nasıl da fanatik Manavgat Belediyesporlu olduklarını anlattılar. Hele bazıları Manavgatlı değilse kendi memleketinin takımını bile tutmadığını beyan etmek zorunda kaldı. Zannedersiniz ki Manavgat Belediyespor 100 yıllık kurumsal bir takım ve adından sıkça söz ettiren bir taraftar topluluğuna sahip. Madem herkes Manavgat Belediyesporlu acaba neden Eskişehirspor maçı hariç hiçbir maçta stat tıklım tıklım dolmadı? Madem herkes Manavgat Belediyesporlu ve fanatik neden Afyon’da oynanan Ereğlispor maçına 1000 kişilik bir taraftar grubu bile gitmedi? Cevap açık çünkü hiç kimsenin gönül dünyasında Manavgat Belediyespor kültürü diye bir şey yok. Herkes şişirme cümlelerle Belediyenin hışmından korunmak için sözde Manavgat Belediyesporlu olduğunu söylüyor.

Anlatmaya çalıştığımız şey AK Parti’nin yıllardan beridir yaptığı kamu gücünü kullanarak yürüttüğü zorlama siyasetini örnek alan Belediye yönetiminin göz korkutmayla herkesi Manavgat Belediyesporlu yapmaya çalışmasıdır. Bu baskıcı yöntem bizlere Manavgat’ta adı konulmamış bir ötekileştirme siyasetinin hangi boyutlara ulaştığını göstermiştir. İnsanımızın ötekileştirilmemek için nasıl da takiye yapmak zorunda bırakıldığını gözler önüne sermiştir. Demek ki “Halkçı Ötekileştirme” ve “Halkçı Mahalle Baskısı” da varmış. Tebrikler CHP tebrikler Niyazi Nefi Kara. Sayenizde literatüre “Halkçı Ötekileştirme” ve “Halkçı Mahalle Baskısı” kavramları da girmiş oldu.

Kardeşliğin, hoşgörünün kalbi olan spor maalesef ki Manavgat’ta bir Belediye Başkanının kibrine yenilmiş oldu. Eski kulüp başkanı döneminde kulüp yönetimi belki bu kadar maç kazanamıyordu ama şehrin tansiyonunu ve kardeşliğini de bozmuyordu. Eski başkanlarda başarı istiyordu. Ama bu uğurda ötekileştirme, mahalle baskısını kullanmıyordu. Futbol bazı gerçekleri ört bas etmek ve saklamak için kullanılmamalı. Bir kentteki hayatın olağan seyrini bozmamalıdır.

ÖZEL ÇOCUKLARA ÇOK ÖZEL BİR GÜN

0

ÖZEL ÇOCUKLARA ÇOK ÖZEL BİR GÜN

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Manavgat Şube Başkanlığı, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası nedeniyle üç gün sürecek etkinliklerin ilkini Gevher Nesibe Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda gerçekleştirdi.
Özel çocuklara kendilerini özel hissettirmek amacını taşıyan etkinlikte okulun bahçesine kurulan şişme oyun parkında çocuklar doyasıya eğlendiler.
Sevginin iyileştirici gücüne inanılan ve duygu yoğunluğu içerisinde gerçekleştirilen etkinlikte, katılımcılar ile çocukların bir sevgi çemberi oluşturarak birbirlerini kucaklaması duygulu anların yaşanmasına neden oldu.
Kırım Türkleri Derneği tarafında hazırlanan pasta kesildi, meyve suyuyla birlikte öğrencilere ve ailelerine ikram edildi. Ayrıca okulda eğitimlerini sürdüren öğrencilerin her biri adına özel tasarımlı tişörtler hediye edildi.
Gevher Nesibe Özel Eğitim Uygulama Okulu Müdürü Şerafettin Çetin, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla bu anlamlı etkinliğin sponsorluğunu üstlenen Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan ve yönetimine teşekkür etti. Çetin, “Bu çocuklar sevilmeyi hak ediyor. Bakın buradaki mutluluklarını kelimelerle anlatamayız. Bu çocukların hepsi özel çocuklar. İlgiye, sevgiye ve şefkate ihtiyaçları var. Bizlere bu yönüyle destek veren Sayın Kaymakamımız Adil Karataş’a, İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Ali Hakan Öz’e, tüm kurum ve kuruluşlar ile derneklere teşekkür ediyorum” dedi.
Etkinliğin son bölümünde Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Antalya İl Şampiyonası’nda, Gülle Atma ve Uzun Atlama stillerinde dereceye giren sporculara ödülleri Okul Müdürü Şerafettin Çetin ile Kırım Türkleri Dernek Başkanı Diğdem Çalışkan tarafından takdim edildi.
Dereceye giren sporcular:
• Toprak Özkaynak – 100 metre & Gülle Atma Down 1.si (Gevher Nesibe Özel Eğitim ve Uygulama Okulu)
• Elfida Akçay – 100 metre & Uzun Atlama Down 1.si (Gevher Nesibe Özel Eğitim ve Uygulama Okulu)
• Yıldız Almira Polat – 100 metre & Gülle Atma 1.si (Gevher Nesibe Özel Eğitim ve Uygulama Okulu)
3 gün sürecek etkinliğin ilkini büyük bir mutlulukla gerçekleştirdiklerini belirten Kırım Türkleri Derneği Manavgat Şube Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan, özel çocuklar ile etkinliklerin 14-15 Mayıs’ta da devam edeceğini kaydetti. Çalışkan, “ 14 Mayıs Çarşamba Günü bu müstesna çocuklarımızı 5 yıldızlı otelde kahvaltıda ağırlayacağız. Animasyon gösterilerinin yanı sıra gönüllerince bir gün geçirebilmeleri için tüm olanaklarımızı seferber edeceğiz. 15 Mayıs Perşembe Günü ise toplam kırk çocuğumuza göz taraması yaptıracağız. İhtiyaç duyulan çocuklarımıza gözlüklerini ücretsiz olarak takdim edeceğiz. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, 3 gün olarak planladığımız bu etkinlikler, bugüne kadar yaptıklarımız etkinliklerden çok daha anlamlı ve değerli. Şayet bir çocuğu güldürebiliyorsak tüm dünya çocuklarını güldürüyoruz demektir. Bugünkü etkinliğimizde bizlere destek olan Özel Manavgat Elit Koleji Kurucusu Ufuk Kızılkaya ve tişörtleri hazırlayan Berkant Ceylan’a çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Kırım Türkleri Derneği Manavgat Şube Başkanlığı’nın Gevher Nesibe Özel Eğitim ve Uygulama Okulu’nda düzenlediği etkinliğe MHP İlçe Başkanı Nooman Enhoş ve ailesi ile yönetim kurulu üyeleri nezaket ziyaretinde bulundu.
 
Haber Recep Memili / Manavgat Gerçek Gazetesi

Asım Yılmaz’a Son Veda

0

Manavgat’ın sevilen siması Asım Yılmaz bugün toprağa verildi.

Manavgat’ın sevilen simalarından Asım Yılmaz, Side /Kemer Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı.

Dün saat 20.30 sularında yakınlarının haber alamamasıyla 112 Acil Sağlık Ekibinin evinde cansız bedenini bulduğu Asım Yılmaz’ın çoklu organ yetmezliğinden yaşamını yitirdiği belirlendi.

75 yaşında (1950) hayata veda eden Asım Yılmaz’ın merhum babası Hasan Hüseyin Yılmaz ile birlikte Manavgat’ın ilk halcilerinden olduğu hafızalarındaki yerini koruyor.

Asım Yılmaz için ilk tören Aşağı Hisar Mahallesi’ndeki evinin önünde gerçekleştirildi. Ailesi ve sevenlerinin duaları eşliğinde evine, mahallesine veda eden Asım Yılmaz, öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Side/ Kemer Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Cenaze törenine CHP İlçe Başkanı Oykun Başar, CHP Manavgat ilçe yöneticileri, meclis üyeleri, Belediye Başkan Yardımcısı Engin Tüter, muhtarlar, STK başkanları ile sevenleri katıldı.

Manavgat Gerçek Gazetesi ve Gezgin Adam Dergisi TV ailesi olarak merhuma Allah’tan rahmet, kederli aileye ve sevenlerine Sabr-ı Cemil niyaz ederiz.

Haber Recep Memili / Manavgat Gerçek Gazetesi

CHP, BURJUVA ORTAKLIĞININ MANAVGAT’TA YÜRÜTTÜĞÜ RET VE İNKAR SİYASETİ

0
Burası Yunanistan Değil Side Sokakları

Türk siyasi hayatının genel kısır döngüsü yerel de veya genel siyasette iktidar değişikliklerinde yeni iktidarların önceki iktidarları ret ederek işe koyulmalarıdır. Hele bu, bir de farklı ideolojik partiler arasındaysa bırakın ret etmeyi karalama kampanyaları bile düzenlemekten çekinilmez. Sonuç olarak ortaya siyasi bir geleneksizlik çıkar. Geleneksizlik ise gelişimin doğal seyrinde gerçekleşmesini engeller. Halbuki ilerleme yani terakki kendisinden öncekini devam ettirmekle başlar.  Yahya Kemal’in arkadaşı Ziya Gökalp’e cevap verdiği bir şiirinde geçen: “Kökü mazide olan atiyim” dizesi hak getire.

Manavgat gibi sahilde yer alan pek çok belde Türkiye’de sanayileşme için gerekli olan mental devrimin yapılamamasının da etkisiyle devlet tarafından turizm ile kalkınma modeline yönlendirildi. Gerekli alt yapı kurulmadan başlayan hızlı şehirleşme ve yeni sosyal ilişkiler ağı Yahya Kemal’in aksine Türk Milleti’nin evlatlarına kökleri öğretilmeden sözüm ona modernliği daha doğrusu sömürülmeye açık hale gelmeyi, ona karşı direnmemeyi öğreten, aşağılık kompleksini aşılayan bir eğitim modeliyle taçlandırılması kendi medeniyetine yabancılaşmış nesilleri ortaya çıkardı. Hangi partiden veya ideolojiden olduğunun çok da bir önemi olmadan söylüyorum birbirinin aynısı olan bilgi birikimine sahip farklı akımları destekleyen nesillerden çıkan popülist siyasilerle yönetilmek makus talihimiz haline geldi. Bu tarz siyasiler, Türklere ve Müslümanlara zulmedenleri unutmaya ve unutturmaya, uğradığı zulmü milletin hafızasından silmeye, uğranılan vahşeti ret ve inkâr etmeye devam eden politik bir tavırla siyasi hayatlarını sürdüre dursun biz olayın Manavgat ayağına bir bakalım.

Festival Değil Şuursuzluk: Fikri Dünyasını Yunan’a Teslim Eden Zihniyet  

Festival nedir ne değildir, faydası nedir, memleketin tanıtımında ne gibi etkileri vardır gibi cevabı zaten bilinen konulara girecek değiliz. Bizim temas etmek istediğimiz konu “Girit’ten Side’ye Kültür ve Lezzet Festivali” adıyla festival düzenleyenlerin ulaştığı şuursuzluktur.  Kültürel yakınlaşma, kardeşlik, hoşgörü, Girit Kültürünü ve özelde yemeklerini tanıtma gibi klasik sözlerle tanıtılan festival, maalesef ki Yunan propagandasına ve şovuna dönüştürülmüştür. Side’de Türk bayraklarını gölgede bırakacak şekilde Yunan bayraklarının açıldığı festivalde Türk sanatçısından daha çok Yunan sanatkarların konserleri ve şovları sahneleri kapladı. Anlayacağınız ortak kültürel değerlerin değil Yunan kültürünün tanıtımına şahitlik edildi. Girit’ten Side’ye mübadele yani etable kapsamında getirilen Türklerin kültürünü öğretmek ve tanıtma mantığından doğan festival, gönüllü asimilasyonun sonuçlarını gözler önüne serdiği gibi Türkiye’deki akıl tutulmasının da ulaştığı noktayı göstermiştir. Bu festivalde de birilerinin söylediği ve yıllardır Türkiye’de şuursuz bir zihniyetçe tekrarlanan “Medeniyetlerin Beşiği Anadolu” söylemi kadar Türklüğü ayak altına alan acaba başka bir söylem var mı? Apollon tapınağın önünde dalgalandırılan Yunan Bayrağı altında bu etkinliğin sponsorları ve Manavgat Belediyesi acaba Giritli Müslüman Türklerin Giritli Rumların isyanları sırasında nasıl katledildiğini, nasıl tecavüze uğradığını hiç düşünmedi mi? Evladı fatihanın Venediklilerden 24 yılda fethettiği Girit adasındaki Rumların bugünkü Sidelilerin ceddini katlettirmek için “Enosis” isimli Yunan gemileriyle nasıl silah taşıdıklarını hatırlamıyorlar mı? Anlaşılan unutmuşlar. Öyleyse biz kısacık anımsatalım.

Girit’te defalarca yaşanan bir Müslüman Türk katliamına şahit olan Arkeolog Arthur Evans bakın Giritli Rumların Yunanistan’ın örgütlemesiyle gerçekleştirilen katliamı nasıl anlatıyor: “En kasıtlı imha eylemi Eteà’da gerçekleştirildi. Bu küçük köyde aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Müslümanlar, bir süre erkeklerin savunduğu camiye sığınmışlardı. Binanın kendisi sağlam bir yapıydı ancak kapısı sonunda havaya uçuruldu ve Türkler silahlarını bırakmak zorunda kaldılar. Hayatlarının bağışlanması karşılığında anlaştılar. Ancak Rumlar sözünde durmadı. Erkekler, kadınlar ve çocuklar, hepsi köyün yaklaşık yarım saat yukarısındaki bir tepede bulunan Ayasofya Kilisesi’ne götürüldüler — erkekler parçalara ayrıldı, kadınlar ve çocuklar vuruldu. Baygınlık geçiren ve öldü zannedilen genç bir Türk kızı kurtuldu ve hikayeyi herkese anlatabildi.” Fikri dünyasını gönüllü bir şekilde kendi kendine asimile eden sponsorlar ile Manavgat Belediyesi, Yunanistan’ın hala Enosisçi olduğunu neden görmezden geliyor? Protestan ahlaka sahip bu zihniyetin unuttuğu ikinci husus ise yer altından çıkarılan, restore edilen tapınakların cezbediciliğine kapılan Yunan Devleti’nin hala Pan Hellenizm’i yani Megalo İdea’yı savunduğu gerçeğidir. Turizmi geliştirmek için atılan her yanlış adım da “bakın gördünüz mü medeniyetimiz Türkiye’den fışkırmaya devam ediyor, büyük geri dönüş yeniden yaşanacak aynı Siyonist Yahudilerin arzı mevuda döndüğü gibi” demeye devam ediyorlar. Festival adıyla gerçekleşen rezilliğin sahibi olan zihniyetin maddi menfaat arayışı, zenginleşme hırsı, kişisel çıkarlarını milletin çıkarlarından üstün tutması onları başka bir medeniyetin evlatlarına dönüştürmüş… yazık ki ne yazık!

 

Tarihsel Asimilasyona Gönüllü Olan Zihniyetler

Festival kapsamında Side sokaklarında açılan Yunan bayrakları ve Yunan Kültürünün şarkılarını, ezgilerini çalarak Müslüman Türk mahallesinde şov yapılmasına izin veren Sideli Giritliler ve onlara ön ayak olan CHP’li Manavgat Belediye Başkanı atalarının anılarına bile sahip çıkamamış ona hürmet gösterememiştir. Organizasyona sponsor olanlar ve Hümanist Belediye Başkanımız atalarının kültürünü tanıtmak istiyorsa önce Side’ye Girit isyanı sırasında katledilen Giritli Müslüman Türkleri anlatan bir müze açıp mallarının, mülklerinin nasıl yağmalandığını tüm dünyaya göstermelidir. Bugün Yunanistan’a veya Osmanlı’nın geri çekildiği pek çok yerde Türk düşmanlığını zinde tutmak için bazı Osmanlı hinterlandındaki devletler müze açıp, anıt dikerken ve ülkesine gelen turistlere buraları ziyaret ettirmek için ücretsiz ziyaretler organize ederken Türk ve İslam düşmanlığı konusunda bir konsensus oluşturmaktadırlar. Peki bizim hamaset dışında bir tepkimiz var mı? Düşmanlık güdelim demiyorum ama atalarımıza yapılanları da unutmayalım. Bir kere düşersek aynı şeyler yine yaşanılır. Mevcut nesle neler yaşadığımızı öğretelim ki değerlerimize sahip çıkalım. Yahya Kemal’in “Kökü mazide olan atiyim” mısrasının hakkını verelim. Örneğin Side’de Şükrü Sözen’in açtırdığı Atatürk büstünün önünde Girit’te katledilen Müslüman Türk Giritliler için anma töreni düzenleyelim, ruhlarına Kuran okutalım, o acıyı ve yaşanılanları unutturmayalım. Osmanlı’nın çökmesine neden olan olguların ne gibi acılara neden olduğunu anlatalım ki Osmanlı yaptığı aynı hataları biz yapmayalım. Ama eleştirdiğimiz zihniyetin temsilcilerinde o düşüncene ne gezer? Manevi mirasyedilerin tek bildiği paraya çevrilebilir reklamdır. Atalarını katledenleri ağırlamak onları yedirmek, içirmek, onun kültür propagandasını yapmak! Belki üç beş Yunan turist gelir hem para kazanırsınız hem de dedelerinizi ve dedelerimizi katledenlerin torunlarıyla sirtaki veya sirto oynarsınız! Vay be!

Milli Güvenlik Sorunu Yerel de Başlar!

Bu satırları yazarken aklıma Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’ın “Bir milletin asıl gücü; tankı, topu, tüfeği değil inançlı ve imanlı gençliğidir.” sözü geldi. Milli değerlerinizi eritirseniz istediğiniz kadar gücünüz olsun ortaya sadece milli güvenlik sorunu çıkar.

Daha Manavgat’ın Yörük ağırlıklı nüfusu ile Girit muhaciri arasındaki geçmişten günümüze uzanan hizipleşme sonlandırılmamışken Belediye idaresinin Girit Festivali düzenlemesi neyle açıklanabilir? Manavgat’ta Türk olma halini Yörüklüğe indirgeyen siyasi rant peşinde koşan bir CHP’li Belediye Başkanının zihniyeti kenti geriletirken bu festivale ve festival sırasında yaşanan ve bizleri rencide eden etkinliklerin düzenlemesine ses çıkarmayan idari otoriteye ve temsilcilerine ne demeli? MHP, AK Parti, BBP, MYP, Zafer Partisi teşkilatları bu rezilliğe neden sessiz? Neden sadece Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral yaşananlara tepki gösterebildi? Vatan, bayrak, ezan edebiyatını iyi bilen sözde milliyetçi çevreler Yunan bayrağına ve kültürünün şovuna neden bir şey demez? Peki Kemalist Ulusalcı Sol nerde? Sahi CHP’nin lider olduğu Manavgat’ta siyasi taassuptan dolayı Ulusalcı Sol Kemalist kaldı mı?

Dedik ya bu partilerin geçmişe sahip çıkma tavrı veya milliyetçiliği seçim zamanında başlar ve seçimle biter. İki sene evvel papazlar Side sokaklarında elini koluna sallayarak ayin düzenlediklerinde, Apollon tapınağının önünde İncil’den dualar okurken bizler ağlamasıyla meşhur bir cami imamına Gazzeli şehitler için müftülükten izin alınmasına rağmen bir gıyabi cenaze namazını bile zorla kıldırtabildik. Manavgat kimin, Türkiye kimin? Kimlere ve hangi zihniyetlere kaldı bu memleket?

Üç beş kuruş atiye ve avanta için festival adıyla yapılmayan rezillik, girilmeyen kılık, verilmeyen taviz kalmadı. Tüm manevi değerler paspas edildi. Festivali destekleyen ve organize edenler ona sponsor olanlar hadi gitsinler bakalım Girit’e açsınlar Türk bayraklarını görelim. Denemesi çok basit, hadi gidin Batı Trakya’da giyin imam cübbelerinizi Selanik Meydanında Cuma Namazı kılın, bakalım izin verecekler mi? Batı Trakya Türklerine halen yapmadığını bırakmayan, Lozan’dan, 1930 Ankara Antlaşmasından kaynaklı haklarını bile kullandırmayan Yunan Devleti sizin onlara verdiğiniz izinleri, yaşattığınız onuru size verir ve yaşatır mı sanıyorsunuz?

Ne ülkenin ne de Manavgat’ın geleceği köksüz fikirlere sahip siyasi görüşlere ve zihniyetlere bırakılamaz. Geleceğimiz Yunan, Ermeni, Farisi, Siyonist Yahudi, Avrupa ve ABD muhibbanının heva ve hevesine terk edilemez. Ülke bir bütündür. Bu gibi zararlı çalışmalar ülkenin manevi ve milli direncini kırdığı açıktır. Bu sebepten demem o ki CHP’li Manavgat Belediyesi bu etkinliklerle bir milli güvenlik sorununa dönüşmüştür.

“Bizim Çocuklar” Hem Yenilmiş Hem Vaz Geçmiş

Sizi bilmem ama “Ben” Mehmet Emin Yurdakul’un yazdığı gibi: “Bir Türk’üm dinim, cinsim uludur” ve Necmettin Erbakan Hocamızın söylediği gibi “tarihin gördüğü en şerefli” milletin parçasıyım. Bizler, doğrudur XVIII. XIX. ve XX. yy. da kaybettik. Ama bu kaybettiklerimizi geri alamayacağımız, bizi yenenler karşısında ezik kalacağımız ya da çıkmak zorunda olduğumuz yerlerde nüfuz kuramayacağımız anlamına gelmez. Biz kaybettik ama mefkuremiz kaybetmedi. Bakın ne diyor davamız: “Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil rüsvâ etsin, onlara karşı size yardım ve zafer ihsân buyursun, baskı ve zulüm altında inleyen mü’min toplulukların gönüllerini ferahlatsın

Bu ve benzeri festivaller bizim değerlerimize ve memleketin hakikatlerine aykırıdır. Hoşgörüyü milli davasından vaz geçme olarak yorumlayanlar Doğu Türkistan’ı, Filistin’i, Gazze’yi, Rohinya’yı, Keşmir’i unutmasın. Dün Kırım’dan, Ortadoğu’dan, Kuzey Afrika’dan, Balkanlar’dan ve Kafkaslardan nasıl çıkarıldığımızı hatta sürüldüğümüzü hatırlasınlar. Hatırlamak ancak ve ancak “Kökü mazide olan atiyim” prensibine sadık kalınarak gerçekleşebilir. Yabancılaşmaya neden olan bu ve benzeri etkinlikler sınırların kalktığı iddia edilen bir dünya da küreselcilerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir. Bu festivalleri mazur göstermek isteyen sözde insanlık dostu olan kişilere sormak lazım madem dünyada globalleşme güçleniyor ve bizim de buna ayak uydurmamız şart o halde neden Suriyeli, Afganistanlı sığınmacıların gelişine itiraz edip bunun adı konulmamış bir istila olduğunu söylediniz? Madem küreselleşme ve tek dünya devleti ve yeryüzü insanlığı bir hakikatti neden Türk bayrağının dalgalandığı yerde para kazanabiliyorsunuz? Hadi Yunanistan da veya başka bir Avrupa devletinde ekonomik rant elde edin de görelim? Daha bu o memleketlerden vize bile alamıyorsunuz!

Bu ve benzeri etkinliklerle Türklere ve Müslümanlara yapılan soykırım ve katliamları görmezden gelmeniz, Batı emperyalizmi ile dost olma çabanız farklı coğrafyalarda katledilen evladı fatihanın mirasını ret ve inkar ettiğiniz anlamına gelir.

Ekonomik ve siyasi sınırların bu kadar katılaştığı, ulusal çıkarların her yönüyle korunmaya başladığı bir ortam da sizin Türkiye’de ve Manavgat’ta masum görünen reklama dayalı çıkarcı eylemleriniz geleceğe bırakılan yeni milli güvenlik sorunlarının temelini atmaktan başka bir şeye yaramaz. Sideli ile Manavgatlıyı birbirine kardeş kılamamış sözde barış havarisi CHP’li Manavgat Belediyesi ve Sideli kompradorlar Türk Yunan rekabetini sonlandırıp iki ülke arasında yemekle, çalgı çengiyle dostluk köprüsü kuracak öyle mi? Bırakın bu işleri. Bizce en iyi bildiğiniz iş neyse onu yapın. Mesela emekçiler nasıl daha nitelikli sömürülür, Manavgatlı nasıl daha iyi oyalanır, milli değerlerinden nasıl daha iyi uzaklaştırılabilir… Ne de olsa bu konular sizlerin uzmanlığı arasında sayılır!

Son Söz

Sana bir iyilik gelse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunsa: “İyi ki biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevine sevine dönüp giderler.”

Türk Yunan, İsrail, Avrupa, ABD ve bunların taşeronlarıyla olan ilişkimizin özeti işte budur. Kalın sağlıcakla.

Manavgat Belediyespor, Ereğlispor’a 1-0 Mağlup OIdu

0

Playoff 1. tur maçında Afyon Zafer Stadında Ereğli SK ile karşılaşan Manavgat Belediyespor sahadan 1-0 mağlup ayrıldı.

Alınan yenilgi ile playofflara veda eden temsilcimiz seneye yine Balliginde mücadele edecek.

Sesli Makale – Filistin Meselesi ve Papa Seçimi 1

FİLİSTİN MESELESİ VE PAPA SEÇİMİ

 

Katolikliğin ruhani lideri Papanın bilinen dört düşmanı vardı:

Kadın, bilim, Türk ve Müslüman…

Papa, seçilmeye seçildi… Ancak ya erkek değilse?

Kimsenin merak ettiğini sanmıyorum ama yine de söylemiş olayım…

Bir kadının Papa olarak yaklaşık iki buçuk yıla yakın ruhani liderlik yaptığı anlaşıldıktan sonra bu soru önemli hale gelmiştir.

Haydi hep birlikte papalık âleminde kısaca gezinelim…

Öncelikle şunu bilelim: Papa, Hıristiyanlığın tamamının değil, sadece Katolik Mezhebi’nin ruhani önderidir.

Bunu bilmek dünya siyasi tarihi için çok önemlidir.

Tespit edebildiğim kadar kuruluşundan bu yana (0 – 2025) toplam 268 Papa görev yapmıştır.

Papaların tarihi biraz hareketlidir.

Öldürülenlerin sayısı çok fazladır. Bunun yanı sıra 18 yaşında papa olup da metresinin kucağında ölü bulunan da vardır, kızını hamile bırakan da oğluna tasallut edenler de…

Parayla makam satanlardan, diğer Hıristiyanlara yaptığı zulümlerden ve Haçlı Seferlerinden söz etmeyeceğim bile…

Öyle papalar var ki, sağlığında “azizlik” mertebesinde neredeyse tapılırdı. Bunlar öldükten kısa müddet sonra cesetleri çürümeden mahkemeye çıkarılıp yakılma cezası verilmiştir.

Tabi iyilik melekleri de var.

Mezarından çıkarılp ta yargılanan ve ölüme mahkum edilen bir çok papa vardır.

Papaların hikayesi çok renklidir.

Beyazı ve mavisi, din ve devlet adamlarının ortaklığına; siyahı ise fakir fukaraya düşmüştü.

Papalığın ilk düşmanı kadındı… Mantık yürüten değil, ideal kadın yetiştiren bir inanç

Reform sürecine kadar da dört düşmanı vardı: Kadın, Bilim, Türk ve Müslüman.

Reformdan sonra kadın ve bilimle barıştı, Türk ve Müslüman düşmanlığı artarak devam etti.

Şimdi sadece bir kadın papadan söz edeceğim.

855’li yıllarda Aziz Leo (Tarihin 103. Papası) ölünce kardinaller Kurulu toplanıp Ioannes Anglicus’u Papa olarak seçti.

Buraya kadar bir sorun yok.

Papaların bastığı yer kutsal, söyledikleri ise İncil’in vahyi niteliğindedir.

Papa VIII John adıyla ruhbanlığı temsil ederken karnı şişiyordu. Herkes şişmanladığına kanaat getirdi.

Ancak öyle değil; Papa bir tören esnasında doğum yaptı.

Katolik camiası şoka girdi.

Kimilerine göre çocuğuyla birlikte orada öldürüldü, kimilerine göre de ileride öldürüldü.

Daha sonra Papalık, böyle bir olay yaşanmamış ve olmamış gibi davranarak o dönemi tarih kayıtlarından silse de inandırıcı olamadı

 

SEÇİM NASIL YAPILIR?

Papalık seçimi bir dizi hassas ve disiplinli seremoni sonunda gerçekleşir.

Seçim yapacak 133 kardinal belirlenir; Bunların 80 yaşının üstünde olmaması gerekir.

Seçmen kardinaller, seçim sonuna kadar kimse ile görüşemeyecek şekilde belirlenen şapelde kalırlar.

Kardinaller her gün en fazla 4 oylama yapabilirler ve yeni papa’nın oyların üçte ikisini alması gerekmektedir.

Kardinaller seçtikleri adayın adını oy pusulasına yazar, sayım yapıldıktan sonra oy pusulaları yakılarak imha edilir. Kimin kime oy verdiğinin bilinmesi, bir çok polemik doğmasına neden olabilir diye…

Üçte iki oyu alan papaya sorulur: Papalığı kabul ediyor musun?” diye onaylanırsa seçim tamamlanmış olur.

Bulundukları mekânın bacasından beyaz duman çıkararak dış dünyaya haber verirler.

 

SEÇİMDE TESTİS KONTROLÜ

Bu sistem VIII John adı ile Papa olan Ioannes Anglicus’un kadın olduğu anlaşılıncaya kadar devam etmiştir.

Bu olaydan ders çıkaran Vatikan, seçilecek papanın erkek olup olmadığını kontrol etmek için de bir sistem oluşturmuştur.

Seçilen papa, oturma kısmı delik olan bir sandalyede oturur, ve görevli kardinal elleriyle papanın testisi olup olmadığını kontrol eder.

Sistem bu…

Seçimden ders almışlardır ve bir daha böyle bir hatanın yapılması elbette istenmez.

Testis kontrol edilmeden hiçbir din adamı Hz. İsa’nın açmış olduğu o kapıdan içeri giremez.

Bir mezhep liderinin, bunca ön plana çıkarılmasının hikmeti merak konusu değil anlaşılan.

Ben söyleyeyim:

Krallar ile Papa anlaşmadığında savaş çıkar;

Ancak anlaştığında dünyanın yarısında kıyamet kopar…

Bugün Filistin’de yaşananların Papalığın nihai amaçlarından biri olduğunu bilmeden siyaset üretilemez.

Neyse, Testisi garantilenmiş Papa, inanırlarına kutlu olsun…

Bana değil…

 

 

Saadet Partili İlhami Demiral’dan Gündeme Dair Açıklamalar

1
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

 

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral gündeme dair düşüncelerini kamuoyu ve basın ile paylaşmaya devam ediyor.

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral yayımladığı açıklamada son günlerde Manavgat’ta Müslüman Türk kimliğini hiçbir şekilde yansıtmayan eğlenceye dayalı, halka hiçbir yarar sağlamayan festivalleri eleştirdi. Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, ırkçı Siyonist emperyalizmin ülkemizi her geçen gün kültürel alanda tesiri altına aldığı bir dönemde örf ve adetlerimizi öne çıkaran sosyal etkinliklerin organize edilmesi gerekliliğini vurguladı.

“Tek Taraflı Bir Bakış Açısıyla Manavgat’ı Yönetemezsiniz”

Manavgat Belediyesinin turizmci sponsorlarla beraber gerçekleştirdiği festival etkinliklerinin Manavgat’ın yapısal sorunlarının çözümünde hiçbir katkısının olmadığının da altını çizen Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, festival tipi sosyal etkinliklerde gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin çok iyi tasarlanmasının bir zorunluluk olduğunu, uzun bir süre üzerinde çalışıldıktan sonra uzmanların birikiminden istifade ederek özellikle de etkinliğin inanç esaslarımıza, töremize uygunluğu konusunda bir konsensus sağlandıktan sonra icra edilmesi gerekliliğine dikkat çekti. Sözlerine “Ne var ki katılımcı demokrasiyi ağızlarına dolayanların tüm Manavgat’ın kimliğini bağlayan etkinliklerin hazırlanması ya da etkinlik kararının alınması sürecinde STK’lara ve farklı fikirlerdeki siyasi partilerle istişarelerde bulunmadan karar alınmasını yanlış buluyoruz.” diyerek devam eden Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, “Yerel yönetimlerdeki idarecilerin gerçekleştirdikleri festivaller milletimizi dış dünyaya farklı ve yanlış tanıttığını, Manavgatlı komşu ve hemşerilerimizi de emperyalist kültüre karşı korumaktan son derece uzak olduğunu üzülerek görmekteyiz.” dedi. Batı dünyasına dönük festival düzenlenmesini tek taraflı bir bakış açısına sahip olunmasıyla açıklayan İlhami Demiral, şark ve İslam dünyasını da ülkemize ziyaretçi olarak getirebilecek organizasyonların gerçekleştirilmesinin gerekliliğinin de altını çizdi.

“Kalplerimiz Pakistan İçin Atıyor”

Pakistan ve Hindistan arasında başlayan çatışmalarda kalplerinin Pakistan için attığını vurgulayan Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, Cihan Harbinden sonra Anadolu’da sömürgecilere karşı başlayan Türk İstiklal Harbi sırasında o yıllarda bir İngiliz dominyonu olan Hindistan’da yaşayan bugünün Pakistanlı Müslümanlarının gerçekleştirdiği yardımların hiçbir zaman unutulmayacağını ve unutturulmayacağının altını çizdi. Keşmir davasının Pakistan için haklı bir dava olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, Hindu fanatiklerin Keşmir’de ve Hindistan’da Müslümanlara yaptıkları zulmü çok iyi bildiklerini bundan dolayı da Milli Görüş Hareketi’nin her daim Pakistan’ı desteklediğini hatırlattı.

“Bir Gün Değil Her Gün Anneler Günüdür”

Anneler gününe de değinen Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral: “Cennet annelerin ayağının altındadır” diyen bir Peygamberin ümmeti olarak her bir Müslümanın her gün annelerin günü kutlaması gerektiğini vurguladı.

Haber Hasan Can Alan

Sesli Makale / Ömer Kaçmaz

Dün Gezgin Adam Dergisi Mecrasında Editörümüz Ömer Kaçmaz tarafından kaleme alınan “Bir CHP Ve Ak Parti Klasiği: Bohemyanizm Tutkusunun Manavgat Ağlatısı” makalesi sesli makale olarak yayımlanmıştır.

Yukarıdaki Youtube oynatıcısına tıklayarak dinleyebilirsiniz.

MANAVGAT’TA  “ORMAN BENİM” ETKİNLİĞİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

0

Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Orman Benim” etkinliği, Kaymakam Adil Karataş organizasyonunda gerçekleştirildi.

Orman yangınlarının önlenmesine yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen ve Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak başlatılan etkinlik kapsamında, ormanlık alanlar ve çevresindeki bölgelerde yangın riski taşıyan kuru otlar, çalılar, alt dal budamaları ve çevreye atılmış atıklar, öğrenciler ve her yaştan gönüllü vatandaşın katılımıyla temizlendi.

Manavgat Sorgun Çamlığı ormanlık alanında düzenlenen etkinliğe Manavgat Belediyesi, ilçe emniyet müdürlüğü, ilçe jandarma komutanlığı, Manavgat Orman İşletme personeli, STK başkanları, meslek odası başkanları, ilçe tarım müdürlüğü personeli, Manavgat Kızılay Şube Başkanı, öğrenciler ve Manavgat Kırım Türkleri Başkan ve yönetimi katılarak destek verdi.

Manavgat Orman İşletme Müdürlüğü alanda stant açarak öğrencilere yelek, çöp torbası, eldiven ile atıştırmalık yiyecekler dağıttı.

‘Ormanlar Benim’ etkinliğine katılarak destek veren Kırım Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Manavgat Şube Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan, Manavgat’ın orman varlığı bakımından Antalya’nın en zengin ilçelerinden biri olduğunu söyledi. Çalışkan, “ Ormanlarımızın hassas yapısı nedeniyle bundan sonra çok daha titiz davranmalı ve her hareketimize dikkat etmeliyiz. Vatandaşlarımız gerekli hassasiyeti göstererek ormanlara ateşle yaklaşmamalı, çöplerini bırakmamalı ve ormanlarda karşılaştıkları atıkları temizlemelidir” dedi.

Konuşmaların ardından  protokol, öğrenciler ve vatandaşlarla birlikte ormanlık alanda çevre temizliği gerçekleştirdi.