Ana Sayfa Blog Sayfa 105

SESLİ MAKALE “DİKKAT MÜFETTİŞ VAR”

Ömer Kaçmaz / Gezgin Adam Dergisi Editörü “Manavgat Belediyesi Ve Basın: Dikkat! Müfettiş Var, Kaçın!”

Sesli makaleyi dinlemek için sayfa başındaki Youtube linkini tıklayabilirsiniz.

Makalenin yazılı halini sayfamızdan okuyabilirsiniz.

Manavgat Belediyesi ve Basın: Dikkat! Müfettiş Var, Kaçın!

0

Manavgat Belediyesi’ne müfettiş gelmiş. Ama bir gelmiş pir gelmiş. Tüm Manavgat sokakları yetmemiş olacak ki Antalya Basını da konuyu gündeme taşımış.

Müfettiştir bu gelir, gider, sonra yine gelir ve yine gider. İdari vesayetin olduğu yerde, merkezin yerel yönetimleri denetleme hakkının anayasal güvence de olduğu bir memlekette müfettişin gelmesi son derce tabiidir.

Peki neden bu kadar gündem oldu her belediyeye giden müfettişin Manavgat Belediyesine de gelmesi? Kanaatimizce bunun iki nedeni vardı. Öncelikli neden müfettişin gelme nedeninin haberimizvar.net isimli Antalya merkezli haber portalında yayınlanması. Söz konusu haberde denetimin 10 gündür devam ettiği ve “yolsuzluk” iddiaları üzerinde başlatıldığı ileri sürülüyor ve belediye memurlarının, bürokratların izinde olsa bile göreve çağrılarak ifadelerinin alındığından bahsediliyordu. Dolayısıyla da haberin birkaç cümlesi Manavgat ahalisinin gözünde Manavgat Belediyesindeki durumun vahim bir noktaya evrildiği izlenimini uyandırıyordu.

Manavgat gündemini değiştiren haberin yankı uyandırmasındaki ikinci neden ise haberin Manavgat Basını tarafından değil Antalya Basını tarafından gündeme getirilmesiydi. Manavgat Basınının önemli bir kısmının haklıdan ziyade güçlüden yana olan tutumu, Manavgat Belediyesinin yanlış kararlarına karşı gerekli muhalefeti yapmaması, bazı basın mensuplarının belediyeden ya da onun partisinden rant arayışı içerisinde bulunması ve yine bir kısım basın mensubunun maddiyat karşılığında rahatlıkla haber yapabilme vasfına sahip olması onun güvenirliliğini Manavgat halkının gözünde zaten ortadan kaldırmıştı. Dolayısıyla da Manavgat halkı tarafından itibarı ve güvenirliliği ayak altı görülen bundan dolayı da çokta da ciddiye alınmayan Manavgat Basınından ziyade güvenirliliği ve ciddiyeti daha üstün sayılan Antalya Basının haberi gündeme taşıması Manavgat’ta habere karşı bir ilginin uyanmasını sağlamıştır.

Manavgat’taki Basının Haberi Yok muydu?

Müfettişlerin yolsuzluk iddiasıyla Manavgat Belediyesini denetlemesi konusunda Manavgat Basının haberi illaki vardı. Ama kimse bunu yazmadı? Zaten yazan kaç basın mensubu var o da ayrı konu. Bizimkiler genellikle konuşur, sonrada konuştukları videoları seçimler bittikten sonra silerler ayıpları ortaya dökülmesin veya Manavgat Belediye Başkanlarına yaranmaya çalıştıkları dönemler geldiğinde zamanında yaptıkları konuşmalardan dolayı kendilerini eleştiren çıkmasın diye. Neyse konuyu dağıtmayalım! Bizimkiler neden yazmadı sorusuna yanıt aramaya devam edelim. Bizim demokrat, şeffaf, her partiye eşit mesafede duran, oda seçimlerinde tüm adaylara eşit saygı gösteren, maddi menfaat karşılığında haber yapmayan, hakkı üstün tutan ve daha da önemlisi gazetecilik etik ilkelerini hayat felsefesi haline getiren gazetecilerimiz muhtemelen tepkiden çekindikleri için yazmadılar, yazamadılar. Yazarsak belediyeden dışlanırız, tasarruf genelgesi sona erdiğinde belediye ile iş yapamayız, açılışlara, davetlere çağrılmayız, Belediye Başkanıyla tokalaşamayız, şairlik anılarımızı paylaşamayız, rakı balık ayvalık muhabbeti kuramayız gibi listeyi uzatabileceğiniz farklı farklı nedenler sayılabilir.

Kendini Sorgulamayan, Yönetimleri Sorgular mı?

Yaşadıkları kentin belediyesi Antalya’dan araç kaldırıp sosyal ve sportif etkinlikler, festivaller için gazeteci getirirken hatta masraflarını belediyenin veya sponsorların karşıladıkları konaklama imkanları sağlandığında, Antalyalı gazetecilere gösterilen sempati ve desteğin Manavgatlı gazetecilere gösterilmemesi zaten Manavgat Basınının önemli bir kısmının gözden düştüğünü göstermez mi? Belediyenin iç bünyesinde basın birimi genişletilerek bir basın yayın kurumuna çevrilmesi Manavgat Basınına olan güvenin derecesinin ne ölçüde olduğunu ifade etmeye yetmez mi? Manavgat’ta bugün için düzenli olarak günlük sadece tek bir gazetenin kalması kentin Manavgat Basınına olan bakışını açıklamaya size yeterli değil mi? O kent ki size gerçekten inansa, güvense, yazdıklarınızın haber değeri olduğuna veya fikir barındırdığına inanmış olsa sırf siz yaşayın diye abonelik kuyrukları oluşturmaz mı? STK’lar, meslek odaları, siyasi partiler, kamu kurumları bir yerine on kez abone olup reklam üstüne reklam vermez mi?

Bir türlü görmek ve inanmak istemediğiniz güven kaybının bu kadar derin olduğu şu günlerde durumu düzeltmeniz yani Manavgat kamuoyunun size olan desteğini, güvenini sağlamanız mümkünken sizler yine kör, sağır ve dilsiz taklidi yapmaya devam ettiniz. Antalya Basınının gösterdiği cesareti, halkı bilgilendirme arzusunu yine gösteremediniz. Sizler için ne kadar da acı! 74 kilometrelik mesafedeki Antalya’daki basın ayrıntıyı da özetleyerek Manavgat gündemini sarsan hatta Manavgat’taki tüm gündemi yer ile yeksan eden bir haber geçiyor ama siz de tık yok. Maşallah.

Ne Olmalıydı?

Manavgat’ın anlı şanlı acar gazetecileri Manavgat kamuoyunun haber alma hakkı kapsamında bu haberi kendi sütunlarında işlemeli ve detayları yorumlarında vermeliydi. Bu yolla Manavgat’ta ortaya çıkan yönlendirmelerinde önüne geçilebilirdi. Ama yapılmadı daha doğrusu yapmadılar. Belki de umursamadılar. Hadi diyelim ki haberi küçük gördüler.

Müfettişler, denetim, raporlar, ifadeler… sonu nereye varacağını bilemiyorsak da Manavgat Basınının daha var olduğu kentine karşı duyarsız kalmış ve miadını doldurmuş bir zihniyete karşı teslim bayrağını çektiğini şu günlerde bir kez daha anlamış olduk. Kalın sağlıcakla.

 

 

Antalya Emniyetinden Dev Operasyon

0

Antalya Emniyeti Bahis Çetelerine ve Dolandırıcılara Nefes Aldırmıyor

7258 Sayılı Kanununa Muhalefet Etmek” Suçundan 33 Şahıs YAKALANDI

Emniyet Müdürlüğümüz Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerimizce, “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a Muhalefet Etmek” suçu kapsamında yapılan çalışmalarda;

MASAK’ ın raporunda yer alan ve ilimizde ikamet eden 60 şüpheli şahıs hakkında yürütülen tahkikat neticesinde, şüpheli şahıslardan banka hesapları ve IP adresleri kullanılan 39 şüpheli şahıs tespit edilmiştir.

39 şüpheli şahsın hesaplarında 5.702.014.936,27 TL (5 Milyar 702 Milyon 14 Bin 936 Türk Lirası 27 Kuruş) işlem hacmi olduğu belirlenmiş, hedef şüpheli şahısların yakalanmasına yönelik yapılan eş zamanlı operasyonda 33 şüpheli şahıs YAKALANMIŞTIR.

Şahısların üst ve ikametlerinde yapılan aramalarda çok sayıda cep telefonu ve dijital materyale EL KONULMUŞTUR.

Antalya Emniyet Müdürlüğü olarak suç ve suçlularla mücadelemiz kara vatanda olduğu gibi siber vatanda da aynı şekilde yasaların verdiği yetki ve sorumluluk bilinci ile hız kesmeden devam edecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Saadet Partisinden 27 Mayıs Değerlendirmesi

0
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral yaptığı bir açıklama ile 27 Mayıs Askeri Darbesini değerlendirdi.

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, 27 Mayıs Darbesinin 65. yılı münasebetiyle değerlendirmelerde bulundu.

27 Mayıs 1960 tarihinde ağırlıklı olarak Albay kadrolarındaki cuntacı askerlerin organize ettiği bir darbeyle Demokrat Parti iktidarının sona ermesini tarihimizde kara bir lekenin açılmasına neden olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, 27 Mayıs Darbesinin CHP’nin 1950 seçimlerine kadar sürdürdüğü dayatmacı toplumsal politikaları nihayete erdiren Demokrat Parti’nin toplumun doğal yollardan ilerlemesi ve gelişmesi anlayışını da sekteye uğrattığını vurguladı.

27 Mayıs’ın “özgürlükçü bir anayasa getirdiğine” dair yürütülen propagandanın darbeyi aklama çabası olarak değerlendirdiklerini aktaran Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral,  27 Mayısın halk iradesi ve milli egemenlik prensibi ile seçimle iktidara gelen bir yönetimi sonlandırmasının en büyük özgürlüğü ortadan kaldırmasının gözden kaçırmak için dilendirilen yanlı bir bakış açısı olduğunu ve bunun hala belirli çevrelerce devam ettirildiğini şaşkınlıkla gözlemlediklerini açıkladı.

En son örneğini 15 Temmuz 2016 tarihinde gördüğümüz ve günümüze kadar uzanan döneme sirayet eden darbeler ve muhtıralar sürecini başlatan 27 Mayıs’ın, 1963’den 1982’ye kadar 20 yıla yakın bir süre ile “27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı” adıyla kutlanmasını da eleştiren İlhami Demiral, darbe bayramının varlığını ve kutlanmasını ülkenin o tarihlerde içinde bulunduğu akıl tutulmasının hangi boyutlara ulaştığını da gözler önüne serdiğini ifade etti.

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın öldürülmesi, Demokrat Partili idarecilerin eziyet ve aşağılama ile mağdur edilmesinin millet hafızasında tazeliğini koruduğunu aktaran Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, 27 Mayıs ile sivil hayat ve yönetimde başlayan vesayetin maalesef ki uzun yıllar devam ettiğini hatta bu vesayetin günümüzde silahlı cuntalar yerine mafyaya, kamu malını çalan bazı siyasilere, terör örgütlerine, iş adamı kılıklı çetelere, cübbeli menfaatperestlere dönüştüğünü aktardı.

Darbeleri mal, mülk, can ve ırz emniyetini ortadan kaldırabilecek, hakları gasp eden bir anormallik hali ve zillet aşaması olarak değerlendirdiklerini ifade eden Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, darbecilerin apaçık bozguncu ve fesatçı olduklarının altını çizdi. “İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.” ayetini de örnek veren İlhami Demiral, sözlerine şu şekilde devam etti “Şuara suresi 183. Ayetinde de buyrulduğu ilkeler çerçevesinde 27 Mayıs’a yaklaşırsak eğer 27 Mayıs’ın toplumun bir kısmının haklarını elinden aldığını da görüyoruz. Örneğin I. Dünya Savaşına, İstiklal Harbine katılmış askeri kadrolar ordudan, Demokrat Partililer ise politik hayattan tasfiye edilmiş, sermaye birikimi hem zayıflatmış hem de sermaye transferi milletin aleyhine olacak şekilde gerçekleşmesine ortam hazırlamıştır. Aşırı solun, Baasçı zihniyetin, elitist siyasi mühendislik algısının siyasi hayatımıza girmesine olanak tanıyan 27 Mayıs Darbesi, Türkiye’yi uzun yıllar fitne ateşine hapsederek kardeş kanının akıtılmasına neden olduğu asla unutulmamalıdır.

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral, “27 Mayıs sonrasında Yassıada Duruşmalarında adaletten ve hukuktan uzak bir anlayışla yargılanan ve İmralı’da idam edilen Eski Başbakan Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’yu rahmetle anıyor adaletin, hukukun ve olgunlaşmış bir demokrasinin var olduğu, Demakratur’un sona erdiği yeniden büyük Türkiye idealinin hakim olduğu bir Türkiye temenni ediyorum.” diyerek açıklamasını tamamladı.

ARİF KOZAK, “TARLAMIZA YOL İSTİYORUZ!”

0

Burmahanlı Kiraz Festivali Tamamlandı

 
Manavgat’ın Burmahan Mahallesi’nde kiraz yetiştiriciliği yapan üretici Arif Kozak, tarımın teknolojik imkânlarından yararlanamadıkları savunarak, “Tarlalara gidecek yolumuz bile yok!” dedi.
 
Manavgat Belediyesi’nin Burmahan’da düzenlediği 1. Kiraz Festivali renkli görüntülere sahne olurken, üreticiler üretimde yaşanan sıkıntıları dile getirdi. Üretici Arif Kozak, üretim kapasitesini yükseltmek için tarlalara gidiş yollarının öncelikle yapılması gerektiğini savundu.
 
Köylerinde 40 yaş üstü sağlıklı insanın bulunmadığının altını çizen Kozak, “ Ürünlerimizi sırtımızla küfelerle taşıyoruz. Tarlamıza gidecek yolumuz olmadığı için traktör yanaştıramıyoruz. Sırtımızdaki küfelerle dik yamaçlardan traktöre ulaşabilmek için uzun mesafeler kat ediyoruz. Köyümüzde 40 yaş üzeri sağlıklı insan yok. Birçoğumuz eklem ağrılarıyla yaşamak durumunda kalıyoruz. Siyasetten ve siyasetçiden beklentimiz öncelikli olarak tarlalarımıza giden yolların yapılmasıdır” ifadelerini kullandı.
 
Ziraat Odası yöneticilerinin üreticinin sorunlarıyla ilgilenmediği yönünde şikâyetlerini de dile getiren üretici Arif Kozak, Gezgin Adam TV ve Manavgat Gerçek Gazetesi mikrofonlarına şunları söyledi.
Haber Manavgat Gerçek Gazetesi
 
 

“Onlar At Yarışı Spikerliği Yapar Biz Fabrika Yaparız”

0

Mahmut Arıkan Antalya İl Kongresinde Konuştu

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan Antalya 8.Olağan İl Kongresinde İktidarı Eleştirdi

Fatih Tekin’in tek aday olarak girdiği Saadet Partisi Antalya 8. Olağan Kongresine katılmak ve bir dizi temaslarda bulunmak için Antalya’ya gelen Mahmut Arıkan kongre öncesinde Antalya basını ve Antalyalılarla bir araya geldi.

Vatandaşların dertlerini dinleyen Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan trafiğe kapalı Şarampol caddesinde ve havuzbaşı mevkiinde esnaf ziyaretinde de bulundu.

Saadet Partisi Antalya 8. Olağan Kongresinin gerçekleştiği Mimar Sinan Kongre Merkezinde bir konuşma yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, AK Parti iktidarını ve Cumhurbaşkanının sosyal ve ekonomik politikalarını eleştirdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan yaptığı konuşmada Saadet Partisi kadrolarının ülkeyi yeniden düzlüğe çıkartacağını ve Saadet Partisinin tek amacının ahlakın ve maneviyatın şekillendirdiği bir yönetim anlayışı olduğunu ifade etti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Antalya’daki 2024 yılı otel doluluk oranının %68’de kalmasının temel nedeninin iktidarın hukuksuz uygulamalarına bağladı. Şafak baskınları ile genel başkanların ve belediye başkanlarının tutuklanmasının ülkeye dolayısıyla da turizme olan güveni zedelediğini dile getiren Arıkan, hukuki güvencenin kalkınmanın öncelikli şartı olduğunun altını çizdi.

Esnafın durumunun da kötü olduğunu dile getiren Arıkan, Antalya’da görüştüğü bazı esnafların kendisine dükkanları kapatmamak için direndiklerini söylediklerini ifade etti. Tarımda da Antalyalı çiftçinin aynı tabloyu yaşadığını söyleyen Mahmut Arkan Saadet iktidarında çiftçiye verilmeyen 480 milyar TL’lik hazine payının derhal dağıtılacağına değindi.

Gençlerin içinde bulunduğu işsizlik haline de değinen Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan “Ev Gençlerinin” durumuna da temas ederek Türkiye’de 5 milyon ev gencinin bulunduğunu ve bu rakamın iktidarın yanlış politikalarının doğal bir sonucu olduğunu sözlerine ekledi.

İktidarın aile ve gençlik politikalarını da eleştiren Mahmut Arıkan’ın Cumhurbaşkanının “evlenme oranının düşmesinin sebebi popüler kültüre olan teslimiyettir” şeklindeki açıklamasına karşı çıkarak Cumhurbaşkanının ekonomik durumu görmezden gelmesini yanlış bulduğunu açıkladı.

Kiracı sayısının 24 milyon, icra dosyası sayısının ise 23 milyona ulaşmasının ülkedeki içler acısı durumu kanıtladığını belirten Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, pek çok insanın ay sonunu getirmek için kredi kartlarına sarıldığını üzülerek gördüklerini söyledi.

Antalya 8. Olağan İl Kongresinde seçime tek aday olarak giren Fatih Tekin Saadet Partisi Antalya İl Başkanı olarak seçildi.

Günün Yorumu Yayında

0

Recep Memili ile Günün Yorumu Yeni Bölümü ile Yayında

Manavgat Gerçek Gazetesi Yazarı Recep Memili Manavgat ve ülke gündeminde yer alan son gelişmeleri sizler için yorumladı. Programı izlemek için yukarıdaki linki tıklayabilirsiniz.

👉 Festivaller Diyarı Manavgat’ta Düzenlenen Kiraz Festivali Kiraz Üretimi için Umut Verdi. 👉 MASMO’YA Kim Başkan Seçilirse Seçilsin Değişen Bir Şey Olmayacak!

👉 Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Fatih Tekin Olarak Seçildi.

👉 Trakya Sınırımızda Neler Oluyor, NATO Düzenlediği Tatbikata Türkiye’yi Neden Almadılar?

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan Antalya’da

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan Antalya İl Kongresine katılmak için Antalya’ya geliyor.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan 25 Mayıs 2025 Pazar günü Antalya Mimar Sinan Kongre Merkezinde gerçekleştirilecek olan il kongresine katılmak üzere Antalya’ya gelecek.

Fatih Tekin’in tek aday olarak Antalya İl Başkanlığı’na aday olduğu kongre saat 14.00’da başlayacak.

SESLİ MAKALE “”Yozlaşma Açısından Bir CHP Eleştirisi…”

Gezgin Adam Dergisi Sesli Makaleler

Gezgin Adam Dergisi Editörü Ömer Kaçmaz’ın kaleme aldığı ” “Yozlaşma Açısından Bir CHP Eleştirisi, Halkçı Vandalizm Ve Zübeyir Sarıkaya Olayı: 19 Mayıs’ta Atatürk’ü mü Andınız?” başlıklı yazısının yazılı halini sitemizden temin edebilirsiniz.

 

Yozlaşma Açısından Bir CHP Eleştirisi, Halkçı Vandalizm Ve Zübeyir Sarıkaya Olayı: 19 Mayıs’ta Atatürk’ü mü Andınız?

0

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Antalya ve Manavgat’ta kutlandı. Kutlandı ama nasıl kutlandı? CHP’li belediyelerden Antalya Büyükşehir, Kepez ve Manavgat Belediyeleri halkçı olmalarından mütevellit halkın duygu dünyasını ve kültürünü yansıtan Rap Müzik adı verilen bir müzik türünü icra eden sanatkarlarla (!) Atatürk’ü andı, gençliğin spor bayramını kutladı. Ceza, Gazapizm ve Hidra isimli sanatkârlar (!) şarkılarla, marşlarla Türk gençliğine örnek olacak bir Türkçeyle (!) konserler verdi. Hatta Kepez’deki Gazapizm konserinin çıkışında bayram kutlayan bir gencimizde bıçaklanmış. Peki şaşırdık mı? Hayır! Ne de olsa “heyecan arayan” ve “ölülerin dirilerden çalmasını” gerektiğini anlatan rap şarkıları illa ki birilerini suça teşvik edeceğini zaten biliyorduk.

Atatürk’ü Anmak Kim Siz Kim?

Üç CHP’li belediyenin rap konserleri vermesi tesadüf müdür bilemem ama CHP’nin gençliğe ulaşmak için her yolu denemeye çalıştığı besbelli. Kendilerini meseleye kaptıran belediye başkanları Atatürk’ü anmayı bahane ederek gençliğe yaklaşmak için verdirdikleri konserler ve çalışma yöntemleri aslında Atatürk Türkiye’si ile bağlarının da kalmadığını, bu konudaki söylemlerinin de lafügüzaf olduğunu bir kez daha göstermeye yetmiştir.

Rap Müzik denilen müzik türü, özü itibariyle argonun, sokak ağzının suç ve ceza ile ilişkilendirildiği ve duyguların şiddet öğeleriyle ifade edilmesidir. Rap Müziği, ABD’de siyahiler arasında ortaya çıksa da zamanla maalesef ki kültürel bir söylem haline gelmeye başlamıştır. Günümüz gençliğinin en olumsuz özelliği olan ciddiyet kaybından istifade ederek yayılan rap türü, müzikal anlamda sert kurallara bağlı kalmaksızın cümleleri dizeleri, nakaratları anlayamayacağınız bir şekilde hızlı söyleyerek diğer sanatsal müzik türlerinden ayrılır. Çoğu notasızdır. Elektronik ortamlarda dijitalleşme ile hazırlanır. Dili paçozlaştırarak kültürel bir soysuzlaşmanın sonucuna dönüşür.

Madde kullanımı, suç, şiddet, mafya ve cinsellik gibi unsurları sürekli müziğinin merkezine alan rap şarkıcılarının önemli bir kısmının çalışmaları silah, uyuşturucu kullanımı, yasa dışı faaliyetleri özendirdiği de bir vakadır. Nitekim basında madde kullanımını ve şiddeti özendirdiği, teşvik ettiği gerekçesiyle tutuklanan, hakkında soruşturma açılan, birbirini döven, vuran rapçilerin haberlerine tesadüf etmişizdir.  Türklüğün İslam ile olan ilahi ve tevhidi birlikteliğinin yasakladığı her şeyi olumlayan ve onaylayan bu paçoz müzik türü, Türk gençliğini yozlaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Dolayısıyla da yerel kamu otoritelerinin bu türe ve şarkıcılarına alan açarak meşrulaştırması kabullenilemez.

Ayak altı olmaya karşı mücadele etmesi gereken yerel iktidarların bu müzik türü ile Atatürk’ü anması CHP’li bazı belediye başkanlarının daha Kurucu Genel Başkanının değerlerinden, Türklük anlayışından, onun gençlik tasavvurundan hiçbir şey anlamadığını hatta öğrenememiş olduğunu göstermiştir. Kadın hakları ve İstanbul Sözleşmesi nutuklarını her daim atan özgürlükçü bazı CHP Antalya kadrolarının kadın düşmanı tutumları veya kadını cinsel obje olarak kabul etme olasılığını kabul eden müzik türünün rap olduğunu görmezden gelerek 18, 19 Mayıs akşamlarında rap konserleri verdirmesi aslında gençlik konusundaki samimiyetsizliğinin aynısının kadın meselesinde de olduğunu ispatlamıştır.

Kültürümüzün Ayak Altı Edilmesi

Rap müziğin içerdiği temaların analizini kültürel ve ideolojik bir çerçevede ele almadan Atatürk’ü anan, gençliğin bayramını kutlatan ve kutlayan yozlaşmış zihniyet rap müziğinin kültürel bir değer olma sürecine girdiğini anlayamamaktadır. Rapçilerin ifade ettikleri değer yargıları, yaptıkları çağrılar Türk Devletinin müesses nizamına karşı abuk subuk ama tehlikeli bir karşı çıkıştır. Çünkü bu müzik türü içinde barındırdığı öğelerle şiddeti, madde kullanımını özendirebiliyor, her türlü otoriteye karşı çıkışı bir hakmış gibi gösteriyor.  Kısacası bu müzik türü, değer yargılarımıza karşı başlayan ve neoliberallerin yönlendirdiği bir ihtilali yaygınlaştırmaktadır. Popüler kültürün kitleleri pasifleştirdiği, kolaylıkla manipüle ettiği bir dönemde iktidarların popülist anlayışlarla yönetimlerini sürdürmeyi tercih etmesine karşı yerelde ve ulusalda ideolojik bir tutum ve teşkilatlı mücadelenin yürütülmesi şarttır. Ne var ki İmamoğlu hadisesinde gençliğin ön plana çıkmasıyla gençliği yozlaştıran rapçi ayak takımına belediye yönetimlerince yol verilmesi CHP’li bazı yerel iktidar organlarının sadece kültürümüzü ayak altı etmesine değil aynı zamanda şiddet çağrısında da bulunulmasına imkan sağlamıştır. Bu süreçte memleketi neoliberallerin saldırganlığına karşı korumak isteyenlerin önü nasıl ki AK Parti’nin manipülasyonları ve suni gündemleriyle kesiliyorsa yerelde de CHP’nin bilinçsiz, öngörüsüz karar ve faaliyetleri ile de sekteye uğruyor.

Hangi CHP?

Antalya Büyükşehir, Kepez ve Manavgat Belediyeleri Atatürk’ü, Atatürk’ün en sevdiği müzik türü olan (!) rap müzik ile anarken CHP’li Muratpaşa Belediyesinin şatafattan uzak, sade ve geleneklere uygun bir programla gerçekleştirdiği etkinlikle anması takdire şayandır. Halk Dansları ve Halk Müziği Topluluklarının gösterileri, konserleri, satranç turnuvaları, bisiklet turları, gitar orkestrası vb. etkinliklerle ama daha da önemlisi Atatürk’ü anlatan ve anlamlandırmaya çalışan faaliyetlerle komşularıyla, mütevazilikle ve bir o kadar da coşku ve efendilikle Atatürk’ü anması, gençliğe bayram yaşatması neyle açıklanabilir? Bu dört belediye başkanından hangisi CHP’yi temsil ediyor? Paçoz bir kültürü temsil eden rapçilerle anma gününü kutlayan mı yoksa geçmişinin manevi mirasını temsil eden halk danslarıyla, halk müzikleriyle, düşünmeyi şart koşan satranç turnuvalarıyla, ulaşılabilir bir spor olan bisiklet turları ve İstiklal Marşını Akdeniz sularının üstünde teknelerdeki yüzlerce Antalyalı ile okuyan CHP’li Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal mı?

CHP’nin Bir Gençlik Politikası Var mı?

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın bir genlik politikası ve sosyal yaşam tasavvuru olduğu açıkken CHP’nin kurumsal bir gençlik politikasının veya sosyal yaşam tasavvurunun olduğuna inanmak mümkün değil. Nasıl bir gençlik hayal ediliyor, gençlerde olması gereken özellikler nelerdir gibi sorulara kurumsal anlamda CHP size cevap veremez. Zaten koca CHP’nin 2019’dan beri kurumsal yayınlarına bakarsanız topu topu 9 tane gençlerle ilgili rapor hazırlandığını ve bunların tamamının da sadece gençlikle ilgili değil toplumdaki tüm kesimleri ilgilendiren konularla ilgili olduğunu göreceksinizdir. Gençlik politikası olmayan bir partinin 3 büyük belediyesinin rapçilerle Atatürk’ü anmasını da bundan dolayı yadırgamamak gerekir.

Paçozluk, DEVA Partisini ve Zübeyir Sarıkaya’yı Linç Ederek Örtülemez

DEVA Partisi’nin 2024 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde Manavgat Belediye Başkan adayı olarak gösterdiği Zübeyir Sarıkaya, Halkçı ve halk kültürünü baş tacı eden (!) ve halkımızın en sevdiği (!) müzik türü olan Rapin ünlü sanatkârlarından Hidra’nın konserini ve konser sırasında yaşananları eleştirmesi, CHP’lileri ziyadesiyle kızdırmış. Özellikle Sarıkaya’nın konserde Hidra şarkıları eşliğinde ellerinde içki şişeleriyle taşkınlık yapan gençleri müşahede etmesi ve konser alanının etrafının bira çöpleriyle dolmasına tepki gösterdiği açıklamaları bağlamından koparılarak bir linç kampanyasına dönüştürüldü. “CHP zaten alkolik gençlik istiyor” diye ironik bir açıklamada bulunarak yaşananları eleştiren Zübeyir Sarıkaya’ya neden böyle bir açıklama yaptınız diye sormayanlar başladılar onu linç etmeye ve ettirmeye. Linç edenler Atatürk’ü anmaya, gençliğe ve spora adanan milli bir bayramda bira içilmesi, bira şişelerinin etrafı kaplamasının normal olup olmadığını düşünmeden Sarıkaya’yı tahkir etmeleri her şeyden evvel fikir hürriyetine karşı saygısızlıktır. Daha da önemlisi Manavgat’ta yaşayan herkes kamusal alanda ve Atatürk’ü anma programında içki içilmesini mazur görmek zorunda olmadığını anlamalıdır. Kamuya açık bir alanda üstelik Atatürk’ü anma etkinliğinde içki içilmesine karşı Kabahatler Kanunu kapsamında işlem yapılmaması, anons geçilmemesi 19 Mayıs gününün ifade ettiği manaya uygun mu sorusu acaba neden CHP’li elitlerce yanıtlanmıyor? Linçi yapanlar ve yapılan linçi destekleyenler Mustafa Kemal ve arkadaşlarının 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarken ve Mustafa Kemal’in 19 Mayıs günü terörist elebaşısı Germanyus ve Hirisantos’un Karadenizli Müslümanları nasıl katlettirdiklerine dair mülki ve askeri yetkililerden bilgi alırken, Pontusçu terör odaklarına karşı alınması gereken tedbirlerin direktiflerini verirken elinde acaba bir bira şişesinin bulunup bulunmadığını ya da onun emri altındaki askerin, Kuvayımilliyecilerin çevresinin bira şişeleriyle dolu olup olmadığını acaba hiç düşünmediler mi? Hem Mustafa Kemal’in askerleyiz diye slogan attıracaksın hem de sözde bir takım azgın ve kamu düzenini bozamaya aday gençliğin fütursuzca kamusal alanda çoluk çocuğun yanında içki içmesine ses çıkarmayacaksın? “Altı kaval üstü şişhane” dedikleri şey işte budur. Paçozlaşmış, tarihe ve topluma karşı yabancılaşmış zihniyetin örtülü bir şekilde Zübeyir Sarıkaya’ya karşı yürüttüğü linç kampanyası 19 Mayıs günü yaşanan tezatlıkları ve yanlışları ortadan kaldırmaya yetmez.  Sarıkaya’nın o ironik açıklamasına karşı gerçekleştirilen sözlü Vandalizm açıkça ifade hürriyetine karşı olan menfi tutumu kanıtlamaktadır. Sarıkaya’ya edilen hakaretler, yürütülen linç operasyonları açıkça gösteriyor ki ifade hürriyeti sadece övgüye hasredilirse bir anlam kazanıyor. Eğer eleştiren bir açıklama veya ifade varsa başlıyor birilerinin Halkçı linçi.