27.3 C
Antalya
Pazar, Eylül 20, 2026
Ana Sayfa Gündem BU ŞEHRİN BİR BAROSU MU VAR YOKSA ARZUHALCİSİ Mİ VAR?

BU ŞEHRİN BİR BAROSU MU VAR YOKSA ARZUHALCİSİ Mİ VAR?

0
44

Antalya’da baro seçimleri yaklaşırken mevcut baro başkanı Sayın Ali Çağdaş Bozaner bize son derece şaşırtıcı gelen bir açıklama yaptı. Bozaner “Bu Kentin Bir Barosu Var” mottosuyla hareket ettiklerini belirterek yeni dönem için aday olduğunu açıkladı. Akdeniz Gerçek Gazetesinden öğrendiğimize Bozaner açıklamasında “Sözden ziyade somut adımlara ve eyleme öncelik” verdiklerini kaydederek “Az zamanda çok ve büyük işler başarmak” idealiyle kalıcı eserler bıraktıklarının altını çizdi.

Buraya kadar her şey tamam da peki kazın ayağı gerçekten de öyle mi? Herkesçe malumdur ki barolar sadece avukatlar arasında dayanışmayı sağlamak, onların sorunlarını çözmek, meslek kurallarını uygulamak için faaliyet yürütmezler. Baroları diğer meslek kuruluşlarından ayıran en önemli fark adaletin tesis edilmesinde ana aktörlerden biri olmasıdır. Mesela Anayasa Mahkemesine, İl ve İlçe İnsan Hakları ve İl Cezaevi İzleme Kurullarına, Tüketici Hakem Heyetleri vb organlara üye ve temsilci seçerek adalet sisteminin en önemli paydaşlarından birine dönüşür. Barolar, hukukun üstünlüğü ilkesini savunan ve toplumda adaletin yerleşmesine katkıda bulunan en önemli yapılanmaların başında yer alıyor desek herhalde yanılmayız. Kısacası barolar insan haklarının korunması ve toplumsal adaletin sağlanması açısından şüphesiz ki büyük bir rol üstlenmektedir.

Bundan dolayıdır ki barolar zaman zaman hak ihlalleri ve hukukun üstünlüğünün zedelenmesi konularında ortak basın açıklamaları yaparak faaliyet yürüttükleri şehirde yaşanan hak ihlallerini de kayıt altına alır, hadiseye taraf olur, durumu kamuoyu ile paylaşır ve tarihe de not düşer. Türkiye öyle baro başkanları görmüştür ki onların tutum ve davranışları tarafsızlığın ne olduğunu herkese öğretmiştir. Örneğin Özdemir Özok Türkiye Barolar Birliği başkanlığı döneminde hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konularında ödünsüz olduğu söylenir.  Kendisine teklif edilen Anayasa Mahkemesi üyeliğini, eski bir CHP üyesi olması dolayısıyla tarafsızlığına gölge düşürmesine neden olabileceğinden dolayı Ahmet Necdet Sezer’in atamasını reddederek tarihi bir etik duruş sergilemişti.

Antalya’nın Gazetecilerini Görmezden Geldiler

İki yıldır görevine devam eden Antalya Baro Başkanı Ali Çağdaş Bozaner ve yönetimi Antalya ve 19 ilçesinde bazı muhalif yerel medya organlarına karşı siyasi ve hukuki baskı artmasına rağmen konuya dair kayda değer bir basın açıklaması yapmadığı gibi ifade hürriyetinin korunmasında basın mensuplarına gerekli desteği de sunmadı. Gazetecilerin ifade ve fikir hürriyetini sınırlandıracağı son derce açık olan davalar, tutuklamalar, gözaltılar, tutuklu veya tutuksuz yargılamalar karşısında bu kentin barosundan herhangi bir ses çıkmadı. İfade hürriyetine vurulan darbelere karşı takınılan sessizlik Antalya Barosunun en büyük eksikliği olarak Antalya Basın Tarihindeki yerini çoktan aldı.

Mart 2026’da Birgün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı’nın yaptığı haberler ve paylaşımlar nedeniyle tutuklanmasını, demokratik toplum düzenine vurulmuş ağır bir darbe olarak nitelendiren Antalya Barosu kendi görev süresi içerisinde tutuklanan, dava açılan Antalyalı Gazeteciler hakkında ise herhangi bir açıklama yapmayarak üç maymunu oynamaya çalıştı.

Antalya Barosunun basın açıklamalarını yayımladığı resmi sitesinde yerel gazetecilere yönelik artan baskıya dair maalesef ki hiçbir açıklama yok. Ama aynı Antalya Barosu, 2026 yılının Mart ayında Birgün Gazetesinden İsmail Arı ve Alican Uludağ’ın; 2020 yılında ise ODA Tv’den Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç’ın tutuklanmasını önce kınadı sonrasında da tutuklamanın hukuka aykırılığını tartışmaya açtı. “Bu Kentin Bir Barosu Var” mottosuyla hareket eden Antalya Barosu, yaptığı haberlerden dolayı tutuklanan, hakkında dava açılan Antalya Gazetecileri hakkında ise tek kelime etmedi aynı pek çok siyasi partinin İl ve İlçe Başkanları gibi! Kısacası “Bu kentin Bir Barosu Var” mottosunu kullanan Antalya Barosu Başkanı ile “Sandıkta Hesaplaşalım” klişesini kullanan demokrat görünümlü ve çoğunlukçuluk için yanıp tutuşan sandık fetişistlerinden bizce hiçbir fark yoktur.

İdeolojik hasletlerden midir yoksa Antalya Barosunun popüler olma arzusundan mı kaynaklandığı bilinmez ama Antalya Barosu ve sayın Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, Nalan Akpınaroğlu gibi hapse atılan, gözaltına alınan, tutuklu yargılanması istenen, köşe yazılarına veya haberlerine erişim engeli getirilen Antalya’nın sayılı yerel gazetecisine sahip çıkmadığı, onların yaşadığı mağduriyetle ilgilenmediği açıktır. Belli ki Antalya Barosu yerel basını görmezden geliyor, gazetecilerin fikir ve ifade hürriyetine verdiği önem iktidarın verdiği önemi bile geçemiyor. Zaten mağdur olanın durumuna, konumuna, gücüne göre tavır almak; herkese eşit davranmak yerine kişiye özel bir tutum veya ayrıcalık göstermek bu kentin son 20 yıldaki genel karakteristik özelliğine dönüşmedi mi? Anlayacağınız Antalya’da süslü cümleler etrafında Anayasal haklarımızın korunmasında gazeteci olsun veya olmasın tüm yurttaşlara destek vermesi gerekenler nabza göre şerbet vermeye devam ediyor.

Akpınaroğlu’na sadece dilekçe desteği verebileceğini söyleyen, “Bu Şehrin Barosuna” sormak lazım, Birgün Gazetesinin muhabirlerine veya popüler olan gazetecilere basın açıklamasıyla destek verirken bu kentin gazetecisine neden basın açıklamasıyla destek vererek kamuoyunun konuyla alakadar olmasına katkı sağlamadınız ve neden gazeteciler arasında ayrım yapmayı tercih ettiniz? Siz bilmiyorsanız biz sizlere hatırlatalım, Akpınaroğlu ve Akpınaroğlu gibi ekmeğini okuyarak, yazarak, araştırarak kazanan, yurttaşları mağdur eden konuları gündeme taşımaktan başka hiçbir günahı olmayan gazeteciler zaten o göndereceğiniz destek dilekçelerini rahatlıkla yazabiliyorlar. Dilekçeye çok ihtiyaçları olsaydı “Bu Kentin Barosu”na değil bir arzuhalciye giderlerdi.

Antalya Barosu Başkanı Avukat Ali Çağdaş Bozaner’in acaba dediği gibi sizce “Bu Kentin Bir Barosu” mu var? Yoksa “Bu Kentin Bir Arzuhalcisi” mi var?

Kalın sağlıcakla.