17 Eylül Perşembe günü, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ve beraberindeki milletvekilleri kameraların karşısına geçerek kapsamlı bir basın açıklaması düzenledi. Toplantının ana gündem maddesi, uzun süredir kamuoyunu meşgul eden Muhittin Böcek süreci ve buna dair yöneltilen eleştirilerdi. Her ne kadar iktidarın kente kazandırdığı yatırımlar hatırlatılsa da, kürsüden verilen mesajların ezici çoğunluğu Böcek’e yönelik suçlamalardan oluştu.
AK Parti kanadından yapılan açıklamada, bu toplantının temel amacının “yeteri kadar eleştiri yapılmıyor” yönündeki tenkitlere yanıt vermek olduğu ifade edildi. Ancak bu gerekçe, sahadaki siyasi pratikler ve kamuoyu nezdinde pek de inandırıcı bulunmadı. Sürecin başından bu yana Ali Çetin, Mustafa Köse ve Yunus Günal gibi isimlerin Böcek hakkındaki sert çıkışları zaten kentin ezberindeydi.
Aslında dünkü toplantıda olan şey “Böcek yeteri kadar eleştirilmiyor” söylemi üzerinden Antalya’ya hiçbir faydası bulunmayan Muhittin Böcek’e yeni bir hakaret etme seansının düzenlenmesiydi.
Antalya’nın Gerçek Sorunları ve Siyasi Sessizlik
Henüz yargılama süreci devam ederken, iktidarın il başkanı düzeyinde gizli tanık ifadelerine dayanarak yapılan peşin hükümler, güç sarhoşluğunun siyaseti nasıl domine ettiğini gözler önüne serdi. Ayrıca AK Partili siyasi yetkililerin yargı kararlarını ve soruşturma dosyalarını kendi siyasi söylemlerine alet etmesi, hukukun üstünlüğü ilkesine doğrudan bir müdahale niteliği taşıdığı kanaatindeyiz. AK Partili Antalya Vekillerinin TBMM’de Böcek ve diğer tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili yaptıkları konuşmalar 1961 Anayasasından beri yasak olan yasama yorum yönteminin ihlali değil mi? Herkes çok mu masum düşünüyor yoksa biz mi art niyetli düşünüyoruz?
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Muhittin Böcek üzerinden siyasi çürümüşlükle ilgili beyanat verirken acaba Antalya’da yaşanan toplumsal çürümeyle ilgili neden bir beyanat vermiyor? Antalya’daki basın tarafından her gün çarşaf çarşaf haberleri yapılan fuhuş, dolandırıcılık ve uyu*turucu olaylarının yoğun bir şekilde devam ettiğini görmeyen Ali Çetin bu konularda neden sessiz? Zeytinköy gibi kronikleşmiş bataklıklar neden hâlâ kalıcı olarak kurutulamamaktadır? Ali Çetin toplumun kanını emen bataklıkların, AK Parti iktidarı tarafından neden 24 yıldır kurutulamadığına dair söyleyecek bir sözü yok mudur acaba? Allah aşkına Muhittin Böcek ile ilgili menfi yönden Antalya’da genel bir kanaat oluşmuşken, Antalya’da ki sol yerel iktidar köşeye sıkışmışken sizlerin hala Böcek’e basın açıklaması ve siyasi konuşma adı altında düzinelerce hakaret sıralaması Antalya’daki çürümeyi engellemeye, Antalyalı esnafın yaşadığı ekonomik zorlukların çözümüne, yüksek kiralara, artan enflasyona ve diğer alanlardaki sorunların çözümüne nasıl bir fayda ve katkısı olabilir? Yeniden soralım: Sayın Çetin’in, Böcek konusu dışında Antalya’nın sosyal ve iktisadi sorunlarına karşı söyleyecek bir sözü yok mu?
Bugün Antalya’da toplumsal bir çürüme vardır ve bu çürümenin sebebi önemli oranda Antalya Siyasetinden mesul olan başta Ali Çetin, Nail Kamacı gibi siyasi partilerin il başkanlarının topluma sırt çevirmesiyle ilgilidir. Eğer bazı il başkanları sorunlar ve rezillikler karşısında yetkili makamları ve toplumu harekete geçirselerdi her şey daha normal olabilirdi.
Liderlik Zafiyeti ve Yerel Siyasetin Tıkanması
Ali Çetin’in AK Parti il Başkanlığı ve önce CHP’li sonradan Yeni Partili olan Nail Kamacı’nın il başkanlıkları dönemi kanaatimizce toplumsal çürümenin en yoğunlaştığı dönemdir. Çünkü her ikisinin dönemi Antalya için zihinsel tembelliğin; söylemde tekrarcılığın ve kopyacılığın zirve yaptıkları devirdir. Siyasetçinin topluma yön vermesi gerektiği kabulünden yola çıkacak olursak erdemi savunmak, faydayı üretmek ve hakikati aramak siyasetçinin ana göreviyken ismi geçen il başkanları sadece polemik yaptılar. Özellikle Ali Çetin ve Nail Kamacı’nın ezber cümle ve laf sokmalarla siyaset yapma tercihleri hatta bunu siyasi davalarına karşı bir bağlılık gösterisi olarak zannetmeleri Antalya’da tecdit edilmiş bir siyasetin doğmasını engelledi. Bilhassa Ali Çetin’in uzun bir dönemdir kullandığı ezberler, belirli bir siyaset felsefesine dayanmayan yüzeysel, alışıldık siyasi bakışı ve bunun yoğurduğu eski siyaset kalıpları Antalya’da toplumsal çürümeye önlem alma konusunda Antalya’yı şahsiyet sahibi bir şehir haline getiremedi. Takınılan bu siyasi duruş üzülerek ifade ediyorum ki Antalya’yı, neoliberal toplumların ahlaksal çerçevesinin kullanışlı bir aparatına dönüştürdü. Nitekim Lara’nın bazı caddelerinin yabancı uyrukları kadınlar ve onların yerli muhabbet tellalları tarafından fuhuş merkezine dönüştüğüne dair yapılan haber ve yorumlar, uyu*turucunun yaygınlaşması bunun en önemli örneğidir. Ali Çetin’in Muhittin Böcek ve AK Parti’nin Antalya’da ki hizmet siyaseti söylemleriyle Nail Kamacı’nın demokrasi ve hukuka dair toplumun kanını emen sorunların çözümüyle ilgili olmayan ezberleri, hem hakikatten uzak hem de siyasi etik kurallarının kör bir taklidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanırım Antalya sorumluluk alan cesur zihinlerin siyaset sahnesinde yer almasıyla ancak toplumsal ve siyasi çürümeye karşı ayakta durabilecek!
Sorumluluk Zinciri ve Muhittin Böcek Faktörü
Muhittin Böcak tutuklandığında Antalya B.B. Başkanlığında 6.5 yılını doldurmuştu. Ali Çetin ise bu süre zarfında olayların cereyan ettiği çevredeydi. Yani Ali Çetin bu süreçte hem meclis üyeliği hem de il başkanlığı görevleriyle olayların en yakın tanığı konumundaydı.
Eğer zamanında yetkili merciler nezdinde gerekli hukuki ve idari adımlar atılsaydı, kamu bu ölçüde bir zarara uğramazdı. Siyasi aktörlerin toplumu cahil, kendilerini ise mutlak akıl sahibi gören kibirli yaklaşımları, kentin bugünkü tablosunu kaçınılmaz kılmıştır.
Toplumun veya siyasi hareketin bir şehirdeki en üst temsilcisi; kendisini akıllı, toplumu cahil görürse Böcek örneğinde olduğu gibi yapılan “rezillikleri” ağzına sakız ederek muarrızlarını gözden düşürmek ister. Hangi parti olursa olsun siyasilerde olması arzu edilen üstün bir zeka değil, özel bir siyasi eğitim ve siyasi şuurdur. Eğer siyasetçide bu yoksa sonuç olarak karşımıza Antalya’nın mevcut hali ortaya çıkıyor.
Bir insanın elinde bir partinin il başkanı olduğunu gösteren icazetnamenin bulunması onun hayatı, toplumu, değer sistemlerini daha iyi anladığı anlamına gelmez. Çünkü akıl yalnızca çalıştığınız kadrolarda, sizde ve ezberlediğiniz söylemlerde bulunmaz. Akıl, toplumun her türlü mücadelesinde vardır. Bu mücadeleye vakıf olamazsanız aynı Ali Çetin, Nail Kamacı ve diğer pek çok siyasi partinin il başkanı gibi Antalya’nın da Antalyalının da siyasi arzularına yabancı kalırsınız.
Ez cümle siyaset kurumunun “Böcek aşkından” ve ezberlenmiş polemiklerden vazgeçmesi, Antalya’nın geleceği adına acil bir zorunluluktur. Kentin toplumsal ve iktisadi çürümeden kurtulması, ancak sorumluluk bilinci yüksek, cesur ve hakikat odaklı yeni bir siyaset anlayışının inşasıyla mümkündür. Ali İmran Suresinin 7. ayetinde buyrulduğu gibi: “Kalplerinde sapma meyli bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu (işisel arzularına göre te’vil etmek için ondaki müteşâbihlerin peşine düşerler. Hâlbuki onun te’vilini ancak Allah bilir; bir de ilimde yüksek pâyeye erişenler. Derler ki: Ona inandık, hepsi rabbimiz katındandır. Bu inceliği yalnız aklıselim sahipleri düşünüp anlar.”
Kalın sağlıcakla.






