“VATAN MİLLET SAKARYA DEDİLER AMA DOĞAYI TALAN ETTİLER”

0
48

TİP Üyesi Yunus Başaran, “Onlar taraf, hep sermayeden yana taraf oldular. Bir ülke sadece topla, tankla işgal edilmez. Ülkenin doğası talan edilirse o ülkeden geriye bir şey kalmaz”.

Antalya’nın Finike ilçesinde Bol Dağ bölgesinde açılması planlanan 4 taş ocağı projesi, kamuoyunda tepkiye neden oldu. Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından yapılan basın açıklamasında, projelerin yalnızca çevreyi değil, insan sağlığını ve bölgenin geleceğini de tehdit ettiği ifade edildi.

Yunus Başaran tarafından yapılan açıklamada, taş ocaklarının sadece çevreyi değil, bölgedeki insan sağlığını ve gelecek nesillerin yaşamını da tehdit ettiği vurgulandı. Başaran, plansız ve programsız projelerin ciddi riskler oluşturduğunu belirtti. Başaran, Demre’de 22 yaşındaki bir taş ocağı işçisinin blok altında kalarak hayatını kaybetmesini hatırlatarak, “Dün Demre’de 22 yaşında genç bir taş ocağı işçisi katledildi. Üstüne bir blok düştü ve hayatını kaybetti. Neden katledildi diyoruz, çünkü plansız programsız, hayatın doğal akışında meydana gelen ölümler doğal ölümlerdir. Bu bir cinayettir. 22 yaşında genç bir maden ocağı işçisi bir bloğun altında kalıp hayatını kaybediyorsa buna sıradan bir ölüm diyemeyiz. Ama biliyoruz onlar taraf. Çünkü onlar hep sermayeden taraf oldular” ifadelerini kullandı.

İktidara sert eleştirilerde bulunan Başaran, “Hep bize vatan, millet, Sakarya hikayeleri anlattılar. Ama bu ülkenin dağını, taşını, denizini, deresini, ormanını talan etmekten geri durmadılar. Bir ülke sadece topla, tüfekle, tankla işgal edilmez. Bir ülkeyi var eden doğası, çevresi yok edildiği zaman o ülkeden geriye bir şey kalmaz. Ve bunların hepsi birbirleriyle bağlantılı şeyler. Bugün sadece Finike’de 20 tane taş ocağı var. Sadece Batı Akdeniz’de 50’den fazla taş ocağı var. Nereyi durduracağımızı şaşırdık. Halk, devleti suç işlemesin diye engellemeye çalışıyor. Böyle bir düzen olabilir mi? Onların koruması gerektiği şeyleri bizler kendi imkanlarıyla korumaya çalışıyoruz ve korumak zorundayız. Bu sadece dağ, taş, dere meselesi değil. Bu hepimizin hayatını etkileyen, çocuklarımızın geleceğini mahvedecek bir durum. Ve bunun tek bir sebebi var, sermayenin bitmek, tükenmek bilmeyen hırsıdır” şeklinde konuştu.

Doğayı savunmanın cesaret gerektirdiğini ve kaybedecek bir şeylerinin kalmadığını vurgulayan Başaran, “Antalya’nın 640 kilometre sahil şeridi işgal altında. Düşman işgalinden daha beter. Gazipaşa’dan Kaş’a kadar işgal ediliyor. Bu mücadeleyi yürüttüğünüz zaman sizi korkutuyorlar; aman başına bir şey gelir, aman sesini çıkarma. Arkadaşlar kaybedecek bir şeyimiz kalmadı. Doğa uğruna canlarımızı da verdik. Ali Ulvi Büyüknohutçu ve ailesi katledildi. Onların canı değerli değil miydi? Şimdi biz buna karşı geleceğiz. Durmayacağız. Dağlarımızı, derelerimizi, nehirlerimizi, ırmaklarımızı, doğamızı, Antalya’mızı bu bir avuç sömürücünün elinden söke söke alacağız. “