AK Parti iktidarını ve CHP tarafından yönetilen Antalya Büyükşehir ve Manavgat Belediyelerini sert bir şekilde eleştiren basın açıklaması şu şekildeydi:
Değerli Basın mensupları, kıymetli katılımcılar. Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanlığı olarak İnsan Hakları ve Yerli Malı Haftası dolayısıyla düzenlediğimiz basın açıklamamıza hoş geldiniz.
Muhterem hazirun, vahşi kapitalizmi her yönüyle uygulayan neoliberal devletlerin insanlığı rengine ve milliyetine göre sınıflandırarak dini değerler üzerinden saldırganlığı teşvik ettiği politik tutumları evrensel boyutta tüm insan hakları ilkelerini ortadan kaldırmış ve uluslararası hukuk sistemini yok etmiştir.
Son iki yıl içerisinde Gazze’de ABD gözetiminde Siyonist Irkçı Terör Devleti İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırıma devletlerin sessiz kalması insan haklarının sadece Batılı Devletlere uygulanabileceğini göstermiştir. Birleşmiş Milletlerin Gazze ve Doğu Türkistan ya da Afrika’nın farklı bölgelerindeki katliam ve soykırımlara karşı çaresizliği, hak ihlallerine karşı seyirci kalması İnsan Hakları kavramının içinin boşaltılmasına ve anlamsızlığa mahkum edilmesine neden olmuştur. İsrail’in Gazze’de Filistinli Müslümanlara, Çin’in Doğu Türkistan’da Uygurlu kardeşlerimize karşı yürüttüğü katliam ve asimilasyon siyasetine ülkemizden devlet bazında İsrail ve Çin’e karşı güçlü bir karşı çıkış mesajının iletilememesi, yaptırım uygulanamaması insan hakları kavramının nasıl da AK Parti iktidarı tarafından uluslararası ilişkilere kurban edildiğini ispatlamıştır. “Hak geldi batıl zail oldu” diyen mukaddesatımızın tüm gereklerini bir kenara bırakmış olan AK Parti iktidarı, Gazze ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine seyirci kalarak Müslüman Türk Milletini tarihine ve inancına karşı mahcup etmiştir.
Başta ticari çıkarlar olmak üzere, ABD, Avrupa Birliği ve Çin yaptırımlarından duyulan endişenin doğal bir sonucu olarak AK Parti iktidarının bu devletlerin yaptığı insan hakları ihlallerine ses çıkaramaması milletimizi yok olmuş gibi göstermektedir. Hemen yanı başımızda Terör Devleti İsrail, Gazze’de Müslümanları katlederken AK Parti iktidarının terör devleti ile ticareti hiçbir şey yokmuş gibi sürdürmesi insan haklarına bölgesel düzeyde vurulan en sert darbelerden biri olmuştur.
23 yıllık iktidarında ülke ekonomisini şahlandıramadığı gibi ülkeyi dışarıya karşı da bağımlı hale getiren iktidar politikaları, Türkiye’nin bugün için atalarından miras kalan insanlığı huzur ve selamete ulaştırma politikasından da vaz geçmesine ortam hazırlamıştır.
Dışarıdaki hak ihlallerine ses çıkaramayan AK Parti iktidarı, içeride de neoliberal politikalara teslim olmanın neticesinde emekli ve asgari ücretliye belirlediği maaşlarla bu grupların insan şerefine uygun bir şekilde yaşamasını da engellemiştir. Her türlü eleştiriye ceza davası ile yanıt veren iktidar elitleri, sağlıksız çalışma koşullarındaki işçilerin, emekleri sömürülen esnafın çığlıklarına kulaklarını kapatmış vaziyettedir. Bu durum alın teri hakkının gaspı değildir de nedir?
AK Parti iktidarının Manavgat’taki vurdum duymazlığı ise Manavgat’ımızdaki en büyük insan hakları ihlalidir. Asgari ücreti aşan kiralar, hastane hizmetlerinin yetersizliğinden dolayı Alanya, Konya ve Antalya yollarında heder olan yaşlılar ve çocuklar, yılın yarısını işsiz geçiren turizm çalışanları maalesef ki içinden çıkılmaz bir hak ihlali ile karşı karşıyadır. Çalışma hakkından istifade edemeyen, sağlık ve kaliteli eğitim hakkı hizmetinden mahrum bırakılan Manavgatlı bir de barınma hakkını kaybetmek üzeredir. Kazandığı ücreti kira ve faturalara bırakan Manavgatlı çarşı ve pazardan sağlıklı beslenebileceği gıdayı bile alamamaktadır. Hatta parası olsa bile sağlıklı meyve sebzeye ulaşamıyor. Yurtdışına satılmak için yetiştirilen ürünler Avrupa’dan, Rusya’dan ve Gürcistan’dan kimyasal atık fazlalığı nedeniyle iade edilirken, iade edilen bu ürünler Manavgat’ın pazarlarında ve çarşılarında hayasızca satılabilmektedir. Manavgatlının sağlıklı beslenme hakkı bile elinden alınmışken AK Parti İktidarının Adalet Bakanlığı üzerinden verdiği İnsan Hakları ve Hukukun üstünlüğü mesajları hiçbir anlam taşımamaktadır.
Değerli basın ve katılımcılar, AK Parti iktidarının sosyal ve ekonomik haklarımıza vurduğu darbelere Antalya’nın yerel iktidarı CHP’de ortaktır. Halkçı olduğunu iddia eden CHP yönetimindeki Antalya Büyükşehir Belediyesinin tüm Antalyalıların çağrılarına rağmen kota ve tonaj uygulamalarıyla, gerçekleştirdiği zamlarla su faturalarını elektrik faturalarının en az iki, üç kat olarak bizlere yansıtması yaşama hakkımızın hançerlenmesi, en zaruri ihtiyacımızın bile karşılanamayacak bir vaziyete düşürülmek üzere olduğumuzu göstermektedir.

İktidarın her sene İnsan Hakları Haftasında gerçekleştirdiği kulağa hoş gelen açıklamalarına artık ne ülke insanı ne de Manavgatlı inanmaktadır. Yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti engelleyemeyerek insanların en doğal hakkı olan insan şerefine yaşama hakkını engelleyen AK Parti iktidarına açık çağrımız hukuka uygun davranmaları ve hukuku “üstünlerin hukuku” olmaktan çıkarmasıdır.
Bütün bu sorunlar; insan haklarının korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her zamankinden daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İnsan hakları, yalnızca belirli bir grubun değil; toplumun her kesiminin ortak meselesi olduğunu hatırlatmak isterim. İnsan haklarını korumak, siyasi bir tercih değil; insani bir zorunluluktur. Bu kapsamda hakları yenen ve her gün ihlal edilen Manavgatlı hemşerilerimizi haklarını korumak, pekiştirmek ve savunmak için meydanlara, yanımıza bekliyoruz. Manavgatlı hemşerilerimizi Saadet Partimize katılmaya davet ediyoruz.
Kıymetli katılımcılar paylaşmak istediğimiz bir diğer mesele de AK Parti iktidarının farklı platformlarda kutlattığı ve ülkemizde neredeyse öğrenciler arasında yardımlaşma gününe dönüşen yerli malı haftasının gereksizliği konusudur.
Ülkemizde yerli hiçbir şeyin kalmadığı, yerliliğin ve milliğin slogandan ibaret söze dönüştürüldüğü Yerli Malı Haftasının çocuklarımıza ve bizlere kutlama konusu olarak sunulması, abes ile iştigaldir. Yerli malının kutlanabilmesi için ülkemizde bulunan ürünlerinin büyük çoğunluğunun yerli üretim olması gerektiğini unutmuşa benzeyen AK Parti iktidarının, yerli üretimle ilgili sunduğu istatistiksel bilgiler bizler için inandırıcı değildir. Bugün fabrikaların kapandığı, konkordato ilan ettiği ya da iş gücü maliyetlerinin düşük olduğu ülkelere kaydığı, tepeden tırnağa pek çok ürünün yurt dışından getirildiği bir dönemde yerli malı haftasının kutlanması en hafif tabiriyle sadece bir alışkanlıktır.
Değerli basın mensupları ve katılımcılar yerli malı demek yerli üretim ve güçlü ekonomi demektir. Bir ülke kendi ürününü üretemiyorsa, kendi fiyatını da belirleyemez. Bir ülke tarımda dışa bağımlıysa, mutfak yangından kurtulamaz. Yaptığımız incelemeler göstermektedir ki Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından biri, üretimden uzaklaşıp tüketime ve ithalata bağımlı bir yapıya sürüklenmiş olmasıdır.
Tam da bu nedenle, Yerli Malı Haftası, sadece takvimde bir hatırlatma günü değil; Türkiye’nin geleceğine, üretim gücüne ve ekonomik bağımsızlığına dair bir farkındalık çağrısı olduğunu hatırlatmak isteriz.
Basın açıklamamızı burada sonlandırırken bizleri yalnız bırakmayan basın mensuplarına ve siz değerli konuklara teşekkürlerimi Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanlığı olarak belirtmek istiyorum.
Şükran Tümencioğlu Gök / Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları Başkanı”






