Ana Sayfa Blog Sayfa 91

ANTALYA JANDARMASI UYUŞTURUCU SATICILARINA GÖZ AÇTIRMIYOR

0

Antalya Jandarma Komutanlığı Antalya ve ilçelerinde uyuşturucu satıcılarına göz açtırmadı.

Uyuşturucu üretimi, dağıtımı ve satışının önlenmesiyle ilgili pek çok başarıya imza atan Antalya Jandarma Komutanlığı Korkuteli’de yaptığı baskında 43 kg uyuşturucu madde yakaladı.

Toplumun, Devletin ve Türk Milleti’nin düşmanı olan yozlaşmış gruplara karşı özveriyle çalışan Antalya Jandarma Komutanlığının Türk Milleti’nin töresini, ahlakını ve toplumsal disiplinini bozmaya dönük ortaya çıkan gruplara karşı olan kanuni mücadelesi toplumun her kesimince takdirle karşılandı.

Antalya İl Jandarma Komutanlığınca yürütülen takdire şayan çalışmalar sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı doğrultusunda; Korkuteli ilçesinde uyuşturucuyla mücadele kapsamında (1) şüpheli şahsın evinde Antalya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Korkuteli İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri ile müşterek yapılan aramada; 43 kg skunk uyuşturucu madde, 15 kök skunk bitkisi ve 1 adet hassas terazi ele geçirildi.

Hollanda esrarı olarak bilinen Skunk adı verilen uyuşturucu maddenin esrardan 20 kat daha fazla bağımlılık yaptığı biliniyor.

Sesli Makale “Manavgat Siyasetinin Siyasetsizliği: Dil Epsem Olsa Baş Esendir”

0
SESLİ MAKALE / ÖMER KAÇMAZ GEZGİN ADAM DERGİSİ EDİTÖRÜ
“Manavgat Siyasetinin Siyasetsizliği: Dil Epsem Olsa Baş Esendir” yayımlanmıştır. Yukarıdaki linki tıklayarak dinleyebilirsiniz.

NİYAZİ NEFİ KARA VE MUHİTTİN BÖCEK İLE İLGİLİ YENİ AÇIKLAMA

0

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba tutuklu Belediye Başkanları Niyazi Nefi Kara ve Muhittin Böcek’i ziyaret ettikten sonra bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamada Muhittin Böcek’in durumu geniş bir şekilde değerlendirilirken Niyazi Nefi Kara ile ilgili doğrudan herhangi bir konuya girilmemesi ise şaşkınlıkla karşılandı. Ağababa yaptığı açıklamada başkanlara yönelik uygulanan tutukluluk hali sert bir dille eleştirildi. Açıklamanın satırbaşları şu şekilde:

“Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Muhittin Böcek, Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ve Gökhan Böcek’i ziyaret ettik. Öncelikle şunu söylemek isteriz. Maalesef artık tutuklamalar cezaya dönüşmüş durumda, Türkiye’de örneği yok. Belediye başkanlarımıza yapılan muamelenin, işkencenin örneği yok. Belediye başkanının nasıl tutuklanacağı bellidir.

Nasıl soruşturulacağı bellidir. Belediye başkanının bir suçu var ise ülkenin başmüfettişi soruşturur. İçişleri Bakanlığı izin verir ve yargılanır. Ama maalesef belediye başkanlarımız gece baskınlarıyla ortada kanıt olmasına gerek yok direk cezaevine atılıyor. Bugün sayın Muhittin Böcek’in yaşamış olduğu durum aynı şekildedir. 26 yıldan beri belediye başkanlığı yapmakta, kaçma şüphesi denilmekte. Muhittin Böcek’in kaçacağı bir yer yok. Kendini aklamadan bir yere de gitmez. Belediye başkanlığı yapıyor.

Sayın Muhittin Böcek adli kontrol şartıyla ve ev hapsiyle tutuksuz yargılanmalıdır. Tedavisini sürdürmelidir. Burada en ufak bir ihmal Muhittin Böcek’i ölümüne yol açabilir. Buradan tekrar çağrı yapıyorum. Geçmişte büyük hastalık çekmiş hala kalp rahatsızlığı yaşayan, şeker rahatsızlığı, böbrek rahatsızlığı olan Muhittin Böcek tutuksuz yargılanmalıdır. Buradan ifade ediyoruz. Bu durum işkenceye, cezalandırmaya dönüşmemelidir. Bakın sayın Muhittin Böcek’in gelinin 10 aylık bir çocuğu var. Bu cezanın üst sınırı yıl 2 yıl ile 5 yıl arasında cezası 2 ila 5 yıl arasında yargılanıyor. Yatarı yok ama hem Muhittin Böcek’in gelini 10 aylık çocuğu dışarda kendisi içerde yatarı olmayan bir cezadan dolayı cezaevinde tutulmaktadır. Hukukun egemen kılınmasını istiyoruz. Yargının bağımsız olmasını istiyoruz. Evet yargılansın herkes, suçu varsa yargılansın cezasını çeksin. Ama tutuksuz yargılanmak diye bir şey vardır. Kaçma şüphesi olmayan, delil karatma şüphesi olmayan birilerinin cezaevinde tutulması da işkencedir, zulümdür.” dedi.

#manavgat #niyazinefikara #veliağababa #antalya #chp #gezginadamdergisi

Manavgat’ta Öğrenci Servisi Krizi Büyüdü!

0

Bu kapsamda Aliye Coşar üzerinden Manavgat Aykut Kaya aracılığıyla da Aksu’da yaşanan servis sorununa dikkat çekilmeye çalışıldı. Yerel bazda çözüm önerisi ve soruna çare olabilecek teklifleri ve faaliyetleri gündeme almadan TBMM’de bir açıklama yapan Aliye Coşar 2025-2026 eğitim-öğretim yılı başlarken taşımalı eğitimde yaşanan sorunları TBMM’ye soru önergesi ile taşıdı.

Coşar, özellikle Manavgat’ta velilerin çocuklarını taşımalı sistem kapsamında servis bulamadığı için büyük mağduriyet yaşadığını belirtti.

“Taşımalı eğitimde öğrencilerin ulaşım sorunu artıyor”

Coşar, önerge sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Milli Eğitim Bakanlığı, taşımalı eğitimde servis ücretlerini ülkenin gerçek ekonomik verilerine göre belirlememiştir. 0-3 kilometre için günlük yevmiye oranını 1.100 TL olarak açıklayan bakanlık, artan akaryakıt, sigorta, bakım ve yedek parça maliyetlerini görmezden gelmiştir. Bu nedenle esnaf ihalelere girmiyor ve taşımalı sistem birçok yerde işlemiyor. Veliler kendi imkanlarıyla servis ayarlamak zorunda kalıyor, fakat ekonomik güçleri yeterli değil. Manavgat’ta çok sayıda aile, servis ücretlerini karşılayamadığı için çaresiz.”

“Bakanlık görmezden geliyor, çocuklar okula gidemiyor”

Coşar, öğrencilerin eğitim hakkının ihlal edildiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Taşımalı eğitim sisteminden sorumlu olan bakanlık, öğrencilerin eğitim hakkından ve ulaşımlarından sorumludur. Ancak iktidarın yanlış eğitim politikaları öğrencileri, velileri ve esnafı mağdur ediyor. Sadece Manavgat’ta elliye yakın öğrenci servisi ihalesi yapılamadığı için kırsaldaki öğrenciler eğitim hakkından mahrum kalıyor. Ekonomik kriz ortamında veliler özel servis imkanlarını karşılayamıyor. Milli Eğitim Bakanı Tekin, taşımalı sistemdeki öğrencilerin ulaşım sorununu görmezden geliyor. Bu sorun acilen çözülmelidir.” dedi.

Aksu Belediyesinde Yaşanan Siyasi Depremle İlgili Açıklama Yapıldı

0

Aksu Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Çelik, Mevlüt Uludağ ve Hasan Şişli dün görevlerinden istifa ettiklerini açıklamışlardı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım istifaların kongre sürecinde olan CHP’de parti içi rekabetten dolayı hizmetlerin aksamaması adına yapıldığını belirterek, “Bilindiği üzere Aksu ilçemizde Cumhuriyet Halk Partisi ilçe örgütünde, seçim süreci yaşanmaktadır. İlçe başkanlığı için iki adayın yarıştığı bu demokratik süreçte, parti içi rekabetin belediyemizin çalışmalarına yansımaması ve hizmetlerimizin aksamaması temel önceliğimiz olmuştur. Bu çerçevede, değerli yol arkadaşlarımız Mevlüt Uludağ ve Sayın Hüseyin Çelik’in parti içi seçim sürecine yoğunlaşma iradeleri dikkate alınarak, kendilerinin aktif siyasete daha fazla zaman ayırabilmeleri amacıyla belediye başkan yardımcılığı görevlerinden ayrılmalarının uygun olacağı değerlendirilmiş; karşılıklı anlayış ve mutabakat çerçevesinde bu yönde bir karar alınmıştır” dedi.

Belediye hizmetlerinde aksama yaşanmaması adına gerekli aksiyonların alındığını belirten İsa Yıldırım, “Mevlüt Uludağ ve Hüseyin Çelik, yaklaşık bir buçuk yıldır Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Üyesi olarak belediyemize önemli katkılar sunmuş ve birçok değerli hizmette bulunmuşlardır. Bugüne kadar göstermiş oldukları emek ve katkılar için kendilerine teşekkür eder, başarılarının devamını dilerim. Belediyemizin çalışmalarında herhangi bir aksama yaşanmaması için gerekli tüm tedbirler alınmış olup, birimlerimiz arasında koordinasyon, iş birliği ve uyum en üst düzeyde sürdürülecektir. Kamuoyunda yer alan asılsız iddialara itibar edilmemesi önemle rica olunur. Kamuoyunun bilgisine, saygıyla sunarım.” ifadelerini kullandı.

 

 

Kamu Malına Ve Hakkına Sahip Çıkamayan Manavgat Belediyesi Helasına Sahip Çıktı

0

Tebrikler Manavgat Belediyesi. Kamu malına ve hakkına sahip çıkamadınız ama Atatürk Kültür Merkezinde yani çarşının orta yerinde bulunan lavaboları ve tuvaletleri vatandaşa yasaklayarak kamu malına ve hakkına sahip çıkmasını bildiniz. CHP zihniyetini ve yönetim anlayışını en iyi gösteren yerel yönetimlerden biri olan Manavgat Belediyesi, Halkçılığın nasıl yorumlanması ve uygulanması gerektiğini, Halkçılıktan da kendilerinin ne anladıklarını tüm açıklığıyla Türkiye’ye ve Manavgat’ta yaşayan biz kölelere, pardon paryalara bir kez daha gösterdi.

Hindistanlaştırılmak İstenen Bahtı Kara Şehir: Manavgat

Çarşının ortasına devasa bir kültür merkezi yap, etrafını rekreasyon alınana çevir, çoluk çocuğun, ihtiyar, gencin buralarda ferahlamasını sağla ama etrafına bir lavabo, tuvalet veya çeşme koyma. Elini yüzünü yıkamak isteyen veya hacetini gidermek için tuvalet arayan insanların durumunu düşünme. İşte CHP’nin 16 yıllık Manavgat yerel yönetiminden anladığının özeti bu. Okullar bölgesinin de ortasında bulunan AKM içindeki lavaboları ve tuvaletleri vatandaşa yasaklayan CHP’nin yönetimindeki Manavgat Belediyesi bu kadar esnafın, çocuğun, vatandaşın insani ihtiyaçlarını düşünmeden aldığı karar hangi mantıklı bir cevapla izah edilmelidir? Anlaşıldığı kadarıyla Manavgat’ı Hindistanlaştırmak isteyen CHP’li Manavgat Belediyesi, AKM çevresinde yer alan sosyal alanlardaki insanların ihtiyacının nasıl karşılanacağı sorusunun cevabını hiç düşünmeden Hindistanlaştırma projesini hızla başlatmış. Bu süreçte insanımız özellikle de yaşlı ve çocuklar ihtiyacını sizce nerede gidermelidir? Çiçekler arasında mı sokak ortasında mı? Diğer taraftan bir başka CHP’li belediye olan Antalya Büyükşehir Belediyesinin sıklıkla yaşattığı su kesintileriyle Manavgatlı ahali, Ganj Nehrinde olduğu gibi Manavgat Irmağının kıyılarında da banyo yapıp çamaşır yıkamalı mıdır?

CHP Antalya İl ve Manavgat İlçe Başkanlarına sormak lazım Belediye Başkan Vekilleriniz Manavgat’ı Hindistan’a Manavgatlıyı da bir Hindu paryaya mı dönüştürmeye çalışıyor? Sokakları çer ve çöpten geçilmeyen, yolları köstebek yuvasına dönüşen bir kent sizce nereye benzetilmelidir? Mesela Bangladeş’e ya da Hindistan’a benzetmek mümkün müdür?

Bu hafta başında başlayan hela yasağı uygulaması Halkçı Belediyenin insan onuruna ne kadar önem verdiğini göstermektedir. AKM ve çevresindeki rekreasyon alanı inşa edildiğinde alanın bir köşesine çeşmeler ve lavaboların yapılmasını akıl edemeyen bu zihniyetin hatası, AKM içerisindeki lavabolarla telafi edilmeye çalışılırken şimdi bu imkanda sona erdi. Bölgedeki en yakın lavabo  Pazartesi Pazarında. O da pislikten geçilmiyor çünkü insan sirkülasyonu düşünülmeden yapıldığı için ihtiyacı karşılamaya cevap veremiyor. Her türlü festivale ve konsere maddi kaynak bulabilen Halkçı Belediyemizin çeşmelere ve lavabolara bütçe bulamaması sosyal yaşamın dinamizminden ne kadar da kopuk ve attıkları halkçılık nutuklarının da ne kadar gerçeklikten uzak olduğuna işaret etmektedir.

Öyle bir memleket düşünün ki şehir merkezinde, şehrin çarşısında yürüyen, gezen insanların insani ihtiyacı hiçbir zaman öngörülmemiş. İnsanlar zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için cami aramak zorunda bırakılmış. İşin en ilginci ise bu çarpık durumun yerel siyasetçilerce de dile getirilmemiş olmasıdır. İşte Manavgat siyasetinin ve siyasetçisinin düzeyi.

Çiçek Sandık Tandoğan Çıktı

AKM’deki etkinliklere katılanları insan şerefine ve onuruna layık bir yaşam standardına layık gördüğü için lavaboları ve tuvaletleri kullanmalarına izin veren Halkçı Manavgat Belediyesi’nin Manavgatlıya böyle bir hakkı tanımaması CHP’nin merhum Milletvekili ve Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ı akıllara getiriyor. Adı türlü garip uygulamalarla anılan Nevzat Tandoğan nasıl ki sokakta dolaşırken halini tavrını beğenmediği insanları yakasından tutup uyardıysa veya güvenlik bahanesiyle kılık kıyafetini beğenmediği insanlara Ankara içinde tecrit uygulamalarıyla bilindiyse CHP’li Manavgat Belediyesi de AKM’de ki etkinliklere katılmayan hemşerilerini, AKM’deki tuvaletlere ve lavabolara layık görmüyor.

Halkçı, demokrat, aydın, özgürlükçü sloganlar eşliğinde; nobran, mütekebbir, rantçı, eş dost kayırmacılığı yapmakta mahir, altın rezervi uygulamasını depolarda yürüten, baklava ve viski kutusunu şiar edinme  özelliklerini örten bu zihniyet Allah’tan Manavgat’taki saltanatını kaybetti. En azından gönüllerdeki yerini yitirdi. Manavgat’ta Çiçek sandığımız yeni yönetimin Tandoğanlaşma eğilimi yani insanlar arasındaki ayrımcı tutumu kısa bir süre içerisinde sona ereceği muhakkaktır. Belki de bu süreç Manavgat’a hayır da getirecektir. Nasıl mı?

Manavgat’ta Yeni Aşık Veyseller Çıkacak

Ben Aşık Veysel’in torunu Halil Süzer’in yalancısıyım. Nevzat Tandoğan Ankara Valiliği nedeniyle döneminde kör olması ve kılık kıyafetinin modern Ankara’ya uymaması dolayısıyla polisler tarafından dilenci muamelesi gördüğünü, uyarılarak Ankara’yı terk etmesinin sağlandığını torun Halil Süzer’in bir röportajında okumuştum. Aşık Veysel uğradığı hayal kırıklığını anlatmak için günümüzde de dillere pelesenk olan “Kara Toprak” şiirini yazdığı iddia edilir.

Halkçı CHP’li Manavgat Belediyesinin halk için yaşama ve halkın ihtiyaçlarını karşılama adına AKM’deki lavabo ve tuvaletleri halkın büyük bir bölümüne kapı kapatarak aşağılaması belki de Manavgat’ımız da yeni Aşık Veysellerin yetişmesine bahane olur. Mesela Kara Toprak şiirinden mülhem aşağıda örneğini verdiğimiz benzeri şiirlerle birkaç gün içerisinde karşılaşmak mümkün olacaktır.

Halk ve halkçılık diye nice başkanlara sarıldım
Benim sadık yârim haramilermiş
Beyhude dolandım Manavgat siyasetinde
Benim sadık yârim haramilermiş

Nice halkçılara bağlandım kaldım
Ayrımcılık gördüm rantım kadar adamlık buldum
İnsanca muameleyi garibandan gördüm
Benim sadık yârim haramilermiş

Sivrisinek verdi susuzluk verdi baklava kutusu verdi
Viski kutusu verdi çöp verdi yağma talan verdi
Ona uymayınca ruhsat iptali verdi
Benim sadık yârim haramilermiş.

Daha kent merkezinin çeşme, lavabo, tuvalet ihtiyacını karşılayamayan Halkçıların Manavgat’ın kronikleşmiş sorunlarını çözmesini beklemek sizce de hayalcilik değil mi? Dedik ya yeni Aşık Veyseller bekliyoruz ama en sahtesinden. Ne de olsa kentimiz bezirganlardan, tefecilerden, sahtecilerden, palavra atanlardan, feodal ilişki yanlılarından, nepotizmi sevenlerden, yolsuzluğu adet edinenlerden, rüşvetle işini gördürmeyi bilenlerden geçilmiyor. Kalın sağlıcakla.

 

 

ANTALYA KİRACILAR DERNEĞİ KIRTASİYE KAMPANYASI BAŞLATTI

0

Kiracılar Yardımlaşma Derneğinden Dev Kampanya

Kiracılar Dayanışma Derneği, yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimde zorluk yaşayan öğrenciler için ‘kırtasiye yardımı kampanyası’ başlattı.

Antalya merkezli Kiracılar Dayanışma Derneği Başkanı Cengiz Kul, toplumun dayanışma gücüne dikkat çekerek, “Bugün bir defter, bir kalem bile öğrencilerimiz için büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği, bizim geleceğimizdir. Eğitimden mahrum kalan her öğrenci, toplum olarak hepimizin kaybıdır” dedi.

Kul, ekonomik sıkıntıların derinleştiği bu dönemde çocukların aç gittiği okullarda deftersiz ve kalemsiz bırakılmasına sessiz kalmak istemediklerini belirterek, “Öğrencilerin Aç Gittiği Bir Dönemde Bir De Kalem Deftersiz Okula Gitmelerine Göz Yummak İstemiyoruz. Maalesef ülkemizde yaralarımızı halk olarak kendimiz sarıyoruz. Siyasilerden bu konularda hiçbir destek göremiyoruz. Halk kimsenin umurunda değil” ifadelerini kullandı.

Dernek, tüm yurttaşlara, esnafa ve duyarlı kesimlere kampanyaya destek olma çağrısı yaptı. Kul, “Bugün öğrencilerimizin yanında olalım ki yarın daha adil, daha eşit, daha umut dolu bir toplumda yaşayalım” sözleriyle kamuoyuna seslendi.

 

 

 

ANTALYA’DA CHP VE AK PARTİ ARASINDAKİ GERGİNLİK BÜYÜYOR

0

Ak Partili isimlerin yaptığı açıklama üzerine konuşan CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, Ak Partili isimlere ateş püskürdü.

Başkan Kamacı’nın yaptığı açıklamanın satırbaşları şu şekilde;

“Antalya kamuoyunda son günlerde gündeme gelen iddialar, AKP İl Başkanının ve eski, yenilmiş belediye Başkanı Menderes Türel’in yaptıkları hukuku etkilemeye çalışmaktadır. Yapılan açıklamalar, sadece yargı mensuplarının bilmesi gereken konulardı. AKP’li siyasetçilerin yaptıkları açıklamalar hukukun ne hallere düştüğünün göstergesidir.

23 yıldır ülkeyi yöneten siyasi zihniyet iktidarının sarsıldığını hissediyor. İktidardan düşme korkusu bir paranoyaya dönüşmüş durumdadır.

Hukuk, AKP iktidarının elinde adeta bir sopaya dönüşmüş durumda, Kendisine rakip olarak gördüklerini, kendilerini sandıkta yenenleri birer, ikişer gözaltına alarak çeşitli iftira ve karalamalarla tutukluyor. Oysa ki hiçbir hukuk devletinde suçu sabit olmayan insanları tutuklayamazsın. Öncelikle şunu belirtmek isteriz: CHP olarak yargı süreçlerine saygılıyız. İddialar hukuk önünde değerlendirilecek, gerçekler adaletin süzgecinden geçecektir.

Yargı sürecinde olan dosyalar hakkında birilerinin önceden konu hakkında konuşmaları yargıdan önce suç isnat etmelerinin hukuk devleti kuralları ile çeliştiğini kamuoyunun bilmesi gerekir. Yıllardır devleti ve milleti soyanların, haklarında yüzlerce yolsuzluk davası olanların, Ak kaşık gibi sahnelere çıkıp CHP’yi yolsuzlukla suçlamaları takdire şayandır.

Şunu belirtmek isteriz: CHP olarak yargı süreçlerine saygılıyız. İddialar hukuk önünde değerlendirilecek, gerçekler adaletin süzgecinden geçecektir. Yargı sürecinde olan dosyalar hakkında birilerinin önceden konu hakkında konuşmaları yargıdan önce suç isnat etmelerinin hukuk devleti kuralları ile çeliştiğini kamuoyunun dikkatine sunarız.”

 

 

Manavgat Siyasetinin Siyasetsizliği “Dil Epsem Olsa Baş Esendir”

0

Dil Epsem olsa, baş esendir” atasözü kişinin dilini tutması ve her şeyi söylememesi halinde başını belaya sokmamasını ifade eder. Kısacası bu atasözümüz bir iki parti hariç Manavgat’ta varlığı ile yokluğu aynı anlama gelen siyasi partilerin ilçe başkanlarını tanımlama da kullanılabilecek önemli bir atasözüdür.

Anlı şanlı siyasi partilerin Türkiye’nin gündeminden hiç düşmeyen Manavgat’taki rezaletlerle ilgili tek çıt çıkarmaması sizce de enteresan değil mi? Cumhurbaşkanı, Manavgat üzerinden CHP’yi, Özgür Özel’in de AK Parti’yi bu minvalde eleştirmesi tüm Türkiye’yi şaşkına çevirmişken seçim dönemlerinde hak hukuk edebiyatını yapmayı iyi bilen ilçe başkanlarının suskunluğu neyle açıklanmalı? Duyarsızlık, kendini beğenmişlik, zaten bize oy vermemişlerdi, ne halleri varsa görsünler, başıma bir şey gelir, bunları görsünler ki bizim kıymetimizi bilsinler, selam sabah kesilir…seç beğen al.

Manavgat Siyasetinin Siyasetsizliği

Çevresi veya parası olanın ya da en iyi ihtimalle hemşeri sayısının fazla olanın ilçe başkanlığı yapabildiği Manavgat siyasetinde siyaset hakkı sadece mikro milliyetçilikten değil aynı zamanda feodal ilişkilerin, taassubun ve bağnazlığın da güçlü olmasından dolayı sınırlı bir alana sıkışmıştır. Kişiselleşen rekabet, aynı partiden olan müntesiplerin rakip partiyi desteklemesi, ahbap çavuş ilişkilerinin her şeyin önünde olması Manavgat Siyasetinin bu sefil günleri yaşamasına ortam hazırlamıştır desek çok da yanılmayız.

Modernitenin konforlu yaşamaya indirgenerek arabalarla ve evlerle sınırlandırıldığı, itibarın parayla ölçüldüğü, ideolojik örgütlenmenin veya STK’ların sivil örgütlenmeleri gerçekleştiremediği bu güzel kentte TİP ve DEVA’lı Zübeyir Sarıkaya hariç hangi parti olursa olsun ya güçlüden yana oldu ya da maddi ittifaklar içerisinde yer aldı. “Sen ben bizim oğlan” anlayışının hakim olduğu Manavgat siyasetinde, bir partiye belediye işçi kadrolarından birkaç kişilik yer verilmesi küçük partilerin susturulmasını sağlarken, büyük partilerin yönetici akrabalarına bir iki ihale verilmesi veya kaçak katına göz yumulması siyaseti yer ile yeksan etmeye yetmiştir. Hele bazı parti temsilcilerinin bürokrasi veya Belediye Başkanının yanında yemekte, festivalde, yürüyüş kortejlerinde, açılışlarda yer alması, onlara güler yüz gösterilmesi, kırk yıllık ahbapmış gibi muamelede bulunulması onları da rahatlıkla teslim alınmasını sağlamıştır.

İlçe Başkanlığı Dediğin Nedir Ki Bizsiz Onlar Değil mi?

Cumhurbaşkanı, Milletvekilleri, Partilerin İl Başkanları varken ilçe başkanları neden konuşsun ki? Onlar için üç beş gariban vatandaşı, partilerine üye yapmaları siyaset için kâfi değil mi? “Ankara’dakiler konuşuyor biz konu mankeniyiz” diyen siyaset bilmez, halkı düşünmez ve halkın hiçbir temel sorununu çözmek için emek ve zaman ayırmaz bu başkanlar fotoğraf çektirmekten başka ne işe yarar? Kent ile özdeşleşen milletvekilleri bile siyaseten ne yapmaları gerektiğini bilemezken Manavgat’taki siyasi partilerin ilçe başkanları hukuksuzluğun belediye başkanları eliyle somutlaştırılmasına, emekçi haklarının sömürülmesine, kadrolu öğretmenlerinin öğrencilerini müşteriye çevirmelerine nasıl itiraz edebilirler? Acaba bu başkanların yaptıkları ile “Şam Babasının” yaptığı arasında bir fark var mı?

İlçe Başkanları hiç kimseye fayda vermeyen haftalık yönetim kurulu toplantılarını icra ederken Manavgat sömürülüyor. Partililer dahi ilçe başkanlarına neden konuşmuyorsunuz, hakkımızı aramıyorsunuz diyemiyor. İdeolojik tutumu ve duruşu zayıf, utangaç, sırf içinde olmak için siyasette bir sandalye kapan, kendi köylüsünün, tanıdığının işini çözen veya iş takipçiliği yapan kişilerin siyaset kurumunu işgal etmesi zaten sözün bittiği yer değil midir?

Yaşadıkları kent: futbol skandalları, yolsuzluk, rant kavgası ile anılırken ilçe başkanlarının tepkisizliği onları da bu günahın ortağa yapmaya yeter. Yani birileri kul hakkı yerken onlarda bunu biliyor ağızlarından tek laf çıkmıyordu. Manavgat’ta kurumsallaşan yağma düzeni inşa edilirken yerel de muhalefette yer alan ilçe başkanları demokratik denetimlerini yapsaydı bugün bu noktalara gelinmezdi. Aynı düşüncemiz oda başkanları veya STK’ların idarecileri içinde geçerlidir. Oda başkanı olmak isteyenler seçilmek için tüm medyayı, tüm akrabalarını, sevenlerini ve üyeleri arasındaki ahbaplarını harekete geçirmeyi gayet iyi bilirken yaşananlar ve Manavgat’ın adının karalanması karşısında hiçbir tepki göstermemeleri onları da bu düzene hissedar etmiştir.

Dedik ya TİP ve DEVA’yı bir kenara koyun hepsinin derdi aynıdır: “Dil Epsem Olsa Baş Esendir”.

Kalın sağlıcakla.

Antalya’da Bazı Okulların Kırtasiyelere Rant Sağlamasına Velilerden Tepki

0

Antalya’da bir okulun velilerden talep ettiği kırtasiye alım listesi görenlere “yok artık” dedirtti.

Listeyi eline alan veliler gördüklerine inanmakta zorlandı. Listede kuru fasulye, kaşar peyniri, kabartma tozu, balık, naftalin, vazelin ve 5 litre elma sirkesi gibi dikkat çekici kalemler yer aldı.

Antalya Körfez Gazetesi Muhabiri Ertuğrul Gün’ün özel haberine göre temizlik ve yemek ücreti krizinin yaşandığı okullarda bu kez de ihtiyaç listesi dikkat çekti. Muratpaşa’da bir okula öğrencilerini gönderen velilerin eline geçen liste kuru fasulye, nohut margarin, 500 kaşar peyniri, balık, tuz, kabartma tozu gibi dikkat çekici kalemler yer aldı.

Listeyi gören velilerin okul tarafından gönderilen bir kırtasiyeye ait linkin gönderilmesi velilerde şaşkınlık oluşturdu. Siteye giren veliler önce, “Yoğunluk yaşanmaması adına belirlenen tarihlerde mağazamızı ziyaret ediniz.” uyarısı ile karşılaştı.

Kırtasiye tarafından gönderilen bağlantıyı tıklayan veliler bir yandan listenin krizini yaşarken diğer taraftan da liste fiyatının 70 bin TL’ye yaklaştığını gördü. “Çocuğumuzu okula gönderiyoruz, sanki market açıyoruz” diyen veliler, duruma tepki gösterdi. Birçok veli ise denetim eksikliğinden şikâyet etti. Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerine çağrıda buldu.

Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, yaşanan duruma sert tepki göstererek “Millî Eğitim Bakanlığı her yıl ücretsiz ders kitabı dağıtırken, birçok özel okul velilere astronomik tutarlarda yardımcı kaynak listeleri dayatıyor. Bu durum hem yasalara hem de eğitimde eşitlik ilkesine aykırıdır. Çocuklarımızın eğitim hakkı ticari kaygılara kurban edilemez. Veliler bu konuda mecbur bırakılıyor. Son olarak gıda ürünlerinin de öğrencilerden istenmesi durumun vahametini ortaya koydu. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Veliler mecbur alıyor. Birçok veli almazsam ‘çocuğum dışlanır’ korkusu yaşıyor” dedi.

Haber Antalya Körfez Gazetesi