ANTALYA’DA 17 KİŞİNİN VEFAT ETTİĞİ KAZALAR TBMM GÜNDEMİNDE
İSA YILDIRIM’DAN ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI BÜŞRA ÖZDEMİR’E BAŞARISIZ VE BECERİKSİZ ELEŞTİRİSİ
Aksu’da İpler Gerildi
Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım Aksu Belediye Meclisi konuşmasında CHP Grup Sözcüsü Mustafa Oruç’a yüklenirken Antalya B. Başkanı Özdemir’i “Aksu halkının menfaatlerini bırakmış, başarısız ve beceriksiz Büşra’yı savunuyor” şeklinde eleştirdi.
Konuşmasında birlik ve hizmet vurgusu yapan Yıldırım, siyasi aidiyetlerin halkın önüne geçmemesi gerektiğini savundu. “Futbol takımı tutar gibi parti tutulmaz. Kalıcı olan bu vatandır” diyen Yıldırım, Büşra Özdemir’in Altıntaş Mahallesine hiç gitmediğini öne sürdü.
Altıntaş Mahallesindeki altyapı sorunlarına dikkat çeken Yıldırım, “Altıntaş 7 yıldır altyapısız, adeta deryaya dönmüş durumda. Büşra Hanım’ın DSİ alanları yerine Altıntaş’a gitmesi gerekirdi. Çıkıp özür dilemeliydi” ifadelerini kullandı.

ASAT’ın görevlerini yerine getirmediğini savunan Yıldırım, Aksu Belediyesi olarak sorumluluk alanlarının dışında olmasına rağmen sahada olduklarını belirtti. İsa yıldırım “Vatandaş bize sitem ediyor. Biz görevimiz olmamasına rağmen çalıştık” dedi.
“Büşra Hanım gelsin Altıntaş’ın sorunlarını çözsün, biz de teşekkür edelim. Ama çözmeden eleştirmek Aksu halkına haksızlıktır.”
“BU BEDEL BU MİLLETE ÖDETTİRİLEMEZ”
Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç Bugün TBMM’de Düzenlediği Basın Toplantısında İktidarı Alicengiz Oyunu Oynamakla Suçladı.
Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, TÜİK’in açıkladığı Ocak 2026 enflasyon rakamlarına tepki göstererek, maaş zammı öncesinde düşük enflasyon açıklanarak alicengiz oyunu çevrildiğini ileri sürdü. Hayat pahalılığının hız kesmeden devam ettiğinin altını çizerek, iktidara yüklenen Milletvekili Kılıç, milyonlarca çalışanın hakkının gasp edildiğini aktardı.
Türkiye’de açıklanan aylık enflasyonun birçok ülkedeki yıllık enflasyonu dahi aştığının altını çizen Milletvekili Kılıç, “Ekonomi üretime dayanmayıp büyük ölçüde faiz, rant, ithalat dengesine sıkışınca bedelini millet ödüyor. Biz bunun değişmesini istiyoruz. İsrafın kesildiği, vergide adaletin sağlandığı, çiftçinin, esnafın, sanayicinin gerçek anlamda desteklendiği, paranın değil insanın büyütüldüğü bir düzen istiyoruz” dedi.
Konuya ilişkin Meclis’te konuşan Milletvekili Kılıç: “Enflasyon olduğunu milletimiz grafikten değil pazardan, marketten görüyor; aynı ürünlere neredeyse her gün zamlanıyor. Kira artıyor, ulaşım giderleri artıyor, gıda artıyor. Maaş zam öncesi düşük enflasyon açıklayarak adeta bir alicengiz oyunu çeviriyorlar; milyonlarca çalışanın hakkı alenen gasp ediliyor. TÜİK’e göre aylık enflasyon bir ayda beş kattan fazla artış gösterdi. TÜİK Aralık 2025 enflasyonunu %0,89 olarak açıklarken, bugün Ocak 2026 ayı enflasyonu %4,84, yıllık enflasyon %31,65 olarak açıklandı. Bizdeki aylık enflasyon çoğu ülkedeki yıllık enflasyondan bile daha fazla.

Emekli, memur, işçiye yaptıkları maaş artışının çok büyük bir kısmı sadece bir aylık enflasyonla erimiş olduğu, bugün açıklanan Ocak 2026 enflasyon verileri ile de 2026’nın daha başında hayat pahalılığının devam ettiği görülüyor. Üstelik TÜİK’in endeks sisteminde teknik güncellemeler de var. Oranlar ne olursa olsun vatandaşın hissettiği şey değişmiyor; alım gücü eriyor. İnsanlar “kazandığım yetmiyor” diyor. Çünkü ekonomi üretime dayanmayıp büyük ölçüde faiz, rant, ithalat dengesine sıkışınca bedelini millet ödüyor” dedi.
HALKÇI BELEDİYECİLİĞİN ÇÖPLÜĞÜNDE GEZİNMEK
Söyleyecek sözü olmayan, ayakları yere basan projesi bulunmayan parti ve siyasiler işe yarar bir şeyler söylediklerini göstermek için bazı kavramların içini boşaltmaya bayılır. Cahilin cesaretinden olsa gerek bunu yaparlarken de kimseden çekinmezler. Ne de olsa Türk siyasi hayatı dünden bugüne bu tiplerin elinde yoğruldu, özellikle de menfaat taşlarıyla döşeli dehlizlerden oluşan taşranın yerel siyaseti.
Nasıl ki AK Parti’nin diline doladığı sosyal belediyecilik anlayışı sadaka belediyeciliğine dönüştüyse CHP’nin tahakkümü altındaki “Halkçı Belediyecilik” kavramı da Antalya ve Manavgat’ta halk düşmanlığına evrildi dersem herhalde yanılmam. Basına düşen Manavgat ve Antalya Büyükşehir Belediyesi yolsuzluk iddianamelerine bakıldığında hepimiz bunu rahatlıkla görebiliriz. Örneğin gariban esnafın iş yerini ruhsat sorunları nedeniyle kapatanlar, rüşvet karşılığında kaçak odası olduğunu göğsünü gere gere söyleyen zenginlere dokunmamış. Anlayacağınız Antalya ve Manavgat’ta ki Halkçı Belediyecilik halkı kendi çıkarlarına kalkan yapan zübükzadelerin elinde halk düşmanlığının farklı bir suretine bürünmüş.
1961 ve 1982 Anayasalarında yer almayan Halkçılık günümüz İdare Hukuku açısından da sıkıntılı bir kavramdır. Mevzuat her şeyden önce Halkçı Belediyecilik açısından çok fazla boşluğa sahiptir. Bu boşluktan içeriye girmeye çalıştığınızda da müfettişleri ensenizde bulmak mümkündür. Halkçı Belediyecilik kapsamında vadedilenler küçük esnafı ve üreticiyi bitirme noktasına sürükleyeceği açıkken bunu savunanların temel derdinin propaganda ve talan ekonomisi oluşturmadan başka bir şey olmadığı yaşanılanlardan anlaşılmıştır. Yıllardır Halkçı Belediyeciliğin propagandasını yapmaktan geri durmayan CHP, gelin görün ki hükümete geldiklerinde bu politikayı genel siyasette uygulayacaklarına dair hiçbir vaatte bulunmuyor. Çünkü onlarda özü itibariye AK Parti gibi neoliberal bir anlayışa sahip.
CHP’nin hedef kitlesinde yer alan: solcuları, işçileri, sözde devrimcileri, emeklileri ve açlık sınırının altında yaşayan halkı, kendi etrafında birleştirmek için dilinden düşürmediği Halkçı Belediyeciliği nasıl ihya edeceği, uygulamasının ne şekilde gerçekleştirileceğine dair bir planı olmadığı aşikardır. Mesela 2024 yılında CHP “Güvenli Liman: Halkçı Belediyecilik” isimli çalışmasında “Halkçı belediyecilik, tüm yurttaşları eşit kabul eder ve halkın hep birlikte refah sahibi olmasını, hep birlikte zenginleşmesini hedefler” şeklinde bir tanımlama yapmıştı. Buna inanan Antalya ve Manavgat seçmeni ise oy verdiği, başkan seçtiği Muhittin Böcek ve Niyazi Nefi Kara’dan şahsiyetlerini, gelinlerini, akrabalarını, çocukluk arkadaşlarını, köylülerini… eşit görüp onları zenginleştirme muamelesi içerisine girerek refah ve zenginleşmeden ne anladıklarını, bunları kimlerin hak ettiklerini hepimize gösterdiler. Muhtemelen bu iki başkan ve işbirlikçileri halk ve eşitlik mefhumlarından hısımlarını ve yakın çevrelerini gözetmeyi; zenginleşmeden ise mensubu bulundukları zümreye rant alanı açmayı anlamışlar!
CHP, Halkçı Belediyeciliğin vasfını “Herhangi bir zümre, grup veya kimliği kayırmadan kamu yararını ve tüm yurttaşların faydasını gözetmek” olarak açıklarken uygulamada CHP’li Manavgat Belediyesi önceden ismi belirlenmiş kişileri işçi kadrosuyla işe alarak kayırmanın dipnotunu kaleme almış oldu. 4 Temmuz Skandalından sonra da işe alınanlara ya zamsız çalış ya da kapı orada denilerek emekçi hakkından doğan faydanın günü kurtarmadan ibaret olduğunu kanıtladı. Halkçı Belediyeciliği “Temel altyapıyı iyileştirme” anlayışı olarak tanımlayan CHP uygulama da -köstebekleri çok sevmesinden olsa gerek- Manavgat şehir merkezinin yollarını baştan savma tamir ederek (?) köstebeklerin kullanımına öncelik sağladı. Ne de olsa Halkçı Belediyecilikte hayvan hakları insan haklarından daha evlaydı. Hayvanlara sağlanan konfor alanı kamusal yarardan çok daha öncelikliydi!
“Halkçı belediyecilik, yerel yönetimlerin daha katılımcı, adil ve şeffaf olmasını…amaçlar” diyen CHP yönetimi, bu cümlenin de hakkını Antalya ve Manavgat’ta fazlasıyla verdi diyebiliriz. Manavgat Kent Konseyini Şükrü Sözen kapatmış olmasına rağmen 2024 seçimleri öncesinde CHP adayı yeniden açacağını vadetti. Peki ne oldu? Seçimlerden zaferle ayrılınca Kent Konseyinin adını bile ağzına almadı. Aslında Halkçı Manavgat Belediyesi bunda haklıydı. Neden mi? Çünkü Manavgat bir kent değil gelişmiş metropol bir şehirdi! Şehirde katılımcılığı, şeffaflığı sağlayacak olan “Kent Konseyine” zaten ne gerek vardı ki! Konseydeki “Kent” ibaresi ne de olsa Manavgat’a birkaç beden küçük gelirdi! Kent Konseylerinin yerel yönetim açısından kendisini seçen halka doğrudan hesap vermesini sağlayacak bir oluşum olmasını ıskalayan Halkçı Belediyenin, Manavgat Halkına hesap verme gibi bir niyeti gerçekten var mıydı inanın bende çok merak ediyorum?
CHP’nin “Güvenli Liman” olarak tanımladığı ancak güvenilmez siyasiler eliyle hiç ettiği Halkçı Belediyeciliğin propaganda metinlerinde ya da söylevlerinde yerel yönetimlerde vadedilen katılımcılığın, şeffaflığın ve adil yönetimi nasıl sağlayacağını açıklayan tek bir cümle bile bulamazsınız. Bulamazsınız çünkü CHP’nin aynı AK Parti gibi şeffaflık, adalet ve özelliklede katılımcılık diye bir derdi kanaatimizce pratikte yoktur. Şayet olsaydı kamu menfaatini yerel yönetimde en iyi koruyacak olan halkı, Kent Konseyi gibi organlarla yönetime tali yollarla taşıyabilirdi.
Şeffaflıktan nasiplenmemiş CHP, kontrolü altındaki Manavgat Belediyesinde Şükrü Sözen, Niyazi Nefi Kara dönemlerinde işçilerin hangi kriterle işe alındığı veya hangi kriterle işten çıkarıldığı ya da Şükrü Sözen döneminde olduğu gibi hangi gerekçelerle maaşlara yüksek oranlarda zam yapıldığı açık değildir.
Manavgat Belediyesinde Sayıştay raporu doğrultusunda işten çıkartılacak işçilerin akıbeti Manavgat kamuoyunda tartışılırken hangi gerekçeyle işten çıkarıldığını bilmeyen kadın bir işçi, sosyal medyadan yayımladığı açıklamayla Manavgat’taki Halkçı Belediyeciliğin nasıl da bir çöplüğe ve bataklığa dönüştüğünü tüm Manavgat’a anlattı. Yapılan açıklamada: “… aralarında birim müdürü eşleri, meclis üyesi eşi ve sadece belediyeden aldıkları maaşları son model arabalarına yakıt gideri olarak harcayanlar neden (işlerine) hala devam ediyor? Manavgat Belediyesi resmi kurum olmak(tan) çıkıp bir birim müdürü ve birim sorumlusunun kişisel oyun alanına dönüştü. Hiçbir birim sorumlusu ya da müdürün insanların ekmeği ile oynamaya hakkı yoktur… Manavgat belediyesinde dönen çirkin oyunların, ego savaşlarının faturasını biz işçilerden çıkarmayın.” Bu ağır açıklama ve iddialar üzerine Manavgat Belediyesi kamu vicdanını rahatlatmak için kaç çalışanının Belediye Meclis üyesi ve birim müdürü eşi veya akrabası olduğunu, Belediye’ye Niyazi Nefi Kara döneminde alınan işçilerden kaçının Manavgat’ın yerlisi olduğunu açıklaması gerekir. Ne de olsa Halkçı Belediye olan Manavgat Belediyesi yönetimi yerel seçimlerde şeffaflıktan ödün vermeyeceklerini kamuoyuna vadetmişti.
Kenti, rant mekanı olarak görme çarpıklığı içinde bulunanlardan Halkçı Belediyecilik kavramı artık kurtarılmalıdır. Bu da ancak CHP’li Manavgat Belediyesinden kurtulmakla mümkün olur. Şark kurnazlığı yapan taşralı siyasi elitlerin temsil ettiği iptidai feodal zihniyetin elinde, bırakın Halkçılığın içinin boşaltılmasını Türklükte, dinde, imanda yok olmaya mahkumdur. Unutulmamalıdır ki siyaseti bir dava uğruna yapmayan zihniyetler CHP ve AK Parti’de olduğu gibi kendi çıkarı için her ideolojiyi ve görüşü kendine kalkan yapmaya devam edeceklerdir. Mesele şahıslarda değildir. Bütün mesele soygun düzeninin varlığını sürdürmek isteyenlerin siyasetteki varlığı ve ağırlığıdır. Mesele CHP’nin AK Parti gibi Manavgat’ta aklı, bilimi, rasyonelliği, hukuku, adaleti, şeffaflığı, hakkaniyeti ve insafı dışlayan uygulamaları, siyaseti kazanma ve kaybetme alanına sıkıştırmasıdır. Unutmayalım ki siyaset zenginleşme ve ikbal tahtına oturma alanı değildir. Siyaset iyiye, doğruya, güzele ulaşma da ve hepsinden de önemlisi “Hakkı Hakim Kılma” da ve devleti “Aşkın” hale getirme de kullanılabilecek bir araçtır. Halkçı Belediyeciliğin çöplüğünde gezininceye kadar Manavgat’ın yağmalanmasını durdurmaya çalışmak zannımızca çok daha isabetli olacaktır.
Kalın sağlıcakla.
KUYRUK VE KÖPEKLERİN PROTESTOSU
Kuyruğun en seviyesizi, insan kılığında olandır.
1949’lu yıllar. Memlekette kuduz salgını var. İstanbul Belediyesi bir karar alır:
“Bir köpek kuyruğu getirene 30 Kuruş ödenecek”
İki amacı vardı bu kararın; birincisi şehir içinde başı boş dolaşan köpeklerin öldürülmesini kolaylaştırmak, ikincisi de köpek öldürme işini tasarlayanları iştahlandırmak…
Ancak zamanla bu işin sıkıntıları anlaşıldı.
Özellikle ara sokaklarda kuyruksuz köpekler çoğaldı.
Bu olayı “Vahşetin Tarihi” konularına terk edip, sadece “kuyruk” konusuna gelelim.
*
Kuyruk, insanlaşmanın tarihinde çok değerli bir konudur. Hele – insanlık hatası olarak kuyruksuz doğanlar için – siyasete bulanmış kuyruğun tadına doyum olmaz.
Zaman zaman görüyorsunuz, sistemin kuyruğuna yapışınca insanın vıcuk vıcık nasıl yağa dönüştüğünü…
Kapılanmak ile kuyruk olmayı birbirine karıştırmamak gerek:
Kapılanmak amaç; kuyruk olmak ise yöntemdir.
Yani kuyruk olmanın amacı bir kişi, sistem ya da kuruma kapılanmaktır.
Kuyruk olmak biraz da yetenek işidir. Yılanın kuyruğu olmak var bir de aslanın kuyruğu…
Artık hangisini tercih ettiğiniz anlayışınız ile paraleldir.
Kuyruk olmak çoğu zaman risktir.
Mesela tilki kuyruğu olunca kaderiniz sosyete bir kadının boynunda süs olmak…
Nitekim görüyoruz. Özellikle parasını ailesinden saklayan yaşlı zenginlerin, hafif bir kadına kuyruk olmalarının bedelini… Kuyruklukları ile beraber, paraları da uçup gidiyor.
Ejderha kuyruğu olmak varken, kertenkele kuyruğu olanların sonu da hazindir.
Kertenkele, ilk tehlikede, canını kurtarmak için kuyruğunu feda eder.
Ben şahsım olarak zamanında kuyruk avına çıkmıştım.
Ama asla ve kat’a köpek kuyruğu avına çıkacak kadar alçalmadım.
Çocukluk aklı işte akrep kuyruğu avına çıkardım.
Eskiler bilir, Hergele Yolu üzerinde bir koruluk vardı. Şimdi üzerinde Emek Mahallesi yükseliyor.
O korulukta özellikle yaz mevsiminde bol akrep olurdu. Akrep malumunuz zehrini kuyruğunda taşır.
Akrep sokmasından birçok yurttaş hakkın rahmetine kavuşmuştu.
Kimlerin parmağı vardı bilmiyorum bir haber duyardık. “Canlı akrep getirene akrep başına şu kadar kuruş verilecektir…”
Çocukluk her türlü salaklığı meşrulaştıran bir dönemdir. Elimizde torba, ip ve biraz da balmumu, akrep avına çıkardık. Kazandığımız parayla da kiralık bisiklete binmek için… Benimkisi böylesine bir kuyruk avıydı.
*
Şimdi bazı kuyruklar, akrep kuyruğundan daha zehirli. Akrepçiğin zavallı bir kuyruğu vardı, ama bunların elinde koca bir medya ordusu. Akrep kuyruğuyla zehir saçarken bunlar da teknolojinin her çeşidiyle…
ŞİMDİ KÖPEKLERİN PROTESTOSU
Abdülhamit zamanında sokakta dolaşan köpekler çoğalmış ve bunlar sağa sola saldırmaya başlamışlar. Şikayet Padişaha kadar ulaşınca Padişah bunları öldürtmeye kıyamamış ve bir ferman: “Tiz köpekler toplana ve Hayırsız Ada’ya sürüle…”
Hayırsız Ada’ya sürülmek demek, ölüme terk etmek demek. Bunları toplayan adamlar bile müteessir olmuşlar.
Ama ne yapsınlar? Padişah iradesi. Hem de II. Abdülhamit Han…
Aklı evveller düşünüp taşınmışlar, şöyle bir çözüm bulmuşlar.
“Kartonlara dilekçe yazıp köpeklerin birkaç tanesinin boynuna asmışlar. Dilekçeyi de bütün ayrıntılara dikkat ederek yazmışlar:
“Atabeyyi Seniyye Mertebei Hazret Padişahiye…” diye başlayan dilekçe “Cenabıhak ve feyyazi mutlak…” ile devam edip “Sefil ve perişanız; atifati şahanenize iltica ve atebei ülyanize
yüz sürerek affımızı niyaz ederiz” diye sona eriyor.
Padişah Cuma Selamlığına çıkınca yol üzerinde bu köpekleri bırakmışlar. Zaten evhamlı olan padişah, protestoya katılan insanlar gibi pankart taşıyan bu köpekleri görünce oturduğu arabadan sıçramış;
“Bunlar da ne ola ki?”
Bir yetkili köpeklerden birinin boynunda asılı olan pankartın birini alıp Padişaha:
“Bunlar dilekçe” diye cevap alınca rahatlamış ve o huzurla, fermanı geri çekmiş. (*)
Ha ne diyorduk? Kuyruk…
Hiç şüpheniz olmasın kuyruğun en seviyesizi, insan kılığında olandır.
Bu olayı rahmetli Şeref Mutluay’ın tarihini hatırlamadığım bir yazısından okumuştum.
ALİ ÇETİN “NEREDE YÖNETTİKLERİ BİR İLÇE BELEDİYESİ VARSA DURUMU İÇLER AÇISI”
Antalya’da son günlerde yaşanan kuvvetli sağanak yağış nedeniyle yaşanan sel baskınları AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin tarafından eleştirildi.
CHP’li belediyelere yüklenen Çetin, “Nerede yönettikleri bir ilçe belediyesi varsa durumu içler açısı” dedi.
X paylaşımı yapan Çetin, CHP’li belediyelerin yönettiği illerde benzer sorunların yaşandığını savunarak, “Türkiye’de nerede yönettikleri bir il ya da ilçe varsa durum ortada. Vatandaşların serzenişlerini hep birlikte kamuoyunda izliyoruz. Antalyalı hemşehrilerimizin endişelerini, şikayetlerini beraber dinliyoruz” dedi.
Belediyenin temel hizmetleri yerine getiremediğini ileri süren Çetin, yol ve kaldırım çalışmalarına dikkat çekerek, “Yolları yapamıyorlar, yolların bakımını yapamıyorlar. Kaldırımlar sökülmüş ama tamiri yapılamıyor. Asfaltların yaması dahi gerçekleştirilemiyor” ifadelerini kullandı.
ASAT’ın altyapı çalışmalarını da eleştiren Çetin, kent genelinde su borularının patladığını ve buna yönelik yeterli müdahalenin yapılmadığını belirtti. Sosyal medyada paylaşılan görüntülere değinen Çetin, “Vatandaşlarımız, ‘Antalya’mızın doğal kaynak suyu hayırlı olsun’ diyerek dalga geçiyor. Antalya’nın dört bir yanından sular kışkırıyor, borular patlıyor” dedi.
Yağmur suyu drenaj hatlarının temizlenmediğini ve kanalizasyon bakımının yapılmadığını vurgulayan Çetin, uyarıların dikkate alınmadığını belirterek, “Kış gelmeden önce geçtiğimiz yıl bu konularda uyarılarda bulunmuştuk. Uyardığımız halde gerekli çalışmalar yapılmadı ve maalesef bir de can kaybı yaşandı” diye konuştu.
ANTALYA’DA TRAFİK KAZASINDA 8 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Antalya Pazar Gününe Kazayla Uyandı
Antalya Valiliğinden yapılan açıklamada: ” Döşemealtı ilçesi Kömürcüler Mahallesi Organize Sanayi Kavşağı mevkiinde, bugün (01.02.2026) saat 10.30 sıralarında Kuzey Çevreyolu üzerinde Aksu istikametinden Antalya istikametine seyir halinde bulunan bir yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu tek taraflı yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir.
Olay yerine sevk edilen ekipler tarafından yapılan ilk incelemede, otobüste toplam 34 yolcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen kazada 8 vatandaşımız olay yerinde hayatını kaybetmiş, 26 vatandaşımız ise yaralı olarak çevredeki hastanelere sevk edilmiştir. Kaza sonrası bölgede gerekli güvenlik önlemleri alınmış, arama-kurtarma, sağlık ve trafik ekiplerimiz çalışmalarını sürdürmüştür.
Yaralı vatandaşlarımızın hastanelerdeki tedavileri devam etmektedir. Kazayla ilgili teknik ekiplerimiz inceleme ve çalışmalarını sürdürtürmekte olup adli soruşturma başlatılmıştır” denildi.
DEVA PARTİSİ: “MANAVGAT BELEDİYESİ KÖTÜ BİR EMSALE DÖNÜŞÜYOR!”
“İşçi çıkarmak ne hukuki süreci rahatlatır ne de kamuoyundaki güven kaybını telafi eder. Aksine, belediyeyi daha derin bir sosyal ve idari krize sürükler”
DEVA Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı Manavgat Belediyesinde yaşanan işten çıkarmalarla ilgili basın açıklaması yayımladı.
Manavgat Belediyesi Kamu Vicdanını Yaralamaktadır.
Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının gölgesinde yaşanan işten çıkarmaları kamu vicdanına aykırı bulan açıklamada, “Manavgat Belediyesi’nde rüşvet iddiaları nedeniyle tutuklu bulunan yönetimin görevde olduğu süreçte yaşanan gelişmeler, kamu vicdanını derinden yaralamaya devam etmektedir. Hukuki süreci devam eden ciddi suçlamaların gölgesinde, belediye emekçilerinin işten çıkarılması kabul edilebilir değildir” denildi.
Manavgat Belediyesi İdari Krize Sürükleniyor
Yaşananları bir kriz olarak değerlendiren DEVA Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı: “Manavgat Belediyesinin içinde bulunduğu kriz, çalışanlardan kaynaklanmamıştır dolayısıyla sorumlu tutulamazlar. Yaşanan yönetim zafiyetinin bedelinin emekçilere ödetilmesi açık bir adaletsizliktir. İşçi çıkarmak ne hukuki süreci rahatlatır ne de kamuoyundaki güven kaybını telafi eder. Aksine, belediyeyi daha derin bir sosyal ve idari krize sürükler” ifadelerini kullandı.
Manavgat Belediyesi Tehlikeli Bir Emsale Dönüşüyor
Manavgat Belediyesi tehlikeli bir emsale dönüşüyor denilen açıklamada: “Bizler biliyoruz ki belediyeler, kamu hizmeti üretirken aynı zamanda sosyal sorumluluk taşıyan kurumlardır. Emekçilerin iş güvencesi, keyfi kararlarla ortadan kaldırılamaz. Bugün Manavgat Belediyesi’nde yaşanan işten çıkarmalar, yarın tüm yerel yönetimler için tehlikeli bir emsal oluşturabilir” cümleleri öne çıktı.
Manavgat Belediyesi Göreve Davet Edildi
Manavgat Belediyesini ne yaptığını bilmemekle eleştiren DEVA Partisi Manavgat İlçe Başkanlığı, Belediye idaresini insani ve vicdani olan görevlerini yerine getirmeye davet ederek: “İşten çıkarılan emekçilerin derhal görevlerine iade edilmesini, Belediye yönetiminde şeffaflığın sağlanmasını, personele baskı uygulamakla suçlanan birim amirlerinin hukuki süreçlerle soruşturulmasını ve emekçilerin mağdur haline getirilmemesinden” oluşan taleplerini dile getirdi.
SEYİT TÜMTÜRK “DOĞU TÜRKİSTAN’DA ZULÜM VAR” SÖYLEŞİSİ YAYIMDA
Gezgin Adam Dergisi’nin Doğu Türkistan Meselesi Dizisi Kapsamında Hazırladığı İlk Program Yayımda
HAK HUKUK ADALET DİYENLER ÖNCE BU KONUDA DUYARLI OLSUN
“Hak hukuk adalet diyenler, öncelikle kendi yönettikleri belediyelerde bu konuda daha duyarlı ve denetimi elden bırakmayan bir yaklaşım sergilemelidirler.”

TİP Manavgat İlçe Başkanlığı bugün bir basın açıklaması yayınlayarak Manavgat Belediyesi tarafından işten çıkarılan işçilerle ilgili görüşlerini kamuoyu ile paylaştı. Manavgat Belediyesinin süreci yanlış yönetmesinden, liyakat, hakkaniyet ilkelerine aykırı davranmasına kadar pek çok konuda eleştirildiği basın açıklamasında Manavgat Belediyesi yöneticilerinin adam kayırması, ayrımcılık yapması ve samimiyetsiz bir tavır takınmasının altı çizildi.
Manavgat Belediyesi Süreci Yanlış Yönetmekle İtham Edildi
Yapılan basın açıklamasında: “Yönetimi Öncelikle belirtmek isteriz ki, iyi niyete rağmen yanlış yönetilen bir sürecin faturasının yine işçilere kesildiği bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu nedenle taahhüt edilen, İşçi çıkarmayı durduracağız sözünün takipçisi olacağız” denildi.
Liyakat ve Hakkaniyete Uyulmadı
“Sorun personel sayısının fazla olmasından daha büyüktür” diyen TİP Manavgat İlçe Başkanlığı “sorun bu bütçeyi onaylayan, bu toplu sözleşmeye imza atan belediye yetkililerinin olacakları öngörememesidir. Sorun liyakat gözetilmeden başkanın ve akrabalarının, meclis üyelerinin, birim müdürlerinin referansları ile ihtiyaç fazlası personel alınmasıdır. Sorun ihtiyaca göre değil, değişen güç dengelerine göre personel istihdamının yapılmasıdır. Ancak fatura emeği ile geçinen işçilere kesilmiş, fedakârlık yapması istenen yine işçiler olmuştur” ifadeleri kullanıldı.
Sendika İnisiyatif Almamakla Suçlandı
Sendikanın da eleştirildiği basın açıklamasında: “kazanılmış haklar üzerinden pazarlık yapmayacaklarını ama işçilerin kararlarına da saygı duyacaklarını belirten sendika yönetimi uzun süredir konuşulan bu süreci daha erken inisiyatif alıp işçi lehine daha olumlu koşullarda sonuçlandırabilirdi” denildi.
Belediye Yöneticileri Ayrımcılık Yapmakla Suçlandı
“Ayrıca, Manavgat Belediyesinde bazı birim müdürlerine, amirlerine, sorumlularına yönelik, işçiler arasında ayrım yapma, adaletsiz davranma gibi iddialarının ciddiye alınarak incelenmesini, gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyoruz” denilerek CHP’nin söylemleri eleştirildi.
CHP Samimi Olmamakla Eleştirildi
“Hak hukuk adalet diyenler, öncelikle kendi yönettikleri belediyelerde bu konuda daha duyarlı ve denetimi elden bırakmayan bir yaklaşım sergilemelidirler. Herhangi bir suç isnadı olmadan, Kod 4 ile işten çıkarılan işçilerin işe dönüşleri sağlanmalıdır.”











