Ana Sayfa Blog Sayfa 25

ŞERAFETTİN KILIÇ: ““VAATLER ÖLÜMLERİ DURDURMUYOR”

0

“Halk hayal kırıklığına uğramaya devam ediyor”

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Isparta ve Antalya’yı birbirine bağlayan, bölge turizmi ile ekonomisi için kritik bir öneme sahip olan Dereboğazı Yolu, bitmeyen yapısı ve neden olduğu ölümlü kazalarla yeniden Meclis gündemine taşındı.

Şerafettin Kılıç konuşmasında “Isparta ve Antalya’yı birbirine bağlayan, bölge ekonomisi ve turizmi açısından hayati derecede önemli olan Dereboğazı Yolu, maalesef yıllardır bitirilemeyen yapısıyla can almaya devam etmektedir. Her kazanın ardından benzer vaatlerin tekrarlanması ancak bu ölüm yolunun bir türlü tamamlanmaması, bölge halkı için tam anlamıyla bir hayal kırıklığıdır” ifadelerine yer verdi.

ereboğazı Yolu üzerindeki belirli noktalarda riskin çok daha yüksek olduğunu belirten Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç; Karacaören, Yeşilkaraman, Karaöz ve Elsazı mevkilerinde peş peşe yaşanan feci kazaların durumun vahametini net bir şekilde gösterdiğini ifade etti.

Kılıç, konuşmasında 3 gün önce meydana gelen ve tüm bölgeyi yasa boğan zincirleme kazayı da hatırlatarak, 4 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 11 vatandaşımızın ise yaralandığı acı olayın herkesi derinden yaraladığını belirtti.

 

ANTALYA’DA YASAKLI MADDE SEVKİYATINA SUÇÜSTÜ

0

Antalya’da Uyuşturucu ile Mücadelede Önemli Bir Adım Daha

Antalya Emniyet Müdürlüğü şehir genelinde uyuşturucu maddelerin kaynağının kurutulması, ticaretinin ve kullanımının engellenmesi amacıyla yürüttüğü çalışmalarda 7 kiloluk uyuşturucu sevkiyatını engelledi.

M.Z.Ç. isimli şahsın diğer illerden temin ettiği uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi TV ünitesine gizleme yöntemiyle Antalya’ya kargo ile getirip, satış ve dağıtımını gerçekleştireceği yönünde elde edilen bilgiler üzerine operasyon gerçekleştirdi.

Araçta yapılan aramada; saklanmış halde bulunan 12 paket toplam da 7 Kilogram esrar ele geçirildi.

M.Z.Ç. isimli şahıs “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak ve Sağlamak” suçundan sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİNDE MEZUNİYET PROTESTOSU

0

Akdeniz Üniversitesinde Protesto Esintileri

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin mezuniyet töreninde öğrenciler, mezuniyet törenini protesto yaptı. Öğrenciler, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı ile İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Seçil Deren Van Het Hof’un konuşması sırasında kürsüye sırtlarını döndü. Öğrencilerin protestosunun ardından kürsüye gelen Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Narin Tülay Şeker ise protesto eyleminden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Akdeniz Üniversitesi’nde her yıl geleneksel olarak stadyumda yapılan toplu mezuniyet törenleri, Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın rektörlük dönemiyle birlikte şekil değiştirdi. Toplu mezuniyet töreni yerine, her fakültenin mezuniyet töreni belirlenen salonlarda yapılmaya başlandı. Öğrenciler 2 yıldır bu yönteme karşı çıkıyor. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı 43. Dönem mezuniyet töreni de bugün Atatürk Konferans Salonu’nda bu gerilimin etkisi altında gerçekleştirildi.

Antalyagundem.com.tr internet haber sitesinde yer alan habere göre; İletişim Fakültesi’nden mezun olan öğrenciler için yapılan diploma töreninde beklenmedik bir protesto ile karşılaşıldı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı ile İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Seçil Deren Van Het Hof’un kürsüde konuşma yaptığı anlarda kürsüye sırtlarını dönen öğrenciler, mezuniyet töreninin yapılış şeklini protesto etti. Rektör Özkan dönemiyle birlikte toplu mezuniyet töreni yapılmaması ve mezuniyetin bir eğlenceye dönüştürülmesinin engellenmesine tepkili oldukları öğrenilen öğrencilerin protestosu salonda soğuk rüzgarların esmesine neden oldu.

Kaynak Antalya Gündem Gazetesi

MANAVGAT VE ANTALYA’DA DOMATES FİYATLARI DÜŞMÜYOR

0

Domates Fiyatları Manavgat’ta Hala Çok Yüksek

Haziran ayına gelinmiş olmasına rağmen markette 100 liranın pazarda ise cinsine ve diriliğine göre 50 ile 90 lira arasında seyreden domates fiyatlarının yüksekliği dikkat çekmeye devam ediyor. Bir domates üretim merkezi olan Manavgat ve Antalya’da fiyatların İstanbul’u bile geride bırakması üretim, maliyet ve destekleme politikalarının yeniden tartışılmasına neden oldu.

Antalya Ticaret Borsası tarafından açıklanan Antalya Halleri Endeksleri verileri, Mayıs ayında yaş meyve ve sebze piyasasında hem arz hem de fiyat aralığında yıllık karşılaştırmada domates ve sebze miktarlarında düşüş kaydedildiğini ortaya koydu.  Buna karşın fiyat endeksleri tüm ürün gruplarında geçen yılın üzerinde gerçekleştiği kaydedildi.

Antalya Ticaret Borsası tarafından açıklanan verilerde meyvede üretimin ve piyasaya sunumunun artmaya devam ettiği gözlenirken domates ve sebzede ise belirgin bir daralma yaşandığını gözlendi.

Antalya Körfez Gazetesinden Ece Güneş’in haberine göre domates fiyat endeksi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 160,57 artarken, sebze fiyat endeksi yüzde 123,38, meyve fiyat endeksi ise yüzde 27,68 yükseldi.

Antalya Ticaret Borsası değerlendirmesine göre, meyvede arz artışı sürerken domates ve sebzede üretim miktarındaki gerileme dikkat çekiyor. Özellikle domateste yaşanan arz daralmasının fiyatların yüksek seviyelerde kalmasında etkili olduğu belirtilirken, veriler piyasada arz-talep dengesinin fiyat oluşumunda belirleyici olmaya devam ettiğini ortaya koydu.

MANAVGAT VE ANTALYA’DA YAŞAM MALİYETİ YÜKSELDİ

0

TÜRK-İŞ tarafından yapılan Mayıs ayı açlık ve yoksulluk sınırı verileri Antalya ve Manavgat’ta yaşam maliyetlerinin arttığını gösterdi.

Araştırmaya göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama 35 bin lirayı aşarken, temel ihtiyaçların da dahil olduğu yoksulluk sınırı 114 bin 576 liraya yükseldi.

Araştırmaya göre Antalya ve Manavgat’ta yaşayan dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı mayıs ayında 35 bin 174 lira 85 kuruş olarak hesaplandı. Gıda harcamalarının yanı sıra kira, ulaşım, sağlık, eğitim, elektrik, su ve yakıt gibi zorunlu giderleri kapsayan yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 lira 10 kuruşa çıktı.

Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de dikkat çekici seviyelere ulaştı. TÜRK-İŞ verilerine göre tek başına yaşayan bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 45 bin 488 lira 25 kuruş olarak belirlendi.

Mutfak harcamalarındaki yükseliş sürerken, dört kişilik bir ailenin gıda giderleri bir önceki aya göre mayıs ayında 588 lira daha arttı. Böylece yılın ilk beş ayında mutfak masrafındaki toplam artış 3 bin 950 liraya ulaştı. TÜRK-İŞ hesaplamalarına göre mutfak enflasyonu mayıs ayında aylık yüzde 1,70 artış gösterirken, son 12 aylık artış oranı yüzde 40,18 oldu.

KILIÇDAROĞLU’NUN GÜNDEMİNE MANAVGAT’I ALDI

0

Kılıçdaroğlu’ndan Manavgat’ı ilgilendiren sert mesajlar.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Merkez önündeki bayramlaşma töreninde Manavgat ve Antalya Büyükşehir Belediyelerinde yaşanan rüşvet, yolsuzluk ve konuyla ilgili bazı iddiaları gündemine alarak Özgür Özel’e yüklendi.

Konuşmasında Baba Ocağının rüşvetle kirletildiğine atıfta bulunan Kılıçdaroğlu; Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in 2024 yerel seçimleri öncesinde babasının tekrar aday gösterilmesi için genel merkezde Veli Ağbaba’ya poşet içinde 1 milyon euro verdiği iddialarını “Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu?” diyerek eleştirdi.

Konuşmasının devamında Manavgat Belediyesi Eski Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter’in baklava kutusunda rüşvet alırken suç üstü yakalanmasına gönderme yapan Kılıçdaroğlu: “Baba ocağında kutuların içinde rüşvet verilir mi?” diyerek Özgür Özel döneminin rüşvet ve yolsuzluk iddiaları karşısında CHP’yi koruyamamakla itham etti.

Uşak Belediyesinde yaşandığı ileri sürülen yolsuzluk iddialarına da eğilen Kılıçdaroğlu “Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizen bir partidir” dedi. “Cumhuriyet Halk Partisi’nin ahlakın, erdemin ülkesine ve vatandaşına hizmet etmeyi şiar edinenlerin, demokrasiyi savunanların partisidir” ifadelerinin altını çizen Kılıçdaroğlu Özgür Özel dönemini sert sözlerle eleştirdi.

RADİKAL ŞEYTANLIK: ÇİN MUHİPLİĞİ VE DOĞU TÜRKİSTAN’I SATMAK

0

XVIII. asırda temellerini attığımız XIX. yy. da geniş kitlelere yaydığımız ve bir hayranlık türü olan aşağılık kompleksi “ilericilik” adıyla memleketin evlatlarına yutturuldu. Uzun yıllar batı hayranlığı bazen Rus bazen Japon hayranlığı… Hayranlık bazen kıyasla bazen onların sahip olduğu maddi imkanlarla önümüze sunuldu. Memlekette batı hayranlığı öyle bir duruma evrildi ki neredeyse tek taraflı platonik bir aşk ortaya çıktı. Ne aşk ama Batılı kapitalistlerin dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiği kitlesel katliamları bile görmezden getirebildi.
Son birkaç yıldır ABD’nin istikrarsız dış politikası, batının ekonomik açıdan gerilemeye başlaması Türkiye’de Çin hayranlığının kapılarını geniş kitlelere pazarlamaya kapı araladı. Çin’in teknolojisini, üretim kapasitesini, üniversitelerini, askeri yatırımlarını, düşük tüketim maliyetlerini öven ve bu alanlarda Türkiye ile Çin’i kıyaslayan anlatılar 200 yıllık batıcılıktan sonra Çin muhipliğini başlatır mı bilinmez ama başlatırsa da şaşırmayız.
Evet doğrudur Çin’de bir büyüme ve kalkınma süreci yaşanıyor. Ama tarihsel açıdan bu büyüme ve kalkınma beraberinde ABD, Avrupa veya Rus yayılmacılığından yani emperyalizminden pek de farklı değildir. Çin’in ABD ve diğer kapitalist ülkelerde olduğu gibi büyümesinde etkili olan sömürüyü ve müstemleke anlayışını görmeyen yerli ve milli siyasiler kameralar karşısında maalesef Doğu Türkistan’da ki zulmü anmadan şov yapıyor, Çin güzellemesi gerçekleştiriyor. Zamanında Avrupa ve ABD yağcılığı yaptıkları gibi.
Çin’in kalkınmasını ve teknolojik atılımlarını öven eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar “Yarından itibaren işi gücü, okulu bırakıp annenize babanıza söyleyin ya da söylemeyin, Çin’e gidin. Çin teknolojide çok ilerledi. Orada 3-5 sene kalın” diyebiliyor. Çin’i örnek gösteren Hulusi Akar farklı dönemlerde ve tarihlerde yaptığı konuşmalarda özetle Doğu Türkistan konusunda Çin’in toprak bütünlüğüne saygı duyduklarını ancak Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerinin ve kültürel asimilasyonun kabul edilemez olduğunu vurgulayarak AK Parti’nin ne şiş yansın ne kebap politikasını son açıklamayla bir adım daha ileri götürmüşe benziyor.
Sadece Akar mı? Değil elbette. Sağdan da soldan da Çin’i merkez kabul etmeye çalışan ona ABD veya Avrupa’nın misyonunu, vizyonunu yüklemeye çalışan pek çok çevre ve siyasiyi görmek mümkün. Türkiye’deki fiyatları Çin’deki fiyatlarla karşılaştıranlar, Çin’in altyapısını Türkiye’deki altyapı ile karşılaştıranlar Çin’i övüyor, şişiriyor kitlelerin bilinçaltına Çin üstünlüğünü yerleştiriyor. Aynı Tanzimat ve meşrutiyet döneminde Avrupa Medeniyeti için yapılanlar gibi.
Çin sever bu arkadaşlar nedendir bilinmez kameraların karşısında Çin’in Doğu Türkistan’daki zulmünü, asimilasyonunu hiç ağzına almıyor. Doğu Türkistan’ın bereketli kaynaklarının nasıl yağmalandığını, Türklerin nasıl da ucuz iş gücü olarak köleleştirildiğini ve bunun Çin’deki düşük fiyatlara olan etkisinden bahsetmiyorlar. İslam davası güttüğünü ileri süren partilerdeki bazı siyaset sevdalılarının ABD ve Avrupa’nın çoğunluğunda olduğu gibi Çin’in de İslam düşmanlığını görmezden gelerek Çin güzellemesi yapması zalimliğe övgüdür, samimiyetsizliğin kanıtıdır.
Çin’i önümüze durmadan örnek refah devleti olarak sunanların tutumu iç siyasette rant, dış siyasette ise üç beş kuruş ticari bağlantı kurmayı amaçlıyor. Ne var ki takınılan bu tutum zillette yeni bir boyuttur ve elbette ki ayıptır. Daha açık söyleyeyim, söylenenler radikal şeytanlıktır.
Kötülük yeryüzünde Habil ve Kabil olayından beri sıradanlaşmışsa da insan haklarının ve evrensel insani değerlerin yükselişe geçtiği 1947 sonrasında zalim devletlerin Türk Toplumuna sıradanlık olarak gözümüzün içine sokularak sunulması ise yozlaşmanın tanımı bizlere vermektedir. İşin üzüntü verici kısmı ise kötülüğü görmezden gelenlerin sıradan insanlar olarak siyasette adam yokluğundan ya da kullanışlı birer aparat olarak var olabilmesidir.
200 yıl önce Batının teknolojisini ve bilgi birikimini alarak Osmanlıyı kurtaracağını söyleyenler hem Osmanlıyı batırdı hem de Batının politik ahlaksızlığı üzerine kurulmuş değerlerini ülkeye soktular. Bugün Batı yerine Çin’i merkeze almaya çalışanlar yarın bu ülkeye ne getirirler, ülkeden ne götürürler bilemeyiz ama Müslüman bir Türk olarak yaptığımız yanlışları bu seferde Çin üzerinde tekrarlamaya mahkûm değiliz diye düşünüyorum. Her dönem Türkiyeyi büyük bir gücün peyki haline getirmeye çalışanlar oldu. Belli ki ABD ve Avrupa’dan umudunu kesenler şimdide Çin’e yamalanmaya çalışıyor.
Doğu Türkistan davasını satılığa çıkarmak yerine çalışıp ve üretmeyi ahlaksal bir sorumluluk haline getirmek bize daha çok yakışır. Üretim, düzen, sistem olmadan ister Batıyı ister Çin’i örnek alın hiçbir yere varılamayacaktır ve bu tarihsel olarak da sabittir. Kalın sağlıcakla.

MANAVGAT IRMAĞINDAKİ GEZİNTİ TEKNELERİNE ALKOL DENETİMİ

0

Manavgat’ta Alkol Denetimleri Devam Ediyor

Antalya Manavgat’ta Sahil Güvenlik ekiplerinin gerçekleştirdiği denetimlerde, bir gezinti teknesinin gerekli izin belgesini yenilemeden açık alkollü içki satışı ve sunumu yaptığı tespit edildi. Denetim sonucunda 83 şişe alkollü içkiye el konulurken, sorumlular hakkında yasal işlem başlatıldı.

Sahil Güvenlik Antalya Grup Komutanlığı ekiplerince 29 Mayıs 2026 tarihinde Manavgat Irmağı Boğaz Mevkii’nde gerçekleştirilen denetimlerde, mevzuata aykırı alkol satışı yaptığı belirlenen bir gezinti teknesine yönelik işlem yapıldı. Denetimler sırasında, söz konusu teknenin açık alkollü içki satış belgesini yeniletmeksizin açık alkollü içki satışı ve sunumu yaptığı tespit edildi. Bunun üzerine ekipler tarafından teknede bulunan alkollü içkiler kontrol altına alındı.

Yapılan incelemeler kapsamında teknede bulunan toplam 83 şişe alkollü içkiye, mülkiyetinin kamuya geçirilmesi amacıyla el konuldu. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Denetim kapsamında tekne üzerinde bulunan toplam 83 şişe alkollü içkiye mülkiyetinin kamuya geçirilmesi maksadıyla el konulmuş olup sorumlular hakkında 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun kapsamında idari işlem başlatılmıştır.”

ÜMİT UYSAL’DAN MUTLAK BUTLANLA İLGİLİ İLK AÇIKLAMA

0

Ümit Uysal Beklenen Açıklamasını Yapotı

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” kararının ardından parti içinde yaşanan tartışmalar sürerken, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal sessizliğini bozdu. Karar sonrası ilk kez kapsamlı bir değerlendirme yapan Uysal, sosyal medya hesabından yayımladığı açıklamada parti içindeki ayrışma riskine dikkat çekerek, CHP’nin kişisel hesaplaşmaların değil Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin temsilcisi olduğunu vurguladı ve birlik çağrısında bulundu.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin yargı süreci ve parti içinde yaşanan liderlik tartışmaları sürerken, CHP’li Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’dan dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Uysal, açıklamasında isim vermeden parti içindeki kutuplaşmaya ve ayrışma riskine dikkat çekerek CHP’nin tarihsel misyonunun korunması gerektiğini söyledi.

Uysal gerçekleştirdiği açıklamada: “Cumhuriyet Halk Partisi olarak yaşadığımız sorunu isimlere indirgeyemeyiz. İsimler talidir. Asıl sorun, Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP’nin hangi tarihsel istikamette konumlanacağıdır. Parti içerisinde kopuş yaratmak, ardından bu kopuşu yeni bir popülist neoliberal mecraya akıtmak; yani CHP’nin kontrollü biçimde parçalanması en büyük tehlikedir. CHP, Atatürk’ün tasvir ettiği Yörük çadırında mayalanan milli iradenin partisidir” diyen Uysal, partinin şahsi hesaplaşmaların değil, Türkiye’nin bağımsızlık, demokrasi ve kalkınma mücadelesinin tarihsel taşıyıcısı olduğunu belirterek tüm partililere birlik çağrısında bulundu.”

MENDERES TÜREL’DEN CHP’YE SERT ELEŞTİRİLER

0

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Antalya İl Başkanlığı’nda Kurban Bayramı’nın ikinci gününde bayramlaşma töreni düzenlendi.

Törene AK Parti MKYK Üyesi Menderes Türel, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse, AK Parti İl Başkanı Ali Çetin, ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı.

Önceki dönem Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti MKYK Üyesi Menderes Türel ise konuşmasında muhalefet partilerine yönelik dikkat çeken ifadeler kullandı. Türel, “Hizmetin, birlik ve beraberliğin adresi, Türkiye’de tartışmasız şekilde AK Parti’dir. Biz burada bayramlaşmamızı gerçekleştirirken, başka partilerde kendi partili arkadaşları içeri girmesin diye barikat kuranları görüyoruz. Yanlışlıkla içeri girmeyi başaranlar olursa koridorlara, merdivenlere sıvı sabun döküp insanların yürüyememesine sebep olanları görüyoruz. Ben ümit ediyorum ki bundan sonra diğer partiler de kendi içlerindeki kavgaları bir tarafa bırakıp Türkiye’yi önceliklerinin merkezine alırlar ve bu birlik, beraberlik, kardeşlik davasının yanında yer alırlar” diye konuştu.

Türel, konuşmasında Antalya Büyükşehir Belediyesi üzerinden CHP’li belediyeleri de eleştirdi. Türel, “AK Parti’nin olmadığı dönemlerde Antalya’nın nasıl yara aldığını hep birlikte görüyoruz. Büyükşehir belediyesinde yaşananları hepimiz takip ediyoruz. Bizim dönemimizde Antalya, katlı kavşaklarla, raylı sistemlerle, Konyaaltı Projesi’yle, Boğaçayı Projesi’yle dünyaya örnek olacak yatırımlarla Türkiye’nin gündemine geliyordu. Ama maalesef bugün trafik sorunlarından altyapı eksikliklerine kadar birçok sıkıntıyla karşı karşıyayız. Antalyalılar çalışıyor, birilerinin ceplerine milyarlar gidiyor. Milletimiz de buna şahitlik ediyor” dedi.

AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse de konuşmasında birlik ve beraberlik mesajı verdi. Köse, “Burada bayramlaşma var, burada yolsuzluk, hırsızlık, arkadan dolaşmak, dava arkadaşına çelme takmak, fitne olmaz. CHP’li belediyelerden AK Parti’ye geçen belediye başkanlarımız, ‘Dünya varmış, burada huzuru, hizmeti bulduk’ diyorlar. Birliğimiz ve beraberliğimiz daim olsun” diye konuştu.