Ana Sayfa Blog Sayfa 117

MEHMET YILMAZ ÖN SEÇİMLERİ KAZANDI

0

Manavgat Çağdaş Demokrat Muhasebeciler Grubu Mayıs 2025’de yapılacak oda başkanlığı seçimleri için ön seçimlere gitti.

Muhasebeciler Odası Başkan adaylığı konusunda Mehmet Yılmaz ve Vefa Öz’ün aday olmak istemesi üzerine grup üyeleri Manavgat İbrahim Sözen Gençlik Merkezi’nde tek aday çıkarmak amacıyla ön seçim düzenledi.

Başkan Adaylarından Vefa Öz

Grup üyeleri arasında dayanışmanın ve iyi niyetin hakim olduğu ön seçimde Mehmet Yılmaz 101 oy arak seçimi kazandı. Diğer aday Vefa Öz ise 186 delegenin 39’unun oyunu alabildi.

Ön seçimi kazanan Mehmet Yılmaz.

Adaylar, kurucu başkan ve bazı üyelerle yaptığımız röportajları sizlerle paylaşıyoruz. İyi seyirler…

Haber Hasan Can Alan

Fotoğraflar Manavgat Gerçek Gazetesi

RECEP MEMİLİ İLE GÜNÜN YORUMU YENİ BÖLÜMÜ İLE YAYINDA

0
Usta Gazeteci Recep Memili’nin haftalık yayınlanan Günün Yorumu programı Gezgin Adam Dergisi’nde yayınlandı.
Recep Memili’nin bu hafta değindiği bazı konu başlıkları şu şekilde:
👉 Meslek Odalarında Seçime Doğru….
👉 Nasıl Bir Oda Başkanı?
👉 Osmanlı Evlerinden Cumhuriyet Evlerine…
👉 Ahi Evran Felsefesini Terkediş…
👉 Meslek Odaları Vatandır…

KESKE BAĞLI EĞİTİM-SEN VE TÜM BEL-SEN İKTİDARI PROTESTO ETMEK İÇİN SOKAKLARA İNDİ

0
KESKE BAĞLI EĞİTİM-SEN VE TÜM BEL-SEN İKTİDARI PROTESTO ETMEK İÇİN SOKAKLARA İNDİ
13 Ocak 2024 Pazartesi günü saat 11.30 KESKE bağlı Eğitim-Sen ve Tüm B-bel-Sen Manavgat Temsilcilikleri hayat pahalılığını, emekli, memur ve işçi zamlarının düşüklüğünü protesto etmek için bir günlüğüne iş bırakma eylemi yaptı.
Manavgat Kordon boyunda başlayan yürüyüş Manavgat Atatürk Meydanında Eğitim- Sen Manavgat Şube Temsilcisi Bülent Irmak tarafından okunan basın açıklamasıyla sona erdi.
 
Protesto yürüyüşüne ve basın açıklamasına TİP Manavgat İlçe Başkanı Şerife Aslan ve CHP Manavgat İlçe Başkanı Oykun Başar’da katılarak destek verdi.
 
Yürüyüşten önemli anları ve basın açıklamasını siz değerli izleyicilerimiz için derledik, iyi seyirler…
Haber Hasan Can Alan

SAADET PARTİSİ MANAVGAT İLÇE BAŞKANI İLHAMİ DEMİRAL İLE “GAZETECİLER GÜNÜ” RÖPORTAJIMIZ

0
Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

“GAZETECİLİK TOPLUMSAL BİLİNÇLENME VE KALKINMA İÇİN YAPILIR”.

                                                                                                        İlhami Demiral

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral ile basının halleri, siyasi habercilik, sosyal ve kültürel konuların medyada ele alınışı ve “gazetecilerin” üzerine konuştuk. 10 Ocak Gazeteciler günü dolayısıyla İlhami Demiral ile gerçekleştirdiğimiz röportaj sizlerle.

Ömer Kaçmaz: Siz uzun yıllardır Saadet Partisi İlçe Başkanı olarak medya ile hemhal oluyorsunuz. AK Parti döneminde medyanın içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?  

İlhami Demiral: Maalesef ki medya ulusalda tekelleşti. AK Parti’nin Türkiye’nin merkez medyasını yutarak damadı gibi kendi destekçilerinin yönetimine bırakması haberleri bir manipülasyon aracı haline getirdi. Tarafsız ve yansız habercilik ulusal ve hakim medya da sonlandı. AK Parti güdümündeki haberciliği ve gazeteciliği kabul etmeyen ve muhalefeti destekleyen medya unsurları ise genellikle CHP bakış açısıyla ve onu savunan bir tarzla hareket ettiği için medya ve gazetecilik asli vazifesinden uzaklaşmış durumdadır. Ulusal medya maalesef ki manipülasyon için kullanılmakta, toplumu aydınlatma, topluma tarafsız haberi ulaştırma kaygısı kalmamış durumda.

Ömer Kaçmaz: Tüm ulusal medya aynı şekilde mi?

İlhami Demiral: Hayır tabi ki de. Örneğin TV 5, Milli Gazete gibi yayın organları halkımızın bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve hakikatleri öğrenmesi noktasında önemli çalışmalar yaptı ve yapmaya da devam ediyor. Mesela iki yıl önce Milli Gazetenin haftalarca devam eden “Kıbrıs Üzerinde Siyonist Emeller” başlıklı haber dizisi milletimizi Siyonist İsrail’in Kıbrıs’ta çevirdiği dolapları öğrenmesini sağladı. Oluşan kamuoyu baskısıyla hem KKTC bazı yasal düzenlemelere gitti hem de AK Parti hükümeti konuyla alakalı açıklamalarda bulunmak zorunda kaldı. İşte işini düzgün yapan bir basının neler yapabileceğini gösteren ideal bir örnektir bu. Bundan dolayı milli ve manevi menfaatler için çalışan medya mutlaka ön plana çıkarılmalı ve desteklenmelidir.

Ömer Kaçmaz Gezgin Adam Dergisi Editörü

Ömer Kaçmaz: Sayın Demiral son yıllarda Türkiye’ye mal olmuş gazeteci ve televizyoncuların ulusal kanal ve gazetelerden ayrılarak YouTube gibi sosyal medya mecralarına kaymasını ve fikirlerini oralarda paylaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlhami Demiral: Ne bekliyorduk ki. Reklam alamayan ve merkez de durmaya çalışan medya organları ya küçülmeye gitti ya da medya organları üzerindeki baskıya katlanamayan ilkeli gazeteciler fikirlerini özgürce dile getirmek için alternatif mecralara yöneldi. Eğer ülkemizde gerçek bir fikir hürriyeti olsaydı, gazetecilere saygı duyulsaydı çalıştıkları kurumlara hem adilane reklamlar verilir hem de gazetecilerimizin özgürce konuşmasına olanak sağlayan tedbirler alınabilirdi. Mesele tamamen fikir hürriyetine saygı duymaktır.

Ömer Kaçmaz: Medyanın AK Parti güdümüne girmesi sizce neden bu kadar kolaylaştı. Örneğin Gazete patronları neden direnemeyerek gazetelerini, TV’lerini işaret edilen kişilere ya da gruplara sattılar?

İlhami Demiral: Bakınız efendim eskiden gazeteler arasında ya da gazetecilerde bir birliktelik kurulabiliyor, ortak hareket etmeleri sağlanabiliyordu. Örneğin Gazeteciler Günün Türkiye’de kutlanmasına neden olan 1961 tarihindeki “9 Patron Olayını” veya bunun antitezi olan “Basın Gazetesi” nin üç günlüğüne çıkarılabilmesi hatırlayalım lütfen. Ne var ki 1990’ların başında sağcı ANAP ve DYP’nin basında tekelleşmeye gitmek için yandaş holdinglere medya üzerinde kartelleşmeye gitmeleri direktifi verildi. Bu da yayın dünyasından iş adamlarının basın kurumlarını satın almalarına neden oldu. Bakınız 1990’ların başı sadece ülkemizde değil dünyada da medyanın genişlediği, çeşitlendiği bir dönemdi. Yani basın kısa bir süre zarfında medya adını aldı. Çünkü sunulan hizmetler artık dergi, gazete faaliyetlerinin çok ötesine geçmişti. İşte AK Parti bu süreçte yaşanan savrulmaları 2000’lerin başında kendi etrafına toparlamayı başardı. Yıllardır da oy konsültasyonu için medyayı kullanmayı başarıyor. Yani AK Parti iktidarları ANAP VE DYP’nin başlattığı medya, basın kartelleşmesini nihayete erdirdi diyebiliriz.

Ömer Kaçmaz: Peki Manavgat Medyası sizce ne durumda? Yukarıda bahsettiğiniz süreçler Manavgat’ta da yaşanıyor mu?

İlhami Demiral: Yerelde Manavgat gazeteleri ve medya organlarının her geçen küçüldüğünü üzülerek görüyorum. Bilhassa AK Parti’nin yerel medyayı tasfiye etmeye çalıştığı kanaatim artmaktadır. Çıkarılan 2024 Tasarruf Genelgesi maalesef ki yerel medyanın belediyeler tarafından üstü kapalı olarak desteklenmesi sürecini şimdilik sona erdirmiş gibi gözükmektedir. Ekonominin kötüye gidişatından dolayı zaten reklam alamayan yerel basına ait gazeteler artık hafta 3-4 gün yayınlanır oldu. Magazin alanında da olsa yayın yapan bir dergi zaten iki yıl önce kapandı. Fikir dergisi olarak da bir siz kaldınız o da 3 ayda bir yayınlanıyorsunuz. STK, meslek odaları ve büyük sermaye sahiplerinin mutlaka yerel gazetecilere reklamlar üzerinden finansal bir destek sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa ekonomik açıdan zorlu geçen bu günlerde az sayıdaki yerel basın kurumlarımızda ortadan kalkabilir.

Ömer Kaçmaz: Saadet Partisi olarak sizin basına yaklaşımınız nedir?

İlhami Demiral: Basın olmazsa aydınlanma, kalkınma sağlanamaz, batıl ile mücadele yaygınlaşamaz. Saadet Partililer medyanın tarafgir tutumunda çok çekmiştir. Hatırlayın lütfen Necmettin Erbakan Hocamızın Başbakanlığı döneminde merkez medyası REFAHYOL hükümetine atılmadık iftira bırakmadı. Tekziplerimizin çoğunu yayınlamadı. Bizlere haber bültenlerinde ya yer vermedi ya da karalayan haberlerle topluma taşıdı. Parti olarak fikir hürriyetine inanırız. Bu hürriyetin sadece iktidar mahfillerine ve onları destekleyen aydınlara değil tüm ülkeye ve tüm gazetecilerimize ait olduğuna inanmaktayız.

Ömer Kaçmaz: Peki ya halkın vergileriyle finanse edilen TRT veya AA ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

İlhami Demiral: TRT tüm partilere yer veren, partilerin ve fikirlerin ülke sathına yayılmasına aracılık ederdi. Ne var ki bu da bozuldu. Sormak isterim TRT hafta da Saadet Partisine kaç saat yer veriyor? Hangi Saadet Partili vekilin meclis konuşmasını yayınlıyor? Orda da tarafgirlik var. Anadolu Ajansı da aynı. Milli Mücadele döneminde Türk Halkının sesini dünyaya duyurmak için kurulan bu organ maalesef ki partilerimizin çalışmalarıyla ilgili haberleri yayılamıyor. Bizlerin vergileriyle faaliyetlerini yürüten bu değerli ve köklü kurumlarımızın bir an önce tüm partilere eşit mesafede durması gerekiyor. Bundan dolayı TRT ve AA’ya geniş ve gerçekçi bir özerkliğin getirilmesini zaruri görmekteyiz.

Ömer Kaçmaz: Sayın Demiral röportaj için çok teşekkür ediyorum.

İlhami Demiral: Ben teşekkür ederim ve bu vesileyle 10 Ocak Gazeteciler Gününü bir kez daha kutluyorum.

(10.01.2025)

 

CHP’NİN MÜKTESABAT SORUNU VE KIRMIZI KART

0

Bundan birkaç yıl önceydi. Millet İttifakının adı var ama içeriği, üyeleri netleşmemiş bir oluşumdu. Millet İttifakına istekli olan ve AK Parti yönetiminden kurutulmak için pek çok fedakarlığa hazır olan Saadet Partisi’nin önemli isimleri panellerde, konferanslarda, çalıştaylarda, TV ve radyo gibi her yerde ve her mecrada AK Parti’yi eleştiren konuşmaları gerçekleştiriyorlardı.

Eleştiri konusunda Antalya ve ilçelerinde ön plana çıkan isim ise Saadet Partisi’nin 2024 yılı içerisinde Antalya İl Başkanlığını bırakan Ramazan Düzen Beydi. Şu anda Saadet Partisi GİK üyesi olarak ekonomi alanında çalışmalarını yürüten Ramazan Düzen, özellikle AK Parti’nin tarım ve hayvancılık sektörüne kanunla belirlenmiş oranlarda milli gelirden pay vermemesini 2022-2024 arasında sert bir şekilde tenkit ediyordu. (Bu panellerden birinin linki başlığın üzerindedir. https://youtu.be/rsARc8Fqi9k?si=t9WZmTYMDIktrpGH Tıklayarak izleyebilirsiniz.)

Ramazan Düzen’in Antalya’nın her ilçesinde düzenlediği konferanslarında kullandığı anlatım araçlarından biri de AK Parti’nin yanlış, hatalı, hakkaniyete uygun olmayan yönetimine kırmızı kart göstermesiydi. Benim hatırladığım Ramazan Düzen’in AK Parti yönetimine çıkardığı ilk kırmızı kart Antalya’da düzenlenen 2021 yılındaki bir il divan toplantısıydı. O dönemde CHP’lilerin yakından takip ettiği Ramazan Düzen etkileyici konuşmaları, matematiksel ve istatistiki verileriyle detaylandırılıyor ve izleyenler Türki Ekonomisinin içler acısı halini öğreniyorlardı. Ramazan Düzen’in verdiği her detay, önerdiği her çözüm önerisi Saadet Partisi’nin ekonomik görüşlerinin CHP’liler üzerinde ideolojik bir üstünlüğün doğmasına ortam hazırlıyordu. Nitekim neoliberal anlayışla kamuculuk arasında gidip gelen CHP’li yönetici ve partililer bu konferanslardan sonra kamuculuk anlayışının gerekliliği konusunda kendi aralarında konuşabiliyorlar, AK Parti tarım politikalarının iflasının neoliberal tarım anlayışının Türkiye’de iflas etmesi anlamına geldiğini net bir şekilde görebiliyorlardı.

Ramazan Düzen Etkisi

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesi, CHP’de Genel Başkan değişimi, Saadet Gelecek Grubunun kurulması çalışmaları, Meral Akşener ve İyi Partinin savrulması derken Millet İttifakı dağıldı. Dağıldı dağılmasına ama Ramazan Düzen etkisi belli ki CHP’liler üzerinde hala devam ediyordu.

AR-GE çalışmalarını sadece tanıtım, reklam, propaganda olarak algılayan İmamoğlu güdümündeki Özgür Özel’in 101 yıllık CHP’si Türkiye ve bölgeyle ilgili müktesebat oluşturamadığı için bugünlerde de Ramazan Düzen’in öğretme yöntemini kullanmaya başladı. Özgür Özel’in Mersin mitinginde AK Parti-MHP ortaklığına kırmız kart çıkarması  CHP ve Türk siyaset açısından oldukça manidardı.

Yerel seçimlerden zaferle çıkan ve o günden bugüne kadar kendisini geleceğin iktidarı ilan eden ancak ne hikmettir ki doğru düzgün bir seçim talebinde bile bulunamayan CHP’nin AK Parti’ye kırmızı kart çıkarması gündemi gerçekten sarstı! Öyle bir sarstı ki herkes CHP’nin kart olayına hayran kaldı! Suriye’deki rejimin düşmesi aşamasında Esad ile görüşelim diyen, kayyum atamalarında DEM ile iç içe geçen, MHP’nin İmralı ve DEM ile ilgili çıkışıyla ilgili derli toplu bir açıklama yapamayan, Rusya’nın Ukrayna’ya ait Karadeniz sahillerini her an işgal ederek Karadeniz’de olası bir üstünlüğünün Türkiye açısından doğuracağı çekincelerle ilgili bir söz söylemeden asgari ücrete, enflasyona takılıp  kırmızı kart gösterilmesi gerçekten evlere şenlikti!

Saadet Partisi GİK Üyesi Ramazan Düzen

Millet İttifakı döneminde Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen’in kırmızı kartı somut bilimsel ekonomik veriler ışığında bir mefkurenin, bir müktesebatın terennümü olarak kullanılmasından geldiğimiz noktaya bakın. Kırmızı kartın CHP tarafından ortamın ağırlığına uygun olmayan bir tarzda gösterilmesi aslında CHP’nin iktidar olmaya hazır olmadığını bir kez daha göstermiştir.

Türkiye, Ortadoğu, Ukrayna, Kafkasya, İran, Filistin ve İsrail’de meydana gelen gelişmeleri kendi perspektifiyle Türkiye’nin gündemine taşıyamayan CHP’nin kırmızı kart yaklaşımı CHP kadrolarındaki sıkıntıyı da gözler önüne serdi. Kırmızı Kart olayı Özgür Özel’e muhteva hazırlayamayan, bölgedeki gelişmelerin Türkiye’ye olan etkilerini anlatamayan CHP kadrolarının entelektüel ve uzmanlıktan kopuşunu da göstermektedir. Eskiden emekli büyükelçilerden, emekli güvenlik bürokrasisi uzmanlarından ve çok sayıda akademisyenden oluşan CHP kurullarının müktesebat oluşturamadığı için Özel’i kırmızı kart propagandasına yönlendirmesi ivme kazanan CHP yükselişini son 3 aylık dönemdeki inişinin de nedenlerinden biri oluşturmuş oldu.

Saadet Partisinden Öğrenecekleri Çok Şey Var

Milleti İttifakı dönemindeki ortak çalışmalardan çok şey öğrenen CHP Genel Merkezi belli ki kırmızı kart örneğinde olduğu gibi ittifak sonrasında da Saadet Partisi’nden daha çok çok şey öğrenecekmiş gibi duruyor.

Ne diyelim dirsek çürütüp öğrenmeden iktidar olunmaz.

 

HUKUKÇU GÜLHAN DEMİRCİ RÖPORTAJIMIZ YAYINLANDI

0
Gezgin Adam Dergisi olarak “Haftanın Röportajı: Manavgat’a Yön Veren ve Örnek Olan İnsanlar” serisinin ilk bölüm konuğu olarak Hukukçu Avukat Gülhan Demirci’yi ağırladık.
Hukukçu Avukat Gülhan Demirci
Manavgat Gerçek Gazetesi usta yorumcusu Recep Memili sordu azimkarlığı, kararlılığı ile gençlere örnek olan Gülhan Demirci yanıtladı.
Bu röportajı özellikle TYT, AYT ve LGS sınavlara hazırlanan gençlerimizin mutlaka izlemesi gerektiğinin altını çizmek isteriz. İyi seyirler…

RECEP MEMİLİ İLE GÜNÜN YORUMU YENİ BÖLÜMÜYLE YAYINDA

0

Manavgat Geçek Gazetesi yazarı ve imtiyaz sahibi Recep Memili Türkiye ve Manavgat gündeminde öne çıkan konuları siz değerli Gezgin Adam Dergisi okurları için yorumladı.

Manavgat Belediye Meclisinde yaşananlar, Manavgat Belediyesine ait borçların ödenmesinde yaşananlar, turizm yatırımcılarının Manavgat Belediyesi borçlarının ödenmesinde gerçekleştireceği yardımın sebepleri, belediyeye ait toplam borç miktarı üzerine kopan tartışmalar, SMA Hastası Burçe Bebek için düzenlenen kampanyada son durumu, Manavgat pazarlarında hayat pahalılığının yükselmesi gibi konular Recep Memili tarafından sizler için yorumlandı.

“ŞAM FATİHİ” VE TRUMP’UN ÖVGÜSÜ

“Şam Fatihi” yakıştırması Sayın Cumhurbaşkanının şahsında

Türkiye’ye kurulmuş bir tuzaktır.”

“Ağzından bal akıtarak belinde kılıç taşıyanlar.”

 

Otuz altı başlıkta toplanan “Çin Savaş Hileleri”nin onuncusu “Gülücük arkasına hançer saklamak” strategemi olarak bilinir.

Çok çeşitli alt başlıklarla adlandırılan yöntemleri vardır:

Sözlerle yaltaklık ederken, kalbinde kötülük planlama;

Kötü niyetle dıştan dostluk gösterme;

Güzel sözlerle niyeti gizleme;

Sözle söz bağlama (Uyutma);

Sahte sevgi gösterme;

*

 

Az buçuk ticaret, cemaat ve siyaset ilişkisi içinde olan herkes bu yöntemleri kıyısından bucağından olsa da bilir. (Ya da ahlakı ihmal eden toplumlarda yaşayanlar)

Hele hele devletin belirli kademesine gelmiş kişilerin bilmemesi bana göre mümkün değil…

Mao, “Çin halk Demokratik Devriminin Zaferi’nden” sonra, işçi sınıfı için en büyük tehlikenin “Burjuvazinin şeker kutusu içinde gizlediği mermiler” olduğunu söyler.

İşçi sınıfı özelinde böyle, genel olarak da şunu söyleyebiliriz:

Bu nedenle ılımlı İslam, şeker kutusuna gizlenmiş mermidir;

Bu nedenle Ali’siz Alevilik, bal sürülmüş dudakların kalbindeki arseniktir…

Bu nedenle, işgalcilerin ‘İnsan hakları, Özgürlük, hayvan hakları, demokrasi” gibi söylemleri güzel sözlerle niyeti gizlemedir.

Ve bu nedenle, Suriye’de olanlar, “Gülücükler arkasındaki hançeri” görmemizi engelliyor: Bir halüsinasyon ile zafer zannediyoruz.

Ve bu nedenle Cumhurbaşkanımıza “Şam fatihi” yakıştırması tarihi bir tuzaktır.

*

“ENVERLAND’DAN “ŞAM FATİHİNE…”

20.yy’ın başında dağılmaya yüz tutan Osmanlı Toprakları üzerinde üç büyük devletin hain ve sinsice planları vardı: Bunlar İngiltere, Fransa ve Almanya idi.

O yıllarda İstanbul, Alman Danışman kaynıyordu ve başlarında Liman Von Sanders adında bir general ile büyükelçi Von Wangenheim vardı.

Danışmanlar aracılığı ile devlet yönetiminin her birimine sızmış olan Almanlar, Osmanlı yöneticilerinin zaaflarını da kullanarak, devleti parmaklarında oynatıyorlardı.

Osmanlı hükümeti, Almanya’nın talimatlarını yerine getiren bir icra organı konumuna düşmüştü ve bu hükümetin başında “Enver Paşa” vardı.

Almanlar “Enver Paşa”nın bir zaafını keşfetmişlerdi.

O’na Devlet Başkanı gibi davranarak, ruhunu okşuyorlardı.

Almanya’dan gönderilen kargoların adres bölümünde “Enverland” yazıyorlardı: “Enver’in Ülkesi”

Almanlar, bu ülkenin “Enver’in Ülkesi” olmadığını biliyorlardı. Ama Enver Paşa bu ülkenin kendi ülkesi olmadığını anlaması için; “…Yüz binlerce kişinin, Sarıkamış’ta, Galiçya’da, Kafkasya’da, İran’da, Hicaz ve Yemen’de, Filistin’de, Süveyş boylarında çarpışması ve çoğunun ölmesi gerekti…”

Almanların siyaseti açıktı, kendi çıkarları için, Enver Paşa’ya bağlı olan askerleri kullanmıştı. Enver Paşa’ya sunulan bir hayal ile onun yetkileri, Alman Çıkarlarına alet edilmişti.

Enver Paşa’ya düş kırıklığı, Osmanlı halkına felaket getiren bu zaaflar, Almanların büyük ölçüde işine yaradı.

 

*

Trump’ın Cumhurbaşkanımız için “Çok akıllı bir adam ve çok güçlü” demesi düşündürücüdür.

Bir grup insanın Sayın Cumhurbaşkanımıza “Şam Fatihi” demeleri ise bir hakarettir. Cumhurbaşkanımızı saldırganlık ve komşu ülkenin başkentini fetheden bir lider olarak göstermek onun şahsında Türkiye’ye kurulmuş bir tuzaktır.

Bu fikri paylaşan geniş bir halk kitlesi oluşturulmuştur.

Ancak bu fikri: “BOP’ni kendilerine devletin temel politikası yapanlarca söylenmesi düşündürücü ve dikkat gerektiren bir söylemdir.

İsrail ve ABD’nin İslam inancını kullanarak şeker kurusunda mermi sunduğunu görmemiz lazım.

 

 

NERDEN NEREYE, SİYASİ YOZLAŞMA MI SAVRULMA MI?

Gelecek Partisi Ankara Milletvekili Nedim Yamalı’nın istifa ederek AK Parti’ye katılmasından sonra parti değiştirme ve siyasi etik, temsiliyet üçgenindeki siyasi tartışmalar yeniden alevlendi.

Tartışmaların siyasi etik noktasına odaklanması partilerinden istifa ederek başka partilere katılan milletvekillerinin temsil kapasitesinin ne olduğunun sorgulanmasına bir kez daha neden olduğunu tüm Türkiye izlemektedir.

En iyi ve olumlu yorumla bir siyasi parti ve ideolojiye aidiyetlerinden dolayı seçilen ancak bir müddet sonra partilerinden istifa ederek geçmişte her türlü sert ve alaycı eleştirileri yaptıkları partilere katılan vekillerin çarpıcı durumu Nedim Yamalı üzerinden daha uzun süre tartışılacağa benzemektedir.

“Siyasi omurga” konusu gündemdeki başat yerini korurken belirli siyasilerin dün ve bugün söylediklerinin tezat oluşturması TV ve gazetelerde bir kez daha eleştiri malzemesine dönüştü.

26 Aralık 2024 tarihinde Halk TV’de gerçekleşen bir tartışma programında Gazeteci İsmail Saymaz, Nedim Yamalı’nın istifasını değerlendirirken son dönemde partilerinden istifa eden vekillerin katıldıkları AK Parti’ye sarf ettikleri ağır sözlerden örnekler verdi.

Saymaz’ın verdiği örneklerden biri de İYİ Partiden istifa ederek AK Parti’ye katılan yöremizin Milletvekili Tuğba Vural Çokal oldu. Çokal’ın AK Parti’ye yönelik İYİ Parti döneminde söylediği “…kabine devleti kuracağız dediler, daha önceki konuşmalarımda da söyledim kabile devleti kurdular…” sözleriyle; Nedim Yamalı’nın Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısıyken beyan ettiği “… AK Parti şu anda bana göre siyasi bir parti değil bir cemaattir yani…2017’den sonra AK Parti cemaattir...” konuşması eleştirildi. Siz okurlarımız için söylenen bu sözleri yukarıdaki videomuzda da yayınladık.

Haber Hasan Can Alan

MANAVGAT BELEDİYESPOR 3 – AKSARAY OSMANLI 1

0

MANAVGAT BELEDİYESPOR, AKSARAY OSMANLI 1453 FUTBOL KULÜBÜNÜ 3-1 YENDİ

Manavgat Belediyespor, Aksaray deplasmanında karşılaştığı Osmanlı 1453 Spor Kulübünü 3-1 yenerek ilk yarıyı Eskişehirspor önünde averajla lider kapattı.

Akın Arıcan’ın 21. dakikada attığı golle ilk yarıyı 1-0 önde kapatan Manavgat Belediyespor; ikinci yarının 50. dakikasında Raşit Sizgek ve 52. dakikada Tugay Tiryaki’nin ayağından attığı gollerle maçı 3-1 gibi net bir skorla kazandı. Tugay’ın 12. Gole ulaştığı maçta Aksaray 1453 Kulübünün tek golünü ise 79. dakikada Taha Emir attı. Aksaray ekibi bu sonuçla ilk yarıyı 2 puanla 14. sırada tamamladı. Manavgat Belediyespor’un ligdeki en güçlü rakibi olan Eskişehirspor, Mezitli 33 Sporu 6-0 yendi.

Ligdeki en ilginç sonuç ise Kaş’tan geldi. Kaş Kınıkspor deplasmanına giden Ereğlispor maçtan 2-2’lik sonuçla ayrılarak ilk yarının son haftasını ağır bir yarayla kapatarak lider Manavgat Belediyespor ile arasındaki puan farkı 6 puana çıktı.

Geçen hafta Eskişehirspor’u kendi evinde yenerek tüm dikkatleri üzerine çek Akşehirspor ise Homurlu 1951 FK’yı deplasmanda 3-1’lik skorla geçerek ilk yarıyı 4. sırada tamamlayarak liderle arasındaki 9 puanlık farkı korudu.