Pek çok kişinin merakla beklediği ama TGRT Haber kanalının iki hafta önceden duyurduğu mutlak butlan kararı bayram öncesinden mahkemeden çıktı. Ortalık ayağa kalksa da CHP Antalya örgütlerinde kararın aleyhinde veya lehinde net bir duruşu gören olmadı. Alanya Belediye Başkanı kartondan maketini Ankara’daki Özgür Özel mitingine göndermek gibi mizahi bir yola başvururken, CHP Manavgat İlçe Örgüt Başkanı Oykun Başar ve Milletvekili Aliye Coşar Ankara’da kol kola Özgür Özel’e destek verdi. Antalya’nın hiçbir ilçesinde yapılmayan yürüyüşler, halka açık söylevler, peş peşe beyanatlar, farklı partilerin ilçe başkanlarının kararı eleştirmesi ve bu ilçe başkanlarının Özgür Özel’e destek vermeleri bir bütün halinde sadece CHP Manavgat Örgütünde yaşandı. Anlayacağınız daha bölgenin vekili Sururi Çorabatır’ı ilçe örgütüne getiremeyen Aliye Coşar ve CHP Manavgat üyeleri bir hafta boyunca Manavgat’ta ortalığı ayağa kaldırdı. Ne var ki bir hafta sonra hepsi sus pus. İşin ilginç tarafı ise alanlarda ve örgüt binası buluşmalarında etrafta gençlerden ziyade emekliler vardı. Anlayacağınız CHP yapılmayanı yaparak gençlik ve kadın kolları başkanlığı yanında bir de emekli kolları başkanlığı kurarak toplumun her unsurunu mobilize ediyordu!
Oykun Başar 25 Mayıs konuşmasında Manavgat’ın Antalya siyasetinde lokomotif olduğunu, bu konuda kendini ispat ettiğini ve Antalya’daki CHP ilçe örgütleri arasında en önde olduğunu vurgularken CHP Manavgat Örgütünün başkanı olmaktan ne kadar kıvanç duyduğunu göğsünü gere gere anlatıyor ve Özgür Özel’in liderliğini kabul etme konusunda CHP Manavgat Örgütünün önderliğini hiçbir örgüte bırakmayacağını peşi sıra söylüyordu. 22 Mayıs konuşmasında aynı Oykun Başar, Kılıçdaroğlu’nu kayyım ilan etmekten çekinmeyerek CHP’nin AK Parti tarafından vesayet altına alınmaya çalışıldığını vurguladı.
Yolsuzluklar ve rüşvetle mücadelede ortalığı ayağa kaldıramayan, milletvekilleriyle ilçe örgütünü kol kola getirerek “CHP Manavgatlının emanetine sahip çıkmıştır ve çıkacaktır” dedirtemeyen Manavgat’ın devrimci köklere sahip siyasileri bir hafta boyunca meydanda butlan mesaisi yaptı! Fazla yorulmuş olacaklar ki şimdi kimse ortada yok. İlginç olan şey ise mevcut ve eski ilçe başkanlarının hepsi bazı milletvekilleriyle beraber siyasi ahlak kapsamında Kılıçdaroğlu’na verip veriştirirken aynı kişilerin yolsuzluklar konusunda Manavgatlılara hesap vermeyi, öz eleştiride bulunmayı unutmalarıdır. Acaba bu unutmuşluk hali yoldaşlık kültürüyle veya devrimcilikle açıklanabilir mi? “Belediye başkanlarımız bizi de örgütümüzü de kandırdılar, gerçek yüzlerini göremedik, baba ocağına halel getirdiler, üzgünüz” diyemeyen CHP Manavgat Örgüt Başkanı ve CHP’li bir Antalya Milletvekili “Biz zaten mutlak butlan kararının çıkacağını duyuyorduk, biliyorduk” diyor. Madem biliyordunuz ve duyuyordunuz da neden önceden yol haritanızı çizmediniz, neden eylemleriniz sadece bir hafta ile sınırlı kaldı? Bu arada siz 16,5 yıl boyunca Manavgat Belediyesinden yükselen yolsuzluk ve rüşvet dedikodularını, rant iş birliklerini de duymamıştınız değil mi? Kısacası laf çok ama icraat yok! Devrimcilik nutuklarınız, yoldaş edebiyatınız derin ama Manavgat’ın yolsuzluk ve rüşvetle çalınan geleceğini kurtarma azminiz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruma kararlılığınız maalesef ki bir o kadar sığ.
Manavgat Örgütü kendi partisinin yakın tarihini unutarak diğer partilere yaptığı mutlak butlan kararına karşı destek çağrısı, kurumsal hafızanın CHP’de nerelere geldiğini gösteren bir diğer meseledir. Ben kısaca hatırlatayım. 1998’in Ocak ayında Anayasa Mahkemesi Refah Partisini kapatırken CHP’nin merhum Genel Başkanı Deniz Baykal mahkeme kararının arkasında durmuş ve Refah Partisi’nin kapatılmasını destekleyen açıklamalar yapmıştı. Hatta aynı Baykal, Fazilet Partisi’nin 2001’de yine Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılması sırasında yargı kararlarına saygı duyulması gerektiğini ifade ederek ve partinin kapatılmasında kullanılan hukuki gerekçelerin doğru olduğunu ateşli cümlelerle ifade ediyordu.
CHP’nin bir yargı kararıyla kapatılmamasına rağmen diğer partilerden mutlak butlan kararına karşı destek beklemesi CHP Manavgat Örgütünün, Deniz Baykal’ın yargı kararlarına saygı duyulmasını istemesi anlayışını unuttuğunu gösteriyor. İşte CHP tam olarak bu! Aynı AK Parti gibi! İşine gelince yargı kararına saygı duyulmasını talep eder, işine gelmeyince yargı kararlarının tanınmasını arzular. Anlayacağınız üstü kaval altı şeşhane.
CHP Manavgat Örgütü, yargı tarafından alınan kararın AK Parti tarafından dizayn edilen bir yargı mekanizması tarafından alındığını üstü kapalı olarak belirterek kararın hukuki değil siyasi olduğunu, AK Parti’nin yargıda kurduğu vesayetin neticesinde ortaya çıktığını ifade ediyor. CHP’li Aliye Hanım’ın söylediği doğru mudur bilemem ama Refah ve Fazilet Partilerini kapatan Anayasa Mahkemesi çok mu tarafsızdı ya da yüksek yargı Çevik Bir ve şürekasının vesayeti altında değil miydi sorusunu sormadan duramayacağım. Aliye Coşar ve Oykun Başar unutmuş olabilir ama ben hatırlatayım rahmetli Genel Başkanları Deniz Baykal 28 Şubat’ta açıkça meşru hükümeti devirmeye çalışan ordu içindeki İsmail Hakkı Karadayı ve komuta kademesinin faaliyetlerini demokratik bir refleks olarak tanımlıyordu. Yani CHP o dönemde yargı içinde oluşan askeri baskıyı, vesayeti ve yönlendirmeleri kabul ediyor, desteğini göğsünü gere gere veriyordu.
Mutlak Butlan kararının alınmasına neden olan iddiaları “bu tür şeyler pek çok parti de yaşanıyor” diyerek geçiştiren ve yanlışı meşrulaştırmaya çalışan bazı CHP’li isimler, Antalya ve Manavgat Belediyelerindeki yolsuzlukları görmeden kamuoyuna temiz siyaset nutuklarını atması ise oldukça şaşırtıcı. Mutlak butlan kararı özü itibariyle hiçbir partiyi ilgilendirmez. Çünkü kararın alınmasına neden olan değişkenler diğer partiler tarafından belirlenmemiştir. Değişkenler kongre öncesinde Kılıçdaroğlu ile Özel-İmamoğlu cenahı tarafından tayin edilmiştir. Hatta Özel-İmamoğlu cenahı değişkenleri sabitlemiştir. O yüzden az sayıdaki farklı parti ilçe başkanlarının Özel-İmamoğlu hizbine verdiği destek ve lehte söyledikleri anlamsızdır, durumdan vazife çıkararak kendilerini kamuoyuna gösterme fırsatıdır. Eskiler “Mühür kimdeyse Süleyman odur” derdi. Dolayısıyla da diğer partilerin desteği olsa ne olmasa ne! Bunun bir anlamı kalmamıştır.
Kılıçdaroğlu’nun dedikleri mi Özel’in dedikleri mi doğrudur bilemem ama biz “beyan esastır” ilkesinden yola çıkarak ikisinin de birbiri hakkında söylediklerini doğru kabul ediyoruz. Bu yüzden ülke AK Parti’ye bırakılamayacağı gibi CHP’ye de altın tepside sunulmamalıdır. Kalın sağlıcakla.






