Olayları, olguları, fikirleri ve sözleri bağlamından kopararak bambaşka mecralara çekme eylemi olarak tanımlanabilecek “trollük”, aslında dilimizdeki karşılığıyla tam bir “yanlış yönlendirme” ya da “manipülasyon” mekanizmasıdır desek herhalde hata yapmış olmayız. Sosyal medyanın hayatımızda mutlak bir egemenlik kurduğu son yirmi yıllık dönemde; bazen yapay algılar oluşturmak, bazen haklı eleştirileri karikatürize ederek sulandırmak, bazen de şahısları körü körüne yüceltmek ya da yermek adına başvurulan bu eylem, tamamen art niyetli bir zihniyetin ürünüdür.
Cümleleri, kelimeleri ve anlatıları temel zemininden koparma üzerine inşa edilen bu eylemsellik hali; dijital dünyada bazen organize bir operasyon, bazen can sıkıntısı, bazen de kontrolsüz ego tatmininden doğan şahsi bir tutum olarak karşımıza çıkıyor. Bir siyasi veya sosyal çevreye yaranma, aidiyet hissetme dürtüsüyle yapılan trollüğün, son yıllarda profesyonel bir işe dönüştüğü ve ücret karşılığında yürütülen bir sektör haline geldiği rivayeti de artık yüksek sesle konuşulur oldu.
Şüphesiz ki bu ekosistemin en çirkin yüzü, bazı parti fanatiklerinin “gönüllü” olarak üstlendiği trollüktür. Siyasilerin toplumsal talepler veya eleştiriler karşısında cevap veremediği, tıkanıp kaldığı noktalarda parti fanatiklerinin “klavye delikanlılığına” soyunarak devreye girmesi; acziyetin insanı düşürebileceği en dramatik noktayı gözler önüne seriyor. Okuduğunu ve dinlediğini anlamayan –ya da bilerek anlamazlıktan gelen– bu kitle, trajikomik bir ahmaklık zırhına bürünerek, rasyonel bir dille cevap verilemeyecek bir topluluğun parçasına dönüşüyor. Düşünsenize; bu trol dostlarımız yazı yazabilecek ve cümle kurabilecek kadar Türkçe biliyorlar; fakat ne hikmetse aynı Türkçeyi okuduklarında ya da dinlediklerinde idrak etme yetisinden tamamen mahrum kalıyorlar. Bu durum ya kelimenin tam anlamıyla bir cehalet ya da organize bir art niyet taifesinin varlığına işaret ediyor.
Peki, bir trolde “fikir ve söz namusu” aranabilir mi? Eğer bu kişilerin temel ayırt etme yeteneklerinde organik bir problem yoksa, şahsi kanaatimizce bir trolde fikir ve söz namusunun barınması imkânsızdır. Eğer olsaydı, hakikati çarpıtmaz, kelimeleri bağlamından koparıp kuşa çevirmezlerdi. Dolayısıyla vicdani bir erozyonun sonucu olan trollük, özü itibarıyla yeni nesil bir paçozluğun dijital dünyadaki terennümüdür.
Gelelim bu konuyu neden bugün masaya yatırdığımıza… Malumunuz, son iki aydır dergimizin özellikle Facebook ve Instagram hesaplarında yayınlanan CHP ve AK Parti ile ilgili haberlerin altına, trol dostlarımız yoğun bir şekilde “misafirliğe” gelmeye başladı. Hoş gelmişler, sefa getirmişler, ne diyelim… Destekledikleri partileri müdafaa etme refleksiyle hareket eden bu hesaplar, haberlerimizi hakaretler eşliğinde baltalamaya çalışsalar da aleni küfür ve hakaret içermediği müddetçe, fikir hürriyeti kapsamında bu “trollemelere” elimizden geldiğince müdahale etmemeye gayret ediyoruz.
Ancak durum buyken, gerek CHP gerekse AK Parti cenahından gelerek körü körüne trollük yapan bu hesapları vicdana, ahlaka, aklıselime ve edebe davet etmeyi de “kalem sorumluluğumuzun” kaçınılmaz bir gereği olarak görüyoruz. Özellikle geçtiğimiz günlerde yayınladığımız “Antalya-Manavgat Karayolunda Vatandaş İsyanda!” başlıklı haberimize gelen trol tepkileri oldukça ibretlik ve enteresandı.
Örneğin bazı trol takipçilerimiz, Antalya ile Manavgat arasındaki D-400 karayolunu yalnızca Manavgat’ın içinden geçen lokal bir cadde zannederek, bölgedeki viyadük inşasının Manavgat sınırlarında olmadığını iddia etti ve bizi “yalan haber” yapmakla suçladı. Meselenin coğrafi ve teknik boyutundan bu denli uzak olmaları gerçekten düşündürücü. Hele ki rasyonel düşünceden tamamen kopmuş bazı trollerin, viyadük ve yeni yol çalışması tamamlandığında Alanya-Antalya arasının 33 ila 45 dakika gibi fiziksel olarak imkânsız bir süreye ineceğini müjdelemesi ise tam bir komedi unsuru oldu. Bir başka grup ise viyadük inşasına henüz iki ay önce başlandığını iddia ederek, mevcut aşamayı “dünya çapında bir mühendislik başarısı” ilan ediyordu. Hatta bazı “yerli ve milli” trollerimiz hızını alamayıp, Manavgat-Antalya arasındaki trafiğin abartıldığını, kendilerinin bu mesafeyi bir saatten çok daha az bir sürede katettiklerini ileri sürebildiler. Neden ileri sürmesinler ki onlar trol ve çoğu da okuduğunu, dinlediğini anlamayan sarı çizmeli ağalardan yani her konuda bilgi ve fikir sahibi olan siyasetten, sanata, ahlaktan, ekonomiye kadar…hatta başkanlarının hayatına kadar her şeyi bilenlerdir. Ne de olsa güçlü kanaatlere sahip bir topluluğun parçasıdırlar. Düşünmenin çokta geçerli olmadığı bir zamanda ortaya çıkan bu sefil gürüh AK Parti ve CHP ile ilgili fikir sahibi olmanın kutsandığı bir dünyanın olmazsa olmazları. Bizlere saf seçmemizi ve sürekli konuşmamızı dikte eden, sürekli bağıran, düşünme yerine hazır şablonlar kullanmayı tavsiye eden, hissetme yerine iftira atmayı öğütleyen bir felaketin evlatları.
Özetle; yorum yazan trollerin büyük çoğunluğuna göre Antalya-Manavgat yolunda her şey güllük gülistanlıktı; kilometrelerce uzayan araç kuyrukları ve saatler süren bekleyişler aslında hiç yoktu ya da nadiren yaşanıyordu. Serik çıkışındaki viyadük çalışması ışık hızıyla ilerliyordu ve hatta altyapı çalışmalarında ülkemiz Çin ile birlikte dünya liderliğini kimseye kaptırmıyordu! Doğu Türkistan’ı yutmaya çalışan Türk düşmanı Çin’i örnek göstermeleri de ilginç değil mi? Kısacası, son günlerde vizyona giren filmlere taş çıkartacak, “gülme garantili” bir eğlence arayan varsa dergimizin sosyal medya platformlarında ki yorumlar kısmına göz atabilir. Daha neler var neler bir bilseniz… Neyse, “trolün işi aklı başında insanı eğlendirmektir” deyip geçelim.
Hakikati görmek ve doğruyu teslim etmek normal bir insan için zor olmasa gerek. Ne var ki parti fanatizmi, ideolojik körlük ya da menfaat beklentileri, insanları bazen bilinçli bazen de bilinçsizce trolleştiriyor. Bu kardeşlerimize “el insaf” desek çok mu ağır olur, yoksa hafif mi kalır?
Unutmadan şunu da eklemek gerekir: Trollük performansı açısından bakıldığında, CHP fanatiği trollerin daha kırk fırın ekmek yemesi gerekiyor. AK Parti destekçisi trollerin çok daha organize, sistemli ve tecrübeli oldukları gün gibi ortada. Tavsiyem; her konuda AK Parti’yi taklit etmeye çalışan CHP destekçisi trollerin, bu dijital zanaatta kendilerinden fersah fersah ileride olan muadillerinden biraz ders almalarıdır. Nitekim geçenlerde paylaştığımız “Manavgat’ta Belediye Nerede Dedirten Bayram Görüntüsü!” haberinde CHP fanatiği troller organizasyondaki beceriksizliği onları adeta sınıfta bıraktı.
Son sözü, bu zihniyetin zamansız portresini çizen o kadim hakikate bırakalım:
“Kendilerine bildirilen o hesap gününe kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak; batıllarına dalsınlar, varsın oyalansınlar.”
Kalın sağlıcakla.






