ATSO BAŞKANI YUSUF HACISÜLEYMAN NE SÖYLEDİĞİNİN FARKINDA MI?

0
156

Ziya Paşa o çok bilinen beytinde; “Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” der. Mealen diyecek olursak “İnsanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir insanın aklının seviyesi yaptığı işte görünür”.

Bu beytin, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın son zamanlardaki söylemleriyle birebir örtüştüğünü görmek, Antalya sermayesinin içinde bulunduğu içler acısı durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Hacısüleyman, ATSO’nun 2026 Ocak ayı olağan meclis toplantısında, “Ülkemizde dünyanın pek çok ülkesine kıyasla okulları aynı günde açılıyor ve kapanıyor. 18 milyon öğrenci ve 1 milyon 200 bin öğretmen, yani yaklaşık 20 milyon kişi 15 gün boyunca aynı anda hareket ediyor. Ulaşım kilitleniyor, sağlık sistemi zorlanıyor, ekonomi sıkışıyor. Türkiye büyük bir ülke. Sömestr tatili 7 bölgeye ya da iklim koşullarına göre 60 güne yayılmalı. Bir bölge dönerken diğeri tatile çıksın. Ekonomi nefes alsın, tatili yıl içine yayalım” diye bir konuşma yapıyor.

Hem ATSO Başkanı hem de mecliste oturan seçilmiş meclis üyelerinin ne anlama geldiğini bilmediği bu açıklama açıkça Anayasal düzene tehdittir. Aynı zamanda bu konuşma, Antalya sermayesini önemli oranda oluşturan ATSO’lu burjuvanın içinin ne kadar da boş olduğunun tipik bir örneğidir.

Sermaye sınıfının dini, imanı paradır derler bilemeyiz ama dolarla uyuyup avro’yla uyandıkları kesindir. Anayasal işleyiş, vatan, milliyet gibi kavramlar sermayelerini büyütecekse iyi bir şeydir. Tersi olursa bu kavramların hepsine karşıdırlar. Hele küçük esnaf onlar için büyük balığı yakalamak için oltaya taktıkları yemden başka bir şey değildir.

Sermaye sınıfının yönetici koltuklarında oturanlar böyle peki, kendilerine devrimci, vatansever ve ulusalcı diyen sol ideolojiye sahip olduğunu iddia edenlere ne durumda? Onlar çok mu farklı?

Antalya ve Manavgat’ta toplumun geniş bir kesimini ilgilendiren konularda süt dökmüş kedi misali sessizliğe bürünen sözde devrimcilerin slogan atmaktan ve nutuk çekmekten başka bir şey yapmadıklarını defaten bu sütunlarda yazdık, dile getirdik. Manavgat ve Antalya maalesef devrimci mezarlığına döndü.

ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, gözümüzün içine baka baka, aklımızla oynar gibi ve sanki Türkiye eyaletlere bölünmüş gibi düzeni değiştirmeyi teklif ediyor, kimseciklerin sesi çıkmıyor.

Neredesiniz ey eğitim sendikaları, STK’lar, siyasi partiler, solcular, milliyetçiler, ulusalcılar…

Türkiye Cumhuriyeti devletinin merkeziyetçi ve Türk Ulusçuluğuna dayanan değerlere sahip bir devlet olduğunu unutan söz konusu açıklama 2026’ya da hala vizyonsuz, anayasanın ilkelerinden habersiz, son 40 yıldır aynı şeyi teklif etmekten bıkmayan, gündemi yakalayamayan yöneticilere sahip olduğumuzu gösterdi.

Bu açıklamanın sahibine sormak lazım okulları bölgelere göre tatile sokarsanız merkezi sınavları nasıl yapacaksınız?

Merkezi sınavlarda fırsat eşitliği amaçlanır. Ortak müfredat ortak tarihlerde öğretilmeye başlanır ortak tarihte tamamlanır ve herkesin öğrendiği konular üzerinden ortak tarihte sınavı yaparsınız. Siz kalkıp da farklı tarihlerde tatil yaparsanız kimi illerde öğrenci konuyu daha önce kimisinde daha sonra öğrenir. Bunun sonucunda da ortak sınavda fırsat eşitliğini sağlayamazsınız.

Sağlanamazsa ne mi olur?

Fakirin, fukaranın, kırsaldaki adamın ve dar gelirlinin çocuklarına hukukun, doktorluğun, eczacılığın, mühendisliğin, öğretmenliğin ve daha nice bölümlerin okutulduğu kaliteli üniversitelerin kapılarını kapatırsınız. İşte o vakit Türkiye’de sınıfsal bir yapının da oluşumu için devlet eliyle düğmeye basmış olursunuz. ATSO gibi önemli bir kurumun başındaki idarecinin sanırım biraz daha sorumlu ve sınırlı konuşması gerekiyor.

Evet, ülkemizde yaz dönemi ve sömestr tatildir. Peki, neden tatildir? 1 milyonun üzerinde olan öğretmenin kendilerini geliştirebileceği seminerlere katılması, bir sonraki yıla akademik hazırlık amacını taşıyan seminerlere, konferanslara katılmaları, araştırma yapan öğretmenlerin saha veya masa başı çalışmalarını toparlamaları, okulların eksikliklerinin tamamlanması için tatildir. Siz aylara göre, coğrafyaya göre tatili ayırırsanız bu ister istemez yükseköğrenime de sirayet eder, yeknesaklığı dağıtır; doktora ve yüksek lisansını yapan, yurtdışına eğitsel gözlem için çıkan öğretmenlerin çalışma dönemlerini ortadan kaldırırsınız.

Bununla birlikte Türkiye her ne kadar şişmanlamış şehir nüfusuna sahipse de şehirlerde yaşayan insanlarımızın önemli bir kısmı gurbette ve işçidir. Kazançları yılı çıkarmaya yetmediği için geldikleri memleketlerine yaz döneminde eşlerini ve okulu tatil olan çocuğunu göndererek aile bütçesini rahatlatan, yılı çıkarmasını sağlayan hasata, zanaatkârlığa ya da besicilik faaliyetlerine uğurlar. Siz bölgeye göre tatile geçerseniz bazı ailelerin mevsimlik tarım işçiliğini de sonlandırırsınız. Çay, fındık, biber vb. ürünlerin tarladan kaldırılmasına yardım eden mevsimlik işçiliği de bitirirsiniz. Çırak-Kalfa-Usta hiyerarşisiyle yazları meslek öğrenmeye çalışan çocukları geleneksel zanaat dallarından koparırsınız. Okulda alamadıkları ikinci ya da üçüncü yabancı dil eğitimini almak isteyen genç dimağları dil eğitiminden koparırsınız. Acaba Hacısüleyman bu konuşmayı yapmadan önce Türkiye’de kaç milyon insanın yaz döneminde memleketine dönerek yukarıda bahsettiğimiz faaliyetlere yöneldiğini öğrendi mi? TÜİK’ten konu ile ilgili bilgi aldı mı? Bu teklifi gündeme getirmeden önce kaç öğretmenin yaz döneminde akademik çalışmaya çıktığını YÖK’e ya da MEB’e sordu mu? Sayın Hacısüleyman siz öğrencilerin yaz döneminde sadece denize gidip top oynadıklarını veya sanal âlemde sörf yaptıklarını mı sanıyorsunuz?

Maalesef ki her gün bilinçli olarak devletin merkezi uygulamalarına bilinçli ya da bilinçsiz bir itiraz geliyor. Bunun son temsilcilerinden biri olan Hacısüleyman’a sormak lazım asıl amacınız nedir? Avrupa veya ABD’deki gibi federal yönetimlerin eğitim sahasındaki uygulamalarını neden Türkiye’nin gündemine getirmek istiyorsunuz? Türkiye’deki hali hazırdaki sistem, sözcülüğünü yaptığınız büyük sermaye sahipleri açısından yoksa yeteri kadar gariban Antalyalıyı sömüremiyor mu, bunu mu demek istiyorsunuz? Yıllık sözleşmeli işçi yerine gündelikli çalışan ve bundan dolayı da sosyal hakları kısıtlı olacak olan paryaya mı ihtiyacınız var?

Konuşmasında abartı üstüne abartı yapan Hacısüleyman haklılığını ifade etmek için tatilde evine gitmek isteyen öğrencinin otobüs bulamadığından, karların yolu kapattığından bahsederek Türkiye’nin ilkelliğini ima etme cüretinde de bulunuyor. İstisnai yaşanılanları genele şamil kılıyor. Sormak lazım Sayın Hacısüleyman’a hangi Türkiye’de yaşıyorsunuz, en son ne zaman otobüs bileti almak istediniz de size yoğunluk gerekçe gösterilerek bilet satılmadı? Karayolları kar döneminde gece gündüz çalışır yolu açık tutarken, otobüs firmaları ek sefer koyarak keşke tatil gelse de iş hareketlense derken ATSO Başkanı Hacısüleyman hakikatlerden bihaber.

Sayın Hacısüleyman konuşmasında yoğunluktan dolayı hastanelerde de dengesizlik oluştuğunu söylemiş. Sayın Hacısüleyman o dengesizlik zaten hep var. Antalya’nın en büyük ilçesi Manavgat Devlet Hastanesine bir bakın. Tatil olsa da olmasa da doktor yetersiz, kapasite yetersiz, yeni hastane inşaatı hala temelden çıkamadı. Nasıl ki Manavgat Devlet Hastanesi sorunu iş bilmez siyasilerden ve popülizm siyasetinden neşet ettiyse ATSO’nun sorunu da fil kulelerinde yaşayan idareciler tarafından yönetilmesidir.

Sahi sormadan edemeyeceğim: “Sayın Hacısüleyman’ı ATSO Başkanı olarak kim seçti, Antalyalı esnaf ve sanayiciler mi?” Kalın sağlıcakla.

  • Bahse konu edilen açıklamayı https://youtube.com/shorts/911Mt3WzNbs?feature=share adresinden izleyebilirsiniz.