31.3 C
Antalya
Cumartesi, Eylül 12, 2026
Ana Sayfa Gündem SİYASETİN ÇİFTE STANDARDI: ANTALYA’DAKİ İDDİALARDAN EPSTEİN GÖLGESİNE AKLIN VE AHLAKIN SINAVI

SİYASETİN ÇİFTE STANDARDI: ANTALYA’DAKİ İDDİALARDAN EPSTEİN GÖLGESİNE AKLIN VE AHLAKIN SINAVI

0
182

Geçen hafta Antalya siyasetine damga vuran en önemli gelişme, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile ilgili yerel ve ulusal basına yansıyan yeni ve ağır iddialar oldu. Soruşturma dosyasında yer alan mağdur ifadeleri, Böcek’in de dahil olduğu reşit olan ve olmayan kişilerle ilgili fuhuş iddiaları gazetelerin sütunlarında iri puntolarla yerini aldı. Yargılama sürecinin sonucunda gerçeğin ne olduğu ortaya çıkacak olsa da olayın medyaya yansıması toplumda infial yarattı.

Küçüğün korunması ve kamu gücünün yasalara aykırı kullanımına yönelik haklı tepkilerden biri, “Manavgat’ın Kızı” unvanıyla bilinen AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal’dan geldi. Çokal, konunun siyaset üstü bir hassasiyet gerektirdiğini vurgulayarak sürecin takipçisi olacağını açıkladı. AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ve Yunus Günal’da konuya sert eleştirilerle dahil olarak Böcek ve çevresini ağır söylemlerle eleştiren isimler arasında yer aldı. Benzer bir duyarlılığı Muhittin Böcek’in eski mesai arkadaşları olan Cavit Arı, Aliye Coşar, Aykut Kaya, Mustafa Erdem ve Sururi Çorabatır’dan da bekleyen kamuoyu ise derin bir sessizlikle karşılaştı.

İlkeli Siyaset mi, Seçici Duyarlılık mı?

Tuba Vural Çokal’ın Muhittin Böcek merkezli iddialar karşısındaki sert tutumu tutarlı bir duruş gibi görünse de işin arka planındaki tercihler aslında ciddi bir çelişkiyi de gözler önüne serdi. Çokal, yereldeki bu ahlaki skandala karşı ses yükseltirken, küresel ölçekte çocukların ve gençlerin akıbetini ilgilendiren dört beş ay öncesinde Türkiye’de geniş yankı uyandıran Epstein Skandalına ise ses yükseltmeyi tercih etmemiş, Epstein Skandalının Türkiye ayağının araştırılması için kurulan Meclis Araştırma Komisyonu önergesine ret oyu verenler arasında yer almıştı.

Hatırlanacağı üzere, İYİ Parti’nin Türkiye’de (özellikle depremler sonrasında) kaybolan çocukların küresel suç ağlarının hedefi haline gelmiş olabileceği ihtimaline karşı açılmasını istediği araştırma önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmişti. Saadet Partisi, HÜDA PAR, EMEP ve CHP milletvekillerinin konuya dair çok sayıda soru önergesi vermesine rağmen, iktidar kanadından tek bir isim bile ne sürece destek vermiş ne de verilen önergelerin kabulü için çalışma yapmıştı. Mesele Muhittin Böcek olduğunda sert açıklama yapmaktan geri durmayan ve ahlakçılık taslayan siyasiler, birkaç ay öncesinde yaşanan Epstein skandalına ve bunun Türkiye’deki uzantılarına geldiğinde adeta sessizliğe büründü. AK Partili siyasiler Epstein Skandalında; Yeni Partili ve CHP’li siyasiler ise Muhittin Böcek konusunda partisel ve kişisel aidiyetler çerçevesinde, çocukların ve gençlerin korunmasında gösterdikleri tarafgir tutum kamu vicdanında derin bir yara açtı desek herhalde yanılmayız.

Diplomatik Sessizlik ve Siyasi Rant Çelişkisi

Hatırlanacağı üzere ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Thomas J. Barrack’ın adının Epstein belgelerine karıştığının ortaya çıkması, muhalefet kanadında büyük bir tepkiye yol açmıştı. Antalya Milletvekili Saadet Partili Şerafettin Kılıç, belgelerdeki şaibeli yazışmalara dikkat çekerek Türkiye Cumhuriyeti’nin çocuk istismarı iddialarıyla anılan bu isimle diplomatik ilişki kurmaması gerektiğini savunmuş ve Büyükelçi’nin istenmeyen adam ilan edilerek sınır dışı edilmesi çağrısında bulunmuştu.

Yereldeki iddialarda çocukların ve gençlerin yanında olacağını beyan eden Tuba Vural Çokal’ın, uluslararası boyuttaki skandala ve meslektaşı Şerafettin Kılıç’ın çağrısına neden sessiz kaldığı sorusu ise ortada duruyor. Bu durum, tepkilerin adalet veya mağdur haklarından ziyade, siyasi rant elde etme amacı taşıdığı yönündeki eleştirileri de bir nevi haklı çıkarıyor. AK Partili Çokal ve Antalya AK Parti idarecileri Siyonist ve küresel suç ağlarının Türkiye ayağının üzerine gitmekten kaçınırken, yereldeki rakipleri üzerinden ahlak dersi vermesi bize göre çifte standart ve maslahattan başka bir şey değildir. Gündelik yaşantıda denildiği gibi “bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp geçelim”.

Yoksulluğun ve Ekonomik Krizin Doğurduğu Ahlaki Çöküntü

Giriş kısmında özetini verdiğimiz Antalya’daki olayın en can alıcı ve köklü noktası ise mağdurların bu tür gayri ahlaki ilişkilere yönelme nedenlerinde gizlidir. Basına yansıyan ifadelerden anlaşılacağı üzere, genç kızların bu karanlık çarkın içine çekilmesindeki ortak payda yoksulluk, parasızlık, işsizlik ve kötü yaşam koşullarıdır. İnsan sormadan edemiyor insan onuruna yakışır imkanların inşa edilemediği, gençlerin ekonomik çıkmazlar yüzünden istismara açık hale geldiği Türkiye’deki ve özelde Antalya’daki düzenin sorumlusu kimdir, bu düzeni yok etmek için seçilenler bugüne kadar konuşmaktan ve rakiplerine laf sokmaktan başka hangi somut başarıyı yakaladı?

Saadet Partisi Manavgat İlçe Başkanı İlhami Demiral başta olmak üzere birçok yerel siyasi isim, işsizliğin ve adaletsiz gelir dağılımının sadece ekonomik değil, aynı zamanda ağır bir ahlaki çöküntü doğuracağı konusunda yetkilileri defalarca uyarmıştı. Muhittin Böcek ve benzeri figürlerin etrafında yaşanan bu skandallar, AK Parti iktidarı döneminde derinleşen yoksulluk krizinin ve enflasyon girdabına sürüklenen ekonomik sistemin doğrudan bir neticesi olduğu kanaatindeyiz. Faiz lobilerine ödemeler yapılırken, üretime dayalı ekonomi zayıflarken ve enflasyon halkı ezerken; bu tablodan beslenenler ise nedense güç ve makam sahibi olan “kart zamparalar” oldu.

Sistemi Dönüştürmeden Gerçek Adalet Sağlanamaz

Okullarda ahlakı, sabrı ve maneviyatı öncelemeyen, gençleri dünya zevklerinin peşinde harcanacak birer nesneye dönüştüren sistemin mimarları, bugün yaşanan tablonun baş sorumlusudur. Sosyal medyada çetelerin çoğaldığı, gençlerin uyuşturucu bataklığına sürüklenme oranlarının arttığı bir ortamda, sadece Muhittin Böcek gibi belirli şahısları hedef alarak meseleyi çözmek mümkün değildir.

Önemli olan yalnızca münferit kişileri cezalandırmak değil, bu tür ahlaki zaafların rahatça üremesine imkan tanıyan bozuk düzeni kökten değiştirmektir. Aksi takdirde adını dahi duymadığımız nice mağdur gençler harcanmaya, sistem ise kendi yarattığı canavarlar ve kurbanlar üzerinden riyakar tartışmalarla vakit kaybetmeye devam edecektir. Kalın sağlıcakla.