Ahmet Davutoğlu, genel başkanı olduğu Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını açıkladı.
Davutoğlu kararı, akşam saatlerinde X üzerinden yaptığı yazılı açıklamayla paylaştı.
“Parti siyasetinden çekilme kararını”, “kirlenmiş siyasi iklimin parçası olmamak amacıyla” aldıklarını belirten Davutoğlu, kararı “ahlaki bir mesafe koyma kararı” olarak niteledi.
Davutoğlu’nun Yeniden Refah Partisi ve Saadet Partisi’yle yaptığı birleşme görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması sonrası siyaseti bırakma kararı aldığı öğrenildi.
Davutoğlu ise açıklamasında, “Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır” dedi, “genelde siyasi sistemin, özelde ise parti siyasetinin büyük bir çıkmaza girdiğini” savundu.
Davutoğlu, açıklamasında siyasete devam edip etmeyeceğine dair net bir ifade kullanmadı.
Ancak açıklamada, “Bu bir teslimiyet kararı değildir. Bu, Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır” dedi.
Açıklamasında “siyasetten topluma kutuplaşma yayıldığını” belirten Davutoğlu, bu durumun “ortak aidiyet bilincini tahrip ettiğini” söyledi.
Davutoğlu, ülkedeki sosyo-ekonomik uçurumların büyüdüğünü, liyakat ilkelerinden sapıldığını ve siyasetçi kimliğinin derin itibar kayıplarına uğradığını belirtti.
Kayyum uygulamalarına da değinen Davutoğlu, “Milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının artık günlük siyasi pratikler haline gelerek normalleşmesi, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi anlamsızlaştıran, demokrasi ahlakına ve milli irade kavramına vurulan büyük bir darbedir” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu açıklamasında, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıfladığı”, denge ve denetim mekanizmalarının yokluğunda “çoğulcu demokratik hukuk düzeninin yerini kalıcı bir otoriter yapıya bırakabileceği” uyarısını yaptı.
Bu tehlikenin “herhangi bir cumhurbaşkanının şahsından bağımsız” olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Sorun, kişiden öte bir sistem sorunudur” dedi.
Davutoğlu, bir diğer “tehlikenin” de, “otoriterleşmenin, yolsuzlukların, gelir adaletsizliğinin, yasakların ve hukuk ihlallerinin doğurduğu öfke dalgasının rövanşist bir karşı iktidara dönüşme tehlikesi” olduğunu aktardı.






