Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları Başkanlığı Gerçekleştirdiği Basın Açıklamasıyla Sosyal Çürümeye Dikkat Çekti
Yapılan açıklamada bireysel, sosyal ve toplumsal çürümenin nedenleri hakkında bilgi verilerek çözüm önerileri sunuldu. “Son günlerde ülkemiz gündeminde yer alan sosyal ve kültürel hayatta karşımıza çıkan ahlaki çöküş maalesef ki sosyal çürümenin ulaştığı noktaları bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bir yandan Siyonist Epstein olayının dünyada oluşturduğu ahlak ve etik konularında başlattığı sorgulama hali diğer yandan ülke dinamiklerinde yaşanan kırılmalar Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları olarak bizleri sosyal, ahlaki ve vicdani çürümeyle ilgili konularda düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşmaya sevk etmiştir” denilen basın açıklamasında şeffaflık vurgusu yapıldı.
Şeffaflık ve Liyakat Zedelendi
Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları Başkanı Şükran Tümenci Gök açıklamasında: “Maalesef ki başta Manavgat ve ülkemizde yaşanan liyakat ilkesinin zedelenmesi, şeffaflık ve hesap verebilirliğin kaybolması, hukuk ve adalet mekanizmalarının güven üretme kapasitesini yitirmesiyle sosyal çürüme her geçen gün derinleşmektedir. Siyasetin ahlâkî zeminini kaybederek kazanma ve iktidar olma arzusuna yoğunlaşması, medyanın hakikat yerine sansasyon üretmesi ve siyasetin kutuplaşma üzerinden yeniden şekillenmesi sosyal çürümeyi hayatın olağan akışı içerisine yerleştirmiştir. Kadının toplumsal hayattaki kurucu rolünün zayıflaması, ailenin taşıyıcı kolon olmaktan uzaklaşması ve gençlerin anlam ile aidiyet krizleri yaşaması, aile kurumunun zayıflaması, sosyal çürümenin hem nedeni hem de görünür sonucu olarak öne çıkmaktadır” dedi.
Yüzelleşmeye Dikkat Çekildi
“Ananevi dayanışma biçimlerinin yerini bireyselleşmenin alması, ilişkilerin yüzeyselleşmesi ve toplumsal rollerin belirsizleşmesi geleneksel değer yargılarımızın aşınmasına yol açmaktadır. Üzülerek ifade etmeliyiz ki ortak değerlerin zayıflaması, toplumsal aidiyet duygusunu kırılgan hâle getirmekte ortak bir “doğru” anlayışı yerine bireysel çıkar ve haz merkezli yaşam biçimlerine yönelmenin güçlenmesi Batı Medeniyetinin ülkemizde güçlenmesini kolaylaştırmaktadır. Ahlak ve fazilet eksenli olan Medeniyetimize, Batıdan yapılan müdahale çürümeyi hızlandırmaktadır”
Çürümenin Boyut ve Nedenleri Şaşkınlık Oluşturdu
“Saadet Partisi Manavgat Kadın Kolları olarak sosyal çürümenin temel nedenleri arasında ahlâkî değerlerin zayıflamasının yer aldığına inandığımızı belirtmeliyiz. Adalet, dürüstlük, sorumluluk ve merhamet gibi toplumsal düzeni ayakta tutan değerlerin aşınması, nefsi ve çıkar odaklı davranışları yaygınlaştırmakta, toplumu pasif hale getirmektedir.” denilen açıklamada: ” Özellikle LGS, YKS gibi sınavların etrafında şekillenen eğitimin salt akademik başarıya indirgenmesi, ahlak ve karakter gelişimini ikinci plana itmektedir. Ayrıca gelir adaletindeki dengesizlik ve hukuka olan güvenin azalması, toplumsal normlara uyumu zayıflatarak sosyal çözülmeyi hızlandırdığı yadsınamaz. Medya ve sosyal medya kültürünün şiddet, tüketim ve eğlence odaklı içerikleri yaygınlaştırması sosyal çürüme sürecini besleyen unsurlar arasında olduğunun altını çizmeliyiz. Özellikle ahlaki değerlerin aşınması, doğruluk, sorumluluk ve dayanışma gibi değerlerin bağlayıcılığını yitirmesi, toplumsal düzeni zedelediği herkesçe bilinmekteyse de gerekli önlemler alınmamaktadır. Aile kurumunun zayıflaması, değer aktarımının kesintiye uğramasına ve kuşaklar arası bağların kopmasına yol açması sistematik bir soruna dönüşmüştür. Bu sürecin önlenebilmesi için değer temelli eğitim politikalarının geliştirilmesi, aile kurumunun güçlendirilmesi ve adalet duygusunun toplumsal düzeyde yeniden tesis edilmesi gerektiğinin altını çizmek istiyorum” denildi.
Açıklama Son 40 Yılda Takip Edilen Neoliberal Politikaların Sonuçlarına Odaklandı
“Değerli katılımcılar her ne kadar 1982 Anayasası ailenin korunmasını devletten talep etse de neoliberal politikaları sürdüren ve kapitalistleşmek isteyen hükümetler eliyle bu konuya yeteri kadar önem verilmedi. Aile kurumunun, toplumsal çürümenin merkezinde yer aldığı gerçeği görmezden gelindi. Aile, bireyin değerlerle ilk temas kurduğu, sorumluluk ve aidiyet bilincini edindiği temel yapı olduğu gerçeği unutuldu. Dolayısıyla da Aileden sorumlu bakanlarımız ailenin zayıflaması ile toplumsal çürüme arasındaki neden sonuç ilişkisini bir türlü göremedi.
Boşanma oranlarındaki artış, evlilik yaşının yükselmesi, aile içi iletişimin zayıflaması ve ekonomik baskılar; ailenin işlevlerini yerine getirmesini zorlaştırmaktadır. Bu durum, kuşaklar arası değer aktarımını sekteye uğratmakta ve toplumsal sürekliliği zayıflatmaktadır. Bireylerin birbirine, kurumlara ve geleceğe duyduğu güvenin zayıflaması; dayanışma kültürünü ve toplumsal güveni aşındırmaktadır. Bununla birlikte siyasi, kültürel ve yaşam tarzı temelli kutuplaşma; toplumu “biz” ve “onlar” şeklinde keskin ayrımlara sürüklemektedir. Bu noktada toplumsal çürüme, yalnızca sosyal ilişkilerin değil; ortak bir gelecek tahayyülünün de çözülmesi anlamına gelmektedir.
Toplumsal çürüme maalesef ki kurumlarında çürümesine ortam hazırlamıştır. Nitekim kurumların bugün geldiğimizde noktada kural koyucu olma veya bunu benimsetme görevi hem zayıflamış hem de güven verme, adaleti sağlama misyonunu da yitirdiği görülmektedir. Kurumsal çürüme, bireysel ve toplumsal çürümenin hem sonucu hem de hızlandırıcısıdır.
Liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik esas alınmadan kurumlara duyulan güven yeniden tesis edilemez. Devlet kurumlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik esas olmalıdır. Saadet Partisi olarak; ahlakı önceleyen, adaleti tesis eden, emeği yücelten ve umudu büyüten bir Türkiye için kararlılıkla mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki adalet olmadan huzur, ahlak olmadan gelecek olmaz. Siyasette ayrıştırmayı değil birleştirmeyi, kutuplaştırmayı değil kucaklaşmayı esas alıyoruz. Hiçbir vatandaşın kimliği, inancı, dünya görüşü veya hayat tarzı nedeniyle baskıya uğramadığı bir toplumsal düzeni taahhüt ediyoruz. Toplumsal huzur için helalleşme, normalleşme ve ortak aklı önceleyen bir siyaset anlayışını benimsiyoruz.”




